Onlar, yalanı çok dinleyen, haramı çok yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirecek olursan, sana asla hiçbir zarar veremezler. Eğer hükmedecek olursan, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, adil davrananları sever.

سَمَّاعُونَ لِلْكَذِبِ اَكَّالُونَ لِلسُّحْتِ فَاِنْ جَٓاؤُ۫كَ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ اَوْ اَعْرِضْ عَنْهُمْ وَاِنْ تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَنْ يَضُرُّوكَ شَيْـًٔا وَاِنْ حَكَمْتَ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ

semmāǔne li l-keƶibi ekkālūne li s-suHti fe in cā'ūke fe Hkum beynehum ev eǎ'riD ǎnhum ve in tuǎ'riD ǎnhum fe len yeDurrūke şey'en ve in Hakemte fe Hkum beynehum bi l-ḳisTi inne (a)llahe yuHibbu l-muḳsiTīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1سَمَّاعُونَsemmāǔneس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakkulak verirler
2لِلْكَذِبِli l-keƶibiك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalana
3اَكَّالُونَekkālūneا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekleryerler
4لِلسُّحْتِli s-suHtiس ح تKökünden söküp koparmak, tüketmek, silip süpürmek, yok etmek, kazımak, tamamen yıkmak, mahvetmek, haram para, yasak kazanç, rüşvetharam
5فَاِنْfe ineğer
6جَٓاؤُ۫كَcā'ūkeج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almaksana gelirlerse
7فَاحْكُمْfe Hkumح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hüküm ver
8بَيْنَهُمْbeynehumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaralarında
9اَوْevyada
10اَعْرِضْeǎ'riDع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.yüz çevir
11عَنْهُمْǎnhumonlardan
12وَاِنْve ineğer
13تُعْرِضْtuǎ'riDع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.yüz çevirirsen
14عَنْهُمْǎnhumonlardan
15فَلَنْfe lenasla
16يَضُرُّوكَyeDurrūkeض ر رZarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmeksana zarar veremezler
17شَيْـًٔاşey'enش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişhiçbir
18وَاِنْve inve eğer
19حَكَمْتَHakemteح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hüküm verirsen
20فَاحْكُمْfe Hkumح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hüküm ver
21بَيْنَهُمْbeynehumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaralarında
22بِالْقِسْطِbi l-ḳisTiق س طAdaletten sapmak, haksız/yanlış davranmak veya iş yapmak. Qasuta - adil davranmak. Qist - adalet, hakkaniyet. Qasit - haksız/adaletsiz davranan kişi. Aqsatu - daha adil. Aqsata (fiil 4) - adil olmak. Muqsitun - adaleti gözeten kişi.adaletle
23اِنَّinneşüphesiz
24اللّٰهَ(a)llaheAllah
25يُحِبُّyuHibbuح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.sever
26الْمُقْسِطِينَl-muḳsiTīneق س طAdaletten sapmak, haksız/yanlış davranmak veya iş yapmak. Qasuta - adil davranmak. Qist - adalet, hakkaniyet. Qasit - haksız/adaletsiz davranan kişi. Aqsatu - daha adil. Aqsata (fiil 4) - adil olmak. Muqsitun - adaleti gözeten kişi.adalet yapanları

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, yalan söylemek için boyuna dinlerler, haramı ve rüşveti de boyuna yerler. Sana gelirlerse aralarında hüküm ver, yahut da yüz çevir onlardan. Yüz çevirirsen, kesin olarak sana hiçbir zarar veremez onlar ve eğer hüküm verirsen, aralarında, adâletle hüküm ver, şüphe yok ki Allah, adâlet sahiplerini sever.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar, yalan söylemek için boyuna dinlerler, haramı ve rüşveti de boyuna yerler. Sana gelirlerse aralarında hüküm ver, yahut da yüz çevir onlardan. Yüz çevirirsen, kesin olarak sana hiçbir zarar veremez onlar ve eğer hüküm verirsen, aralarında, adâletle hüküm ver, şüphe yok ki Allah, adâlet sahiplerini sever.

