(Cehennem bekçileri) derler ki: "Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?" Onlar, "Evet, getirmişti" derler. (Bekçiler), "Öyleyse kendiniz yalvarın" derler. Şüphesiz kafirlerin duası boşunadır.

قَالُوا اَوَلَمْ تَكُ تَأْتِيكُمْ رُسُلُكُمْ بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا بَلٰى قَالُوا فَادْعُوا وَمَا دُعٰٓؤُا الْكَافِرِينَ اِلَّا فِي ضَلَالٍ

ḳālū e ve lem teku te'tīkum rusulukum bi l-beyyināti ḳālū belā ḳālū fe d'ǔ ve mā duǎā'u l-kāfirīne illā fī Delālin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
2اَوَلَمْe ve lem-miydi?
3تَكُtekuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvindeğil-
4تَأْتِيكُمْte'tīkumا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmeksize geliyor
5رُسُلُكُمْrusulukumر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleelçileriniz
6بِالْبَيِّنَاتِbi l-beyyinātiب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık kanıtlarla
7قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
8بَلٰىbelāevet (gelirlerdi)
9قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
10فَادْعُواfe d'ǔد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmeköyle ise yalvar(ıp dur)un
11وَمَاve māfakat değildir
12دُعٰٓؤُاduǎā'uد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekyalvarması
13الْكَافِرِينَl-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkafirlerin
14اِلَّاillābaşkası
15فِي
16ضَلَالٍDelālinض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.dalaletten

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar da, peygamberleriniz, apaçık delillerle gelmedi miydi size diyecekler; onlar, evet diyecekler, bekçiler, öyleyse diyecekler, siz yalvarın ve kâfirlerin duâsıysa ancak boşa gider.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar da, peygamberleriniz, apaçık delillerle gelmedi miydi size diyecekler; onlar, evet diyecekler, bekçiler, öyleyse diyecekler, siz yalvarın ve kâfirlerin duâsıysa ancak boşa gider.

Adem Uğur

(Bekçiler:) Size peygamberleriniz açık açık deliller getirmediler mi? derler. Onlar da: Getirdiler, cevabını verirler. (Bekçiler ise): O halde kendiniz yalvarın, derler. Halbuki kâfirlerin yalvarması boşunadır.

Ahmed Hulusi

(Bekçiler) dediler ki: "Rasulleriniz size apaçık deliller olarak gelmedi mi?". . . Dediler ki: "Evet". . . (Bekçiler) dediler ki: "O halde kendiniz dua edin!". . . Hakikat bilgisini inkar edenlerin duası da asılsız yönelişten başka bir şey değildir.

Ahmet Tekin

Bekçiler: 'Size, peygamberleriniz, açık açık delillerle gelmediler mi?' derler. Onlar da: 'Elbette deliller getirdiler' derler. Bekçiler: 'O halde, kendiniz yalvarın' derler. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin yalvarması boşunadır, icabet edilmez.

Ahmet Varol

Onlar: 'Elçileriniz size apaçık delillerle gelmiyorlar mıydı?' derler. 'Evet (geliyorlardı)' derler. (Bunun üzerine) onlar: 'Öyleyse siz dua edin' derler. Ancak inkârcıların duaları hep boşunadır.

Ali Bulaç

(Bekçiler:) "Size kendi Resulleriniz açık belgelerle gelmez miydi?" dediler. Onlar: "Evet" dediler. (Bekçiler:) "Şu halde siz dua edin" dediler. Oysa kafirlerin duası, çıkmazda olmaktan başkası değildir.

Ali Fikri Yavuz

(Cehennem bekçileri ateşteki kâfirlere) şöyle derler: “- Size peygamberleriniz mucizelerle gelmedi miydi?” Onlar: “-Evet” derler. (Bekçiler, onlarla alay etmek kasdi ile şöyle) derler “- O halde kendiniz (Allah’a) yalvarın.” Kâfirlerin yalvarıb yakarması ise hep boşunadır.

