Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından gelmiş, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyin" demişler, onlar da, "Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Bu sebeple, biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz" demişlerdi.

اِذْ جَاءَتْهُمُ الرُّسُلُ مِنْ بَيْنِ اَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ اَلَّا تَعْبُدُوا اِلَّا اللّٰهَ قَالُوا لَوْ شَاءَ رَبُّنَا لَاَنْزَلَ مَلٰٓئِكَةً فَاِنَّا بِمَا اُرْسِلْتُمْ بِهِ كَافِرُونَ

iƶ cā'ethumu r-rusulu min beyni eydīhim ve min ḣalfihim ellā teǎ'budū illā (a)llahe ḳālū lev şā'e rabbunā le enzele melāiketen fe innā bimā ursiltum bihi kāfirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِذْhani
2جَاءَتْهُمُcā'ethumuج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakonlara gelmişti
3الرُّسُلُr-rusuluر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleelçiler
4مِنْmin-nden
5بَيْنِbeyniب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
6اَيْدِيهِمْeydīhimي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitönleri-
7وَمِنْve minve
8خَلْفِهِمْḣalfihimخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekarkalarından
9اَلَّاellāsakın
10تَعْبُدُواteǎ'budūع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkulluk etmeyin
11اِلَّاillābaşkasına
12اللّٰهَ(a)llaheAllah'tan
13قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
14لَوْlevşayet
15شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdileseydi
16رَبُّنَاrabbunāر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimiz
17لَاَنْزَلَle enzeleن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.elbette indirirdi
18مَلٰٓئِكَةًmelāiketenم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.melekler
19فَاِنَّاfe innāelbette biz
20بِمَاbimāşeyi (mesajı)
21اُرْسِلْتُمْursiltumر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalegönderildiğiniz
22بِهِbihionunla
23كَافِرُونَkāfirūneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefarettanımıyoruz

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Hani onlara, kendilerinden önce de, kendilerinden sonra da peygamberler gelmişti de Allah'tan başkasına kulluk etmeyin demişlerdi. Onlar, Rabbimiz dileseydi demişlerdi, melekler indirirdi elbette, biz, gerçekten de sizin gönderildiğiniz şeyleri inkâr etmedeyiz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Hani onlara, kendilerinden önce de, kendilerinden sonra da peygamberler gelmişti de Allahʼtan başkasına kulluk etmeyin demişlerdi. Onlar, Rabbimiz dileseydi demişlerdi, melekler indirirdi elbette, biz, gerçekten de sizin gönderildiğiniz şeyleri inkâr etmedeyiz.

Adem Uğur

Peygamberler onlara: Önlerinden ve arkalarından gelerek Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, dedikleri zaman, "Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi. Onun için biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz" demişlerdi.

Ahmed Hulusi

Hani onlara Rasulleri önlerinden (bildiklerine dayanarak) ve arkalarından (bilmediklerini bildirerek) gelip: "Başkasına tapınmayın; sadece Allah'a kulluk, ibadet edin!" (dedi). . . Onlar da dediler ki: "Eğer Rabbimiz dileseydi elbette melekler inzal ederdi. . . Zaten biz, kendisi ile irsal olunduğunuz şeyi (hakikat bilgisini) inkar edenleriz. "

Ahmet Tekin

Rasuller onlara, önlerinden, arkalarından gelerek, bilgi alanları içinde, kavrama alanları dışındaki konularda konuşarak, açıklamalar yaparak: 'Allah’tan başkasını ilâh tanımayın, başkasına kulluk ve ibadet etmeyin' dedikleri zaman: 'Rabbimizin sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı elbette melekler indirirdi. Onun için, biz sizin özgürce tebliğ ile görevlendirildiğiniz dini kabul etmiyoruz, inkâr ediyoruz.' dediler.

Ahmet Varol

Onlara: 'Allah'tan başkasına kulluk etmeyin' diye önlerinden ve arkalarından peygamberler gelince dediler ki: 'Allah dileseydi melekler indirirdi. Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz.'

Ali Bulaç

Onlara "Yalnızca Allah'a kulluk edin" diye önlerinden ve arkalarından elçiler gelince, dediler ki: "Eğer dileseydi Rabbimiz melekler indirirdi. Bundan dolayı biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkar edicileriz."