Adem Uğur

Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hükmet. Allah âdil olanları sever.

Ahmed Hulusi

(Onlar) sürekli yalan dinleyenler, çokça haram yiyenlerdir. . . Eğer sana gelirlerse aralarında hükmet yahut onlardan yüz çevir. . . Eğer onlardan yüz çevirir isen, sana hiçbir şekilde zarar veremezler. . . Şayet hükmedersen onların arasında adaletle hükmet. . . Muhakkak ki Allah muksitleri (adil olup her şeyin hakkını verenleri) sever.

Ahmet Tekin

Yahudiliğin takipçilerinden hâkimler ve fakirler de hep yalana kulak verirler. Durmadan köklerini kurutan, insânî değer bırakmayan haramı, rüşveti yerler. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onların faaliyetlerine karşı tedbir alarak ilgilenme. Eğer onların faaliyetlerine karşı tedbir alırsan hiçbir şekilde sana zarar veremezler. Eğer onlar senin idaren altında bulunur, aralarında hüküm verme, yargı ve icra yetkisi kullanma durumunda kalırsan, sosyal adâleti, sosyal güvenliği, refah payının dengeli dağıtımını esas alarak, adâleti uygulayarak hüküm ver. Allah adâleti yerine getirerek düzen sağlayanları sever.

Ahmet Varol

Sürekli yalana kulak verir, haram yerler. Sana gelirlerse aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir. Eğer kendilerinden yüz çevirirsen sana hiç bir zarar dokunduramazlar. Eğer hüküm verirsen aralarında adaletle hüküm ver. Allah adaletli davrananları sever.

Ali Bulaç

Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiç bir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever.

Ali Fikri Yavuz

Onlar boyuna yalancılık için dinlerler, boyuna haram yerler. Eğer aralarında hüküm vermek için sana gelirlerse, ister aralarında hükmet, ister kendilerinden yüz çevir; eğer yüz çevirirsen, sana hiç bir zarar veremezler. Eğer hükmedersen, aralarında adâletle hüküm ver. Çünkü Allah, adâlet sahiblerini sever.

Ali Rıza Safa

Onlar, yalana kulak verirler; açgözlülükle yutarlar. Sana gelirlerse, aralarında yargı ver veya onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir şeyle dokunca veremezler. Yargı verirsen, adaletle yargı ver. Kuşkusuz, Allah, adaletli olanları sever.

Bayraktar Bayraklı

Onlar yalanı can kulağı ile dinlerler; haramı tıka basa yerler. Sana geldiklerinde, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama aralarında hükmedersen, adaletle hükmet! Allah, adil davrananları sever.

Bekir Sadak

Onlar yalana kulak verirler, haram yerler. Eger sana gelirlerse aralarinda hukmet, yahut onlardan yuz cevir; yuz cevirirsen sana bir zarar veremezler. Eger hukmedersen aralarinda adaletle hukum ver. Allah adil olanlari sever.

Celal Yıldırım

Yalana iyice kulak verirler, durmadan haram yerler. Şayet sana gelirlerse, aralarında hükmet veya (istersen) kendilerinden yüzçevir. Yüzçevirecek olursan sana elbette hiçbir zarar veremezler. Hükmedecek olursan aralarında adalet ve insafla hükmet. Çünkü Allah şüphe yok ki âdil ve insaflı olanları sever.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar, hep yalana kulak veren ve durmadan haram yiyen kimselerdir. Sana gelirlerse aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Eğer hüküm verirsen aralarında adaletle hükmet. Şüphesiz Allah âdil olanları sever.

Diyanet İşleri

Onlar, yalanı çok dinleyen, haramı çok yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirecek olursan, sana asla hiçbir zarar veremezler. Eğer hükmedecek olursan, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, adil davrananları sever.

Diyanet İşleri (eski)

Onlar yalana kulak verirler, haram yerler. Eğer sana gelirlerse aralarında hükmet, yahut onlardan yüz çevir; yüz çevirirsen sana bir zarar veremezler. Eğer hükmedersen aralarında adaletle hüküm ver. Allah adil olanları sever.