Ali Rıza Safa

Diyecekler ki: "Elçileriniz, size açık kanıtlar getirmemiş miydi?" "Evet, öyle!" diyecekler. "Öyleyse kendiniz yakarışta bulunun!" Oysa nankörlük edenlerin yaptıkları yakarışlar boşunadır.

Bayraktar Bayraklı

Bekçiler, "Peygamberleriniz size apaçık deliller getirmediler mi?" diyecekler. Onlar da, "Getirdiler" cevabını vereceklerdir. Bunun üzerine bekçiler de, "O halde kendiniz yalvarınız" diyecekler. Halbuki kafirlerin yalvarması boşunadır.

Bekir Sadak

Bekciler: «Size, belgelerle peygamberleriniz gelmis miydi?» derler. Onlar da: «Evet, gelmisti» derler. Bekciler: «O halde kendiniz yalvarin» derler. Inkarcilarin yalvarisi suphesiz bosunadir. *

Celal Yıldırım

Bekçiler, «size peygamberleriniz açık belgeler ve mu'cizelerle gelmediler mi ?» derler. Onlar, «evet geldiler,» diye cevap verirler. (Bunun üzerine bekçiler onlara:) «Öyle ise kendiniz duâ edin,» derler. Kâfirlerin duası elbette boş ve neticesizdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Görevliler, “Peygamberleriniz size açık kanıtlar getirmemiş miydi?” diye sorarlar. “Evet, getirmişlerdi” cevabını verirler. O zaman görevliler, “Yalvarın durun şimdi; ama inkârcıların yalvarmaları boşunadır” derler.

Diyanet İşleri

(Cehennem bekçileri) derler ki: "Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?" Onlar, "Evet, getirmişti" derler. (Bekçiler), "Öyleyse kendiniz yalvarın" derler. Şüphesiz kafirlerin duası boşunadır.

Diyanet İşleri (eski)

Bekçiler: 'Size, belgelerle peygamberleriniz gelmiş miydi?' derler. Onlar da: 'Evet, gelmişti' derler. Bekçiler: 'O halde kendiniz yalvarın' derler. İnkarcıların yalvarışı şüphesiz boşunadır.

Diyanet Vakfi

(Bekçiler:) Size peygamberleriniz açık açık deliller getirmediler mi? derler. Onlar da: Getirdiler, cevabını verirler. (Bekçiler ise): O halde kendiniz yalvarın, derler. Halbuki kâfirlerin yalvarması boşunadır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bekçiler de: «Size peygamberleriniz mucizelerle gelmiyorlar mıydı?» diye sorarlar. Onlar: «Evet» derler. Bekçiler: «Öyle ise kendiniz dua edin» derler. Kâfirlerin duası ise hep çıkmazdadır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bekçiler: "Ya size peygamberleriniz mucizelerle gelmiyorlar mıydı ki?" derler. Onlar: " Evet." derler. Bekçiler: "Öyle ise kendiniz dua edin." derler. Kafirlerin duası ise hep çıkmazdadır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya size, derler: beyyinelerle Resulleriniz geliyor değilmi idi ki? Evet, derler, öyle ise kendiniz dua edin derler, kafirlerin duası ise hep çıkmazdadır

Erhan Aktaş

Görevliler: "Resulleriniz, size kanıt içeren bilgilerle gelmediler mi?" derler. Onlar: "Evet, geldiler." derler. Görevliler: "O halde kendiniz yalvarıp yakarın; Kafirlerin duası ancak boş ve anlamsızdır." derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Görevliler: "Resulleriniz, size kanıt içeren bilgilerle gelmediler mi?" derler. Onlar: "Evet, geldiler." derler. Görevliler: "O halde kendiniz yalvarıp yakarın; Kafirlerin duası ancak boş ve anlamsızdır." derler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Görevliler: "Rasulleriniz, size kanıt içeren bilgilerle gelmediler mi?" derler. Onlar: "Evet, geldiler." derler. Görevliler: "O halde kendiniz yalvarıp yakarın; gerçeği yalanlayan nankörlerin duası ancak sapkıncadır." derler.

Fizilal-il Kuran

Bekçiler dediler ki: «Peygamberleriniz size açık kanıtlar getirmezler miydi?» «Evet getirirlerdi» dediler. Bekçiler: «Öyleyse yalvarıp durun. Nankörlerin yalvarması hep çıkmazdadır» dediler.

