Hani inkar edenler kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zaten onlar buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilmektedir.
اِذْ جَعَلَ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي قُلُوبِهِمُ الْحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةِ فَاَنْزَلَ اللّٰهُ سَكِينَتَهُ عَلٰى رَسُولِهِ وَعَلَى الْمُؤْمِنِينَ وَاَلْزَمَهُمْ كَلِمَةَ التَّقْوٰى وَكَانُوا اَحَقَّ بِهَا وَاَهْلَهَا وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا
iƶ ceǎle (e)lleƶīne keferū fī ḳulūbihimu l-Hamiyyete Hamiyyete l-cāhiliyyeti fe enzele (a)llahu sekīnetehu ǎlā rasūlihi ve ǎlā l-mu'minīne ve elzemehum kelimete t-teḳvā ve kānū eHaḳḳa bihā ve ehlehā ve kāne (a)llahu bi kulli şey'in ǎlīmen
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
O sırada, kâfir olanların yüreklerinde coşup kabaran gayret ve kızgınlık, câhiliyet devrine âit bir gayret ve kızgınlıktı; derken Allah, Peygamberine ve inananlara sükûn ve huzur verdi ve onlara, çekinme sözünü gerekli kıldı ve bu, Tanrının birliğini bildiren söze de zâten onlar, daha lâyıktı ve o sözün ehliydi onlar ve Allah, her şeyi bilir.
Abdulkadir Gölpınarlı
O sırada, kâfir olanların yüreklerinde coşup kabaran gayret ve kızgınlık, câhiliyet devrine âit bir gayret ve kızgınlıktı; derken Allah, Peygamberine ve inananlara sükûn ve huzur verdi ve onlara, çekinme sözünü gerekli kıldı ve bu, Tanrının birliğini bildiren söze de zâten onlar, daha lâyıktı ve o sözün ehliydi onlar ve Allah, her şeyi bilir.
Adem Uğur
O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onların takvâ sözünü tutmalarını sağladı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.
Ahmed Hulusi
O zaman hakikat bilgisini inkar edenler, kalplerine hamiyeti (köylülük - cahillik gururu), cehalet tutuculuğunu (yeniye kapalılık) yerleştirmişlerdi. . . Allah, Rasulüne ve iman edenlere sekine inzal etti ve onları kelime-i takva (la ilahe illAllah) anlayışında sabitledi. . . Onlar bu sözü bizatihi yaşayarak hak etmiş ve ehil kimselerdi. . . Allah her şeyi Aliym'dir.
Ahmet Tekin
O zaman kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek ört-bas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler kalplerine, kafalarına İslâm dışı, cahiliyet değeri, hamiyet anlayışını; küstahça büyüklenmeyi, yiğitlik gösterisini, inadı yerleştirmişlerdi. Allah da Rasulüne ve mü’minlere sükûnet ve güven indirdi. Onlara kelime-i tevhidi, takva esaslarını-Kur’ân esaslarını hayata geçirerek korunma, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranma, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olma fikrini, takvaya dayalı düzeni benimsetti. Zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Her şey Allah’ın ilmi, planı, iradesi dâhilinde gerçekleşmektedir.
Ahmet Varol
İnkar edenler kalplerine taasubu, o cahiliye taassubunu koyunca Allah da Peygamber'ine ve mü'minlere kendi güvenini indirdi ve onları takva sözüne bağlı kıldı. Onlar da zaten buna layık ve ehil idiler. Allah her şeyi bilendir.
Ali Bulaç
Hani o inkar edenler, kendi kalplerinde, 'öfkeli soy koruyuculuğu'nu (hamiyeti), cahiliyenin 'öfkeli soy koruyuculuğunu' kılıp kışkırttıkları zaman, hemen Allah; elçisinin ve mü'minlerin üzerine '(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu' indirdi ve onları "takva sözü" üzerinde 'kararlılıkla ayakta tuttu." Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Ali Fikri Yavuz
Hani o kâfir olanlar, kalblerindeki taassuba= cahiliyyet gayretine sarıldıkları sıra; Allah, Rasûlünün ve müminlerin üzerine manevî huzuru indirmişti. Onlara takvâ kelimesini (şehadet ve tevhid sözünü) de ilham etmişti. Onlar da buna lâyık ve ehil idiler. Allah her şeyi kemal üzre bilendir.
