Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اِنْ جَاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَاٍ فَتَبَيَّنُوا اَنْ تُصِيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلٰى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمِينَ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū in cā'ekum fāsiḳun bi nebein fe tebeyyenū en tuSībū ḳavmen bi cehāletin fe tuSbiHū ǎlā mā feǎltum nādimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اٰمَنُٓواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lar)
4اِنْin
5جَاءَكُمْcā'ekumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almaksize gelirse
6فَاسِقٌfāsiḳunف س قİtaatsizlik yapmak, yoldan çıkmak, emre karşı gelmek, ahlaksızca yaşamak, düzensizlik içinde olmak, kötü olmak, ahlaksız olmak, ahlaksızlık yapmak, sapkın olmak, dinsiz olmak, kötülük yapmak.bir fasık
7بِنَبَاٍbi nebeinن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberbir haberle
8فَتَبَيَّنُواfe tebeyyenūب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinonu araştırın
9اَنْen
10تُصِيبُواtuSībūص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.yoksa kötülük edersiniz
11قَوْمًاḳavmenق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir topluluğa karşı
12بِجَهَالَةٍbi cehāletinج ه لCahil olmak, bir şeyden haberdar olmamak, aptal veya akılsız olmak, şiddetle kaynamak, cahillik taklidi yapmak, bilmezlikten gelmek, birini hesaba katmak veya değer vermek, kargaşa veya istikrarsızlık yaratmak, yanlış davranış sergilemek, bilgiden yoksun olmak, bir şeyi gerçekte olduğundan farklı zannetmek, bir şeyi yapılması gerektiği şekilden farklı yapmak, bilgi olmadan ilerlemek, bir şeyi görmezden gelmek, pagan olmak.bilmeyerek
13فَتُصْبِحُواfe tuSbiHūص ب حSabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya çıkmak, bir şey yapmaya başlamak, olmak, meydana gelmek, vuku bulmak. Musbih - sabahleyin bir şey yapan veya sabaha giren kişi.sonra olursunuz
14عَلٰىǎlāüzerine
15مَاşey
16فَعَلْتُمْfeǎltumف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyaptığınız
17نَادِمِينَnādimīneن د مGünahkar bir davranışın sonucu olarak tövbe ve pişmanlık duymakpişman

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey inananlar, buyruktan çıkmış biri, size bir haber getirdi mi doğru, yahut yanlış veya yalan olup olmadığını araştırıp iyice bir anlayın, yoksa bir topluluğa, bilgisizlikle bir kötülükte bulunur da yaptığınıza nâdim oluverirsiniz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey inananlar, buyruktan çıkmış biri, size bir haber getirdi mi doğru, yahut yanlış veya yalan olup olmadığını araştırıp iyice bir anlayın, yoksa bir topluluğa, bilgisizlikle bir kötülükte bulunur da yaptığınıza nâdim oluverirsiniz.

Adem Uğur

Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler. . . Eğer bir bozuk inançlı size bir haber getirirse, iyice araştırın. . . (Yoksa) işin doğrusunu bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da yaptığınıza pişmanlık duyarsınız!

Ahmet Tekin

Ey iman edenler, doğru ve mantıklı düşünmeyi terkeden bir fâsık, bir bozguncu, kötü niyetli bir âsi size, hükümetinize, emniyet güçlerinize, ordunuza önemli bir haber getirirse, doğruluğunu araştırın. Araştırmadan, ciddî, zarar verici tedbirler almaya kalkarsanız, bilmeden, yanlış bilgilendirme sonucu suçsuz bir kavme, bir topluluğa kötülük yapmış, hoş olmayan bir davranış sergilemiş olabilirsiniz. Sonra yaptıklarınıza pişman olursunuz.

Ahmet Varol

Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun aslını araştırın. Yoksa bilmeden bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, eğer bir fasık, size bir haber getirirse, onu 'etraflıca araştırın'. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz.

Ali Fikri Yavuz

Ey iman edenler! Eğer size bir fâsık, bir haber getirirse, onu araştırın (doğruluğunu anlayıncaya kadar tahkik edin). Değilse bilmiyerek bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Yoldan çıkmış bir kişi, size bir haber getirirse onu araştırın. Yoksa bilisizlik yüzünden bir topluma kötülük eder; sonunda, yaptığınıza pişman olursunuz.

Bayraktar Bayraklı

Ey inananlar! Eğer bir fasık/yalan haber taşıyan size bir haber getirirse, onun doğruluğunu araştırınız. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de, sonra yaptıklarınıza pişman olursunuz.

