Peygamber'e indirileni (Kur'an'ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. "Ey Rabbimiz! İnandık. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenler (Muhammed'in ümmeti) ile beraber yaz" derler.

وَاِذَا سَمِعُوا مَا اُنْزِلَ اِلَى الرَّسُولِ تَرٰٓى اَعْيُنَهُمْ تَفِيضُ مِنَ الدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا مِنَ الْحَقِّ يَقُولُونَ رَبَّنَا اٰمَنَّا فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ

ve iƶā semiǔ mā unzile ilā r-rasūli terā eǎ'yunehum tefīDu mine d-dem'ǐ mimmā ǎrafū mine l-Haḳḳi yeḳūlūne rabbenā āmennā fe ktubnā meǎ ş-şāhidīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāve zaman
2سَمِعُواsemiǔس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakdinledikleri
3مَاşeyi
4اُنْزِلَunzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirilen
5اِلَىilā
6الرَّسُولِr-rasūliر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleElçi'ye
7تَرٰٓىterāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görürsün
8اَعْيُنَهُمْeǎ'yunehumع ي نGöze zarar vermek, birinin gözüne nazar değdirmek, gözyaşı dökmek, casus olmak. Aayan - görünmek, yüzleşmek. 'Ainun - göz, bakış, ağaç kovuğu, casus, üç harfli kelimenin ortasındaki harf, su kaynağı, baş, bir yerin ileri geleni. A'yan (çoğul 'Inun): güzel, iri gözlü, güzel kara gözlü. Ma'iinun - su, kaynak.gözlerinin
9تَفِيضُtefīDuف ي ضBol olmak, taşmak, çoğalmak, serbestçe akmak, yayılmak. Afada - dökmek, ilerlemek, geri dönmek, herhangi bir iş veya iletişime dalmak, kalabalık içinde bir yerden başka bir yere gitmek. (hem geçişli hem geçişsiz)dolup taştığını
10مِنَmine
11الدَّمْعِd-dem'ǐد م عAğlamak, gözyaşı dökmek.yaşla
12مِمَّاmimmādolayı
13عَرَفُواǎrafūع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağıtanımalarından
14مِنَmine
15الْحَقِّl-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçekleri
16يَقُولُونَyeḳūlūneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler ki
17رَبَّنَاrabbenāر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimiz
18اٰمَنَّاāmennāا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninandık
19فَاكْتُبْنَاfe ktubnāك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetbizi yaz
20مَعَmeǎberaber
21الشَّاهِدِينَş-şāhidīneش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.şahidlerle

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Peygamberlere indirileni duydular mı gerçeği tanıdıklarından görürsün ki gözleri yaşla dolar da taşar. Derler ki: Rabbimiz, inandık biz, bizi gerçeğe tanık olanlardan et.

Abdulkadir Gölpınarlı

Peygamberlere indirileni duydular mı gerçeği tanıdıklarından görürsün ki gözleri yaşla dolar da taşar. Derler ki: Rabbimiz, inandık biz, bizi gerçeğe tanık olanlardan et.

Adem Uğur

Resûle indirileni duydukları zaman, tanış çıktıkları gerçekten dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz! İman ettik, bizi (hakka) şahit olanlarla beraber yaz."

Ahmed Hulusi

Er-Rasul'e (Hz. Rasulullah'a) inzal olunanı işittiklerinde, tanıyıp - bildikleri Hak'tan nazil olmuş bir kısım bilgiden dolayı, gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. . . Derler ki: "Rabbimiz, iman ettik. . . Artık bizi şahitlerle beraber yaz. "

Ahmet Tekin

Allah’ın Rasûlüne indirileni, Kur’ân’ı dinledikleri zaman, onun hak bir kitap olduğunu bildiklerinden, gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. 'Ey Rabbimiz, biz de iman ettik. Bizi de Kur’ân’ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir örnek önderlerle, doğruları konuşan şâhitlerle, sâlih kimselerle beraber yaz' derler.

