Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.

مَا خَلَقْنَاهُمَا اِلَّا بِالْحَقِّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

mā ḣaleḳnāhumā illā bi l-Haḳḳi ve lākinne ekṧerahum lā yeǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مَا
2خَلَقْنَاهُمَاḣaleḳnāhumāخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.onları yaratmadık
3اِلَّاillādışında bir sebeple
4بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhikmetli bir gaye
5وَلٰكِنَّve lākinnefakat
6اَكْثَرَهُمْekṧerahumك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.onların çoğu
7لَا
8يَعْلَمُونَyeǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilmiyorlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Biz onları, ancak gerçek olarak yarattık ve fakat çoğu bilmez.

Abdulkadir Gölpınarlı

Biz onları, ancak gerçek olarak yarattık ve fakat çoğu bilmez.

Adem Uğur

Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Ahmed Hulusi

Biz onları yalnızca Hak (Esma özelliklerimizin açığa çıkışı) olarak yarattık! Ne var ki onların çoğunluğu (bu hakikati) bilmezler.

Ahmet Tekin

Onları, ancak haklı bir gerekçe ile hikmete dayalı olarak hesaplı bir düzen içinde yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.

Ahmet Varol

Biz onları ancak hak üzere yarattık. Ama onların çoğu bilmezler.

Ali Bulaç

Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.

Ali Fikri Yavuz

Ancak bunları (iman ve itaatı gerektiren) hak için yarattık; fakat onların, (Mekke kâfirlerinin) çoğu bilmezler.

Ali Rıza Safa

Yalnızca, gerçek olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmez.

Bayraktar Bayraklı

Biz onları, gerçek bir amaç için yarattık. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

Bekir Sadak

Biz onlari, ancak ve ancak gerektigi gibi yarattik, ama insanlarin cogu bilmezler.

Celal Yıldırım

Biz, ikisini de ancak hakk ile yarattık, ne var ki onların çoğu bilmezler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(38-39) Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri oynayıp eğlenmek için yaratmadık. Bunları hakikat ve hikmet çerçevesinde yarattık, fakat çoğu bunu bilmez.

Diyanet İşleri

Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.

Diyanet İşleri (eski)

Biz onları, ancak ve ancak gerektiği gibi yarattık, ama insanların çoğu bilmezler.

Diyanet Vakfi

Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz onları hak ve hikmetle yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

ikisini de ancak hak ve hikmetle yarattık. Fakat pek çokları bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

İkisini de ancak hak sebebiyle yarattık ve lakin pek çokları bilmezler

Erhan Aktaş

İkisini de yalnızca Hakk olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İkisini de yalnızca hakk olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İkisini de yalnızca hakk olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Fizilal-il Kuran

Onları sadece hak ilkesine dayalı olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Gültekin Onan

Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.

Hamdi Döndüren

Biz, onları ancak gerçek (bir plana uygun) olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmezler!

Hasan Basri Çantay

Biz bunları hakkın ikaamesine sebeb olmakdan başka (bir hikmetle) yaratmadık. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.

Hasib Asutay

Biz onları yalnız hak ile yarattık, fakat onların (10) çoğu bilmezler. (10. Mekke kâfirlerinin.)

Hayrat Neşriyat

Onları ancak hak ile yarattık; fakat onların çoğu bilmiyorlar.

İbni Kesir

Biz; onları, ancak hak ile yarattık. Ne var ki onların çoğu, bilmezler.

Mehmet Okuyan

Onları sadece bir amaçla yarattık. Fakat çoğu (bunu) bilmez.

Muhammed Esed

Bunların hiç birini (deruni bir) hakikatten yoksun yaratmış değiliz ama çoğu bunu anlamaz.

Mustafa İslamoğlu

lakin bunları, bir başka değil sadece gerçek bir amaç uğruna yarattık; ne var ki onların çoğu bunu kavramıyor.

Ömer Nasuhi Bilmen

İkisini de yaratmadık, ancak Hakk'a mukarin olarak yarattık, fakat onların birçokları bilmezler.

Ömer Öngüt

Biz onları ancak hak olmak üzere yarattık. Fakat onların çoğu bilmezler.

Suat Yıldırım

Evet, onları hak ve hikmetle, ciddî maksat ve gayelerle yarattık, ama onların çoğu bunu anlamazlar.

Süleyman Ateş

Onları sadece gerçek bir sebeple, (hikmetli bir gaye ile) yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Süleymaniye Vakfı

Onları sadece o gerçek için (sizleri imtihan için) yarattık; ama insanların çoğu bunu bilmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz bütün bunları ciddi bir kararla yarattık ama onların çoğu bunu bilmezler.