Ali Fikri Yavuz

Âd ve Semûd kavmine, Allah’dan başkasına tapmayın diye, her taraftan peygamberler geldiği vakit, onlar şöyle dediler: “- Eğer Rabbimiz dileseydi, muhakkak melekler indirirdi, (siz ise bizim gibi insanlarsınız, peygamber olamazsınız). Onun için biz sizinle gönderilen şeylere inanmayız.”

Ali Rıza Safa

Allah'tan başkasına hizmet etmemeleri için, önlerinden ve arkalarından elçiler geldiğinde, şöyle dediler: "Efendimiz dileseydi, kesinlikle melekleri indirirdi. Aslında, sizinle gönderileni bu yüzden inkar ediyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

O vakit onlara, önlerinden ve arkalarından peygamberler gelmiş, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyiniz" demişlerdi. Onlar da, "Eğer Rabbimiz dileseydi bize melekler gönderirdi. Biz, sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz" demişlerdi.

Bekir Sadak

Onlara, onlerinden, artlarindan, her yonden: «Allah'tan baskasina kulluk etmeyin» diyen peygamberler gelmisti: «Eger Rabbimiz boyle bir sey dileseydi melekler indirirdi. Dogrusu sizinle gonderileni inkar ederiz» demislerdi.

Celal Yıldırım

Hani onlara peygamberler, önlerinden arkalarından gelmişti de ancak Allah'a kulluk edin (demişlerdi). Onlar ise, «eğer Rabbimiz dile seydi melekleri indirirdi. Bu bakımdan biz elbette sizinle gönderilen şeyi inkâr edenleriz!» demişlerdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hani onlara peygamberler gelip (ikna etmek için) her yolu deneyerek, “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin” demişlerdi. Ama onlar, “Rabbimiz (buna inanmamızı) isteseydi mutlaka (elçi olarak) melekler gönderirdi. Bu durumda biz, sizinle gönderilen şeyin gerçek olduğunu kabul etmiyoruz” dediler.

Diyanet İşleri

Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından gelmiş, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyin" demişler, onlar da, "Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Bu sebeple, biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz" demişlerdi.

Diyanet İşleri (eski)

Onlara, önlerinden, artlarından, her yönden: 'Allah'tan başkasına kulluk etmeyin' diyen peygamberler gelmişti: 'Eğer Rabbimiz böyle bir şey dileseydi melekler indirirdi. Doğrusu sizinle gönderileni inkar ederiz' demişlerdi.

Diyanet Vakfi

Peygamberler onlara: Önlerinden ve arkalarından gelerek Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, dedikleri zaman, «Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi. Onun için biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz» demişlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlara Allah'tan başkasına kulluk etmeyin diye önlerinden ve arkalarından peygamberler geldiği zaman: «Eğer Rabbimiz dileseydi mutlaka melekler indirirdi. Biz sizin tebliğ için gönderildiğiniz şeylere inanmayız.» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlara: "Allah'tan başkasına tapmayın!" diye önlerinden ve arkalarından peygamberler geldiği zaman "Rabbimiz dileseydi, melekler gönderirdi. Onun için biz sizin gönderildiğiniz şeylere inanmayız!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlara Allahdan başkasına tapmayın diye Resuller önlerinden ve arkalarından geldiği vakıt, "rabbımız dilese idi Melaike gönderirdi, onun için biz sizin gönderildiğiniz şeylere inanmayız" dediler

Erhan Aktaş

Hani! Onlara, onlardan önceki ve sonrakilere, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin." diye Resuller gelmişti. Onlar, "Eğer Rabb'imiz isteseydi kesinlikle melekler indirirdi. O halde biz kendisiyle gönderilmiş olduğunuz şeylere kafirlik ediyoruz." demişlerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani! Onlara, onlardan önceki ve sonrakilere, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin." diye resuller gelmişti. Onlar, "Eğer Rabb'imiz isteseydi kesinlikle melekler indirirdi. O halde biz kendisiyle gönderilmiş olduğunuz şeylere Kafirlik ediyoruz." demişlerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani! Onlara, onlardan önceki ve sonrakilere, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin." diye rasuller gelmişti. Onlar, "Eğer Rabb'imiz isteseydi kesinlikle melekler indirirdi. O halde biz kendisiyle gönderilmiş olduğunuz şeyleri inkar ediyoruz." demişlerdi.