Diyanet Vakfi

Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hükmet. Allah âdil olanları sever.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar, yalana çok kulak verirler ve çok haram yerler. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Eğer aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları sever.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar, sürekli yalancılık için dinler, boyuna haram yerler. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hükmet, istersen onlardan yüz çevir. Eğer yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Şayet hükmedersen, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, adaletli kimseleri sever.

Elmalılı Hamdi Yazır

Boyuna yalancılık için dinlerler, boyuna haram yerler, artık sana gelirlerse ister aralarında hukmet, ister kendilerinden yüz çevir, eğer yüz çevirirsen sana hiç bir zarar edemezler, şayed hukmedersen aralarında adaletle hukmet, çünkü Allah adalet edenleri sever

Erhan Aktaş

Yalan uydurmak için can kulağı ile dinlerler ve sürekli suhtla geçinirler. Eğer hüküm vermen için sana gelirlerse, aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında hakkaniyetle hüküm ver. Kuşkusuz, Allah, hakkaniyetli olanları sever.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yalan uydurmak için can kulağı ile dinlerler ve sürekli suhtla geçinirler. Eğer hüküm vermen için sana gelirlerse, aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında hakkaniyetle hüküm ver. Kuşkusuz, Allah, hakkaniyetli olanları sever.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yalan uydurmak için can kulağı ile dinlerler ve sürekli suhtla geçinirler. Eğer hüküm vermen için sana gelirlerse, aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hüküm ver. Kuşkusuz, Allah, adil olanları sever.

Fizilal-il Kuran

Onlar körü körüne yalana kanarlar ve ısrarla haram yerler. Eğer sana gelirlerse istersen aralarında hüküm ver, istersen kendilerine yüz çevir. Eğer onlara yüz çevirirsen sana hiç bir zarar dokunduramazlar. Eğer aralarında hüküm verirsen adalet uyarınca hüküm ver. Çünkü Allah adalete bağlı olanları sever.

Gültekin Onan

Onlar yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet ve onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz cevirecek olursan, sana hiç birşeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Kuşkusuz Tanrı adaletle hüküm yürütenleri sever.

Hamdi Döndüren

Onlar yalana kulak veren ve sürekli haram mal yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse, aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir! Eğer onlardan yüz çevirirsen, onlar sana hiçbir zarar veremezler. Eğer aralarında hüküm verirsen adaletle hükmet. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.

Hasan Basri Çantay

Alabildiğine yalanı dinleyenler, haram yiyenlerdir onlar. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Şayet kendilerinden yüz çevirirsen sana hiç bir şeyle zarar yapamazlar, Eğer hükmedersen aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah adalet saahiblerini sever.

Hasib Asutay

Onlar yalana çok kulak veren ve çok haram yiyenlerdir. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar vermezler. Eğer hüküm verirsen aralarında adaletle hüküm ver. Şüphesiz Allah âdil olanları sever.

Hayrat Neşriyat

Onlar (o münâfıklar ve yahudiler) yalancılık etmek için can kulağıyla dinleyenler,(ve rüşvet alıp) dâimâ haram yiyenlerdir. Fakat sana gelirlerse, artık aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir! Şâyet onlardan yüz çevirirsen, o takdirde sana aslâ hiçbir zarar veremezler. Ama hüküm verirsen, artık aralarında adâletle hükmet! Çünki Allah, adâletli olanları sever.

İbni Kesir

Yalan kulak verici, haramı yiyicidirler. Sana gelirlerse; ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen; sana hiçbir zarar veremezler. Şayet hükmedersen de; aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah; adil olanları sever.

Mehmet Okuyan

Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver; ister onlardan yüz çevir! Onlardan yüz çevirirsen sana asla zarar veremezler. Hüküm verirsen, aralarında adaletle hükmet! Şüphesiz ki Allah adil olanları sever.

Muhammed Esed

onlar, her türlü yalanı can kulağıyla dinleyenler, kötü olan her şeyi aç gözlülükle yutanlardır! Öyleyse (bir karar vermen için) sana gelirlerse ister onlar arasında karar verirsin, ister kendi hallerine bırakırsın: Çünkü eğer onları kendi hallerine bırakırsan sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama eğer bir karar verirsen, onlar arasında adaletle karar ver: Allah adil davrananları bilir.