Gültekin Onan

(Bekçiler:) "Size kendi Resulleriniz açık belgelerle gelmez miydi?" dediler. Onlar: "Evet" dediler. (Bekçiler:) "Şu halde siz dua edin" dediler. Oysa kafirlerin duası, çıkmazda olmaktan başkası değildir.

Hamdi Döndüren

Bekçiler, “Elçileriniz size açık kanıtlar getirmediler mi?” derler. Onlar, “Evet getirdiler.” cevabını verirler. Bekçiler, “Öyleyse, kendiniz dua edin!” derler. Oysa inkâr edenlerin ahiretteki yalvarması boşunadır!

Hasan Basri Çantay

(Bekçiler şöyle) söylediler (söylerler): "Size peygamberleriniz açık açık bürhanlar (mu'cizeler) getirmedi miydi"? (Öbürleri) "Evet (getirdi) dediler (derler). (Bekçiler de) "O halde (kendiniz) yalvarın!" dediler (derler). Halbuki kafirlerin düası hedef olmakdan başka (bir değeri haaiz) değildir.

Hasib Asutay

(Bekçiler), 'Peygamberleriniz size açık kanıtlar getirmediler mi?' derler. Onlar da: “Evet' derler. (Bekçiler de:) 'Öyle ise kendiniz yalvarın ' derler. Hâlbuki kâfirlerin yalvarması hep boşunadır.

Hayrat Neşriyat

(Cehennemin bekçileri:) 'Size peygamberleriniz mu'cizeler getirmiyorlar mıydı?' derler. Onlar: 'Evet (getiriyorlardı)!' derler. (Bunun üzerine bekçiler:) 'Öyle ise (kendiniz)duâ edin!' derler. Hâlbuki kâfirlerin duâsı, ancak boşuna (yorulmak)tır.

İbni Kesir

Onlar da derler ki: Size peygamberleriniz burhanlarla gelmemişler miydi? Evet, derler. Öyleyse kendiniz yalvarın, derler. Kafirlerin yalvarışı şüphesiz boşunadır.

Mehmet Okuyan

(Cehennemin bekçileri) “Size elçileriniz apaçık deliller getirmediler mi?” diyecekler. Onlar da “Evet (getirdiler)!” cevabını verecekler. (Bekçiler ise) “(Öyleyse) kendiniz yalvarın! (Gerçi) kâfirlerin yalvarması sadece boşunadır.” diyeceklerdir.

Muhammed Esed

(Cehennemin bekçileri): "Elçileriniz size hakikatin bütün kanıtlarını getirmiş değiller miydi?" diye soracaklar. O (ateşdeki)ler, "Evet, öyleydi!" diyecekler. (Ve cehennemin bekçileri,) "Madem öyle yalvarıp durun!" diye cevap verecekler; çünkü inkar edenlerin yalvarması, avunmadan başka bir anlam taşımaz.

Mustafa İslamoğlu

(Bekçiler) şöyle cevap verecek: "Elçileriniz size hakikatin apaçık belgeleriyle gelmemişler miydi?" (Berikiler): "Elbette (gelmişti)" diyecekler. (Bekçiler) diyecek ki: "O halde yalvarmaya devam edin! Ama inkarı tabiat edinenlerin yalvarması aldanışı (artırmaktan) başka bir sonuç vermez."

Ömer Nasuhi Bilmen

Derler ki: «Size peygamberleriniz, açık açık mucizeler ile gelivermekte değil mi idiler?» Derler ki: «Evet...» (Bekçiler de) Derler ki: «O halde siz yalvarınız. Kâfirlerin duaları ise beyhûde yere olmaktan başka değildir.»

Ömer Öngüt

Bekçiler: "Size peygamberleriniz açık açık delillerle (mucizelerle) gelmemiş miydi?" derler. Onlar da: "Evet gelmişti. " derler. Bekçiler: "O halde kendiniz yalvarın. " derler. İnkârcıların yalvarışı şüphesiz boşunadır.

