İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları ne kötüydü!

كَانُوا لَا يَتَنَاهَوْنَ عَنْ مُنْكَرٍ فَعَلُوهُ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ

kānū lā yetenāhevne ǎn munkerin feǎlūhu le bi'se mā kānū yef'ǎlūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidiler
2لَا
3يَتَنَاهَوْنَyetenāhevneن ه يEngellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmakvazgeçmiyorlar
4عَنْǎn-ten
5مُنْكَرٍmunkerinن ك رHoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamakkötülük-
6فَعَلُوهُfeǎlūhuف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyaptıkları
7لَبِئْسَle bi'seب ا سGüçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlıkne kötü
8مَاişler
9كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidiler
10يَفْعَلُونَyef'ǎlūneف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyapıyorlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İşledikleri kötülükten, birbirlerini menetmezlerdi. Gerçekten de yaptıkları iş, ne de kötüydü.

Abdulkadir Gölpınarlı

İşledikleri kötülükten, birbirlerini menetmezlerdi. Gerçekten de yaptıkları iş, ne de kötüydü.

Adem Uğur

Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!

Ahmed Hulusi

Yaptıkları herhangi bir çirkin davranıştan birbirlerini vazgeçirmezlerdi. Yaptıkları ne kötü idi!

Ahmet Tekin

Onlar, şeriatın suç saydığı ve haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği, mü’minlerin icrasında hayır görmediği şeylerden, bunların savunuculuğundan, sözcülüğünden birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlar, önleyici tedbirler almazlar, kamu düzeni ve güvenliği ile ilgilenmezler, bütün kötülükleri kasıtlı olarak yapmaya devam ederlerdi. Andolsun, sergilemeye devam ettikleri davranışlar ne kötüdür.

Ahmet Varol

Onlar işledikleri bir kötülükten birbirlerini alıkoymaya çalışmıyorlardı. Yaptıkları ne kadar da kötüydü!

Ali Bulaç

Yapmakta oldukları münker (çirkin iş)lerden birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi!

Ali Fikri Yavuz

Onlar, birbirlerini, yaptıkları fenâlıktan alıkomazlardı. Gerçekten ne kötü iş yapıyorlardı!

Ali Rıza Safa

Yaptıkları kötülüklerden birbirlerini caydırmaya çalışmadılar; ne kötü bir şey yapıyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, işledikleri kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun, yaptıkları ne kötüdür!

Bekir Sadak

Birbirlerinin yaptiklari fenaliklara mani olmuyorlardi. Yapmakta olduklari ne kotu idi!

Celal Yıldırım

Öyle ki, yaptıkları kötülükten birbirlerini men'etmiyorlardı. Yapageldikleri şey ne de kötü !

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İşledikleri kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmıyorlardı. Yaptıkları ne fena idi!

Diyanet İşleri

İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları ne kötüydü!

Diyanet İşleri (eski)

Birbirlerinin yaptıkları fenalıklara mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi!

Diyanet Vakfi

Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar, yaptıkları kötülüklerden vazgeçmiyorlardı. Yaptıkları şey ne kötü idi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşledikleri bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmezlerdi. Gerçekten ne kötü iş yapıyorlardı!

Elmalılı Hamdi Yazır

işledikleri bir münkerden vaz geçmezlerdi, filhakıka ne fena yapıyorlardı

Erhan Aktaş

Yaptıkları kötü şeylerde, birbirlerini uyarmıyorlardı. Gerçekten yapmakta oldukları şey ne kadar çirkindi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yaptıkları kötü şeylerde, birbirlerini uyarmıyorlardı. Gerçekten yapmakta oldukları şey ne kadar çirkindi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yaptıkları kötü şeylerde, birbirlerini uyarmıyorlardı. Gerçekten yapmakta oldukları şey ne kadar çirkindi.

Fizilal-il Kuran

Onlar işledikleri kötülüklerden birbirlerini sakındırmazlardı. Ne kadar kötü şeydi yaptıkları!

Gültekin Onan

Yapmakta oldukları münkerden (kötülüklerden) birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi.

Hamdi Döndüren

Onlar, işledikleri kötülüklerden birbirlerini vazgeçirmeye çalışmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!

Hasan Basri Çantay

Onlar işledikleri her hangi fenalıkdan birbirini vazgeçirmiye çalışmazlardı. Hakıykat, yapmakda devam etdikleri (o hal) ne kötü idi!..

Hasib Asutay

Yaptıkları kötülüklerden (birbirini) sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötüydü!

Hayrat Neşriyat

O yaptıkları kötülükten birbirlerini men' etmezlerdi. Yapmakta oldukları şey hakikaten ne kötü idi!

İbni Kesir

Birbirlerinin yaptıkları fenalıklara engel olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi.

Mehmet Okuyan

Onlar, işledikleri (kötülükler)den, birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yaptıkları ne kötüdür!

Muhammed Esed

Onlar birbirlerini yaptıkları iğrenç şeylerden vazgeçirmeye çalışmadılar: yaptıkları şey gerçekten ne kötü idi!

Mustafa İslamoğlu

Onlar birbirlerini, yapageldikleri kötülüklerden caydırmaya çalışmıyorlardı; gerçekten bu yaptıkları ne fena şeydi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlar yapmış oldukları fenalıktan birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Filhakika onların yaptıkları ne kadar kötü idi.

Ömer Öngüt

Onlar birbirlerini yaptıkları kötülüklerden vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapageldikleri şey ne kötü idi!

Suat Yıldırım

Onlar kötülük yaptıkları zaman, birbirlerini kötülükten vazgeçirmeye çalışmazlardı. Ne çirkin davranıştı bu tutumları!

