Bunun sebebi şu idi: Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getiriyorlardı da onlar inkar ediyorlardı. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi. Şüphesiz O, güçlüdür, cezası da çok şiddetlidir.

ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَانَتْ تَأْتِيهِمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَكَفَرُوا فَاَخَذَهُمُ اللّٰهُ اِنَّهُ قَوِيٌّ شَدِيدُ الْعِقَابِ

ƶālike bi ennehum kānet te'tīhim rusuluhum bi l-beyyināti fe keferū fe eḣaƶehumu (a)llahu innehu ḳaviyyun şedīdu l-ǐḳābi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1ذٰلِكَƶālikebu
2بِاَنَّهُمْbi ennehumonların (sebebiyledir)
3كَانَتْkānetك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmaları
4تَأْتِيهِمْte'tīhimا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekonlara getirirdi
5رُسُلُهُمْrusuluhumر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleonların resulleri
6بِالْبَيِّنَاتِbi l-beyyinātiب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık kanıtlar
7فَكَفَرُواfe keferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretama inkar ediyorlardı
8فَاَخَذَهُمُfe eḣaƶehumuا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekbu yüzden onları yakaladı
9اللّٰهُ(a)llahuAllah
10اِنَّهُinnehuzira O
11قَوِيٌّḳaviyyunق و يGüçlü olmak, güçlenmek, üstün gelmek, yapabilir olmak, güçlü olmak, dinç olmak, zorlu olmak. Quwwatun (çoğulu quwan) - güç, kuvvet, dinçlik, kararlılık, sağlamlık, azim. Qawun - çöl. Aqwa - çölde kalmak. Muqwin - çöl/vahşi doğa sakinleri (qawiya fiilinden türetilmiştir, bu da ıssız veya terk edilmiş hale gelmek anlamına gelir).güçlüdür
12شَدِيدُşedīduش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.çetin olandır
13الْعِقَابِl-ǐḳābiع ق بBaşarmak, yerini almak, sonra gelmek, topuğuna vurmak, topukta gelmek, birini yakından takip etmek. Aqqaba - tekrar tekrar çabalamak, geri dönmek, cezalandırmak, karşılık vermek, adımlarını geri izlemek. Aqab - ölmek, nesil bırakmak, karşılığında vermek. Aqabatun - tırmanması zor yer. Uqbun - başarı. Ta'aqqaba - dikkatli bilgi almak, bağırmak, adım adım takip etmek. Aqub - topuk, oğul, torun, nesil, mihver, eksen. Uqba - karşılık, sonuç, ödül, son, başarı. İqab (çoğulu aqubat) - günahtan sonraki ceza, erteleyen veya tersine çeviren, işin sonucuna veya neticesine bakan. Mu'aqqibat - birbirinin yerini alan, başka bir şeyin hemen ardından gelen veya kesintisiz olarak başka bir şeyi takip eden şey. Bu, mu'aqqib kelimesinin çift çoğul dişil halidir. Çoğul dişil form, Arapçada dişil formun bazen vurgu ve sıklık katmak için kullanılmasından dolayı eylemlerin sıklığını gösterir.cezası

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bu da, peygamberleri, onlara apaçık delillerle geldi mi, inkâr etmelerindendir, derken Allah onları helâk edivermiştir; şüphe yok ki o, kuvvetlidir, azâbı da çetindir onun.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bu da, peygamberleri, onlara apaçık delillerle geldi mi, inkâr etmelerindendir, derken Allah onları helâk edivermiştir; şüphe yok ki o, kuvvetlidir, azâbı da çetindir onun.

Adem Uğur

Bunun sebebi, peygamberleri kendilerine apaçık mucizeler getirdikleri halde, inkâr etmeleri idi. Allah da kendilerini tutup yakalayıverdi. Doğrusu O, kuvvetlidir; azabı da pek çetindir.

Ahmed Hulusi

Bunun sebebi şu idi: Rasulleri onlara apaçık delillerle geldi de küfür (inkar) ettiler. . . Bunun üzerine Allah da onları yakaladı. . . Muhakkak ki O, Kaviyy'dir, Şediyd ül 'Ikab'dır (suçu cezalandırması şiddetlidir).

Ahmet Tekin

Bu cezalar, Rasullerinin apaçık mûcizeler, delillerle kendilerine gelmelerine rağmen onların inkârda ısrar edip küfre sapmaları sebebiyledir. Bu sebeple Allah onları cezalandırmıştır. O güçlü, kudretlidir. Onları suçlarına denk, adâletle cezalandırma gücüne sahiptir.