Suat Yıldırım

Onlar: "Peygamberleriniz size açık açık delillerle gelmediler mi?" deyince: "Evet!" diye cevap verirler. Bu defa onlar: "O halde siz kendiniz yalvaracaksanız yalvarın (biz sizin durumunuzdaki kimseler için dua etmeyiz.)" derler. Kâfirlerin duaları ise neticesiz kalır.

Süleyman Ateş

(Bekçiler) Dediler: "Elçileriniz size açık kanıtlar getirmezler miydi?" "Evet (getirirlerdi) dediler. (Bekçiler:) "Öyle ise yalvar(ıp dur)un. Nankörlerin yalvarması hep çıkmazdadır." dediler.

Süleymaniye Vakfı

Görevliler: "Size gönderilen elçiler, apaçık belgelerle gelmediler mi?" deyince onlar "Elbette geldiler." cevabını verirler. Görevliler: "O halde kendiniz yalvarın!" derler ama kafirlerin yalvarışları boşunadır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar şöyle karşılık verirler: "Elçileriniz, o açık belgelerle(mucizelerle) gelmediler mi?" "Evet" derler. Bekçiler: "O halde Sahibinize kendiniz yalvarın" derler. O kafirlerin yalvarışları sonuçsuz kalır.

Şaban Piriş

Onlar da: -Size, apaçık belgelerle peygamberleriniz gelmedi mi? derler. -Evet, derler. Bekçiler de: -O halde kendiniz dua edin. Ama kafirlerin duası boşunadır, derler.

Tefhim-ul Kuran

(Bekçiler:) «Size kendi peygamberleriniz apaçık belgelerle gelmez miydi?» dediler. Onlar: «Evet» dediler. (Bekçiler:) «Şu halde siz dua edin» dediler. Oysa kâfirlerin duası, çıkmazda olmaktan başkası değildir.

Ümit Şimşek

Cehennem bekçileri derler ki: 'Peygamberleriniz size apaçık deliller getirmedi mi?' Onlar 'Evet' derler. Bekçiler ise 'Öyleyse kendiniz dua edin,' derler. 'Ama kâfirlerin duası boşunadır.'

Yaşar Nuri Öztürk

Bekçiler derler ki: "Resulleriniz size açık seçik mesajlar getirmezler miydi?" Derler ki: "Elbette getirirlerdi!" Bekçiler: "O halde yalvarın durun; inkarcıların yakarışları çıkmazda kalıp gitmiştir." diye cevap verirler.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Mələklər deyəcəklər: “Məgər elçiləriniz açıq-aydın dəlillər gətirməmişdilər?” Onlar: “Əlbəttə gətirmişdilər!”– deyəcəklər. Mələklər də: “Elə isə özünüz yalvarın!”– deyəcəklər. Kafirlərin yalvarması isə boş şeydir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie werden sagen: ʺSind nicht zu euch eure Gesandten mit den eindeutigen Beweiszeichen gekommen?ʺ Sie werden antworten: ʺDoch!ʺ Da werden sie sagen: ʺIhr könnt selbst bitten!ʺ Doch die Bitten der Ungläubigen sind vergeblich.

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagen: ʺPflegten nicht doch eure Gesandten mit den klaren Beweisen zu euch zu kommen?ʺ Sie sagen: ʺJa, doch!ʺ Sie sagen: ʺSo ruft an.ʺ Aber das Anrufen der Ungläubigen geht bestimmt verlorenʹ.

Almanca — M. A. Rassoul

Sie werden sprechen: ʺKamen nicht eure Gesandten mit klaren Beweisen zu euch?ʺ Jene werden sagen: ʺDoch.ʺ (Die Wächter) werden sprechen: ʺSo fahret fort zu bitten.ʺ Doch die Bitte der Ungläubigen ist völlig verfehlt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺKamen zu euch eure Gesandten etwa nicht mit den klaren Zeichen?!ʺ Sie sagten: ʺDoch, mit Sicherheit!ʺ Sie sagten: ʺDann richtet selbst Bittgebete!ʺ Und das Richten der Bittgebete von den Kafir ist nur verfehlt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Did your Messengers, " shall say the sentinels, "not present to you clear signs and expounded revelations demonstrating Allah's Omnipotence and Authority His Oneness and Uniqueness, His Omnipresence and Omniscience?" "Indeed they did" they, shall say then the sentinels shall say, "you may invoke Allah as long as you want; it is only that invocations voiced by those who deny Him is as vain as it attains no end.