Süleyman Ateş

Yaptıkları kötülükten vazgeçmiyorlardı. Ne kötü işler yapıyorlardı!

Süleymaniye Vakfı

Birbirlerini, işledikleri kötülüklerden sakındırmazlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötüydü.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşledikleri kötülüklerden dolayı biri diğerine karşı çıkmazdı. Yapmakta oldukları şey ne kötüydü.

Şaban Piriş

Birbirlerinin yaptıkları kötülüklere mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi.

Tefhim-ul Kuran

Yapmakta oldukları münker (çirkin iş) lerden birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi!.

Ümit Şimşek

Onlar kötülük işlediklerinde birbirlerini bundan alıkoymazlardı. Ne kötü birşeydi işleyip durdukları!

Yaşar Nuri Öztürk

İşledikleri kötülükten birbirlerini sakındırmıyorlardı. Ne kötü şeydi yapmayı sürdürdükleri!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar bir-birlərini etdikləri pis əməllərdən çəkindirmirdilər. Onların etdikləri necə də pisdir!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar etdikləri pis əməldən əl çəkmirdilər (və ya onlar bir-birini etdikləri pis əməldən çəkindirmirdilər). Onların gördükləri iş necə də pis idi!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie hielten einander nicht von Missetaten ab. Wie übel handelten sie!

Almanca — Der Edle Quran

Sie pflegten einander nichts Verwerfliches, das sie taten, zu verbieten. Fürwahr, wie schlimm ist, was sie zu tun pflegten!

Almanca — M. A. Rassoul

Sie hinderten einander nicht an den Missetaten, die sie begingen. Übel wahrlich war das, was sie zu tun pflegten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie pflegten nicht sich gegenseitig vom Mißbilligten, was sie getan haben, abzuhalten. Gewiß, erbärmlich war dies, was sie zu tun pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They never exhorted each other to laudable conduct but they shut their eyes to iniquities and abuses. Evil indeed is what they perpetrated of atrocities and wrong deeds.

Abdul Haleem

they did not forbid each other to do wrong. How vile their deeds were!

Abdullah Yusuf Ali

Nor did they (usually) forbid one another the iniquities which they committed: evil indeed were the deeds which they did.

Abul A'la Maududi

They did not forbid each other from committing the abominable deeds they committed. Indeed what they did was evil.

Aisha Bewley

They would not restrain one another from any of the wrong things that they did. How evil were the things they used to do!

Al-Hilali & Khan

They used not to forbid one another from Al-Munkar (wrong, evil-doing, sins, polytheism, disbelief) which they committed. Vile indeed was what they used to do.

Ali Quli Qarai

They would not forbid one another from the wrongs that they committed. Surely, evil is what they had been doing.

Amatul Rahman Omar

They did not prohibit one another from hateful things they committed. How evil were the practices they used to follow!

Arthur John Arberry

They forbade not one another any dishonour that they committed; surely evil were the things they did.

Bijan Moeinian

They would not forbid each other of wrongdoings; what an evil way of life they had chosen [this indicates that encouraging the righteousness and forbidding the wrongdoings was a part of "original" Judeo-Christianity as it is one of the main pillars of Islam. ]

E. Henry Palmer

they would not desist from the wrong they did; evil is that which they did.

Edip-Layth

They would not stop each other from doing sin. Wickedness is what they used to do.

George Sale

They forbade not one another the wickedness which they committed; and wo unto them for what they committed.

Hamid S. Aziz

They would not restrain each other from the wickedness they did; verily, evil is that which they used to do.

Mahmoud Ghali

They used not to forbid one another any malfeasance that they performed. Miserable indeed was whatever they were performing!

Marmaduke Pickthall

They restrained not one another from the wickedness they did. Verily evil was that they used to do!

Mohamed Ahmed - Samira

They did not restrain one another from the wicked things they used to do; and vile were the things that they were doing!

Muhammad Asad

They would not prevent one another from doing whatever hateful things they did: vile indeed was what they were wont to do!

Mustafa Khattab

They did not forbid one another from doing evil. Evil indeed was what they did!

Progressive Muslims

They would not stop each other from doing sin. Wickedness is what they used to do.

Sahih International

They used not to prevent one another from wrongdoing that they did. How wretched was that which they were doing.

Sam Gerrans

They forbade not one another what is perverse, but they did it; evil was what they did.

Shabbir Ahmed

They restrained not one another from violating the Divine Values. Miserable indeed was their behavior.

Syed Vickar Ahamed

Also (because) they did not (often) prevent one another from the iniquities that they committed: The deeds that they did were indeed evil.

Taqi Usmani

They did not forbid each other from any evil they committed. Evil indeed is what they have been doing.

The Monotheist Group

They would not stop each other from doing vice. Wickedness is what they used to do.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils ne sʹinterdisaient pas les uns aux autres ce quʹils faisaient de blâmable. Comme est mauvais, certes, ce quʹils faisaient!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wan, ji neqenciya ku dikirin hev nedidan paş. Çi qas pîs e ya ku wan dikir!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij hielden elkaar niet af van het verwerpelijke dat zij deden. Wat zij deden was pas echt slecht.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij verboden elkander de zonden niet die zij bedreven, en wee hun om hetgeen zij hebben bedreven.

Hollandaca — Siregar

Zij verboden elkaar het verwerpelijke niet dat zij verrichtten. Slecht was het wat zij plachten te doen!

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Не удерживались они [те иудеи] (ни сами, ни друг-друга) от порицаемого, которое совершали. Однозначно скверно то, что они делали!

Rusça — Osmanov

Они не удерживали друг друга от свершения порицаемых поступков. И как мерзки их деяния!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Den ene försökte inte avhålla den andre från att begå de onda handlingar som de begick; ja, de handlade förkastligt!