Ali Rıza Safa
Nankörlük edenler, öfkeli bağnazlığı ve bilisizlik bağnazlığını yüreklerine yerleştirmişlerdi. Oysa Allah, Kendi elçisinin ve inananların üzerine bir dinginlik indirmiş ve sorumluluk bilincine erişmelerine yönelik buyruğuna bağlı kalmalarını sağlamıştı. Bunu hak etmişlerdi ve en çok onlara yaraşırdı. Çünkü Allah, her şeyi Bilendir.
Bayraktar Bayraklı
O zaman inkar edenler, kalplerine taassubu, Cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da,Peygamberine ve müminlere huzuru ve güvenini indirmişti; onlara takva sözünü aşılamıştı. Zaten onlar buna layık kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.
Bekir Sadak
Inkar edenler, gonullerindeki cahiliyye caginin asabiyet atesini ateslendirdiklerinde, Allah, peygamberine ve inananlara huzur indirdi; onlarin takva sozunu tutmalarini sagladi. Onlar, bu soze layik ve ehil kimselerdi. Allah her seyi bilmektedir.*
Celal Yıldırım
Hani o inkâra sapanlar kalblerinde Cahiliyye Devri'nin gurur ve taassubunu alevlendirdikleri zaman Allah, Peygamberi ve mü'minler üzerine güven, huzur ve kalb sükûneti indirdi de onlara takva sözünü gerekli kıldı. Zaten onlar bu söze daha lâyık ve ehil idiler. Allah her şeyi bilendir.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
İnkâra sapmış olanlar o zaman kalplerini o gurura, Câhiliye dönemine ait büyüklenme duygusuna kaptırmışlardı, Allah da resulünün ve müminlerin gönüllerine huzur ve güven duygusu verdi, onları takvâ sözüne bağlı kıldı. Zaten onlar bu sözü hak etmişlerdi, onlar buna lâyıktı. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.
Diyanet İşleri
Hani inkar edenler kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zaten onlar buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilmektedir.
Diyanet İşleri (eski)
İnkar edenler, gönüllerindeki cahiliyye çağının asabiyet ateşini ateşlendirdiklerinde, Allah, Peygamberine ve inananlara huzur indirdi; onların takva sözünü tutmalarını sağladı. Onlar, bu söze layık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilmektedir.
Diyanet Vakfi
O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onların takvâ sözünü tutmalarını sağladı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, câhiliyet taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi. Onları takva sözü üzerinde durdurdu. Zaten onlar buna pek layık ve ehil kimselerdi. Allah herşeyi bilendir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O küfredenler kalplerinde o taassubu, cahiliye taassubunu kaynattığı sırada Allah, peygamberinin ve mü'minlerin üzerine sükunet ve güvenini indirdi, onlara kelime-i takvayı (barış antlaşmasını) yükledi. Zaten onlar, buna layık ve ehliyetli idiler. Allah, herşeyi bilendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
O küfredenler kalblerinde o hamiyyeti; Cahiliyye hamiyyetini kaynattığı sıra, ki o vakıt Allah Resulünün ve mü'minlerin üzerine sekinetini indirdi ve onlara kelime-i tekvayı ilzam buyurdu, onlar da ona ehakk-u ehl idiler, evet, Allah her şeye alim bulunuyor.
Erhan Aktaş
Kafirler, küçük görme taassubunu, cahiliye taassubunu kalplerinde taşıyorlardı. Allah da Resul'ünün ve Mü'minlerin üzerine dinginlik indirdi. Onları takva sözüne bağlı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehildiler. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Kafirler, küçük görme taassubunu, cahiliye taassubunu kalplerinde taşıyorlardı. Allah da Resulünün ve Mü'minlerin üzerine dinginlik indirdi. Onları takva sözüne bağlı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehildiler. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Gerçeği yalanlayan nankörler, küçük görme taassubunu, cahiliye taassubunu kalplerinde taşıyorlardı. Allah da Rasul'ünün ve inananların üzerine dinginlik indirdi. Onları takva sözüne bağlı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehildiler. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.
