Andolsun! Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilirdi. Şüphesiz onlar Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَاخْتُلِفَ فِيهِ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْ وَاِنَّهُمْ لَفِي شَكٍّ مِنْهُ مُرِيبٍ

ve leḳad āteynā mūsā l-kitābe fe ḣtulife fīhi ve levlā kelimetun sebeḳat min rabbike le ḳuDiye beynehum ve innehum le fī şekkin minhu murībin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun
2اٰتَيْنَاāteynāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekbiz vermiştik
3مُوسَىmūsāموسىMusa'ya
4الْكِتَابَl-kitābeك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetKitabı
5فَاخْتُلِفَfe ḣtulifeخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekfakat ayrılığa düşülmüştü
6فِيهِfīhionda
7وَلَوْلَاve levlāve eğer olmasaydı
8كَلِمَةٌkelimetunك ل مKonuşmak, ifade etmek.bir söz
9سَبَقَتْsebeḳatس ب قGeçmek, öne geçmek, önce gelmek, üstün gelmek, yarışta kazanmak, ileri geçmek, öncelik almak, hızlı gitmek, geride bırakmakgeçmiş
10مِنْmin-nden
11رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbi-
12لَقُضِيَle ḳuDiyeق ض يTamamen bitirmek, kararlaştırmak/hükmetmek/yargısal karar vermek, hüküm vermek, yaratmak, sona erdirmek, elde etmek/başarmak/tatmin etmek, uygulamak, çözümlemek, yerine getirmek, duyurmak, açığa çıkarmakderhal hüküm verilirdi
13بَيْنَهُمْbeynehumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaralarında
14وَاِنَّهُمْve innehumfakat onlar
15لَفِيle fīiçindedirler
16شَكٍّşekkinش ك كşüphelenmekbir kuşku
17مِنْهُminhuondan
18مُرِيبٍmurībinر ي بbelirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmekişkilli

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve andolsun ki biz Mûsâ'ya da kitap verdik de o kitapta ihtilâfa düştüler ve eğer Rabbinden azaplarının mukadder bir zamâna tehîr edilmesi hakkında bir emir verilmemiş olsaydı çoktan hükmedilirdi aralarında ve şüphe yok ki onlar, bu hususta elbette şüphe içindeler, tereddüde düşmüşler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve andolsun ki biz Mûsâʼya da kitap verdik de o kitapta ihtilâfa düştüler ve eğer Rabbinden azaplarının mukadder bir zamâna tehîr edilmesi hakkında bir emir verilmemiş olsaydı çoktan hükmedilirdi aralarında ve şüphe yok ki onlar, bu hususta elbette şüphe içindeler, tereddüde düşmüşler.

Adem Uğur

Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik, onda da ayrılığa düşüldü. Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hükmedilirdi (işleri bitirilirdi). Onlar Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Musa'ya Bilgi (kitap) verdik de Onda ayrılığa düşüldü. . . Eğer Rabbinden bir hüküm verilmemiş olsaydı, onlar arasında elbette hükmolunurdu. . . Muhakkak ki onlar Ondan kuşkulu bir tereddüt içindedirler.

Ahmet Tekin

Andolsun biz Mûsâ’ya kutsal kitabı vermiştik. Hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, Mûsâ’ya ve Tevrat’a itibar etmedikleri için, Tevrat’ta da ihtilâfa düşüldü. Eğer insanların sorumlu tutularak muhakeme edileceği, mükâfata nâil olanla cezaya müstehak olanların hükümlerinin kesinleşeceği ile ilgili, rahmeti gazabına baskın olan Rabbinin koyduğu-kurduğu, mühlet verilen bir düzen olmasaydı, onların aralarında âcilen yargı gerçekleştirilir, hüküm icra edilirdi. Hâlâ onlar, hak kitaba, Kuran’a karşı da sû-i zanlarının-art niyetlerinin beslediği şüpheler içindedirler.

Ahmet Varol

Andolsun ki, Musa'ya Kitab'ı verdik de onda ayrılığa düşüldü. Eğer Rabbin tarafından önceden bir söz geçmiş olmasaydı aralarında hüküm verilmiş olurdu. Onlar bunun (Kur'an'ın) hakkında gocundurucu bir tereddüt içindedirler.