Fizilal-il Kuran

Onlara «Allah'tan başkasına kulluk etmeyin» diyerek önlerinden ve arkalarından peygamberler geldiği vakit, «Rabb'imiz dileseydi melekler indirirdi. Onun için biz sizinle gönderilen şeyleri inkar ediyoruz» demişlerdi.

Gültekin Onan

Onlara "yalnızca Tanrı'ya kulluk edin" diye önlerinden ve arkalarından elçiler gelince, dediler ki: "Eğer dileseydi rabbimiz melekler indirirdi. Bundan dolayı biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeye kafir olanlarız."

Hamdi Döndüren

Hani onlara, elçiler önlerinden ve arkalarından gelerek, Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, dedikleri zaman, “Rabbimiz dileseydi, elbette (elçi olarak) melekler indirirdi! Bu yüzden, biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz.” demişlerdi.

Hasan Basri Çantay

Onlara "Allahdan başkasına tapmayın" diye önlerinden ve arkalarından peygamberler geldiği vakit dediler ki: "Eğer Rabbimiz dileseydi elbette (üstümüze) melekler indirirdi. Onun için biz sizinle gönderilen şeylere küfredicileriz".

Hasib Asutay

Onlara, Allah'tan başkasına kulluk etmeyin diye önlerinden ve arkalarından peygamberler geldiği (5) zaman, (onlar) 'Eğer Rabbimiz dileseydi, elbette melekler indirirdi. Onun için biz gerçekten sizinle gönderilen şeyleri inkâr edicileriz' dediler. (5. Her yönden gelip onlarla meşgul oldukları.)

Hayrat Neşriyat

O vakit onlara: 'Allah’dan başkasına kulluk etmeyin!' diye, önlerinden ve arkalarından peygamberler gelmişti. (Onlar:) 'Eğer Rabbimiz (peygamber göndermek)isteseydi, elbette melekleri indirirdi; onun için doğrusu biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr edicileriz!' dediler.

İbni Kesir

Onlara; Allah'tan başkasına ibadet etmeyin, diye önlerinden ve arkalarından peygamberler geldiğinde demişlerdi ki: Şayet Rabbımız dileseydi; elbette melekler indirirdi. Doğrusu biz, sizinle gönderilen şeyi inkar ederiz.

Mehmet Okuyan

Hani elçiler onlara önlerinden ve arkalarından gelerek “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin!” dedikleri zaman, (onlar) “Rabbimiz (peygamber göndermek) isteseydi elbette melekleri gönderirdi. Onun için biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz!” demişlerdi.

Muhammed Esed

Hani, onlara (Allah'ın) elçileri gelmişti ve önlerine serilmiş olanla (halen) bilgi ve kavrayış alanlarının dışında tutulan hakkında konuşmuşlardı, (ve onlara): "Yalnız Allah'a kulluk edin!" (diye çağrıda bulunmuşlardı). Onlar, "Eğer" demişlerdi, "Rabbimiz (sizin söylediklerinize inanmamızı) dileseydi, (mesajının tebliğcisi olarak) melekler gönderirdi. Bakın işte biz, getirdiğiniz(i iddia ettiğiniz) şeyde bir gerçek payı bulunduğunu inkar ediyoruz!"

Mustafa İslamoğlu

Hani elçiler onlara önlerinden ve arkalarından gelerek "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin!" demişlerdi. Onlar, "Rabbimiz (böyle bir şey) isteseydi, kesin melekleri indirirdi; şu halde biz, sizinle gönderildiğini (söylediğiniz) şeyleri ısrarla reddediyoruz" dediler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlara, peygamberler, «Allah'tan başkasına tapmayın» diye önlerinden ve arkalarından geldiği vakit dediler ki: «Eğer Rabbimiz dilemiş olsa idi elbette melekleri indirmiş, olurdu. Binaenaleyh şüphe yok ki, biz sizin kendisiyle gönderilmiş olduğunuz şeyi inkar edicileriz.»

Ömer Öngüt

Onlara: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin. " diye önlerinden ve arkalarından peygamberler gelmişti. "Şayet Rabbimiz dileseydi melekler indirirdi. Doğrusu biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz. " demişlerdi.

Suat Yıldırım

Kendilerine önlerinden, arkalarından resullerimiz: "Allah’tan başkasına sakın ibadet etmeyiniz!" dediklerinde onlar: "Rabbimiz dileseydi, üstümüze melekler indirirdi. Böyle olunca biz, sizinle gönderilen şeylerin hepsini inkâr ettik!" dediler.