Fizilal-il Kuran
O zaman inkar edenler, kalplerine öfke ve gayretin cahiliyye çağının öfke ve gayretini koymuşlardı. Allah da elçisine ve mü'minlere huzur ve güveni indirdi; onları takva sözüne tutunmalarını sağladı. Onlar, bu söze layık ve ehil kimselerdi. Allah herşeyi bilmektedir.
Gültekin Onan
Hani o küfredenler, kendi kalplerinde, 'öfkeli soy koruyuculuğu'nu (hamiyeti), cahiliyenin 'öfkeli soy koruyuculuğunu' kılıp kışkırttıkları zaman, hemen Tanrı, elçisinin ve inançlıların üzerine 'güven ve yatışma duygusunu' indirdi ve onları 'takva sözü' üzerinde 'kararlılıkla ayakta tuttu'. Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Tanrı, her şeyi hakkıyla bilendir.
Hamdi Döndüren
O zaman inkâr edenler, kalplerine öfke ve gayreti, cahiliye öfke ve gayretini koymuşlardı. Allah da, elçisine ve mü’minlere huzur ve güvenini indirmiş, onları takvâ sözü üzerinde durdurmuştu. Zâten onlar buna lâyık ve ehil idiler. Allah her şeyi çok iyi bilendir.
Hasan Basri Çantay
O küfredenler kalblerine o taassubu, o cahillik taassubunu yerleşdirdiği sırada idi ki hemen Allah, resulünün ve mü'minlerin üzerine kuvve-i ma'neviyyesini indirdi, onları takva sözü üzerinde durdurdu. Onlar da buna çok layık ve buna ehil idiler. Allah her şey'i hakkıyle bilendir.
Hasib Asutay
O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere güvenini indirdi ve onlara takva sözünü tutmalarını sağladı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.
Hayrat Neşriyat
O zaman, inkâr edenler kalblerine taassubu, câhiliye taassubunu yerleştirmişlerdi; Allah da Resûlünün ve mü’minlerin üzerine (kalblere huzur veren) sükûnetini indirdi ve onları takvâ sözüne (kelime-i şehâdete) bağlı kıldı. Zâten (onlar), buna çok lâyık, buna ehil idiler. Allah ise, herşeyi hakkıyla bilendir.
İbni Kesir
O küfredenler kalblerinde hamiyyeti, cahiliyyet hamiyyetini ateşlendirdiklerinde Allah; sekinetini peygamberine ve mü'minlerin üzerine indirdi. Ve onları takva sözü üzerinde durdurdu. Onlar, buna daha layık ve ehil kimselerdi. Allah; her şeyi bilmekte olandır.
Mehmet Okuyan
O zaman inkâr edenler, kalplerine katılığı (tutuculuğu), cahiliye katılığını (tutuculuğunu) yerleştirmişlerdi. Allah da Elçisine ve müminlere güven duygusu indirmiş, onların takvâ (duyarlılık) sözünü tutmalarını sağlamıştı. (Zaten) onlar, buna en layık ve en ehil kişilerdi. Allah her şeyi bilendir.
Muhammed Esed
Hakikati inkara şartlanmış olanlar kalplerinde küstahça bir büyüklük duygusu -cahiliyye ürünü bir duygu- taşırken Allah (da) Elçisi'ne ve müminlere iç huzuru (nimetini) ihsan etmiş ve onlara Allah'a karşı sorumluluk duygusu aşılamıştır; çünkü onlar bu (ilahi armağana) en çok layık olanlardı ve onu pekala hak etmişlerdi. Ve Allah her şeyi tam bilendir.
Mustafa İslamoğlu
Hani, inkarda direnenlerin kalbini malum gurur -cahiliyye gurur- doldururken, Allah, Elçisine ve mü'minlere iç huzuru bahşetmiş ve onların sorumlu davranma sözüne sadık kalmalarını sağlamıştı: zira onlar buna fazlasıyla layık ve ehil idiler; ve zaten Allah da her şeyi hakkıyla bilendi.
Ömer Nasuhi Bilmen
O vakit ki, o kâfirler kalblerinde hamiyyeti, hamiyyet-i cahiliyyeyi yerleştirmişler idi. Allah Teâlâ da Peygamberinin üzerine ve mü'minlerin üzerlerine sekîneti indirdi ve onlara takvâ kelimesini ilzam buyurdu. Onlar da buna hakkıyla layık ve bunun ehli bulunuyorlardı. Allah da her şeyi bihakkın bilicidir.