Ali Bulaç

Andolsun, Musa'ya kitabı verdik, fakat onda anlaşmazlığa düşüldü. Eğer Rabbinden (daha önce) bir söz geçmiş (verilmiş) olmasaydı, mutlaka aralarında hüküm verilmiş (iş bitirilmiş)ti. Gerçekten onlar, bundan yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler.

Ali Fikri Yavuz

Celâlim hakkı için, biz Mûsa’ya Tevrat’ı verdik de (Kur’an’da ihtilâfa düşüldüğü gibi) onda da ihtilâf edildi (hakdır, bâtıldır sözleri edildi). Eğer (azabın tehirine dair) Rabbinden bir hüküm geçmiş olmasaydı, aralarında iş bitiriliverirdi, (hemen o kâfirler helâk ediliverirlerdi). Muhakkak ki o kâfirler, Kur’an’dan endişe veren bir şübhe içindedirler.

Ali Rıza Safa

Ayrıca, gerçek şu ki, Musa'ya, Kitap verdik. Fakat Onun hakkında uyuşmazlığa düştüler. Efendinden verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında kesin yargı verilirdi. Aslında, Onun hakkında, gerçekten derin bir kuşkuya kapıldılar.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun biz Musa'ya kitabı verdik, onda da ayrılığa düşüldü. Eğer Rabbinden, önceden verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında hüküm verilecekti. Onlar Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

Bekir Sadak

And olsun ki Musa'ya Kitap vermistik de onda ayriliga dusmuslerdi. Rabbinin verilmis bir sozu olmasaydi, aralarinda hukmedilmis olurdu. Dogrusu onlar, onun hakkinda suphe ve endise icindedirler.

Celal Yıldırım

And olsun ki, biz Musa'ya kitap verdik. (Ama İsrail oğulları) onda görüş ayrılığına düştüler. Eğer Rabbından geçmiş bir söz verilmemiş olsaydı, aralarında hükmedilerek iş bitirilmiş olurdu. Gerçekten onlar, bunun hakkında oldukça şüphe içindedirler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz, vaktiyle Mûsâ’ya kitabı indirmiştik ama onda da ihtilâfa düşülmüştü. Eğer rabbin tarafından daha önce verilmiş bir söz olmasaydı haklarında hüküm kesinleşmişti bile. İnanmayanlar onun hakkında gerçekten koyu bir kuşku içindedirler.

Diyanet İşleri

Andolsun! Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilirdi. Şüphesiz onlar Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki Musa'ya Kitap vermiştik de onda ayrılığa düşmüşlerdi. Rabbinin verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında hükmedilmiş olurdu. Doğrusu onlar, onun hakkında şüphe ve endişe içindedirler.

Diyanet Vakfi

Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik, onda da ayrılığa düşüldü. Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hükmedilirdi (işleri bitirilirdi). Onlar Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun ki biz Musa'ya Tevrat'ı vermiştik de onda ihtilafa düşmüşlerdi. Eğer Rabbin tarafından azabın ertelenmesine dair bir söz geçmeseydi mutlaka aralarında hüküm verilirdi. Gerçekten onlar Kur'ân hakkında bir şüphe ve tereddüt içindedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Musa'ya o kitabı verdik de onda ihtilaf edildi. Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı aralarında iş bitirilirdi. Kesinlikle onlar, onun hakkında kuşkulu bir şüphe içindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için Musaya o kitabı verdik de onda ıhtilaf edildi ve eğer rabbından bir kelime geçmiş olmasa idi aralarında iş bitirilirdi ve her halde onlar ondan kuşkulu bir şekk içindedirler

Erhan Aktaş

Ant olsun ki Biz, Musa'ya Kitap'ı vermiştik de onda görüş ayrılığına düştüler. Eğer Rabb'inin önceden verilmiş bir kararı olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilir, işleri bitirilirdi. Onlar, Kur'an hakkında tam bir ikilem ve kaygı içindeler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki Biz, Musa'ya Kitap'ı vermiştik de onda görüş ayrılığına düştüler. Eğer Rabbinin önceden verilmiş bir kararı olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilir, işleri bitirilirdi. Onlar, Kur'an hakkında tam bir ikilem ve kaygı içindeler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki Biz, Musa'ya Kitap'ı vermiştik de onda görüş ayrılığına düştüler. Eğer Rabb'inin önceden verilmiş bir kararı olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilir, işleri bitirilirdi. Onlar, Kur'an hakkında derin bir kuşku içindeler.