Ahmet Varol

Peygambere indirileni duyduklarında, hakkı tanıdıkları haktan dolayı gözlerinin yaşla dolduğunu görürsün. [12] Şöyle derler: 'Ey Rabbimiz! İman ettik, bizi şahitlerle beraber yaz.

Ali Bulaç

Elçiye indirileni dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz inandık; öyleyse bizi şahidlerle birlikte yaz."

Ali Fikri Yavuz

Peygambere indirileni (Kur’an’ı, Hristiyanların anlayışları) dinledikleri zaman, hakkı anladıklarından ötürü gözlerinin yaşla dolup boşandığını görürsün. Onlar şöyle derler: “Ey Rabbimiz! İman ettik, şimdi bizi şehâdet getirenlerle beraber yaz.”

Ali Rıza Safa

Elçiye indirileni dinlediklerinde, Gerçek Olanı tanıdıkları için, gözlerinden yaşlar boşaldığını görürsünüz. Derler ki: "Efendimiz; inandık! Artık, bizi, tanıklarla birlikte yaz!"

Bayraktar Bayraklı

Peygambere indirileni duydukları zaman gerçeği anlamalarından dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: "Ey Rabbimiz! İman ettik; bizi şahit olanlarla beraber yaz!"

Bekir Sadak

(83-84) Peygambere indirilen Kur'an'i isittiklerinde, gercegi ogrenmelerinden gozlerinin yasla dolarak, «Rabbimiz! Inandik, bizi de sahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasini umarken nicin Allah'a ve bize gelen gercege inanmayalim?» dediklerini gorursun.

Celal Yıldırım

Peygambere indirileni işitince, Hakk'a olan aşinalıklarından dolayı gözlerinde yaş dolup boşaldığını görürsün. «Rabbimiz! İnandık, bizi (hakka) şâhidlerle beraber yaz» derler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Peygamber’e indirileni dinledikleri zaman hakikate dair bilgileri bulunduğundan dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: “Rabbimiz! İman ettik, bizi hakka şahitlik edenlerle beraber yaz.

Diyanet İşleri

Peygamber'e indirileni (Kur'an'ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. "Ey Rabbimiz! İnandık. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenler (Muhammed'in ümmeti) ile beraber yaz" derler.

Diyanet İşleri (eski)

(83-84) Peygambere indirilen Kuran'ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, 'Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?' dediklerini görürsün.

Diyanet Vakfi

Resûle indirileni duydukları zaman, tanış çıktıkları gerçekten dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: «Rabbimiz! İman ettik, bizi (hakka) şahit olanlarla beraber yaz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Peygamber'e indirilen (Kur'ân)i dinledikleri zaman, onun hak olduğunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Onlar: « Ey Rabb'imiz iman ettik, bizi de şahitlerden yaz» derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Peygambere indirileni dinledikleri zaman onun hak olduğuna aşinalıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup boşandığını görürsün. Onlar: "Ey bizim Rabbimiz, inandık iman getirdik, şimdi Sen bizi şahitlik yapanlarla beraber yaz!

Elmalılı Hamdi Yazır

Peygambere indirileni dinledikleri zaman da gözlerini görürsün ki aşina çıktıkları haktan yaşlar dolub boşanarak "ya Rabbena derler: inandık iyman getirdik, şimdi sen bizi şehadet getirenlerle beraber yaz"

Erhan Aktaş

Resul'e indirileni duydukları zaman, gerçeği anlamalarından dolayı onların gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Ey Rabb'imiz! İman ettik, öyleyse bizi şahitlerle beraber yaz."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Resul'e indirileni duydukları zaman, gerçeği anlamalarından dolayı onların gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Ey Rabb'imiz! İman ettik, öyleyse bizi şahitlerle beraber yaz."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rasul'e indirileni duydukları zaman, gerçeği anlamalarından dolayı onların gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Ey Rabb'imiz! İman ettik, öyleyse bizi şahitlerle beraber yaz.".

