Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz.

وَمَا يَسْتَوِي الْاَعْمٰى وَالْبَصِيرُ وَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَلَا الْمُسِيءُ قَلِيلًا مَا تَتَذَكَّرُونَ

ve mā yestevī l-eǎ'mā ve l-beSīru ve(e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti ve lā l-musī'u ḳalīlen mā teteƶekkerūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māolmaz
2يَسْتَوِيyestevīس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyeeşit
3الْاَعْمٰىl-eǎ'māع م يgörevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük.kör
4وَالْبَصِيرُve l-beSīruب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıve gören
5وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve kimseler
6اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lar)
7وَعَمِلُواve ǎmilūع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatve yapanlar
8الصَّالِحَاتِS-SāliHātiص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.iyi işler
9وَلَاve lāve ne de
10الْمُسِيءُl-musī'uس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekkötülük yapan
11قَلِيلًاḳalīlenق ل لAz sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek.az
12مَاne kadar
13تَتَذَكَّرُونَteteƶekkerūneذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekdüşünüyorsunuz

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve eşit değildir körle gören ve inanıp iyi işlerde bulunanla kötülükler eden; ne de az düşünmede, ne de az ibret almadasınız.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve eşit değildir körle gören ve inanıp iyi işlerde bulunanla kötülükler eden; ne de az düşünmede, ne de az ibret almadasınız.

Adem Uğur

Körle gören, inanıp iyi amellerde bulunanla kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz!

Ahmed Hulusi

Kör ile gören, iman edip imanın gereğini uygulayan ile inkar ile kötülük yapan bir olmaz! Ne kadar da az hatırlayıp düşünüyorsunuz!

Ahmet Tekin

Önünü göremeyen kâfirle, ilerisini gören mü’min, iman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenlerle, kötü icraat yapanlar, kötülük edenler, işlerini kötü yapanlar bir olmaz. Ne kadar da az düşünüyorlar.

Ahmet Varol

Kör ile gören bir olmaz. İman edip salih ameller işleyenlerle kötülük eden de. Ne kadar da az düşünüyorsunuz.

Ali Bulaç

Kör olanla (basiretle) gören bir olmaz; iman edip salih amellerde bulunanlarla kötülük yapan da. Ne az öğüt alıp düşünüyorsunuz.

Ali Fikri Yavuz

Kör olanla gören, iman edib salih ameller işliyenlerle kötülük eden bir olmaz. Siz pek az düşünüyorsunuz!...

Ali Rıza Safa

Kör ile gören bir değildir; inanmış olarak erdemli edimler yapanlar ile kötülük yapanlar da öyle. Ne denli az düşünüyorsunuz?

Bayraktar Bayraklı

Görmeyen ile gören, inanıp iyi iş yapan ile kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz!

Bekir Sadak

Korle goren, inanip yararli is isleyenlerle kotuluk yapan bir degildir. Ne kadar kisa dusunuyorsunuz?

Celal Yıldırım

Görmeyenle gören, imân edip iyi-yararlı amellerde bulunanlarla kötülük işleyen kimse bir değildir. Ne de az düşünüyorsunuz ?!

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Görenle görmeyen bir olmaz, iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapan ile kötülük yapan da bir değildir. Ne kadar kıt düşünüyorsunuz!

Diyanet İşleri

Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz.

Diyanet İşleri (eski)

Körle gören, inanıp yararlı iş işleyenlerle kötülük yapan bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz?

Diyanet Vakfi

Körle gören, inanıp iyi amellerde bulunanla kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kör ile gören bir olmaz, iman edip salih ameller işleyen kimseler ile kötülük yapan da bir değildir. Ne kadar da az düşünüyorsunuz!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kör ile gören bir olmaz, iman edip iyi iyi işler yapan kimselerle kötülük yapan da (bir değildir). Siz pek az düşünüyorsunuz!

Elmalılı Hamdi Yazır

Kör ise görenle müsavi olmaz, iyman edip iyi iyi işler yapan kimselerle ne de kötülük yapan, siz pek az düşünüyorsunuz

Erhan Aktaş

Kör ile gören bir değildir. İman edip salihatı yapanlar ile kötülük yapanlar da bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kör ile gören bir değildir. İman edip salihatı yapanlar ile kötülük yapanlar da bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kör ile gören bir değildir. İman edip salihatı yapanlar ile kötülük yapanlar da bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz?

Fizilal-il Kuran

Körle gören bir olmaz. İnanan ve iyi işler yapanlarla, kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz.

Gültekin Onan

Kör olanla (basiretle) gören bir olmaz; inanıp salih amellerde bulunanlarla kötülük yapan da. Ne az öğüt alıp düşünüyorsunuz.

Hamdi Döndüren

Kör ile gören, inanan ve iyi iş yapanlarla kötülük yapan da bir olmaz. Siz, ne kadar da az düşünüyorsunuz!