Mustafa İslamoğlu

Onlar yalana kulak kesilir, haram adına ne varsa ona yumulurlar. İmdi eğer sana başvururlarsa; ister aralarında hüküm ver, ister onları kendi hallerine bırak. Zira eğer onları kendi hallerine bırakacak olursan, sana hiçbir zarar veremezler. Ama eğer hüküm verecek olursan aralarında adaletle hükmet: çünkü Allah adil olanları sever.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlar yalanı ziyâdesiyle dinleyicilerdir. Haram olanı da pek çok yiyicilerdir. Artık sana gelirlerse aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir. Ve eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiç bir şey ile zarar veremezler ve eğer hükmedersen aralarında adâletle hükmet. Şüphe yok ki Allah Teâlâ adâlette bulunanları sever.

Ömer Öngüt

Onlar hep yalana kulak verirler, durmadan haram yerler. Eğer sana gelirlerse aralarında hükmet, veya onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Hüküm verirsen aralarında adaletle hüküm ver. Çünkü Allah adalet yapanları sever.

Suat Yıldırım

Yalan dinlemeye çok meraklı, haram yemeye pek düşkündürler. Sana gelirlerse ister aralarında hükmet, istersen hükmetmekten geri dur! Geri durursan onlar sana asla bir zarar veremezler. Şayet hükmedersen, aralarında adaletle hükmet! Çünkü Allah âdilleri sever.

Süleyman Ateş

Yalana kulak verirler, haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir; eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hüküm ver. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.

Süleymaniye Vakfı

Onlar yalan söylemek için kulak kesilen, haram yemeyi meslek edinen kimselerdir. Sana gelirlerse istersen aralarında hakemlik yap, istersen onlarla arana mesafe koy. Onlarla arana mesafe koyarsan sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Hakemlik yapacak olursan aralarında hakka uygun hüküm ver. Allah, hakka uygun davrananları sever.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yalan için kulak kesilir, boyuna haram yerler. Sana başvururlarsa ister aralarında hakem ol, ister ilgilenme. Onlarla ilgilenmezsen sana bir zarar veremezler. Eğer hakem olursan aralarında hakça hüküm ver. Allah, hakka uygun davrananları sever.

Şaban Piriş

Onlar, yalana kulak verenler, haram yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirirsen, sana hiç bir zarar veremezler, eğer hüküm verirsen aralarında adaletle hükmet. Allah adil olanları sever.

Tefhim-ul Kuran

Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet ya da onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiç bir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen de adaletle hükmet. Şüphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever.

Ümit Şimşek

Onlar yalan dinleyici, haram yiyicidirler. Sana gelecek olurlarsa, ister aralarında hükmünü ver, istersen onlardan yüz çevir. Yüz çevirdiğin takdirde sana hiçbir zarar veremezler. Ama hüküm verecek olursan, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah âdil olanları sever.

Yaşar Nuri Öztürk

Yalana iyice kulak verirler, haramı tıka-basa yerler. Sana geldiklerinde ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama aralarında hükmedersen, adaletle hükmet. Allah, adaletle hükmedenleri/adaleti ayakta tutanları sever.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar yalana həvəslə qulaq asanlar və daima haram yeyənlərdir. Əgər onlar sənin yanına gəlsələr, aralarında hökm ver və ya onlardan üz çevir. Əgər onlardan üz çevirsən, sənə heç bir şeylə zərər verə bilməzlər. Əgər onların arasında hökm verməli olsan, ədalətlə hökm ver. Şübhəsiz ki, Allah ədalətli olanları sevir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar yalana qulaq asanlar və haram yeyənlərdir. Əgər yanına gəlsələr, aralarında hökm et və ya onlardan üz çevir. Əgər onlardan üz döndərsən, sənə heç bir zərər verə bilməzlər. Əgər aralarında hökm etsən, ədalətlə hökm et. Allah ədalət sahiblərini sevər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie hören stets auf Lügen, sie verzehren unentwegt unrechtmäßig erworbenes Gut. Wenn sie zu dir kommen und dich bitten, als Schiedsrichter Urteile zu fällen, darfst du unter ihnen richten, wenn du willst oder dich von ihnen abwenden. Solltest du dich dafür entscheiden, dich von ihnen abzuwenden, würden sie dir nicht im geringsten schaden können. Wenn du unter ihnen urteilst, mußt du wie immer der Gerechtigkeit entsprechen, denn Gott liebt die Gerechten.