Fizilal-il Kuran

Peygambere indirilen Kur'an'ı işitince gerçeği tanımalarının sonucu olarak gözlerinden yaşlar akarken onların şöyle dediğini görürsün: «Ey Rabbimiz, inandık, bizi de gerçeğe şahit olanlar arasında yaz.»

Gültekin Onan

Elçiye indirileni dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz inandık; öyleyse bizi şahidlerle birlikte yaz."

Hamdi Döndüren

Bu yüzden, sen onların elçiye indirileni dinlediklerinde, tanıdıkları gerçekten dolayı, gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: “Ey Rabbimiz! İman ettik, bizi (gerçeğe) tanıklık edenlerle beraber yaz!”

Hasan Basri Çantay

Peygambere indirilen (Kur'an-ı kerim) i dinledikleri vakit da hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşla dolub taşdığını görürsün onların. (Şöyle) derler: "Ey Rabbimiz, iman etdik. Artık bizi (hakka) şahid olanlarla beraber yaz".

Hasib Asutay

Peygambere indirileni (Kur'an'ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolduğunu görürsün. Derler ki: 'Ey Rabbimiz! İman ettik, bizi (hakka) şahit olanlarla beraber yaz. (43) (43. Bu âyette iman eden Hıristiyanlara işaret edilmektedir.)

Hayrat Neşriyat

Hem (o bir kısım âlim ve râhiblerin) peygambere indirileni (Kur’ân’ı) dinledikleri zaman, (esâsen âşinâ olup) tanıdıkları bu haktan dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün! 'Rabbimiz! Îmân ettik, artık bizi (hakka) şâhid olanlarla berâber yaz!' derler.

İbni Kesir

Peygambere indirileni işittiklerinde; hakkı tanıdıklarından dolayı gözleri yaşla dolup taşar da derler ki: Rabbımız; biz, iman ettik, bizi de şahidlerle beraber yaz.

Mehmet Okuyan

Elçiye indirileni duydukları zaman, tanıdıkları gerçeklerden dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: “Rabbimiz! İman ettik, bizi (gerçeğe) şahit olanlarla birlikte yaz!

Muhammed Esed

Onlar bu elçiye indirileni anlamaya başladıkları zaman gözlerinden yaşlar boşaldığını görürsün, çünkü ondaki hakikatin bir kısmını tanırlar; (ve) "Ey Rabbimiz" derler, "Biz inanıyoruz: öyleyse bizi hakikate şahitlik yapanlar ile bir tut."

Mustafa İslamoğlu

Onlar Peygamber'e indirileni işittiklerinde, ondaki hakikatleri kavradıkları için gözyaşlarının çağladığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz! İnandık biz: o halde bizi de hakka şahit olanlarla birlikte yaz!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Peygamber'e indirilmiş olanı dinledikleri zaman, hakkı bildiklerinden dolayı onların gözlerinin yaş ile dolup taştığını görürsün. Derler ki: «Ey Rabbimiz! İmân ettik, artık bizi (hakka) şahit olanlar ile beraber yaz.»

Ömer Öngüt

Peygamber'e indirileni dinledikleri zaman; hakkı tanıdıklarından ötürü gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: “Rabbimiz! Biz iman ettik, bizi de şâhit olanlarla beraber yaz!”

Suat Yıldırım

(83-84) Peygambere indirilen Kur’ân’ı dinledikleri vakit, onda âşinaları olan hakikate kavuşmaları sebebiyle gözlerinin yaşla dolup taştığını görür ve şöyle dediklerini işitirsin: "İman ettik ya Rabbena! Bizi de hakka şahitlik edenlerle beraber yaz! Bütün isteğimiz ve umudumuz, Rabbimizin bizi hayırlı insanlar arasına dahil etmesi iken, ne diye Allah’a ve bize gelen bu hakikate iman etmeyelim ki?"