Ömer Öngüt
O kâfirler kalplerine taassubu, câhiliyet taassubunu yerleştirdikleri zaman Allah, Peygamber'ine ve müminlerin üzerine huzur ve sükûnu indirdi, onları takvâ kelimesi üzerinde durdurdu. Zaten onlar buna daha lâyık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.
Suat Yıldırım
Kâfirlerin kalplerine taassubu, Cahiliye taassup ve tarafgirliğini yerleştirdikleri o sırada, Allah da Resûlüne ve müminlerin gönüllerine huzur ve güven duygusu verdi. Onlara takva kelimesini gerekli kıldı. Zaten onlar bu söze pek layık ve ehil idiler. Allah her şeyi hakkiyle bilir.
Süleyman Ateş
O zaman inkar edenler, kalblerine öfke ve gayreti, o cahiliyye (çağının) öfke ve gayretini koymuşlardı, Allah da Elçisine ve mü'minlere huzur ve güvenini indirdi; onları takva kelimesine (sebata ve ahde vefaya) bağladı. Zeten onlar, buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi bilendir.
Süleymaniye Vakfı
Kafirlik edenler kalplerindeki taassubu; cahiliye taassubunu harekete geçirdikleri sırada Allah, elçisine ve müminlere, tarafından bir iç huzuru verdi ve takva sözüne /yanlışlardan sakınma sözüne onların sıkıca bağlı kalmalarını sağladı. Onlar, buna pek layık ve ehildiler. Allah her şeyi bilendir.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
O sırada, kendini doğrulara kapatanların kalbinde o kızgınlığı; cahil kızgınlığını oluşturmuştu. Allah, elçisine ve müminlere de tarafından bir sükunet indirmiş, takva sözünü onların ayrılmaz bir parçası yapmıştı. Onlar bunu hak etmişlerdi, buna layıktılar. Allah her şeyi bilir.
Şaban Piriş
Kafir olan kimselerin kalplerinde bir asabiyet meydana getirdi. Allah, Peygamberine ve müminlerin üzerine huzur indirdi ve onları "takva" sözüne bağlı tuttu. Onlar, zaten bunu gerçekleştirmişler ve ona sahip çıkmışlardı. Allah ise her şeyi bilmekteydi.
Tefhim-ul Kuran
Hani o küfretmekte olanlar, kendi kalpleri içinde, 'öfkeli soy koruyuculuğunu', (hamiyet), cahiliyenin 'öfkeli soy koruyuculuğunu' kılıp kışkırttıkları zaman, hemen Allah Rasulünün ve mü'minlerin üzerine '(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu' indirdi ve onları «takva sözü» üzerinde kararlılıkla ayakta tuttu. Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Ümit Şimşek
İnkâr edenler, cahiliyet taassubundan ibaret olan o hamiyeti kalplerine yerleştirdiklerinde, Allah da Peygamberine ve mü'minlere güven ve huzur indirdi ve takvâ sözüne tutunmalarını nasip etti ki, zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Allah ise herşeyi hakkıyla bilir.
Yaşar Nuri Öztürk
İnkar edenler, kalplerine öfkeli taassubu, o cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise huzur ve mutluluğunu resulünün, inananların üstüne indirmişti. Onları, takva kelimesine bağlı tutmuştu. Zaten onlar buna layık ve ehil idiler. Allah her şeyi çok iyi bilmektedir.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Kafirlər öz qəlbində təkəbbürlüyə – cahilik lovğalığına qapıldıqları zaman Allah Öz Elçisinə və möminlərə mənəvi rahatlıq nazil etdi və onlara təqva sözünü vacib buyurdu. Onların buna daha çox haqqı var idi və ona layiq idilər. Allah hər şeyi bilir.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Kafirlər öz ürəklərində Cahiliyyət təkəbbürü təəssübünə qapıldıqları (Hüdeybiyyə sazişinə ″bismillahir-rəhmanir-rəhim″, ″Muhəmmədun rəsulullah″ sözlərini yazmaqdan imtina etdikləri, hicrətin altıncı ilində Muhəmməd əleyhissəlamın Məkkəyə daxil olmasına razılıq vermədikləri) zaman Allah Peyğəmbərinə və möʼminlərə öz dərgahından arxayınlıq (qəlb rahatlığı, məʼnəvi möhkəmlik) göndərmiş və onlara təqva gəlməsini (la ilahə illallah, Muhəmmədun rəsulullah″ sözünü) xas etmişdi. Onların bu sözə (Məkkə müşriklərindən) daha çox haqqı var idi və ona layiq idilər. Allah hər şeyi biləndir!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Als die Ungläubigen dem Stolz, dem heidnischen Stolz, in ihren Herzen Platz einräumten, sandte Gott innere Ruhe auf Seinen Gesandten und auf die Gläubigen herab und ließ sie am Grundsatz der Frömmigkeit festhalten, für die sie berechtigter und geeigneter sind. Gottes Wissen umfaßt alles.