Almanca — Der Edle Quran

(sie), die auf Lügen horchen, und die darauf aus sind, unrechtmäßig Erworbenes zu verschlingen. Wenn sie zu dir kommen, so richte zwischen ihnen oder wende dich von ihnen ab! Wenn du dich von ihnen abwendest, werden sie dir keinen Schaden zufügen, wenn du aber richtest, dann richte zwischen ihnen in Gerechtigkeit. Gewiß, Allah liebt die Gerechten.

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sind notorische Lauscher hinsichtlich der Falschheit, Verschlinger von Unerlaubtem. Wenn sie nun zu dir kommen, so richte zwischen ihnen oder wende dich von ihnen ab. Und wenn du dich von ihnen abwendest, so können sie dir keinerlei Schaden zufügen; richtest du aber, so richte zwischen ihnen in Gerechtigkeit. Wahrlich, Allah liebt die Gerechten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie schenken dem Lügen Gehör und eignen sich Verbotenes an. Sollten sie zu dir kommen, so richte zwischen ihnen oder wende dich von ihnen weg! Und wenn du dich von ihnen wegwendest, werden sie dir in Nichts schaden können. Und wenn du zwischen ihnen richtest, dann nur mit Gerechtigkeit. Gewiß, ALLAH liebt die Gerechten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Attentive hearers to falsehood as they are, they are also hungry for ill-gotten gain and for eating people out of their property. Should they come to you seeking your judgement on certain points in dispute or on two notions whether or not they can be reconciled, then you may accept to judge between them or you may decline if you prefer. If you decline, they shall not touch you and you shall be out of harm's way. But should you accept sitting in judgement, then judge between them in equity, for Allah likes those who recourse to general principles of justice.

Abdul Haleem

they listen eagerly to lies and consume what is unlawful. If they come to you [Prophet] for judgement, you can either judge between them, or decline- if you decline, they will not harm you in any way, but if you do judge between them, judge justly: God loves the just-

Abdullah Yusuf Ali

(They are fond of) listening to falsehood, of devouring anything forbidden. If they do come to thee, either judge between them, or decline to interfere. If thou decline, they cannot hurt thee in the least. If thou judge, judge in equity between them. For Allah loveth those who judge in equity.

Abul A'la Maududi

They are listeners of falsehood and greedy devourers of unlawful earnings. If they come to you you may either judge between them or turn away from them. And were you to turn away from them they shall not be able to harm you; and were you to judge between them judge with justice. Surely Allah loves the just.

Aisha Bewley

They are people who listen to lies and consume ill-gotten gains. If they come to you, you can either judge between them or turn away from them. If you turn away from them, they cannot harm you in any way. But if you do judge, judge between them justly. Allah loves the just.

Al-Hilali & Khan

(They like to) listen to falsehood, to devour anything forbidden. So if they come to you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم), either judge between them, or turn away from them. If you turn away from them, they cannot hurt you in the least. And if you judge, judge with justice between them. Verily, Allâh loves those who act justly.

Ali Quli Qarai

Eavesdroppers with the aim of [telling] lies, eaters of the unlawful —if they come to you, judge between them, or disregard them. If you disregard them, they will not harm you in any way. But if you judge, judge between them with justice. Indeed Allah loves the just.

Amatul Rahman Omar

(They are) habitual listeners to falsehood, too much given to eat things forbidden. If they come to you (seeking your judgment) judge between them or turn aside from them. If you turn aside from them, they shall do you no harm at all. But if you judge, then judge between them with justice, for surely Allâh loves the just.