Bekir Sadak

Ey inananlar! Eger yoldan cikmisin biri size bir haber getirirse, onun ic yuzunu arastirin, yoksa bilmeden bir millete fenalik edersiniz de sonra ettiginize pisman olursunuz.

Celal Yıldırım

Ey imân edenler! Eğer din ve ahlâk sınırlarını aşan yozmuşun biri size bir haberle gelirse, onu (o haberin doğru olup olmadığını) iyice araştırın, sonra bilmeden bir topluluğa kötülükte bulunursunuz da yaptığınıza pişman olursunuz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.

Diyanet İşleri (eski)

Ey inananlar! Eğer yoldan çıkmışın biri size bir haber getirirse, onun iç yüzünü araştırın, yoksa bilmeden bir millete fenalık edersiniz de sonra ettiğinize pişman olursunuz.

Diyanet Vakfi

Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey iman edenler! Eğer fasıkın biri size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da sonra yaptığınızdan pişman olursunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, eğer size bir fasık bir haber getirirse onu iyice araştırın, sonra bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! Eğer size bir fasık bir haberle gelirse onu tahkık edin ki cehaletle bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza peşiman olursunuz.

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Eğer fasık bir kimse, size bir haber getirirse doğru olup olmadığını araştırın. Yoksa bir topluma cahilce kötülük edersiniz de sonra yaptığınız şeye pişman olursunuz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Eğer fasık bir kimse, size bir haber getirirse doğru olup olmadığını araştırın. Yoksa bir topluma cahilce kötülük edersiniz de sonra yaptığınız şeye pişman olursunuz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Eğer fasık bir kimse, size bir haber getirirse doğru olup olmadığını araştırın. Yoksa bir topluma cahilce kötülük edersiniz de sonra yaptığınız şeye pişman olursunuz.

Fizilal-il Kuran

Ey inananlar! Size fasık (yoldan çıkmış) bir adam bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeyerek bir topluluğa karşı kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

Gültekin Onan

Ey inananlar, eğer bir fasık size bir haber getirirse, onu 'etraflıca araştırın'. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da sonra işlediklerinize pişman olursunuz.

Hamdi Döndüren

Ey iman edenler! Eğer size fâsık birisi bir haber getirirse, onun doğru olup olmadığını araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da sonra yaptığınıza pişman olursunuz!

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, eğer bir faasık size bir haber getirirse onu tahkıyk edin. (Yoksa) bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yapdığınıza peşiman kimseler olursunuz.

Hasib Asutay

Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse, hemen (onu) iyice araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

Hayrat Neşriyat

Ey îmân edenler! Eğer fâsık (yalancı, günahkâr) bir kimse size bir haber getirirse, önce (onun doğruluğunu) iyice araştırın ki bilmeyerek bir topluluğa sataşırsınız da (bu hareketiniz doğru olmadığından) yaptığınıza pişmân olan kimseler olursunuz.

İbni Kesir

Ey iman edenler; eğer bir fasık size bir haberle gelirse, onu iyice araştırın. Yoksa bilmeden bir kavme sataşırsınız da sonradan ettiğinize pişman olursunuz.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Yoldan çıkmış biri size bir haber getirirse (onun doğruluğunu) araştırın! (Yoksa) bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Yoldan çıkmışın biri size (yalan) bir haber getirirse, muhakemenizi kullanın; yoksa istemeden insanları incitir ve sonra yaptığınızdan pişmanlık duyarsınız.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Sorumsuzun biri size (önemli) bir haberle geldiğinde durup gerçeği araştırın; değilse, istemeden birilerini rencide eder, ardından da yaptığınızdan pişmanlık duyarsınız.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ey imân etmiş olanlar! Eğer size bir fâsık bir haber ile gelirse hemen onu tahkik ediniz. Belki, bilmeksizin bir kavme saldırırsınız da sonra yaptığınızın üzerine peşimânlar olmuş olursunuz.

Ömer Öngüt

Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onu tahkik edin, içyüzünü araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da, sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

Suat Yıldırım

Ey iman edenler, herhangi bir fâsık size bir haber getirecek olursa, onu iyice tahkik edin, doğruluğunu araştırın. Yoksa, gerçeği bilmeyerek, birtakım kimselere karşı fenalık edip sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, size fasık (yoldan çıkmış) bir adam bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeyerek bir topluluğa karşı kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Eğer bir fasık/ yoldan çıkmış biri, size bir haber getirirse iyice araştırın. Yoksa işin aslını bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da bundan dolayı yaptığınıza pişman olursunuz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanıp güvenenler! Yanlış işler yapan birisi, size bir haber getirecek olursa iyice araştırın. Yoksa bilmeden bir toplulukla aranızı bozarsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse, cahillikle bir topluluğa kötülük etmemek için iyice araştırın, sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

Tefhim-ul Kuran

Ey iman edenler, eğer bir fasık, size bir haberle gelirse, onu 'etraflıca araştırın.' Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz.