Ahmet Varol

Bu şundan dolayıydı ki: Peygamberleri onlara açık delillerle geliyorlar, ama onlar inkâr ediyorlardı. Bu yüzden Allah da onları yakaladı. Şüphesiz Allah, güçlü, azabı çetin olandır.

Ali Bulaç

Çünkü gerçekten onlar, Resulleri kendilerine apaçık belgeler getirirdi; fakat onlar inkar ederlerdi. Bu yüzden Allah, onları (azabla) yakalayıverdi. Şüphesiz O, kuvvetli olandır, cezalandırması şiddetlidir.

Ali Fikri Yavuz

Dünyadaki azabın sebebi şu: Çünkü onlara peygamberleri mucizelerle geliyorlardı da, (onları) inkâr ettiler. Allah da onları (azabı ile) yakalayıverdi. Muhakkak ki O, çok kuvvetlidir, azabı şiddetlidir.

Ali Rıza Safa

Bu böyledir. Çünkü elçiler onlara açık kanıtlarla gelmiş olmalarına karşın nankörlük ediyorlardı. Allah, bu yüzden onları yakaladı. Kuşkusuz, O, Kudretlidir; cezası da çok yamandır.

Bayraktar Bayraklı

Bunun sebebi, peygamberleri kendilerine apaçık mucizeler getirdikleri halde inkar etmeleri idi. Allah da kendilerini yakalayıverdi. Doğrusu O, kuvvetlidir; azabı da pek çetindir.

Bekir Sadak

Bu, kendilerine acik belgelerle gelen peygamberlerini inkar etmelerinden oturudur. Allah da onlari bunun icin yakalamistir. Dogrusu O, kuvvetlidir, cezalandirmasi da siddetlidir.

Celal Yıldırım

Bu böyledir; çünkü peygamberleri onlara açık belgelerle, kesin delillerle gelirdi de onu inkâr ederlerdi. Bu yüzden Allah, onları (azâb ile) yakalayıverdi. Şüphesiz ki O, çok kuvvetli ve ceza vermekte pek şiddetlidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunun sebebi, peygamberleri onlara açık seçik kanıtlar getirdiklerinde bunları inkâr etmeleriydi. İşte bunun için Allah onları yakalayıp cezalandırdı. Çünkü O güçlüdür, cezası çok çetindir.

Diyanet İşleri

Bunun sebebi şu idi: Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getiriyorlardı da onlar inkar ediyorlardı. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi. Şüphesiz O, güçlüdür, cezası da çok şiddetlidir.

Diyanet İşleri (eski)

Bu, kendilerine açık belgelerle gelen peygamberlerini inkar etmelerinden ötürüdür. Allah da onları bunun için yakalamıştır. Doğrusu O, kuvvetlidir, cezalandırması da şiddetlidir.

Diyanet Vakfi

Bunun sebebi, peygamberleri kendilerine apaçık mucizeler getirdikleri halde, inkâr etmeleri idi. Allah da kendilerini tutup yakalayıverdi. Doğrusu O, kuvvetlidir; azabı da pek çetindir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O, şundandı: Onlara peygamberleri apaçık delillerle geliyorlardı. Ama onlar inkâr ettiler. Allah da tuttu kendilerini alıverdi. Çünkü O'nun kuvveti çok, azabı şiddetlidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O şundandı: Onlara peygamberleri mucizelerle geliyorlardı, fakat onlar inkar ettiler. Allah da tuttu kendilerini alıverdi; çünkü O'nun kuvveti çok, cezası çetindir.

Elmalılı Hamdi Yazır

O, şundan idi ki onlara Resulleri beyyinelerle geliyorlardı da küfrettiler, Allah da tuttu kendilerini alıverdi, çünkü onun kuvveti çok, ıkabı şiddetlidir

Erhan Aktaş

Bu, Resuller kendilerine kanıt içeren belgelerle geldikleri halde onları yalanlamaları nedeniyledir. Bunun üzerine Allah onları cezalandırdı. O, Mutlak Güç Sahibi'dir, Cezalandırması Çok Şiddetli Olan'dır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu, resuller kendilerine kanıt içeren belgelerle geldikleri halde onları yalanlamaları nedeniyledir. Bunun üzerine Allah onları cezalandırdı. O, Mutlak Güç Sahibi'dir, Cezalandırması Çok Şiddetli Olan'dır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu, rasuller kendilerine kanıt içeren belgelerle geldikleri halde onu yalanlamaları nedeniyledir. Bunun üzerine Allah onları cezalandırdı. O, Mutlak Güç Sahibi'dir, Cezalandırması Çok Şiddetli Olan'dır.