Fizilal-il Kuran

Andolsun ki Musa'ya kitap vermiştik de onda ayrılığa düşmüşlerdi. Rabb'inin verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında hükmedilmiş olurdu. Doğrusu onlar, onun hakkında şüphe içindedirler.

Gültekin Onan

Andolsun, Musa'ya kitabı verdik, fakat onda anlaşmazlığa düşüldü. Eğer rabbinden (daha önce) bir söz geçmiş (verilmiş) olmasaydı, mutlaka aralarında hüküm verilmiş (iş bitirilmiş)ti. Gerçekten onlar, bundan yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler.

Hamdi Döndüren

Andolsun biz, Musa’ya Kitab’ı verdik. Ancak onun hakkında görüş ayrılığına düşüldü. Eğer Rabbinden daha önce bir söz geçmiş olmasaydı, onların aralarında derhal hüküm verilirdi. Gerçekten onlar, Kur’an hakkında derin bir kuşku içindedirler.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz Musaya o kitabı verdik de onda da ihtilaf edildi. Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı aralarında iş olub bitirilmişdi bile. Her halde onlar bundan şübheci bir tereddüd içindedirler.

Hasib Asutay

Andolsun biz Musa'ya da kitabı verdik, onda da ayrılığa düşüldü. Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı (16), aralarında mutlaka hükmedilir (işleri bitirilir) di. Gerçekten onlar ondan yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler. (16. Geçmiş sözden maksat hesabın ve cezanın kıyamet gününe kadar tehir edilmiş olmasıdır.)

Hayrat Neşriyat

And olsun ki, Mûsâ’ya da Kitâb’ı verdik de onda ihtilâfa düşüldü. Hâlbuki Rabbin tarafından önceden (söylenmiş) bir söz olmasaydı, elbette aralarında hüküm verilmiş (işleri bitirilmiş) olurdu. Şübhesiz ki onlar, ondan (o Kur’ân’dan), (kendilerine) kuşku veren ciddî bir şübhe içindedirler.

İbni Kesir

Andolsun ki; Biz, Musa'ya kitab vermiştik de onda ihtilafa düşülmüştü. Şayet Rabbından bir söz geçmiş olmasaydı; aralarında hüküm verilirdi. Muhakkak ki onlar; bundan şüphe ve endişe içindedirler.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki biz Musa’ya da Kitabı vermiştik fakat onda anlaşmazlığa düşülmüştü. Senin Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı elbette aralarında (hemen) hüküm verilirdi. Şüphesiz ki onlar (Mekkeliler) de ondan (Kur’an’dan) kuşkulandıran bir şüphe içindedir.

Muhammed Esed

Biz Musa'ya da daha önce vahiy indirmiştik, sonra onun üzerinde ihtilaflar başlamıştı. Ve (o zaman, şimdiki gibi,) Rabbinden gelen bir buyruk bulunmamış olsaydı, her şey onlar arasında (başından) kararlaştırılmış olurdu. Aslında onlar, (bu ilahi kelama inanmayanlar,) onun uyarı ve öğütleri hakkında şüpheye varan büyük bir tereddüt içindedirler.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz Musa'ya da kitap vermiştik ve onun hakkında da ihtilaf edilmişti. Ve eğer Rabbin tarafından daha önce konulmuş kesin bir yasa olmasaydı, haklarında hüküm hemen infaz edilirdi: Yine de onlar, bundan dolayı tereddütlü bir şüphe içindedirler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Andolsun ki, Mûsa'ya da kitap verdik. Onda da ihtilâf edildi. Ve eğer Rabbinden sebk etmiş bir kelime olmasa idi elbette onların aralarında iş bitiriliverirdi ve şüphe yok ki, onlar ondan elbette tereddüde düşürücü bir şekk içindedirler.

Ömer Öngüt

Andolsun ki biz Musa'ya Kitab'ı verdik. Onda da ayrılığa düşüldü. Eğer belirli bir süre için Rabbinin verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında hemen hükmedilerek iş bitirilmiş olurdu. Şüphesiz ki onlar bunun hakkında derin bir şüphe içindedirler.