Arthur John Arberry

who listen to falsehood, and consume the unlawful. If they come to thee, judge thou between them, or turn away from them; if thou turnest away from them, they will hurt thee nothing; and if thou judgest, judge justly between them; God loves the just.

Bijan Moeinian

They [and their judges] are accustomed to appreciate listening to the falsehood and devour the forbidden [such as bribe. ] If they bring their cases to you [as the head of the state and them most just man in the Arabian Peninsula], you may judge between them or refuse to do so and they cannot harm you in any manner. If you judge among them, be fair as God loves those who are just.

E. Henry Palmer

listeners to a lie, eaters of unlawful things! But if they come to thee, then judge between them or turn aside from them; but if thou turnest aside from them they shall not harm thee at all, but if thou judgest, then judge between them with justice, verily, God loves the just.

Edip-Layth

They listen to lies, and consume money illicitly. If they come to you, then you may judge between them or turn away from them. If you turn away from them then they cannot harm you in the least; and if you judge then you should judge between them with justice. God loves those who are just.

George Sale

Who hearken to a lie, and eat that which is forbidden. But if they come unto thee for judgment, either judge between them, or leave them; and if thou leave them, they shall not hurt thee at all. But if thou undertake to judge, judge between them with equity; for God loveth those who observe justice.

Hamid S. Aziz

They are listeners to falsehood, eaters of unlawful things! But if they come to you, then judge between them or ignore them. If you turn aside from them they shall not harm you at all, but if you judge, then judge between them with justice, for verily, Allah loves the just.

Mahmoud Ghali

Constant listeners to lies, constant eaters of illicit gain, so in case they come to you, then judge between them or veer away from them; and in case you veer away from them, then they will never harm you anything; and in case you judge, then judge with equity between them. Surely Allah loves the equitable.

Marmaduke Pickthall

Listeners for the sake of falsehood! Greedy for illicit gain! If then they have recourse unto thee (Muhammad) judge between them or disclaim jurisdiction. If thou disclaimest jurisdiction, then they cannot harm thee at all. But if thou judgest, judge between them with equity. Lo! Allah loveth the equitable.

Mohamed Ahmed - Samira

Eavesdropping for telling lies, earning through unlawful means! So, if they come to you, judge between them or decline. And if you decline, they can do you no harm; but if you judge, you should do so with justice, for God loves those who are just.

Muhammad Asad

those who eagerly listen to any falsehood, greedily swallowing all that is evil! Hence, if they come to thee [for judgment], thou mayest either judge between them or leave them alone: for, if thou leave them alone, they cannot harm thee in any way. But if thou dost judge, judge between them with equity: verily, God knows those who act equitably.

Mustafa Khattab

They eagerly listen to falsehood and consume forbidden gain.[1] So if they come to you ˹O Prophet˺, either judge between them or turn away from them. If you turn away from them, they cannot harm you whatsoever. But if you judge between them, then do so with justice. Surely Allah loves those who are just.

Progressive Muslims

They listen to lies, and consume money illicitly. If they come to you, then you may judge between them or turn away from them; and if you turn away from them then they cannot harm you in the least; and if you judge then judge between them with justice. God loves those who are just.

Sahih International

[They are] avid listeners to falsehood, devourers of [what is] unlawful. So if they come to you, [O Muúammad], judge between them or turn away from them. And if you turn away from them - never will they harm you at all. And if you judge, judge between them with justice. Indeed, Allah loves those who act justly.

Sam Gerrans

Eager listeners to lies; hearty consumers of illicit gain. And if they come to thee, judge thou between them, or turn thou away from them; if thou turnest away from them, they will not harm thee at all; but if thou judgest, judge thou between them with equity; God loves the equitable.

Shabbir Ahmed

They are upholders of falsehood and they make wealth by unfair means. They get bribed into spying. If they come to you asking to judge among them, the choice to accept or reject their request is yours. You have the right to disclaim jurisdiction since they have not yet accepted the Qur'an and they have the Torah. If you disclaim jurisdiction they cannot harm you at all. However, if you decide to judge among them, do so equitably. Allah loves the equitable.