Fizilal-il Kuran

Çünkü onlar öyle kimselerdir ki, elçileri onlara açık belgeler getirdiği halde kabul etmemişlerdi. Bu yüzden Allah onları yakaladı. Zira O üstündür, cezası çetin olandır.

Gültekin Onan

Çünkü gerçekten onlar Resulleri kendilerine apaçık belgeler getirirdi; fakat onlar küfrederlerdi. Bu yüzden Tanrı, onları (azabla) yakalayıverdi. Şüphesiz O, kuvvetli olandır, cezalandırması şiddetlidir.

Hamdi Döndüren

Bunun nedeni gerçekte, elçileri kendilerine apaçık delilleri getirdikleri halde, yine de onları inkâr etmeleriydi. Bu yüzden Allah, onları yakalayıverdi. Çünkü O, mutlak üstün, azabı çok şiddetli olandır.

Hasan Basri Çantay

Bunun sebebi şu idi: (Çünkü) peygamberleri kendilerine apaçık mu'cizeler getire dursun, onlar küfretdiler. Allah da kendilerini tutub yakalayıverdi. Çünkü O, herşey'e kaadirdir, azabı pek çetindir.

Hasib Asutay

Bunun sebebi, peygamberleri kendilerine apaçık mucizeler getirdikleri halde inkâr etmeleri idi. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi. Şüphesiz O, güçlüdür, cezası da çetindir.

Hayrat Neşriyat

Bunun sebebi şudur: Şübhesiz onlara peygamberleri mu'cizelerle gelirdi de, (onlar)inkâr ederlerdi; Allah da onları (o hâlleri üzere) yakalayıverdi. Muhakkak ki O, Kaviyy (çok kuvvetli)dir, azâbı pek şiddetli olandır.

İbni Kesir

Bu; peygamberleri kendilerine apaçık mucizelerle geldiğinde inkar etmelerindendir. Allah da onları yakalayıverdi. Muhakkak ki O; kuvvetlidir, cezalandırması pek şiddetlidir.

Mehmet Okuyan

Bunun sebebi, elçileri kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde inkâr etmeleriydi. Allah da onları yakalamış (cezalandırmış)tı. Şüphesiz ki O kuvvetlidir, azabı da şiddetlidir.

Muhammed Esed

Çünkü onlar, elçileri kendilerine hakikatin bütün kanıtlarıyla gelmiş olmalarına rağmen onu reddetmişlerdi, bu yüzden Allah onları hesaba çekti, çünkü Allah güçlüdür, intikamında şiddetlidir.

Mustafa İslamoğlu

Böyle oldu, çünkü elçileri kendilerine hakikatin apaçık belgeleriyle geldiği halde, onlar inkarda direndiler; bunun üzerine Allah da onları cezalandırdı: Zira O güçlüdür, cezası pek çetindir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Bunun sebebi ise şüphe yok ki, onlara peygamberleri apaçık âyetler ile gelir olmuşlardı. Onlar ise hemen inkâr etmişlerdi. Artık Allah onları yakaladı. Muhakkak ki, çok kuvvetlidir, ikabı çok şiddetlidir.

Ömer Öngüt

Bunun sebebi, peygamberleri kendilerine apaçık delillerle geldikleri halde, inkâr etmeleri idi. Allah da onları tutup yakalayıverdi. Muhakkak ki O kuvvetlidir, cezalandırması pek şiddetlidir.

Suat Yıldırım

Böyle oldu... Zira peygamberleri kendilerine açık açık delillerle geldikleri halde bunlar onları red ve inkâr ettiler. Allah da onları yakalayıp cezalandırdı. Çünkü O pek kuvvetlidir, cezası da çetindir.

Süleyman Ateş

Çünkü onlar (öyle kimselerdi ki) elçileri onlara açık kanıtlar getirirdi ama kabul etmezlerdi. Bu yüzden Allah onları yakaladı. Zira O güçlüdür, cezası çetin olandır.

Süleymaniye Vakfı

Bunun sebebi şudur: Onlara gönderilen elçiler açık belgelerle geldi ama onlar kafirlik ettiler /görmezlikte direndiler. Bu yüzden Allah onları yakaladı. Şüphesiz o güçlüdür, cezalandırması çetindir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Böyle oldu, çünkü elçileri onlara, o açık belgeleri(mucizeleri) getirdiler ama bunlar, görmezlikten geldiler. Allah da onları kıskıvrak yakaladı. Allah güçlüdür, cezası da pek ağır olur.