Şaban Piriş

Onları ancak hak ile yarattık. Fakat, onların çoğu bilmez.

Tefhim-ul Kuran

Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.

Ümit Şimşek

Biz onları ancak hak ve hikmetle yarattık; lâkin çokları bunu bilmiyor.

Yaşar Nuri Öztürk

İkisini de, sadece gerçeği göstermek üzere yarattık. Ama onların çokları bilmiyorlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onları əsl həqiqət kimi yaratdıq, lakin çoxları bunu bilmir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onları yalnız haqq olaraq yaratdıq, lakin onların (Məkkə müşriklərinin) əksəriyyəti (bunu) bilməz!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir erschufen sie der Wahrheit gemäß, aber die meisten wissen es nicht.

Almanca — Der Edle Quran

Wir haben sie nur in Wahrheit erschaffen. Aber die meisten von ihnen wissen nicht.

Almanca — M. A. Rassoul

Wir erschufen sie nur in gerechter Weise, jedoch die rneisten von ihnen wissen es nicht.

Almanca — Muhammad Zaidan

WIR erschufen beide nur nach der Gesetzmäßigkeit. Doch die meisten wissen es nicht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

In effect We have not created both of them but in conformity with truth and in agreement with reality with soundness of judgment in the choice of means and ends; but, in darkness most of them walk on and they know not, nor do they even understand.

Abdul Haleem

We created them for a true purpose, but most people do not comprehend.

Abdullah Yusuf Ali

We created them not except for just ends: but most of them do not understand.

Abul A'la Maududi

We did not create them except in Truth. But most of them do not know.

Aisha Bewley

We did not create them except with truth but most of them do not know it.

Al-Hilali & Khan

We created them not except with truth (i.e. to examine and test those who are obedient and those who are disobedient and then reward the obedient ones and punish the disobedient ones), but most of them know not.

Ali Quli Qarai

We did not create them except with reason; but most of them do not know.

Amatul Rahman Omar

(That) We created them, (it was) only (for an eternal purpose) to establish the truth, yet most of them do not know this.

Arthur John Arberry

We created them not save in truth; but most of them know it not.

Bijan Moeinian

There is a higher purpose behind the creation but most people do not understand it.

E. Henry Palmer

we did but create them in truth, though most of them know it not!

Edip-Layth

We did not create them except with the truth, but most of them do not know.

George Sale

We have created them no otherwise than in truth; but the greater part of them do not understand.

Hamid S. Aziz

We create them both not, except with truth, but most of them know not.

Mahmoud Ghali

In no way did We create them both except with The Truth; but most of them do not know.

Marmaduke Pickthall

We created them not save with truth; but most of them know not.

Mohamed Ahmed - Samira

We created them with definite purpose; but most of them do not understand.

Muhammad Asad

none of this have We created without [an inner] truth: but most of them under­stand it not.

Mustafa Khattab

We only created them for a purpose, but most of these ˹pagans˺ do not know.

Progressive Muslims

We did not create them except with the truth, but most of them do not know.

Sahih International

We did not create them except in truth, but most of them do not know.

Sam Gerrans

We created them not but in truth, but most of them know not.

Shabbir Ahmed

None of this have We created without Purpose. But most of them are not aware of this fact. (They fail to realize that the human 'Self' lives on after death and must be recompensed in the Hereafter).

Syed Vickar Ahamed

We did not create them except for true (and noble) ends: But most of them do not understand.

Taqi Usmani

We did not create them but with true purpose, but most of them do not know.

The Monotheist Group

We did not create them except with the truth, but most of them do not know.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous ne les avons créés quʹen toute vérité. Mais la plupart dʹentre eux ne savent pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me ew her bi heqiyê afirandine, lê belê pirên wan (vê rastiyê) nizanin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben beide slechts in waarheid geschapen, maar de meesten van hen weten het niet.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij hebben die in waarheid (ernst) geschapen; maar het grootste deel hunner begrijpt het niet.

Hollandaca — Siregar

Wij hebben beide niet anders dan in Waarheid geschapen, maar de meesten van hen weten het niet.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Мы создали их [небеса и землю и все что в них] по истине [в совершенном виде, по Своей мудрости и с определенной целью], но большинство из них [многобожников] не знают (этого) (и не думают об этом, так как они не надеются на вознаграждение от Аллаха и не боятся Его наказания).

Rusça — Osmanov

Мы создали их только ради истины, но большинство их (т. е. грешников) не ведают об этом.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

nej, Vi har inte skapat dem utan en plan och ett syfte, men de flesta (människor) inser det inte.