Hasan Basri Çantay

Kör olanla gören, iman edib de iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunanlarla kötülük yapan bir olmaz. Ne az düşünüyorsunuz!

Hasib Asutay

(Ey kâfirler!) Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz!

Hayrat Neşriyat

Kör ile gören; îmân edip sâlih ameller işleyenlerle kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az ibret alıyorsunuz!

İbni Kesir

Körle gören, inanıp salih amel işleyenlerle kötülük yapan bir değildir. Ne de az düşünüyorsunuz.

Mehmet Okuyan

Körle gören, iman edip iyi işler yapanlarla kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar da azınız (gerçeği) hatırlıyor!

Muhammed Esed

(Öyleyse,) gören ile görmeyen bir olmaz; iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar ile kötülük işleyenler de bir değildir. Bundan ne kadar da az ders çıkarıyorsunuz?

Mustafa İslamoğlu

Neticede görenle görmeyen bir olmaz; tıpkı iman edip o imana uygun iyilik yapan ile kötülük yapanın bir olmadığı (gibi): Ne kadar da azınız öğüt alıyor!

Ömer Nasuhi Bilmen

Kör olan ile görücü olan müsavî olmaz. Ve imân eden ve sâlih sâlih amellerde bulunan kimseler ile kötülük yapan da (müsavî değildir). Ne kadar az düşünüyorsunuz?

Ömer Öngüt

Körle gören, iman edip sâlih amel işleyenlerle kötülük yapan bir olmaz. Ne de az düşünüyorsunuz!

Suat Yıldırım

Görmeyenle gören bir olmaz. İman edip makbul ve güzel işler yapanlarla hep kötülük yapanlar da bir olmaz. Ne de az düşünüyorsunuz!

Süleyman Ateş

Körle gören bir olmaz. İnanan ve iyi işler yapanlarla kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz!

Süleymaniye Vakfı

Kör ile gören, inanıp güvenen ve iyi işler yapanlarla da kötülük yapan bir olmaz. Bilginizi ne kadar az kullanıyorsunuz?

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Körle gören bir olmaz. İnanan ve iyi işler yapanlarla kötülük yapanlar da bir değildir. Bilginizi ne kadar az kullanıyorsunuz?

Şaban Piriş

Kör ile gören eşit değildir. İman edip, doğruları yapanlarla kötüler de bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz.

Tefhim-ul Kuran

Kör olanla (basiretle) gören bir olmaz; iman edip salih amellerde bulunanlarla kötülük yapan da. Ne kadar az öğüt alıp düşünüyorsunuz.

Ümit Şimşek

Ne kör ile gören bir olur, ne de iman edip güzel işler yapanlarla günahkârlar. Fakat pek az düşünüyorsunuz.

Yaşar Nuri Öztürk

Körle gören, iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlarla kötülük üretenler bir olmaz. Ne kadar da az düşünüyorsunuz!

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Korla görən, iman gətirib yaxşı işlər görənlərlə pislik edənlər eyni deyildir. Necə də az düşünüb daşınırsınız!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ist derjenige, der sich der Wahrheit gegenüber blind stellt, wie der, der sie sieht? Gleichen die Gläubigen, die gute Werke verrichten, denen, die üble Taten begehen? Wie wenig denken die Menschen nach!

Almanca — Der Edle Quran

Nicht gleich sind der Blinde und der Sehende und auch nicht diejenigen, die glauben und rechtschaffene Werke tun, und der Missetäter. Wie wenig ihr bedenkt!

Almanca — M. A. Rassoul

Doch der Blinde und der Sehende sind nicht gleich; noch sind jene, die glauben und gute Werke tun, denen (gleich), die Böses tun. Wenig ist es, was ihr zu bedenken pflegt!

Almanca — Muhammad Zaidan

Nicht gleich sind der Blinde und der Sehende, Auch nicht diejenigen, die den Iman verinnerlicht und gottgefällig Gutes getan haben, und der des Schlechten Tuende. Doch ihr erinnert euch nur ein wenig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Nor does the one who lacks intellectual and spiritual perception compare with him who perceives the truth mentally and lifts to Allah his inward sight, nor do those whose hearts are impressed with the image of religious and spiritual virtues and their deeds with wisdom and piety compare with those whose works are tinted with evil. How little do you people reflect!

Abdul Haleem

The blind and the sighted are not equal, just as those who believe and do good works and those who do evil are not equal: how seldom you reflect!

Abdullah Yusuf Ali

Not equal are the blind and those who (clearly) see: Nor are (equal) those who believe and work deeds of righteousness, and those who do evil. Little do ye learn by admonition!

Abul A'la Maududi

Never can the blind and the seeing be equal; nor those that believe and act righteously and those that do evil. Little do you understand.

Aisha Bewley

The blind and the seeing are not the same. Nor are those who have iman and do right actions the same as evildoers. What little heed they pay!