Şaban Piriş

İşte bu, onlara peygamberlerin belgeler getirmesine rağmen, onların kabul etmemelerindendir. Bunun için Allah onları cezalandırmıştır/yakalamıştır. Şüphesiz o güçlü ve şiddetle cezalandırandır.

Tefhim-ul Kuran

Çünkü gerçekten onlar, peygamberleri kendilerine apaçık belgeler getirirdi; fakat onlar küfre sapmışlardı. Bu yüzden Allah, onları (azabla) yakalayıverdi. Şüphesiz O, kuvvetli olandır, cezalandırması da şiddetlidir.

Ümit Şimşek

Çünkü peygamberleri onlara apaçık deliller getirmiş; onlar ise inkâr etmişlerdi. Sonra Allah onları yakalayıverdi. Gerçekten o karşı konulmaz kuvvet sahibidir ve cezası da pek çetindir.

Yaşar Nuri Öztürk

Sebep şuydu: Resulleri onlara açık seçik mesajlar getirirdi de onlar inkar ederlerdi. Sonunda Allah hepsini yakaladı. O çok güçlüdür, azabı da şiddetlidir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bu ona görə idi ki, elçiləri onlara açıq-aydın dəlillər gətirdikləri halda, onlar inkar edirdilər. Buna görə də Allah onları əzabla yaxaladı. Həqiqətən, O, Qüvvətlidir, cəzası da şiddətlidir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bu (əzab) ona görə idi ki, peyğəmbərləri onlara açıq-aydın möʼcüzələr gətirmiş, onlar isə (peyğəmbərləri) inkar etmişdilər. Buna görə də Allah onları məhv etdi. Həqiqətən, Allah qüvvətlidir, cəzası şiddətlidir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ihre Gesandten brachten ihnen eindeutige Beweiszeichen. Sie verleugneten sie. Da hat Gott sie vernichtend bestraft. Gott ist allmächtig und verhängt schwere Strafen.

Almanca — Der Edle Quran

Dies, weil ihre Gesandten immer wieder mit den klaren Beweisen zu ihnen kamen, sie aber ungläubig blieben. So ergriff sie Allah, denn Er ist Stark und streng im Bestrafen.

Almanca — M. A. Rassoul

Das geschah, weil ihre Gesandten zu ihnen mit deutlichen Zeichen kamen, sie aber nicht glaubten; darum erfaßte sie Allah. Wahrlich, Er ist Stark und streng im Strafen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dies, weil zu ihnen ihre Gesandten mit den klaren Zeichen zu kommen pflegten, dann betrieben sie Kufr, dann richtete ALLAH sie zugrunde. Gewiß, ALLAH ist allkräftig, hart im Bestrafen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

A penalty imposed on them in the train of their malicious refusal of the clear evidence of His Omnipotence and Authority presented to them by their Messengers, and in conscience did He seize them with a calamity and reduce them into a useless form; He is indeed Omnipotent, He punishes severely.

Abdul Haleem

because messengers repeatedly came to them with clear signs and still they rejected them. God destroyed them: He is truly full of strength, severe in punishment.

Abdullah Yusuf Ali

That was because there came to them their messengers with Clear (Signs), but they rejected them: So Allah called them to account: for He is Full of Strength, Strict in Punishment.

Abul A'la Maududi

They came to this end because their Messengers would come to them with Clear Signs and yet they would refuse to believe. So Allah seized them. He is indeed Strong, Terrible in Retribution.

Aisha Bewley

That was because their Messengers brought them the Clear Signs but they remained kafir. So Allah seized them. He is Most Strong, Severe in Retribution.

Al-Hilali & Khan

That was because there came to them their Messengers with clear evidence (proofs and signs) but they disbelieved (in them). So Allâh seized them (with punishment). Verily He is All-Strong, Severe in punishment.

Ali Quli Qarai

That was because their apostles used to bring them manifest proofs, but they defied [them]. So Allah seized them. Indeed He is all-strong, severe in retribution.

Amatul Rahman Omar

That was because their Messengers (of God) came to them with evident proofs but they refused to believe (in them). So Allâh seized them (with destruction). Powerful is He and Stern His retribution.

Arthur John Arberry

That was because their Messengers came to them with the clear signs; but they disbelieved, so God seized them. Surely He is All-strong, terrible in retribution.

Bijan Moeinian

Their doom was due to the fact that they did not listen to their Prophets in spite of convincing miracles that they came with. Therefore God punished them. Indeed God is mighty and decisive in punishment.