Süleyman Ateş

Elçi'ye indirilen(Kur'an)ı dinledikleri zaman, tanıdıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz, inandık, bizi şahidlerle beraber yaz!"

Süleymaniye Vakfı

Bu resule indirileni dinlediklerinde ona inen gerçeği tanımalarından dolayı onların gözlerinden yaşlar boşaldığını görürsün. Derler ki: Rabbimiz! İnanıp güvendik; bizi buna şahit olanlarla birlikte yaz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunlar, o elçiye indirileni işittiklerinde tanıdıkları o gerçeklerden dolayı gözleri yaşarır. Derler ki "Rabbimiz! İnanıp güvendik; bizi şahitler arasına yaz.

Şaban Piriş

Peygamber'e indirileni işittikleri zaman, gerçeği anlamalarından dolayı gözlerinin yaşla dolduğunu görürsün, -Rabbimiz, iman ettik, bizi de şahitlerle beraber yaz! derler.

Tefhim-ul Kuran

Peygambere indirileni dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün. Derler ki: «Rabbimiz inandık; öyleyse bizi şahidlerle birlikte yaz.»

Ümit Şimşek

Peygambere indirileni işittiklerinde, âşinâ oldukları haktan dolayı gözlerinin yaşla dolduğunu görürsün. 'Ey Rabbimiz, iman ettik,' derler. 'Sen de bizi hakka şahitlik edenlerle beraber yaz.

Yaşar Nuri Öztürk

Resule indirileni dinlediklerinde farkına vardıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Şöyle derler: "Ey Rabbimiz, iman ettik. Artık bizi de gerçeğin tanıklarıyla birlikte kaydet."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allahın elçisinə nazil ediləni dinlədikləri zaman haqqı bildiklərinə görə onların gözlərinin yaşla dolduğunu görərsən. Onlar deyərlər: “Ey Rəbbimiz! Biz iman gətirdik, bizi də şahidlərlə bir yerə yaz!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Peyğəmbərə nazil olanı dinlədikləri zaman haqqı bildikləri üçün onların gözlərinin yaşla dolduğunu görürsən. Onlar (belə) deyirlər: ″Ey Rəbbimiz! Biz iman gətirdik, bizi (haqqa) şahid olanlarla bir yerə yaz!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn sie die Offenbarung hören, die dem Gesandten herabgesandt wurde, füllen sich ihre Augen mit Tränen, weil sie die Wahrheit erkennen. Sie sagen: ʺHerr! Wir glauben daran. Reihe uns unter seine Anhänger ein, die die Wahrheit bezeugen!

Almanca — Der Edle Quran

Wenn sie hören, was zum Gesandten (als Offenbarung) herabgesandt worden ist, siehst du ihre Augen von Tränen überfließen wegen dessen, was sie (darin) als Wahrheit erkannt haben. Sie sagen: ʺUnser Herr, wir glauben. Schreibe uns unter den Zeugnis Ablegenden auf.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn sie hören, was zu dem Gesandten herabgesandt worden ist, siehst du ihre Augen von Tränen überfließen ob der Wahrheit, die sie erkannt haben. Sie sagen: ʺUnser Herr, wir glauben, so schreibe uns unter die Bezeugenden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Auch wenn sie hören, was dem Gesandten hinabgesandt wurde, siehst du ihre Augen Tränen über das vergießen, was sie von der Wahrheit erkannt haben. Sie sagen: ʺUnser HERR! Wir haben den Iman verinnerlicht, so trage uns unter den Bezeugenden ein!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

When they listen to the Quran and to a discourse of practical divinity sent down to the Messenger they are excited to tears which you see overflowing from their eyes at the truth they recognize and they interpret their thoughts in words characterized by an invocatory prayer, thus: "O Allah, our Creator", they say, "we have recognized the truth and our hearts have been impressed with the image of religious and spiritual virtues; Our Creator, incorporate us with those who bear witness to the truth and to the glory of Your system of faith and worship".