Abdul Haleem

but they will say, ‘Did your messengers not come to you with clear evidence of the truth?’ They will say, ‘Yes they did,’ and the keeper will say, ‘You can plead, then, but the pleas of disbelievers will always be in vain.’

Abdullah Yusuf Ali

They will say: "Did there not come to you your messengers with Clear Signs?" They will say, "Yes". They will reply, "Then pray (as ye like)! But the prayer of those without Faith is nothing but (futile wandering) in (mazes of) error!"

Abul A'la Maududi

The keepers of Hell will ask: "Did your Messengers not come to you with Clear Signs?" They will say: “Yes (they did).” The keepers of Hell will say: “Then you yourselves should call (upon the Lord). And the call of the unbelievers will end in vain.”

Aisha Bewley

They will ask, ‘Did your Messengers not bring you the Clear Signs?’ They will answer, ‘Yes. ’ They will say, ‘Then you call!’ But the calling of the kafirun only goes astray.

Al-Hilali & Khan

They will say: "Did there not come to you, your Messengers with (clear) evidence (and signs)?" They will say: "Yes." They will reply: "Then call (as you like)! And the invocation of the disbelievers is nothing but in vain (as it will not be answered by Allâh)!"

Ali Quli Qarai

They will say, ‘Did not your apostles use to bring you manifest proofs?’ They will say, ‘Yes. ’ They will say, ‘Then supplicate [Him] yourselves.’ But the supplications of the faithless only go awry.

Amatul Rahman Omar

These (Keepers) will say, `Did not your Messengers (of God) come to you with clear signs?' They will answer, `Yes indeed!' They (the Keepers of Gehenna) will say, `Then call (yourselves and your false deities). ' But the call of the disbelievers will be of no avail.

Arthur John Arberry

They shall say, 'Did not your Messengers bring you the clear signs?' They shall say, 'Yes indeed. ' They shall say, 'Then do you call!' But the calling of the unbelievers is only in error.

Bijan Moeinian

The Hell Keepers will reply: "Did not your Prophets explain with undeniable proofs your choices?" They will say: “Yes. ” The Hell Keepers then will reply with no compassion: “Pray yourself then.” There will be no response for the disbelievers’ prayers.

E. Henry Palmer

They shall say, 'Did not your apostles come to you with manifest signs?' They shall say, 'Yea!' They shall say, 'Then call!- but the call of the misbelievers is only in error.

Edip-Layth

They will say, "Did not your messengers come to you with proofs?" They will reply: "Yes." They will say, "Then call out, for the call of the ingrates is nothing but in vain."

George Sale

They shall answer, did not your apostles come unto you with evident proofs? They shall say, yea. The keepers shall reply, do ye therefore call on God: But the calling of the unbelievers on Him shall be only in vain.

Hamid S. Aziz

They shall say, "Did not your messengers come to you with clear arguments?" They shall say, "Yea. " They shall say, "Then pray." But the prayer of those without faith is only futile (wandering in) error.

Mahmoud Ghali

They will say, "And did your Messengers not come up to you with the supreme evidence (s)?" They will say, "Yes indeed. " They will say, "Then do you invoke!" And in no way is the invocation of the disbelievers in anything except in error.

Marmaduke Pickthall

They say: Came not your messengers unto you with clear proofs? They say: Yea, verily. They say: Then do ye pray, although the prayer of disbelievers is in vain.

Mohamed Ahmed - Samira

They will say: "Did not your apostles come to you with clear proofs?" They will answer: "Indeed, they did. " "Then pray," will (the warders) say. But the praying of unbelievers will be all in vain.

Muhammad Asad

[But the keepers of hell] will ask, "Is it not [true] that your apostles came unto you with all evidence of the truth?" Those [in the fire] will reply, “Yea, indeed. ” [And the keepers of hell] will say, “Pray, then!” - for the prayer of those who deny the truth cannot lead to aught but delusion.