Suat Yıldırım

Gerçekten Biz Mûsâ’ya da kitap vermiştik de Kur’ân hakkında bunlar ihtilaf ettiği gibi, onun hakkında da ihtilaf edilmişti. Eğer Rabbinden haklarındaki azabı erteleme ve hükmü kıyamete bırakma şeklinde daha önce bir hüküm verilmiş olmasaydı, onların işleri bitmişti bile! Bu gerçeğe rağmen onlar hâlâ bundan derin bir şüphe içindedirler.

Süleyman Ateş

Andolsun biz Musa'ya Kitabı vermiştik, onda da ayrılığa düşülmüştü. Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di. Onlar ondan işkilli bir kuşku içindedirler.

Süleymaniye Vakfı

Musa'ya o kitabı verdik; sonra onda ihtilafa düşüldü. Rabbinin daha önce verdiği bir sözü olmasaydı aralarında mutlaka hüküm verilirdi (de işleri bitirilirdi). Onlar o kitaptan dolayı kendilerini ikilemde bırakan bir şüphe içinde idiler."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa'ya Kitab'ı vermiştik; onların arasında da görüş ayrılığı çıkmıştı. Rabbinin önceden verdiği (özgür bırakma) sözü olmasaydı işleri bitirilirdi. Onlar, kitap konusunda şüphe içinde bocalayıp dururlar.

Şaban Piriş

Musa'ya da kitap vermiştik. Onda da anlaşmazlığa düşüldü. Rabbinden bir söz çıkmış olmasaydı hemen aralarında hüküm verilirdi. Onlar, ondan yine de şüphe ve endişe içindedirler.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, biz Musa'ya kitabı verdik, fakat onda anlaşmazlığa düşüldü. Eğer senin Rabbinden (daha önce) bir söz geçmiş (verilmiş) olmasaydı, mutlaka aralarında hüküm verilmiş (iş bitirilmiş)ti. Gerçekten onlar, bundan yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler.

Ümit Şimşek

Biz Musa'ya da kitap verdik; sonra onda anlaşmazlık çıktı. Eğer daha önce Rabbin tarafından verilmiş bir söz olmasaydı, işleri çoktan bitirilirdi. Hâlâ da onlar kitap hakkında derin bir şüphe içindeler.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, biz Musa'ya Kitap'ı verdik de onda ihtilafa düşüldü! Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında iş mutlaka bitirilirdi. Hiç kuşkusuz, onlar, Kur'an hakkında, sürekli işkillendiren bir kuşku içindedirler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz Musaya da Kitab verdik, lakin onun barəsində ixtilaf düşdü. Əgər sənin Rəbbinin öncə buyurduğu Söz olmasaydı, onların arasında hökm verilmiş olardı. Həqiqətən, kafirlər onun barəsində anlaşılmaz bir şübhə içindədirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz Musaya da kitab vermişdik və onun (Tövratın) barəsində də ixtilaf düşmüşdü. (Ya Peyğəmbər!) Əgər sənin Rəbbinin (cəzanın qiyamət gününə qədər təʼxirə salınması haqqındakı) öncə buyurduğu bir söz olmasaydı, dərhal işləri bitmiş olardı (dünyada ikən əzabı dadardılar). Həqiqətən, (müşriklər Qurʼan) barəsində çox dərin (başqalarını da şübhəyə salan) bir şəkk içindədirlər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben Moses das Buch (die Thora) gegeben. Da haben sie darüber gestritten. Wenn nicht ein Wort Gottes bereits gefallen wäre, wäre gewiß zwischen ihnen entschieden worden. Sie sind in beunruhigendem Zweifel darüber.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir gaben bereits Musa die Schrift, doch wurde man darüber uneinig. Und wenn es nicht ein früher ergangenes Wort von deinem Herrn gegeben hätte, so wäre zwischen ihnen wahrlich entschieden worden. Und sie sind darüber fürwahr in starkem Zweifel.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wahrlich, Wir gaben Moses die Schrift, doch dann entstand Uneinigkeit über sie. Wäre nicht zuvor ein Wort von deinem Herrn ergangen, wäre gewiß zwischen ihnen entschieden worden; aber wahrhaftig, sie befinden sich in beunruhigendem Zweifel über ihn (den Quran)

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits ließen WIR Musa die Schrift zuteil werden, dann wurde über sie gestritten. Und gäbe es kein von deinem HERRN bereits gefälltes Wort, würde unter ihnen bestimmt gerichtet. Und gewiß sie haben über sie Verdacht schleichenden Zweifel.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We gave Mussa (Moses) the Book AL-Tawrah (the Torah) and there it was met with disagreement; it was not in accordance with some of his people's taste and liking; it excited their displeasure and disgust. And had it not been for Allah's Word proclaimed beforehand to put punishment of your opponents O Muhammad in respite, their Hereafter would have been planted in the now. They are in perplexity about it -the Quran- with suspicions amongst their thoughts.