Ümit Şimşek

Ey iman edenler! Eğer fâsıkın biri size bir haber getirecek olursa onu araştırın. Yoksa cahillikle bir topluluğa sataşır da yaptığınıza pişman olursunuz.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman sahipleri! Özü sözü bozuk birisi size bir haber getirdiğinde, hemen araştırıp inceleyin/delil arayın! Yoksa bilgisizlikle bir topluluğu suçlar da yapmış olduğunuza pişmanlık duyar hale gelirsiniz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ey iman gətirənlər! Əgər bir fasiq sizə bir xəbər gətirsə, onu araşdırın. Yoxsa bilmədən bir qövmə pislik edər, sonra da bunun peşmançılığını çəkərsiniz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ey iman gətirənlər! Əgər bir fasiq sizə (pis) bir xəbər gətirsə, dərhal (onun doğruluğunu) yoxlayın, yoxsa bilmədən bir qövmə pislik edər, sonra da etdiyinizə peşman olarsınız!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn jemand, der Gottes Gebote und Verbote nicht einhält, euch eine Nachricht überbringt, müßt ihr euch darüber vergewissern, sonst würdet ihr Menschen aus Unwissenheit schaden, und das müßtet ihr dann bereuen.

Almanca — Der Edle Quran

O die ihr glaubt, wenn ein Frevler zu euch mit einer Kunde kommt, dann schafft Klarheit, damit ihr (nicht einige) Leute in Unwissenheit (mit einer Anschuldigung) trefft und dann über das, was ihr getan habt, Reue empfinden werdet.

Almanca — M. A. Rassoul

O ihr, die ihr glaubt, wenn ein Frevler euch eine Kunde bringt, so vergewissert euch (dessen), damit ihr nicht anderen Leuten in Unwissenheit ein Unrecht zufügt und hernach bereuen müßt, was ihr getan habt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Ihr, die den Iman verinnerlicht habt! Wenn zu euch ein Fasiq mit einer Nachricht kommt, so vergewissert euch, damit ihr nicht Leute durch Unwissen verletzt, und dann ihr reuig werdet für das, was ihr getan habt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

O you whose hearts reflect the image of religious and spiritual Virtues and their deeds wisdom and piety: If ever there comes to you someone known to be immoral or potentially harmful, pernicious, malicious or mischievous, and relates to you a message or an event, an incident or something he heard, then be objectively certain of the truth to preclude risk of error and the consequence of wrong action and of injuring the reputation of a people or defaming them in ignorance, and later be pitifully regretful for what you have done.

Abdul Haleem

Believers, if a troublemaker brings you news, check it first, in case you wrong others unwittingly and later regret what you have done,

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! If a wicked person comes to you with any news, ascertain the truth, lest ye harm people unwittingly, and afterwards become full of repentance for what ye have done.

Abul A'la Maududi

Believers, when an ungodly person brings to you a piece of news, carefully ascertain its truth, lest you should hurt a people unwittingly and thereafter repent at what you did.

Aisha Bewley

You who have iman! if a deviator brings you a report, scrutinize it carefully in case you attack people in ignorance and so come to greatly regret what you have done.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! If a Fâsiq (liar - evil person) comes to you with any news, verify it, lest you should harm people in ignorance, and afterwards you become regretful for what you have done.

Ali Quli Qarai

O you who have faith! If a profligate [person] should bring you some news, verify it, lest you should visit [harm] on some people out of ignorance, and then become regretful for what you have done.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! if a wicked person brings you any news, examine it carefully, lest you should harm some people in ignorance and afterwards you may have to repent for what you did.

Arthur John Arberry

O believers, if an ungodly man comes to you with a tiding, make clear, lest you afflict a people unwittingly, and then repent of what you have done.

Bijan Moeinian

The Muslims should be more careful about the source of the news that they receive and should not react immediately to what they hear. It is better to take advantage of the benefit of the doubt.

E. Henry Palmer

O ye who believe! if there come to you a sinner with an information, then discriminate, lest ye fall upon a people in ignorance and on the morrow repent of what ye have done.