Abdul Haleem

and when they listen to what has been sent down to the Messenger, you will see their eyes overflowing with tears because they recognize the Truth [in it]. They say, ‘Our Lord, we believe, so count us amongst the witnesses.

Abdullah Yusuf Ali

And when they listen to the revelation received by the Messenger, thou wilt see their eyes overflowing with tears, for they recognise the truth: they pray: "Our Lord! we believe; write us down among the witnesses.

Abul A'la Maududi

And when they hear what has been revealed to the Messenger you see that their eyes overflow with tears because of the Truth that they recognize and they say: 'Our Lord! We do believe; write us down, therefore, with those who bear witness (to the Truth).

Aisha Bewley

When they listen to what has been sent down to the Messenger, you see their eyes overflowing with tears because of what they recognise of the truth. They say, ‘Our Lord, we have iman! So write us down among the witnesses.

Al-Hilali & Khan

And when they (who call themselves Christians) listen to what has been sent down to the Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم), you see their eyes overflowing with tears because of the truth they have recognised. They say: "Our Lord! We believe; so write us down among the witnesses.

Ali Quli Qarai

When they hear what has been revealed to the Apostle, you see their eyes fill with tears because of the truth that they recognize. They say, ‘Our Lord, we believe; so write us down among the witnesses.

Amatul Rahman Omar

And when they hear that (Divine Message) which has been revealed to this perfect Messenger you will find their eyes over flow with tears because of the truth they have recognised. They say, `Our Lord! we believe, so count us among the witnesses (to the truth).'

Arthur John Arberry

and when they hear what has been sent down to the Messenger, thou seest their eyes overflow with tears because of the truth they recognize. They say, 'Our Lord, we believe; so do Thou write us down among the witnesses.

Bijan Moeinian

When the latter hear what is revealed to the Prophet (Mohammad), you will see tear in their eyes as they recognize the words of God (which are the same they are accustomed to recite. ) they will then say: "Lord, we believe. Please consider us among those who bear witness [to your greatness.]"

E. Henry Palmer

And when they hear what has been revealed to the prophet, you will see their eyes gush with tears at what they recognise as truth therein; and they will say, 'O our Lord! we believe, so write us down amongst the witnesses.

Edip-Layth

If they hear what was sent down to the messenger you see their eyes flooding with tears, for what they have known as the truth, they say, "Our Lord, we acknowledge, so record us with the witnesses."

George Sale

And when they hear what has been revealed to this Messenger, thou seest their eyes overflow with tears, because of the truth which they have recognized. They say, 'Our Lord, we believe, so write us down among the witnesses;

Hamid S. Aziz

And when they hear what has been revealed to the Messenger, you will see their eyes overflow with tears at what they recognize as Truth; and they will say, "O our Lord! We believe, so record us amongst the witnesses.

Mahmoud Ghali

And when they hear what has been sent down to the Messenger, you see their eyes overflow with tears for what they recognize of the Truth. They say, "Our Lord, we believe; so write us down among the witnesses.

Marmaduke Pickthall

When they listen to that which hath been revealed unto the messengers, thou seest their eyes overflow with tears because of their recognition of the Truth. They say: Our Lord, we believe. Inscribe us as among the witnesses.

Mohamed Ahmed - Samira

For when they listen to what has been revealed to this Apostle, you can see their eyes brim over with tears at the truth which they recognise, and say: "O Lord, we believe; put us down among those who bear witness (to the truth).

Muhammad Asad

For, when they come to understand what has been bestowed from on high upon this Apostle, thou canst see their eyes overflow with tears, because they recognize something of its truth; [and] they say: "O our Sustainer! We do believe; make us one, then, with all who bear witness to the truth.

Mustafa Khattab

When they listen to what has been revealed to the Messenger, you see their eyes overflowing with tears for recognizing the truth. They say, "Our Lord! We believe, so count us among the witnesses.