Almanca — Der Edle Quran
Als diejenigen, die ungläubig waren, in ihren Herzen die Hitzigkeit entfachten, die Hitzigkeit der Unwissenheit -, da sandte Allah Seine innere Ruhe auf Seinen Gesandten und auf die Gläubigen herab und ließ sie an dem Wort der Gottesfurcht festhalten. Sie hatten ja ein größeres Anrecht darauf und waren dessen würdig. Und Allah weiß über alles Bescheid.
Almanca — M. A. Rassoul
Als die Ungläubigen in ihren Herzen Parteilichkeit hegten - die Parteilichkeit der Gahiliya -, sandte Allah auf Seinen Gesandten und auf die Gläubigen Seine Ruhe hinab und ließ sie an dem Wort der Gottesfurcht festhalten, und sie hatten wohl Anspruch auf dieses (Wort) und waren seiner würdig. Und Allah weiß über alle Dinge Bescheid.
Almanca — Muhammad Zaidan
(Und erinnere daran), als diejenigen, die Kufr betrieben haben, in ihren Herzen den ablehnenden Stolz hegten, den ablehnenden Stolz der Dschahiliya, dann sandte ALLAH Herzensruhe von Ihm auf Seinen Gesandten und auf die Mumin hinab und verpflichtete sie zum Wort der Taqwa, und sie hatten mehr Anrecht darauf und waren dessen Leute. Und ALLAH ist immer über alles allwissend.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
While the infidels cherished the violent feeling and furious passion of paganism and national ignorance, Allah inspired peace and tranquility to His Messenger and to the faithful believers whose hearts He imprinted with the image of religious and spiritual virtues and whose works with wisdom and whose words with piety; virtues they merit and of right belong to them, Allah has always been Alimun (Omniscient) of all things in all respects.
Abdul Haleem
While the disbelievers had fury in their hearts- the fury of ignorance- God sent His tranquillity down on to His Messenger and the believers and made binding on them [their] promise to obey God, for that was more appropriate and fitting for them. God has full knowledge of all things.
Abdullah Yusuf Ali
While the Unbelievers got up in their hearts heat and cant - the heat and cant of ignorance,- Allah sent down His Tranquillity to his Messenger and to the Believers, and made them stick close to the command of self-restraint; and well were they entitled to it and worthy of it. And Allah has full knowledge of all things.
Abul A'la Maududi
(This is why) when the unbelievers set in their hearts a fierce bigotry — the bigotry of ignorance — Allah bestowed inner peace upon His Messenger and upon the believers and made the word of piety binding on them. They were more deserving and worthier thereof. Allah has knowledge of everything.
Aisha Bewley
Those who are kafir filled their hearts with fanatical rage – the fanatical rage of the Time of Ignorance and Allah sent down serenity to His Messenger and to the muminun, and bound them to the expression of taqwa which they had most right to and were most entitled to. Allah has knowledge of all things.
Al-Hilali & Khan
When those who disbelieve had put in their hearts pride and haughtiness - the pride and haughtiness of the time of ignorance, - then Allâh sent down His Sakînah (calmness and tranquillity) upon His Messenger (صلى الله عليه وسلم) and upon the believers, and made them stick to the word of piety (i.e. none has the right to be worshipped but Allâh); and they were well entitled to it and worthy of it. And Allâh is the All-Knower of everything.
Ali Quli Qarai
When the faithless nourished bigotry in their hearts, the bigotry of pagan ignorance, Allah sent down His composure upon His Apostle and upon the faithful, and made them abide by the word of Godwariness, for they were the worthiest of it and deserved it, and Allah has knowledge of all things.
