Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْكَافِرِينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ اَتُرِيدُونَ اَنْ تَجْعَلُوا لِلّٰهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًا مُبِينًا

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā tetteḣiƶū l-kāfirīne evliyā'e min dūni l-mu'minīne e turīdūne en tec'ǎlū li (a)llahi ǎleykum sulTānen mubīnen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lar)
4لَا
5تَتَّخِذُواtetteḣiƶūا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekedinmeyin
6الْكَافِرِينَl-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkafirleri
7اَوْلِيَٓاءَevliyā'eو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakdost
8مِنْmin
9دُونِdūniد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındabırakıp
10الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minleri
11اَتُرِيدُونَe turīdūneر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).mi istiyorsunuz?
12اَنْen
13تَجْعَلُواtec'ǎlūج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakvermek
14لِلّٰهِli (a)llahiAllah'a
15عَلَيْكُمْǎleykumaleyhinizde olacak
16سُلْطَانًاsulTānenس ل طHüküm sürmek, egemen olmak, baskı yapmak, musallat olmak, üstesinden gelmek, yetki vermek, güç vermek, kuvvet vermek, hakim olmak, iktidar olmakbir delil
17مُبِينًاmubīnenب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık

Tüm mealler

Meal seçin (78 / 78 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey inananlar, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. İster misiniz kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil veresiniz?

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey inananlar, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. İster misiniz kendi aleyhinizde Allahʼa apaçık bir delil veresiniz?

Adem Uğur

Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler, iman edenleri bir yana bırakıp hakikati inkar edenleri dost edinmeyin! (Bu davranışınızla) aleyhinize güçlü bir delil mi oluşturmak istersiniz Allah indinde!

Ahmet Tekin

Ey iman nimetine kavuşanlar, şuurlu ve kâmil mü’minleri bırakıp, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirleri kamu görevlerini icraya yetkili kılmayın, candan dost, müttefik, veli edinmeyin. Böyle bir şey yaparak, Allah’a aleyhinize kullanacağı apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

Ahmet Varol

Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp kâfirleri kendinize dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a açık bir hüccet mi vermek istiyorsunuz?

Ali Bulaç

Ey iman edenler, mü'minleri bırakıp kafirleri veliler (dostlar) edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık olan kesin bir delil vermek ister misiniz?

Ali Fikri Yavuz

Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dostlar edinmeyin (başlarınıza geçirmeyin.) Azabızınızı gerektiren açık bir hüccet Allah’a vermek ister misiniz?

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! İnananlardan başka bir de ayrıca, nankörlük edenleri dost edinmeyin. Kendinize karşı, Allah'a açık bir kanıt mı vermek istiyorsunuz?

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyiniz; suçluluğunuz konusunda Allah'ın önüne açık bir delil mi koymak istiyorsunuz?

Bekir Sadak

Ey Inananlar! Muminleri birakip kafirleri dost edinmeyin. Allah'in aleyhinize apacik bir ferman vermesini mi istersiniz?

Celal Yıldırım

Ey imân edenler! Mü'minleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin, (onları başınıza geçirmeyin). Yoksa Allah'a kendi aleyhinizde açık bir belge mi vermek istiyorsunuz ?

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin. Allah’a aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

Diyanet İşleri (eski)

Ey İnananlar! Müminleri bırakıp kafirleri dost edinmeyin. Allah'ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz?

Diyanet Vakfi

Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, müminleri bırakıp da kafirleri başınıza geçirmeyin! Kendi aleyhinizde Allah'a açık bir saltanat vermek ister misiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! mü'minleri bırakıb da kafirleri başlarınıza geçirmeyin, ister misiniz ki Allah için aleyhinizde açık bir saltanat husule getiresiniz

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Mü'minlerin yanı sıra Kafirleri evliya edinmeyin. Allah'a, aleyhinize olacak apaçık bir sultan mı vermek istiyorsunuz?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Mü'minlerin yanı sıra Kafirleri evliya edinmeyin. Allah'a, aleyhinize olacak apaçık bir sultan mı vermek istiyorsunuz?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp, gerçeği yalanlayan nankörleri evliya edinmeyin. Allah'a, aleyhinize olacak apaçık bir belge vermek mi istiyorsunuz?

Fizilal-il Kuran

Ey müminler, sakın müminleri bırakıp kafirleri dost edinmeyiniz. Yoksa Allah'a, aleyhinize işleyecek açık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

Gültekin Onan

Ey inananlar, inançlıları bırakıp kafirleri veliler edinmeyin. Kendi aleyhinizde Tanrı'ya apaçık olan kesin bir delil vermek ister misiniz?

Hamdi Döndüren

Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da inkâr edenleri dost edinmeyin. Allah katında, aleyhinize kullanılacak apaçık bir kanıt mı vermek istiyorsunuz?