Mustafa Khattab

The keepers will reply, "Did your messengers not ˹constantly˺ come to you with clear proofs?" They will say, “Yes ˹they did˺.” The keepers will say, “Then pray! Though the prayer of the disbelievers is only in vain.”

Progressive Muslims

They will Say: "Did not your messengers come to you with proofs" They will reply: "Yes. " They will Say: "Then call out, for the call of the rejecters is nothing but in vain."

Sahih International

They will say, "Did there not come to you your messengers with clear proofs?" They will say, "Yes. " They will reply, "Then supplicate [yourselves], but the supplication of the disbelievers is not except in error."

Sam Gerrans

They will say: “Came not your messengers to you with the clear signs?” They will say: “Verily.” They will say: “Then call!” But the call of the false claimers of guidance is only in error.

Shabbir Ahmed

But (the keepers) will say, "Is it not that your Messengers came to you with all evidence of the Truth?" They will answer, "Yes, indeed. " And the keepers will respond, "Pray, then! But the prayer of those without Faith is nothing but futile wandering."

Syed Vickar Ahamed

They will say: "Did your messengers not come to you with clear evidences and signs?" They will say, "Yes. " They will reply: "Then pray (as you like)! And the prayer of those without Faith is nothing but (useless wandering) in error!"

Taqi Usmani

They will say, "Had your messengers not been coming to you with open signs?" They will say, “Of course, (they had come).” They (the keepers) will say, “Then, keep praying” - but praying of disbelievers (in the Hereafter) is only in vain.

The Monotheist Group

They will say: "Did your messengers not come to you with proofs?" They will say: "Yes." They will say: "Then implore, but the imploring of the rejecters will be nothing but in vain."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils diront: ʺvos Messagers, ne vous apportaient-ils pas les preuves évidentes?ʺ Ils diront: ʺSiʺ! Ils (les gardiens) diront: ʺEh bien, priezʺ ! Et lʹinvocation des mécréants nʹest quʹaberration.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Notirvanên dojehê ji wan re dibêjin: Ma pêxemberên we ji we re delîlên eşkere neanîn? Ew jî dibêjin: Belê, anîn. (Notirvan jî) dibêjin: Hûn bi xwe daxwaz bikin. (Xwedê dibêje:) Daxwaza kafiran her di pûçbûnê de ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeggen: ʺWaren tot jullie niet jullie gezanten met de duidelijke bewijzen gekomen?ʺ Zij zeggen: ʺJa zeker.ʺ Zij zeggen: ʺBidt dan zelf.ʺ Maar het gebed van de ongelovigen mist steeds zijn doel.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij zullen antwoorden! kwamen uwe gezanten niet, met duidelijke bewijzen, tot u? Zij zullen zeggen: Ja. De bewaarders zullen daarop zeggen: Roept dus God aan: maar zijne aanroeping door de ongeloovigen zal slechts ijdel wezen.

Hollandaca — Siregar

Zij (de Engelen) zullen zeggen: ʺWaren jullie Boodschappen niet tot jullie gekomen met de duidelijke bewijzen?ʺ Zij zullen zeggen: ʺWelzeker.ʺ Zij (de Engelen) zullen zegen: ʺRoept dan aan.ʺ Maar de aanroep van de ongelovigen kan niet anders dan mislukken!

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажут они [ангелы-стражи Ада]: «Разве не приходили к вам ваши посланники с ясными знамениями (от Аллаха)?» Они [обитатели Ада] скажут: «Да, (приходили)». (И стражи Ада) скажут: «(Мы не станем звать нашего Господа и не станем заступаться за вас, поэтому) зовите же (Его) (сами)!» Но зов неверных (будет) только в заблуждении [от нее не будет никакой пользы]!

Rusça — Osmanov

Те спросят: ʺРазве не приходили к вам посланники с ясными знамениями?ʺ Они ответят: ʺДаʺ. Стражники скажут: ʺВзывайтеʺ. Но мольбы неверных тщетны.