Amatul Rahman Omar
(These events belong to the time) when those who disbelieved nurtured in their hearts prideful indignation and cant, the indignation and cant (of the days) of Ignorance, and Allâh granted Shechinah (peace and tranquillity) from Himself to His Messenger and the believers and made them observe closely and firmly the code of self-restraint, (the code) they were best entitled to receive and were also really worthy of it. Allâh has full knowledge of everything.
Arthur John Arberry
When the unbelievers set in their hearts fierceness, the fierceness of pagandom, then God sent down His Shechina upon His Messenger and the believers, and fastened to them the word of godfearing to which they have better right and are worthy of; and God has' knowledge of everything.
Bijan Moeinian
While the disbelievers’ heart was filled with the arrogance of the days of ignorance, God showered His Prophet and the believers with peace and directed them toward righteousness as they deserved it. God is Fully Aware of everything.
E. Henry Palmer
When those who misbelieved put in their hearts pique - the pique of ignorance - and God sent down His shechina upon His Apostle and upon the believers, and obliged them to keep to the word of piety, and they were most worthy of it and most suited for it; for God all things doth know.
Edip-Layth
Those who rejected had put in their hearts the rage of the days of ignorance, then God sent down tranquility upon His messenger and those who acknowledge, and directed them to uphold the word of righteousness, and they were well entitled to it and worthy of it. God is fully aware of all things.
George Sale
When the unbelievers had put in their hearts an affected preciseness, the preciseness of ignorance, and God sent down his tranquillity on his apostle and on the true believers; and firmly fixed in them the word of piety, and they were the most worthy of the same, and the most deserving thereof: For God knoweth all things.
Hamid S. Aziz
When those who disbelieved harboured in their heart feelings of agitation and disdain - the agitation and disdain of the Days of Ignorance - Allah sent down His tranquillity on His Messenger and on the believers, and made them adhere to the Word (or command) of self-restraint, and they were entitled to it and worthy of it; and Allah is Aware of all things.
Mahmoud Ghali
As the ones who have disbelieved (got) in their hearts haughtiness, the haughtiness of (pagan) ingnorance, then Allah sent down His serenity upon His Messenger and upon the believers, and He imposed upon them the word of piety, and they were truly worthier of it and (qualified) population for it; and Allah has been Ever-Knowing of everything.
Marmaduke Pickthall
When those who disbelieve had set up in their hearts zealotry, the zealotry of the Age of Ignorance, then Allah sent down His peace of reassurance upon His messenger and upon the believers and imposed on them the word of self-restraint, for they were worthy of it and meet for it. And Allah is Aware of all things.
Mohamed Ahmed - Samira
When the unbelievers fostered a sense of honour in their hearts, a sense of pagan honour, God sent down a sense of tranquility on His Apostle and the believers, and obliged them to an act of self-restraint, for they were deserving and worthy of it. God is cognisant of everything.
Muhammad Asad
Whereas they who are bent on denying the truth harboured a stubborn disdain in their hearts - the stubborn disdain [born] of ignorance God bestowed from on high His [gift of] inner peace upon His Apostle and the believers, and bound them to the spirit of God-consciousness: for they were most worthy of this [divine gift], and deserved it well. And God has full knowledge of all things.
Mustafa Khattab
˹Remember˺ when the disbelievers had filled their hearts with pride—the pride of ˹pre-Islamic˺ ignorance[1]—then Allah sent down His serenity upon His Messenger and the believers, inspiring them to uphold the declaration of faith,[2] for they were better entitled and more worthy of it. And Allah has ˹perfect˺ knowledge of all things.
Progressive Muslims
Those who rejected had put in their hearts the rage of the days of ignorance, then God sent down tranquility upon His messenger and the believers, and directed them to uphold the word of righteousness, and they were well entitled to it and worthy of it. And God is fully aware of all things.
Sahih International
When those who disbelieved had put into their hearts chauvinism - the chauvinism of the time of ignorance. But Allah sent down His tranquillity upon His Messenger and upon the believers and imposed upon them the word of righteousness, and they were more deserving of it and worthy of it. And ever is Allah, of all things, Knowing.