Süleyman Ateş

Onlara: "Yalnız Allah'a kulluk edin!" diye önlerinden ve arkalarından elçiler gelmişti. "Rabbimiz dileseydi, melekler indirirdi. Biz sizinle gönderilen mesajı tanımıyoruz." dediler.

Süleymaniye Vakfı

Bir zamanlar onlara; önlerinden ve arkalarından /her yandan elçiler gelip de "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin!" dediklerinde şöyle demişlerdi: "Rabbimiz (böyle bir şey) isteseydi elbette melekler indirirdi. Bu yüzden biz sizinle gönderilen mesajları tanımıyoruz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerinden önce (Ad'a) onlardan sonra (Semud'a) gelen elçiler "Allah'tan başkasına kul olmayın." dediklerinde şu karşılığı almışlardı: "Rabbimiz (Sahibimiz) elçi gönderecek olsa melekleri gönderirdi. Biz, sizin elçiliğinizi tanımayız."

Şaban Piriş

Onlara peygamberleri "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin" diye önlerinden ve arkalarından geldiği zaman: Rabbimiz isteseydi melekleri gönderirdi. Bunun için biz sizin gönderildiğinize inanmıyoruz, demişlerdi.

Tefhim-ul Kuran

Onlara «Yalnızca Allah'a kulluk edin» diye önlerinden ve arkalarından peygamberler gelince, dediler ki: «Eğer dileseydi Rabbimiz melekler indirirdi. Bundan dolayı biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeye (karşı) küfredenleriz.»

Ümit Şimşek

Onlara peygamberler gelmiş ve kendilerine her yönden yaklaşarak 'Allah'tan başkasına kulluk etmeyin' demişlerdi. Onlar ise 'Rabbimiz dileseydi bize melek indirirdi; sizinle gönderileni biz inkâr ediyoruz' dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Hani, resuller onlara önlerinden, arkalarından gelerek şöyle demişlerdi: "Allah'tan başkasına ibadet/kulluk etmeyin!" Şöyle cevap vermişlerdi: "Eğer Rabbimiz isteseydi, kesinlikle melekler indirirdi. Bu yüzden biz sizinle gönderileni tanımıyoruz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlara önlərindən və arxalarından: “Yalnız Allaha ibadət edin!”– deyə əmr edən elçilər gəlmişdi. Onlar isə: “Əgər Rəbbimiz istəsəydi, mələklər endirərdi. Biz sizinlə göndərilənlərə inanmırıq!”– demişdilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlara əvvəllər də, sonralar da bir-birinin ardınca: ″Yalnız Allaha ibadət edin″ – deyən peyğəmbərlər gəldiyi zaman onlar: ″Əgər Rəbbimiz (bizim ancaq Ona iman gətirməyimizi, bütlərə sitayiş etməməyimizi) istəsəydi, (peyğəmbər olaraq) mələklər endirərdi. Biz sizinlə göndərilənlərə (risalətə, şəriətə) inanmırıq!″ – deyə cavab vermişdilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Zu ihnen kamen die Gesandten bald von vorne, bald von hinten und verkündeten: ʺDienet keinem außer Gott!ʺ Sie sagten: ʺWenn Gott gewollt hätte, hätte Er Engel entsandt. Wir glauben nicht an die von euch überbrachte Botschaft.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

als die Gesandten von vorn und von hinten zu ihnen kamen: ʺDient nur Allah (allein)ʺ. Sie sagten: ʺWenn unser Herr gewollt hätte, hätte Er Engel herabgesandt. So verleugnen wir das, womit ihr gesandt worden seid.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Da kamen ihre Gesandten zu ihnen von vorn und hinten (und sagten): ʺDient keinem außer Allah.ʺ Da sagten Sie: ʺHätte unser Herr es gewollt, hätte Er zweifellos Engel herabgesandt. So lehnen wir das ab, womit ihr gesandt worden seid.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Als zu ihnen die Gesandten von vor ihnen und von hinter ihnen kamen: ʺDient niemandem außer ALLAH.ʺ Sie sagten: ʺHätte ALLAH gewollt, hätte ER doch Engel hinabgesandt. Also gewiß, wir sind dem gegenüber, womit ihr entsandt wurdet, kufr-betreibend.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Their Messengers, who were spectacles and warnings, approached them from every angle and left no stone unturned advising them to worship no one but Allah, but they counselled deaf and said: "Had Allah, our Creator, willed us to discern divine truths, He would have sent down angels; therefore we utterly refuse to acknowledge your messages".