E. Henry Palmer

That is for that their apostles did come to them with manifest signs, and they misbelieved, and God caught them up; verily, He is mighty, keen to punish!

Edip-Layth

That is because their messengers used to come to them with proofs, but they rejected. Thus God seized them; for He is Mighty, severe in punishment.

George Sale

This they suffered, because their apostles had come unto them with evident signs, and they disbelieved: Wherefore God chastised them; for He is strong, and severe in punishing.

Hamid S. Aziz

That was because there came to them their messengers with clear arguments, but they rejected (them), therefore Allah destroyed them; surely He is Strong, Severe in retribution.

Mahmoud Ghali

That was (due to the fact) that their Messengers kept coming up to them with the supreme evidence (s); yet they disbelieved, so Allah took them (away). Surely He is Ever-Powerful, strict in punishment.

Marmaduke Pickthall

That was because their messengers kept bringing them clear proofs (of Allah's Sovereignty) but they disbelieved; so Allah seized them. Lo! He is Strong, severe in punishment.

Mohamed Ahmed - Samira

This was so because their apostles came with clear proofs to them, but they refused to believe. So they were seized by God. Surely God is powerful, unrelenting in retribution.

Muhammad Asad

this, because their apostles had come to them with all evidence of the truth, and yet they rejected it: and so God took them to task - for, verily, He is powerful, severe in retribution!

Mustafa Khattab

That was because their messengers used to come to them with clear proofs, but they persisted in disbelief. So Allah seized them. Surely He is All-Powerful, severe in punishment.

Progressive Muslims

That is because their messengers used to come to them with proofs, but they rejected. Thus God seized them; for He is Mighty, severe in punishment.

Sahih International

That was because their messengers were coming to them with clear proofs, but they disbelieved, so Allah seized them. Indeed, He is Powerful and severe in punishment.

Sam Gerrans

For it is that their messengers brought them clear signs, but they denied, so God seized them. He is strong, and severe in retribution.

Shabbir Ahmed

This - because their Messengers had come to them with all evidence of the Truth, and yet they rejected it. So Allah seized them. Behold, verily, He is Strong, Strict in grasping.

Syed Vickar Ahamed

That was because their (own) messengers (from Allah) came to them with clear proof, (evidence and signs), but they rejected them: So Allah called them to account (and punish them for their sins): Verily, He is All Strong (Qhavi), Strict in Punishment.

Taqi Usmani

That was because messengers used to come to them with clear signs, but they disbelieved. Then, Allah seized them. Surely, He is Strong, severe in punishment.

The Monotheist Group

That is because their messengers used to come to them with proofs, but they rejected. Thus God seized them; for He is Mighty, severe in punishment.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ce fut ainsi, parce que leurs Messagers leur avaient apporté les preuves, mais ils se montrèrent mécréants. Allah donc les saisit, car Il est fort et redoutable dans Son châtiment.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ev yek, bi sebûnet ku pêxemberên wan mucîzeyên eşkere ji wan re dianîn, vêca wan ew înkar kirin. Xwedê jî bi ezab ew hingaftin. Bêguman Xwedê, hêza Wî nayê şikandin û ezabê Wî dijwar e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dat was omdat hun gezanten met de duidelijke bewijzen tot hen waren gekomen en zij toch ongelovig waren. Dus greep God hen; Hij is sterk en streng in de afstraffing.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Dit ondergingen zij, omdat hunne apostelen met duidelijke teekens tot hen waren gekomen en zij niet geloofden: daarom kastijdde God hen: want hij is sterk en gestreng in het straffen.

Hollandaca — Siregar

Dat was omdat hun Boodschappers tot hen waren gekomen met de duidelijke bewijzen, maar zij waren ongelovigen, waarop Allah hen greep. Voorwaar, Hij is Sterk, hard in de bestraffing.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Это [то, что их постигло наказание] (произошло) за то, что приходили к ним [к неверующим из прежних общин] их посланники [посланные к ним пророки] с ясными знамениями [с неопровержимыми доводами], а они стали неверующими [не признали истину, с которой пришли их пророки]; и схватил их Аллах (Своим наказанием): (ведь) Он, поистине, сильный (и) суровый в наказании (неверующих и ослушников)!

Rusça — Osmanov

[наказал] за то, что не уверовали они, [когда] к ним приходили посланники с ясными знамениями. И тогда Аллах покарал их, ибо Он - могучий и суровый в наказании.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Detta (skedde) därför att sändebuden hade kommit till dem med klara vittnesbörd som de förkastade, och då drabbades de av Guds straff. Han är mäktig och Hans straff är strängt.