Edip-Layth

O you who acknowledge, if a wicked person comes to you with any news, then you shall investigate it. Lest you harm a people out of ignorance, then you will become regretful over what you have done.

George Sale

O true believers, if a wicked man come unto you with a tale, inquire strictly into the truth thereof; lest ye hurt people through ignorance, and afterwards repent of what ye have done:

Hamid S. Aziz

O you who believe! If an evil-doer comes to you with a report, look carefully into it (do not ignore it because he is evil), lest you harm a people in ignorance, then be sorry for what you have done.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, in case an immoral (person) comes to you with a tiding, then (ascertain) the evidence, for that you may afflict a people in ignorance, (and) then you become remorseful for what you have performed.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! If an evil-liver bring you tidings, verify it, lest ye smite some folk in ignorance and afterward repent of what ye did.

Mohamed Ahmed - Samira

O you who believe, if a dissolute person brings some news, verify it first lest you attack a people ignorantly and later regret what you had done.

Muhammad Asad

O YOU who have attained to faith! If any iniquitous person comes to you with a [slanderous] tale, use your discernment, lest you hurt people unwittingly and afterwards be filled with remorse for what you have done.

Mustafa Khattab

O believers, if an evildoer brings you any news, verify ˹it˺ so you do not harm people unknowingly, becoming regretful for what you have done.[1]

Progressive Muslims

O you who believe, if a wicked person comes to you with any news, then you shall investigate it. Lest you harm a people out of ignorance, then you will become regretful over what you have done.

Sahih International

O you who have believed, if there comes to you a disobedient one with information, investigate, lest you harm a people out of ignorance and become, over what you have done, regretful.

Sam Gerrans

O you who heed warning: if one perfidious comes to you with a report: verify, lest you strike a people in ignorance, and become remorseful for what you did.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! If a person, who is known to drift away from Moral Values, comes to you with any news, verify it, lest you hurt some folk in ignorance and then regret what you have done.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! If an ungodly person comes to you with any news, (first), verify the truth, in case that you may harm people unwittingly (unwillingly or unknowingly), and afterward have to be regretful for what you have done.

Taqi Usmani

O you who believe, if a sinful person brings you a report, verify its correctness, lest you should harm a people out of ignorance, and then become remorseful on what you did.

The Monotheist Group

O you who believe, if a wicked person comes to you with any news, then you shall investigate it. Lest you harm a people out of ignorance, then you will become regretful over what you have done.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

O vous qui avez cru! Si un pervers vous apporte une nouvelle, voyez bien clair (de crainte) que par inadvertance vous ne portiez atteinte à des gens et que vous ne regrettiez par la suite ce que vous avez fait.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gelî bawermendan! Eger yekî fasiq (derewker) ji were xeberekê bîne, vêca rastiya wê bikolin (ka rast e yan na), ku hûn rastiya wê nekolin, bê zanîn hûn dê destdirêjî civatekê bikin û piştre hûn ê li kirina xwe poşman bibin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie die geloven! Als een verdorvene met een mededeling tot jullie komt zorgt dan dat jullie duidelijke inlichtingen inwinnen, opdat jullie niet in onwetendheid mensen treffen en wroeging krijgen over wat jullie gedaan hebben.

Hollandaca — Salomo Keyzer

O ware geloovigen! Indien een zondig mensch met een verhaal tot u komt, doet dan nauwkeurig onderzoek naar de waarheid daarvan, opdat gij anderen niet door onwetendheid benadeelt, en naderhand berouw zoudt gevoelen, om hetgeen gij hebt gedaan.

Hollandaca — Siregar

O jullie die geloven, als een verdorvene met een bericht komt, onderzoekt het dan nauwkeurig, anders treffen jullie uit onwetendheid een volk met een ramp, waarna jullie spijt zouden krijgen van wat jullie deden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

О вы, которые уверовали! Если придет к вам (какой-нибудь) непокорный [грешный] (человек) с (какой-нибудь) вестью, то постарайтесь выяснить (истинность их слов) [удостовериться в их правдивости], (прежде чем передавать это другим), чтобы не обвинить (невиновных) людей (в грехе или преступлении) по неведению, а то окажетесь сожалеющими (кающимися) в том, что вы сделали.

Rusça — Osmanov

О вы, которые уверовали! Если к вам придет нечестивец с какой-либо вестью, то разузнайте, [в чем дело], чтобы не поразить по неведению [невинных людей], а не то вам придется раскаиваться в том, что вы совершили.