Abdul Haleem

We gave the Scripture to Moses but disputes arose about it- if it were not for a decree that had already been issued from your Lord, they would already have been judged- and still they are doubtful and suspicious of it.

Abdullah Yusuf Ali

We certainly gave Moses the Book aforetime: but disputes arose therein. Had it not been for a Word that went forth before from thy Lord, (their differences) would have been settled between them: but they remained in suspicious disquieting doubt thereon.

Abul A'la Maududi

And in the past We gave Moses the Book and yet it became an object of dispute. If your Lord's decree had not gone forth before, a decisive judgement would have been made among them, once and for all. Surely they are in a disquieting doubt about it.

Aisha Bewley

We gave Musa the Book but there was disagreement about it. And had it not been for a prior Word from your Lord, the judgement between them would already have been made. They are indeed in grave doubt about it.

Al-Hilali & Khan

And indeed We gave Mûsâ (Moses) the Scripture, but dispute arose therein. And had it not been for a Word that went forth before from your Lord, (the torment would have overtaken them) and the matter would have been settled between them. But truly, they are in grave doubt thereto (i.e. about the Qur’ân). [Tafsir Al-Qurtubi].

Ali Quli Qarai

Certainly We gave Moses the Book, but differences arose about it; and were it not for a prior decree of your Lord, judgement would have been made between them, for they are indeed in grave doubt concerning it.

Amatul Rahman Omar

And indeed We gave Moses the Scripture but (when the followers of the Scripture began tampering with it) differences arose about it. Had it not been a word (of promise) already made by your Lord the judgment (between them the disbelievers) would have been passed long ago (by the destruction of those who dispute about the prophecy). And they are in disquieting and grave doubt concerning this (- the fulfillment of the prophecy).

Arthur John Arberry

And We gave Moses the Book; and there was difference concerning it, and but for a Word that preceded from thy Lord, it had been decided between them; and they are in doubt of it disquieting.

Bijan Moeinian

Before you, I gave the Book to Moses which was equally disputed. If God had not pre-determined it [the Day of Judgment], they would have been judged immediately. That is why they carry so many doubts.

E. Henry Palmer

And we gave Moses the Book, and it was disputed about; but had it not been for thy Lord's word already passed it would have been decided between them, for, verily, they were in hesitating doubt thereon.

Edip-Layth

We have given Moses the book, but it was disputed in. Had it not been for your Lord's predetermined decision, they would have been judged immediately. Indeed, they harbor many doubts about it.

George Sale

We heretofore gave the book of the law unto Moses; and a dispute arose concerning the same: And if a previous decree had not proceeded from thy Lord, to respite the opposers of that revelation, verily the matter had been decided between them, by the destruction of the infidels; for they were in a very great doubt as to the same.

Hamid S. Aziz

And certainly We gave the Book to Moses, but dispute arose therein. Had not a word already gone forth from your Lord, judgment would certainly have been given ere now between them (the disputers); and lo! They are in hopeless doubt about it.

Mahmoud Ghali

And indeed We already brought Mûsa (Moses) the Book; then they were made to differ concerning it, and had it not been for a Word that had gone before from your Lord, it would indeed have been decreed between them; and surely they are indeed in doubt of it, causing suspicion.

Marmaduke Pickthall

And We verily gave Moses the Scripture, but there hath been dispute concerning it; and but for a Word that had already gone forth from thy Lord, it would ere now have been judged between them; but lo! they are in hopeless doubt concerning it.

Mohamed Ahmed - Samira

Verily We gave Moses the Book; but they began to differ about it. If the Word of your Lord had not preceded it the matter would have been settled between them. They are still in doubt about it and uneasy.

Muhammad Asad

Thus, too, have We vouchsafed revelation unto Moses aforetime, and thereupon disputes arose about it. And [then, as now,] had it not been for a decree that had already gone forth from thy Sustainer, all would indeed have been decided between them [from the outset]. As it is, behold, they [who will not believe in this divine writ] are in grave doubt, amounting to suspicion, about what it portends.