Sam Gerrans
When those who ignore warning set in their hearts bigoted disdain: — the bigoted disdain of ignorance — then God sent down His tranquillity upon His messenger and upon the believers, and imposed upon them the word of prudent fear; and they have more right to it and are worthy of it; and God is knowing of all things.
Shabbir Ahmed
Just when the unbelievers had their hearts filled with zeal, the *zeal of the Age of Ignorance, right then Allah sent down His blessing of inner contentment upon His Messenger and upon the believers, and empowered them to ward off this kind of zealotry. For, they truly deserved this virtue and it was befitting for them to own it. And Allah is Knower of all things. (*Zeal for revenge).
Syed Vickar Ahamed
When the unbelievers had heat (anger) and urge in their hearts— The heat and urge of ignorance, — Allah sent down His calm and tranquility to His Messenger and to the believers, and made them follow closely the command of self-restraint; And they were well entitled to it and worthy of it. And Allah is Ever All Knowing (Aleem) of all things.
Taqi Usmani
When the disbelievers developed in their hearts indignation, the indignation of ignorance; then Allah sent down tranquility from Himself upon His Messenger and upon the believers, and made them stick to the word of piety, and they were very much entitled to it and competent for it. And Allah is All-Knowing about every thing.
The Monotheist Group
Those who rejected had put in their hearts the rage of the days of ignorance. Then, God sent down tranquility upon His messenger and the believers, and directed them to uphold the word of righteousness, and they were well entitled to it and worthy of it. And God is fully aware of all things.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Quand ceux qui ont mécru eurent mis dans leurs cœurs la fureur, (la) fureur de lʹignorance... Puis Allah fit descendre Sa quiétude sur Son Messager ainsi que sur les croyants, et les obligea à une parole de piété, dont ils étaient les plus dignes et les plus proches. Allah est Omniscient.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Wê dema ku wan ên îman neaniye rika cahiliyetê xist dilên xwe, vêca Xwedê jî tenahî û aramiya xwe bi ser pêxemberê xwe û mumînan de şand û kelîmeya teqwayê li ser wan lazim kir. Ew bi xwe jî her babetir û ehiltirê wê bûn. Xwedê, teqez bi her tiştî zana ye.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Salomo Keyzer
Terwijl de ongeloovigen in hunne harten een blinde woede, de woede der onwetenden koesterden, zond God vrede op den profeet en de geloovigen neder, en bevestigde het woord der godsvrucht vast in hen, en zij waren de waardigsten van hen, en zij die dit het meest verdienden; want God kent alle dingen.
Hollandaca — Siregar
(Gedenkt) toen degenen die niet geloofden trots in hun harten brachten, de trots van de onwetendheid, toen liet Allah de vrede neerdalen over Zijn Boodschapper en de gelovigen, en Hij verplichtte hen zich te houden aan het woord van Taqwa. En zij hadden er meer recht op en zij waren er geschikt voor. En Allah is Alwetend over alle zaken.
Rusça (1)
Rusça — Ebu Adel
Когда те, которые стали неверующими, поместили в своих сердцах высокомерие, высокомерие (свойственное для величайшего) невежества, (чтобы не признать Мухаммада посланником Аллаха) [[Это выразилось в том, что они удержались от записи в Худайбийском договоре «С именем Аллаха, Милостивого, Милосердного», а вместо этого согласились написать «С именем Аллаха» и отказались записать «Это то, что решил Мухаммад, посланник Аллаха», а согласились на запись «Это то, что решил Мухаммад, сын Абд Аллаха»]], (в то время) Аллах низвел Свое успокоение на Своего посланника и на верующих (которые были вместе с ним) и сделал неотлучным с ними Слово остережения (охраняющее их от неверия и грехов) [свидетельство «Нет бога [заслуживающего поклонение], кроме Аллаха»], и они [Пророк и верующие] имели больше прав на него [на свидетельство единобожия] и были достойны его. И Аллах о всякой вещи знающ!
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Medan förnekarna av sanningen drevs av ett fanatiskt hat, den hedniska okunnighetens hat, lät Gud ett stort lugn sänka sig över Sitt Sändebud och de troende och gjorde dem starkt medvetna om (innebörden av) ordet gudsfruktan; denna (nåd) förtjänade de i hög grad, ja, de var värdiga den. Gud har kännedom om allt.