Abdul Haleem

when their messengers came to them, from all angles, saying, "Serve no one but God," they said, “If our Lord had wished, He would have sent down angels. We do not believe in the message with which you have been sent.”

Abdullah Yusuf Ali

Behold, the messengers came to them, from before them and behind them, (preaching): "Serve none but Allah." They said, "If our Lord had so pleased, He would certainly have sent down angels (to preach). Now we reject your mission (altogether)."

Abul A'la Maududi

When the Messengers (of Allah) came to them from the front and from the rear, saying: "Do not serve any but Allah"; they said: “Had our Lord so willed, He would have sent down angels. So we deny the Message you have brought.”

Aisha Bewley

When the Messengers came to them from in front and from behind, saying, ‘Do not worship anyone but Allah. ’ they said, ‘If our Lord had willed, He could have sent angels down, so we reject the Message you have been sent with.’

Al-Hilali & Khan

When the Messengers came to them, from before them and behind them (saying): "Worship none but Allâh", they said: "If our Lord had so willed, He would surely have sent down the angels. So indeed we disbelieve in that with which you have been sent."

Ali Quli Qarai

When the apostles came to them, before them and in their own time, saying, ‘Worship no one except Allah!’ They said, ‘Had our Lord wished, He would certainly have sent down angels [to us]. We indeed disbelieve in what you have been sent with.’

Amatul Rahman Omar

When the Messengers (of God) came to them (successively) from before them and from behind them (- from all directions with the teaching) `Worship none but Allâh. ' They said, `If Allâh had willed (to send Messengers), He would certainly have sent angels. So we are indeed disbelievers in that (teachings) with which you have been sent.'

Arthur John Arberry

When the Messengers came unto them from before them and from behind them, saying, 'Serve none but God,' they said, 'Had our Lord willed, surely He would have sent down angels; so we disbelieve in the Message you were sent with. '

Bijan Moeinian

Their Prophets tried in every way to make them understand that: "You should worship none but God"; they (jokingly) said: “If God really wanted [to convey a message], He would have sent us angles; [as you are people like us,] we do not believe in what you say.

E. Henry Palmer

when their apostles came to them from before them and from behind them (saying), "Serve ye none but God. "' They said, 'If our Lord pleased He would send down angels; so we in what ye are sent with disbelieve,'

Edip-Layth

When the messengers came to them, publicly and privately: "You shall not serve except God." They said, "Had our Lord willed, He would have sent controllers. We are rejecting what you have been sent with."

George Sale

When the apostles came unto them before them and behind them, saying, worship God alone; they answered, if our Lord had been pleased to send messengers, He had surely sent angels: And we believe not the message with which ye are sent.

Hamid S. Aziz

When their messengers came to them from before them and from behind them, saying, "Serve nothing but Allah", they said, "If our Lord had pleased He would certainly have sent down angels, so we are surely unbelievers in that with which you are sent. "

Mahmoud Ghali

As the Messengers came to them from before them (Literally: from between their hands) and from behind them, (saying), "Do not worship anyone except Allah ", they said, "If our Lord had (so) decided, indeed He would have sent down Angels; so surely we are disbelievers in what you have been sent with. "

Marmaduke Pickthall

When their messengers came unto them from before them and behind them, saying: Worship none but Allah! they said: If our Lord had willed, He surely would have sent down angels (unto us), so lo! we are disbelievers in that wherewith ye have been sent.

Mohamed Ahmed - Samira

Their apostles came to them one after the other (saying): "Do not worship any one but God. " They said: "If our Lord had pleased He would have sent the angels down. We reject what is sent with you."

Muhammad Asad

Lo! There came unto them [God’s] apostles, speaking of what lay open before them and what was [still] beyond their ken, [and calling unto them,] "Worship none but God!" They answered: “If our Sustainer had willed [us to believe in what you say], He would have sent down angels [as His message-bearers]. As it is, behold, we deny that there is any truth in what you [claim to] have been sent with!”

Mustafa Khattab

The messengers had come to them from all angles, ˹proclaiming,˺ "Worship none but Allah." They responded, “Had our Lord willed, He could have easily sent down angels ˹instead˺. So we totally reject what you have been sent with.”