Al-Hilali & Khan

And not equal are the blind and those who see; nor are (equal) those who believe (in the Oneness of Allâh - Islâmic Monotheism), and do righteous good deeds, and those who do evil. Little do you remember!

Ali Quli Qarai

The blind one and the seer are not equal, neither are those who have faith and do righteous deeds and the evildoing. Little is the admonition that you take!

Amatul Rahman Omar

The blind and the seeing are not alike, nor are those who believe and do deeds of righteousness (like) the evil doers; yet little is the heed you give.

Arthur John Arberry

Not equal are the blind and the seeing man, those who believe and do deeds of righteousness, and the wrong-doer. Little do you reflect.

Bijan Moeinian

For the same token that a blind person and the one blessed with the faculty of seeing are not equal, the wrongdoers and the righteous ones are not equal either [ justice, therefore, requires the existence of the Hereafter so that people be rewarded accordingly. ] Most people, however, care less.

E. Henry Palmer

The blind and the seeing shall not be deemed alike, nor those who believe and do right and the evildoer; little is it that they remember.

Edip-Layth

Not equal are the blind and the seer; nor those who acknowledge and promote reforms, and those who do evil. Little do you remember.

George Sale

The blind and the seeing shall not be held equal; nor they who believe and work righteousness, and the evildoer: How few revolve these things in their mind!

Hamid S. Aziz

And the blind and the seeing are not alike, nor those who believe and do good and the evildoer; little is it that you reflect.

Mahmoud Ghali

And in no way are the blind and the ever-beholding man equal, nor are the ones who have believed and done deeds of righteousness and the doers of odious (deeds); little do you remind yourselves!

Marmaduke Pickthall

And the blind man and the seer are not equal, neither are those who believe and do good works (equal with) the evil-doer. Little do ye reflect!

Mohamed Ahmed - Samira

The blind and the seeing are surely not alike, nor those who believe and act rightly and those who do evil. Little do you reflect!

Muhammad Asad

But [then, ] the blind and the seeing are not equal; and neither [can] they who have attained to faith and do good works and the doers of evil [be deemed equal]. How seldom do you keep this in mind!

Mustafa Khattab

Those blind ˹to the truth˺ and those who can see are not equal, nor are those who believe and do good ˹equal˺ to those who do evil. Yet you are hardly mindful.

Progressive Muslims

And not equal are the blind and the seer; nor those who believe and do good works, and those who do evil. Little do you remember.

Sahih International

And not equal are the blind and the seeing, nor are those who believe and do righteous deeds and the evildoer. Little do you remember.

Sam Gerrans

And not equal are the blind and the seeing, or those who heed warning and do righteous deeds and the wrongdoer; little do you take heed.

Shabbir Ahmed

But then, the blind of reason and the seer at heart are not equal. And neither are those who attain faith, and help others, equal to those who create imbalance in people's lives. How seldom do you use your mind!

Syed Vickar Ahamed

The blind and those who see are not equal: Those who believe and work the righteous deeds and those who do evil are (also) not equal. Little do you remember!

Taqi Usmani

The blind one and the sighted one are not equal, and those who believed and did good deeds and the evil ones are not (equal) either. Little you heed to the advice!

The Monotheist Group

And not equal are the blind and the seer, nor those who believe and do good works, and those who do evil. Little do you remember.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Lʹaveugle et le voyant ne sont pas égaux, et ceux qui croient et accomplissent les bonnes œuvres ne peuvent être comparés à celui qui fait le mal. Cʹest rare que vous vous rappeliez!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Merivê kor û yê biçav ne wek hev in, yên ku bawerî anîn û karên qenc kirin jî ne mîna yên neqenc in. Ma hûn çiqas hindikî îbret digirin!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

De blinde en de ziende zijn niet gelijk, noch zij die geloven en de deugdelijke daden doen en zij die verkeerd doen. Hoe weinig laten jullie je vermanen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

De blinde en de ziende zullen niet gelijk gesteld worden, noch zij die gelooven en rechtvaardigheid uitoefenen met de boosdoeners. Hoe weinigen overwegen dit in hun binnenste!

Hollandaca — Siregar

En de blinde en de ziende (van hart) zijn niet gelijk, en zij die geloven en goede werken verrichten zijn niet gelijk aan de kwaaddoeners. Gering is de lering die jullie eruit trekken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И как не равны слепой и зрячий (так) и (не равны) те, которые уверовали и совершали праведные деяния, и творящий злое [неверующие]. (И как) мало вы внимаете (увещаниям) [получаете пользу от этого]!

Rusça — Osmanov

Не равны слепец и зрячий, а также [не равны] те, которые уверовали и вершили праведные дела, и те, которые вершат зло. Но мало кто помнит [об этом].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och den blinde kan inte jämställas med den seende, liksom den som tror och lever rättskaffens och den som begår orätt inte (kan jämställas). Det är inte mycket ni ägnar eftertanke åt.