Syed Vickar Ahamed

(They are fond of) listening to lies, (and) of consuming anything (that is) forbidden. If they come to you, either judge between them, or refuse to interfere. If you refuse, they cannot harm you in the least. If you judge, judge with justice between them. Surely, Allah loves those who judge with justice.

Taqi Usmani

They are listeners to the fallacy, devourers of the unlawful. So, if they come to you, judge between them or turn away from them. If you turn away from them, they can do you no harm. But if you judge, judge between them with justice. Surely, Allah loves those who do justice.

The Monotheist Group

They listen to lies, and consume money illicitly. If they come to you, then you may judge between them or turn away from them; and if you turn away from them then they cannot harm you in the least; and if you judge then judge between them with justice. God loves those who are just.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils sont attentifs au mensonge et voraces de gains illicites. Sʹils viennent à toi, sois juge entre eux ou détourne toi dʹeux. Et si tu te détournes dʹeux, jamais ils ne pourront te faire aucun mal. Et si tu juges, alors juge entre eux en équité. Car Allah aime ceux qui jugent équitablement.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew pir guhdariya derewan dikin, pir heramxwer in. (Ya Muhemmed!) Eger ew (ji bo çareserkirina gengeşeyekê) bên cem te, tu dixwazî di navbera wan de hukim bike, yan jî dev ji wan berde. Eger tu dev ji wan berdî jî ew neşên tu zerarê bidin te. Eger tu di navbera wan de hukim bikî vêca bi edaletî hukim bike. Bêguman Xwedê ji mirovên adil hez dike.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij leenen het oor aan de leugens en eten wat verboden is. Maar indien zij tot u komen, om door u gericht te worden, richt dan tusschen hen, of verlaat hen, en indien gij hen verlaat, zullen zij u volstrekt niet deren. Maar indien gij aanneemt te richten, richt dan tusschen hen met rechtvaardigheid; want God bemint hen, die de rechtvaardigheid in acht nemen.

Hollandaca — Siregar

Zij blijven gehoor geven aan de leugen en zij blijven eten van het verbodene en als zij tot jou komen: oordeel dan tussen hen of wend je van hen af en indien jij je van hen afwendt, dan kunnen zij jou geen enkele schade berokkenen. En iendien jij oordeelt, oordeel dan onder hen met rechtvaardigheid. Voorwaar, Allah houdt van de rechtvaardigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они [эти иудеи] больше слушают ложь (и) много едят запретного [занимаются ростовщичеством, берут взятки,...]. И если же они [иудеи] придут к тебе (о, Пророк) (чтобы ты рассудил их), то рассуди между ними (в соответствии с шариатом) или отвернись [[Такое положение относится только к тем неверующим, которые находятся в мирном договоре с мусульманами. То есть для мусульман не является обязательным выносить решения для таких неверующих. Однако, мусульмане обязаны выносить решение по шариату в отношении тех неверующих, которые находятся под их защитой.]] от них (и от этого на тебе не будет греха, так как они ищут не истины, а того решения, что соответствует их желаниям). А если ты (о, Пророк) отвернешься от них, то они [иудеи] нисколько не повредят тебе. А если ты станешь судить (между ними), то суди их беспристрастно: поистине, Аллах любит беспристрастных!

Rusça — Osmanov

Внимающие лжи, пожирающие запретное! Если придут к тебе [такие на суд], то рассуди их или же отвернись от них. Если ты отвернешься от них, они не смогут повредить тебе в чем-либо. Если же станешь выносить судебное решение, то суди их по справедливости. Воистину, Аллах любит справедливых.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

de som ivrigt lyssnar till lögner och frossar i förbjudna ting. Om de nu kommer till dig (och ber dig döma), har du (valet att) antingen döma mellan dem eller att vända dig ifrån dem. Om du vänder dig ifrån dem, (skall du veta att) de inte kan vålla dig skada; men om du (väljer att) döma, döm då mellan dem med rättvisa. Gud älskar dem som gör rättvisa.