Progressive Muslims

When the messengers came to them, publicly and privately: "You shall not serve except God. " They said: "Had our Lord willed, He would have sent Angels. We are rejecting what you have been sent with."

Sahih International

[That occurred] when the messengers had come to them before them and after them, [saying], "Worship not except Allah. " They said, "If our Lord had willed, He would have sent down the angels, so indeed we, in that with which you have been sent, are disbelievers."

Sam Gerrans

When the messengers had come to them from before them and from after them: “Serve not save God,” they said: “If our Lord had willed, He would have sent down angels, so we are deniers of that wherewith you have been sent.”

Shabbir Ahmed

Behold, the Messengers came unto them in their former and latter generations, saying, "Serve none but Allah!" They replied, "If our Lord had willed, He would have sent down angels. This is it, behold, we are disbelievers in what you (claim) are sent with."

Syed Vickar Ahamed

When the messengers came to them, from before them and (from) behind them, (teaching) "Worship no one but Allah. " They said, "If our Lord had so pleased, He would surely have sent down angels (to teach us): So, indeed we disbelieve in that with which you are sent. "

Taqi Usmani

when the messengers came to them from their front and from their rear, saying, "Do not worship anyone but Allah." They said, “Had our Lord (really) willed (to send someone as messenger), He would have sent down angels. So, we are deniers of what you have been sent with.”

The Monotheist Group

When the messengers came to them, publicly and privately: "You shall not serve except God." They said: "Had our Lord willed, He would have sent angels. We are rejecting what you have been sent with."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Quand les Messagers leur étaient venus, de devant eux et par derrière, (leur disant): ʺNʹadorez quʹAllahʺ, ils dirent: ʺSi notre Seigneur avait voulu, Il aurait certainement fait descendre des Anges. Nous ne croyons donc pas (au message) avec lequel vous avez été envoyésʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema ku pêxemberê wan ji her rexî ve û bi her wesîleyê hatin cem wan û ji wan re gotin: Ji bilî Xwedê îbadetê tu tiştî nekin. Gotin: Eger Xwedayê me bixwesta dê firîşte ji me re bişandina. Vêca bi rastî jî ev a ku hûn pê hatine şandin, em bawerî pê nayînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen hun gezanten van voren en van achteren tot hen kwamen (en zeiden): ʺJullie moeten alleen God dienenʺ, zeiden zij: ʺAls Onze Heer wilde dan zond Hij engelen neer, maar waarmee jullie gezonden zijn daaraan hechten wij geen geloof.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen de profeten tot hen kwamen, voor hen en achter hen, zeggende: Vereert God alleen, antwoordden zij: Indien het onzen Heer zou hebben behaagd, gezanten af te vaardigen, zou hij zeker engelen hebben gezonden, en wij gelooven de zending niet, waarmede gij zijt belast.

Hollandaca — Siregar

Toen de Boodschappers vóór hen en na hen waren gekomen (en zeiden:) ʺAanbidt alleen Allah,ʺ zeiden zij: ʺAls Allah het had gewild, dan had Hij Engelen gezonden: voorwaar, wij geloven niet in dat waar jij mee gezonden bent.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Когда приходили к ним [к ‘адитам и самудянам] посланники и спереди их и сзади их [со всех сторон] (то говорили): «Не поклоняйтесь никому, кроме Аллаха». Они сказали (своим посланникам): «Если бы пожелал Господь наш (чтобы мы только Его признавали богом), то Он, непременно, послал бы (к нам) ангелов (с неба), и мы, на самом деле, в то, с чем вы (обычные люди) посланы, не верим».

Rusça — Osmanov

Когда к ним явились посланники с разных сторон [и сказали]:ʺНе поклоняйтесь никому, кроме Аллахаʺ, - они ответили: ʺЕсли бы наш Господь захотел, то Он отправил бы посланниками ангелов. Воистину, Мы не веруем в то, с чем вы посланыʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När sändebuden kom till dem från alla tänkbara håll (och förmanade dem): ʺDyrka ingen annan än Gud!ʺ - svarade de: ʺOm vår Herre hade velat, skulle Han helt säkert ha sänt änglar (som budbärare så att vi kunde tro på dem); vi avvisar därför det (budskap med vilket ni påstår att) ni har sänts.ʺ