Progressive Muslims

And if they hear what was sent down to the messenger you see their eyes flooding with tears, for what they have known as the truth, they Say: "Our Lord, we believe, so record us with the witnesses. "

Sahih International

And when they hear what has been revealed to the Messenger, you see their eyes overflowing with tears because of what they have recognized of the truth. They say, "Our Lord, we have believed, so register us among the witnesses.

Sam Gerrans

And when they listen to what has been sent down to the Messenger, thou seest their eyes overflow with tears because of what they recognise of the truth. They say: “Our Lord: we believe, so write Thou us down among the witnesses;

Shabbir Ahmed

When they listen to what has been revealed to the Messenger, you (O Prophet) see their eyes overflow with tears because of their recognition of the Truth. They say, "Our Lord! We accept it, so count us among the witnesses."

Syed Vickar Ahamed

And when they listen to the Message received by the Messenger (Muhammad), you will see their eyes overflowing with tears, because they recognize (and see) the truth: They pray: "Our Lord! We believe; Write us down among the witnesses.

Taqi Usmani

When they hear what has been sent down to the Messenger, you will see their eyes overflowing with tears because of the truth they have recognized. They say, "Our Lord, we have come to believe. So, record us along with those who bear witness.

The Monotheist Group

And if they hear what was sent down to the messenger you see their eyes flooding with tears, for what they have known as the truth, they say: "Our Lord, we believe, so record us with the witnesses."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand ils entendent ce qui a été descendu sur le Messager (Muhammad), tu vois leurs yeux déborder de larmes, parce quʹils ont reconnu la vérité. Ils disent: ʺO notre Seigneur! Nous croyons: inscris-nous donc parmi ceux qui témoignent (de la véracité du Coran).

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema wan (keşîş û rahiban) ayetên ku bi bal Pêxember ve nazilbuyîn dibihîstin, ji ber ku wan zanîn ew ji cem Xwedê ye, tu dibînî ku çavên wan tije rondik dibûn. Digotin: Xwedayê me! Me bawerî anî, vêca me ji şahidan binivîse.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wanneer zij wat naar de gezant is neergezonden horen dan zie jij hun ogen van tranen overstromen wegens de waarheid die zij herkennen, terwijl zij zeggen: ʺOnze Heer, wij geloven. Schrijf ons dus op bij hen die getuigen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wanneer zij, hetgeen den apostel werd nedergezonden, zullen hooren lezen, zult gij hunne oogen zien overstroomen van tranen, door de waarheid die zij zullen ontdekken, zeggende: o Heer! wij gelooven; schrijf ons dus op met hen, die getuigenis afleggen der waarheid van den Koran.

Hollandaca — Siregar

En wannccrzij horen wat zan de Boodschapper geopenbaard is, zie jij hun ogen van de tranen overvloeien, omdat zij de Waarheid herkennen. Zij zeggen: ʺOnze Heer, wij geloven, schrijf ons dus op bij de getuigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда они [царь Негус и другие христиане, которые увидели в Исламе истину] слышат то, что ниспослано Посланнику [Коран], то ты видишь, как глаза их переполняются слезами от истины, которую они узнали [убедившись в том, что это – книга, ниспосланная от Аллаха]. Они говорят: «(О,) Господь наш! Мы уверовали, запиши же нас (вместе) со свидетелями [сделай нас из общины пророка Мухаммада, чтобы мы, будучи в этой общине, были свидетелями против других общин в День Воскрешения]!

Rusça — Osmanov

И когда они слышат то, что ниспослано Посланнику, видно, как их глаза наполняются слезами по причине того, что они узнают из истины. И они говорят: ʺГосподи наш! Мы уверовали. Так запиши нас с теми, кто свидетельствует [об истине].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och när de får höra det som har uppenbarats för Sändebudet, får du se hur deras ögon tåras (av rörelse), därför att de i detta känner igen en del av sanningen (och) de säger: ʺHerre, vi tror! Räkna oss bland vittnena.