Mustafa Khattab

Indeed, We had given Moses the Scripture, but differences arose regarding it. Had it not been for a prior decree from your Lord,[1] their differences would have been settled ˹at once˺. They are truly in alarming doubt about it.

Progressive Muslims

And We have given Moses the Scripture, but it was disputed in. And had it not been for your Lord's predetermined decision, they would have been judged immediately. Indeed, they harbour many doubts about it.

Sahih International

And We had already given Moses the Scripture, but it came under disagreement. And if not for a word that preceded from your Lord, it would have been concluded between them. And indeed they are, concerning the Qur'an, in disquieting doubt.

Sam Gerrans

And We gave Moses the Writ, but it was disputed about. And were it not for a word that preceded from thy Lord, it would have been concluded between them; and they are in sceptical doubt concerning it.

Shabbir Ahmed

Yes, indeed, We had given Moses the Scripture too (in their language), and it was also disputed. And but for a Word from your Lord that has already gone forth, all disputes between them would have been judged. And, behold, they keep lingering in doubt amounting to suspicion concerning this Revelation as well! (The Word gone forth = The Law of free will (2:256), (11:118-119)).

Syed Vickar Ahamed

And (indeed), We certainly gave Musa (Moses) the Book (Torah) before: But differences came about in there. And if it was not for a Word that went out before from your Lord, (their differences) would have been settled between them. But truly, they remained in suspicious and discomforting doubt upon it.

Taqi Usmani

And We gave Mūsā the book, then it was disputed (as well). But for a word that had already come from your Lord, the matter would have been decided between them. They are in confounding doubt about it.

The Monotheist Group

And We have given Moses the Book, but it was disputed in. And had it not been for the predetermined decision of your Lord, they would have been judged immediately. Indeed, they harbor many doubts about it.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous avons effectivement donné à Moïse le Livre. Puis, il y eut controverse là-dessus. Et si ce nʹétait une parole préalable de ton Seigneur, on aurait certainement tranché entre eux. Ils sont vraiment, à son sujet, dans un doute troublant.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, Me kitêb ji Mûsa re hinart, vêca xelkê wî der barê wê de bi hev ketin. Eger ne ji ber soza Xwedayê te bûya ew a ku berê daye, dê di navbera wan de (bi helaka wan) hukim hatibûya dayîn. Ew der barê Quranê de di nav gumaneke gumandar de ne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij hadden aan Moesa het boek gegeven, maar toen werd men het erover oneens. En als er al niet eerder een woord van jouw Heer gekomen was, dan was er tussen hen al een beslissing getroffen. Zij verkeren daarover in hevige twijfel.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij gaven vroeger het boek der wet aan Mozes en er rees een twist over. Indien er vooraf geen besluit van uwen Heer ware uitgegaan, ten einde den tegenstanders dier openbaring uitstel te verleenen, waarlijk, dan zou de zaak tusschen hen zijn besloten geworden, door de vernietiging der ongeloovigen; want zij verkeerden daaromtrent in een zeer grooten twijfel.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, Wij hebben Môesa de Schrift (de Taurât) gegeven, maar er werd over geredetwist. En als er geen woord (van uitsel) van jouw Heer was vooruitgegaan, dan was de zaak tussen hen zeker bepaald. En voorwaar, zij verkeren over hem (de Koran) zeker in vergaande twijfel.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

И (Я клянусь, что) уже даровали Мы (пророку) Мусе Писание [Тору], и (среди его народа) возникли разногласия относительно него [относительно самой Торы, ее положений и установлений]. [Одни люди уверовали в Тору, а другие оказались неверующими в нее.] (И твой народ, о, Мухаммад, таким же образом поступил по отношению к Корану.) А если бы не слово от твоего Господа (о том, что Он не торопиться наказать кого-либо), которое было дано [сказано] раньше, то, непременно, (уже в этом мире) было бы решено между ними [Он наказал бы неверующих из них и спас бы верующих]. А (ведь) они [многобожники], поистине, однозначно, (пребывают) во ввергающем в растерянность сомнении об этом [о Коране].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Vi gav Moses Skriften, men olika meningar uppstod (bland människorna) om dess innebörd; och om inte din Herre hade beslutat (om uppskov) skulle allt (genast) ha varit avgjort mellan dem. Men (som det nu är) fortsätter de att omge (uppenbarelsen) med sina tvivel och misstankar.