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, mü'minleri bırakıb da kafirleri dostlar edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allaha apaçık bir hüccet vermek ister misiniz?

Hasib Asutay

Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin! (57) Kendi aleyhinizde Allah'a (sizi cezalandırması için) apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? (57. Bir Müslümanın gayri müslimle dost olması asla söz konusu edilemez. Ancak gerektiğinde iş birliği veya dayanışma yapılabilir.)

Hayrat Neşriyat

Ey îmân edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dostlar edinmeyin! Kendi aleyhinizde Allah’a apaçık bir delil kılmak ister misiniz?

İbni Kesir

Ey iman edenler; mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Allah'ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz?

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin! (Bunu yaparak) Allah’a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz!

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Müminleri bırakıp hakikati inkar edenleri dost edinmeyin! Suçluluğunuz konusunda Allahın önüne açık bir kanıt mı koymak istiyorsunuz?

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kafirleri müttefik edinmeyin! Siz kendi aleyhinize, Allah'ın önüne açık bir delil mi koymak istiyorsunuz?

Ömer Nasuhi Bilmen

Ey imân etmiş olanlar! Mü'minleri bırakıp da kâfirleri dostlar edinmeyiniz. İstermisiniz ki, Allah için aleyhinize bir apaçık hüccet edinesiniz.

Ömer Öngüt

Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Allah'ın aleyhinize apaçık ferman vermesini mi istersiniz?

Suat Yıldırım

Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri müttefik edinmeyin. Böyle yaparak, Allah’a, aleyhinizde kesin bir belge mi vermek istiyorsunuz? Göz göre göre, Allah’ın hışmını üzerinize çekmek mi istiyorsunuz?

Süleyman Ateş

Ey inananlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dost tutmayın! Allah'a, aleyhinizde olacak açık bir delil vermek mi istiyorsunuz?

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Kafirleri kendinize, müminlerden yakın konumda tutmayın. Allah'a, aleyhinize olacak apaçık ve güçlü bir delil mi vermek istiyorsunuz?

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler! Müminleri bırakıp kafirleri (ayeti görmezden gelenleri) veli edinmeyin. Allah'a aleyhinize olacak açık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

Şaban Piriş

-Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kafirleri veli edinmeyin. Allah'a aleyhinizde apaçık bir delil vermek ister misiniz?

Tefhim-ul Kuran

Ey iman edenler, mü'minleri bırakıp kâfirleri veliler (dostlar) edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık olan kesin bir delil vermek ister misiniz?

Ümit Şimşek

Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kâfirleri kendinize veli edinmeyin. Yoksa kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman sahipleri! Müminleri bırakıp da küfre sapanları dostlar edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a açık bir kanıt mı vermek istiyorsunuz?

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Ey iman gətirənlər! Möminləri qoyub kafirləri özünüzə dost tutmayın. Yoxsa Allaha öz əleyhinizə açıq-aydın bir dəlil verməkmi istəyirsiniz?

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

O ihr Gläubigen! Nehmt Ungläubige nicht zu Vertrauten anstelle von Gläubigen! Wenn ihr das doch tut, stellt ihr euch bloß und zieht euch Gottes Strafe mit Recht zu.

Almanca — Der Edle Quran

O die ihr glaubt, nehmt nicht die Ungläubigen anstatt der Gläubigen zu Schutzherren! Wollt ihr denn Allah eine offenkundige Handhabe gegen euch liefern?

Almanca — M. A. Rassoul

O ihr, die ihr glaubt, nehmt euch keine Ungläubigen zu Beschützern anstelle der Gläubigen. Wollt ihr Allah offenkundige Beweise gegen euch selbst geben?

Almanca — Muhammad Zaidan

Ihr, die den Iman verinnerlicht habt! Nehmt euch die Kafir nicht als Wali anstelle der Mumin, wollt ihr ALLAH gegen euch eine eindeutige Verfügung geben?!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

O you who have conformed to Islam: Do not, take the infidels who deny, Allah as intimate friends and favour their tutelage to that of your co-religionists who are of the same law. Would you like that Allah takes a fault upon you and then He shall have a justifying reason to punish you?

Abdul Haleem

You who believe, do not take the disbelievers as allies and protectors instead of the believers: do you want to offer God clear proof against you?

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! Take not for friends unbelievers rather than believers: Do ye wish to offer Allah an open proof against yourselves?

Abul A'la Maududi

Believers! Do not take the unbelievers as your allies in preference to the believers. Do you wish to offer Allah a clear proof of guilt against yourselves?

Aisha Bewley

You who have iman! do not take the kafirun as friends rather than the muminun. Do you want to give Allah clear proof against you?

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Take not for Auliyâ’ (protectors or helpers or friends) disbelievers instead of believers. Do you wish to offer Allâh a manifest proof against yourselves?

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Do not take the faithless for friends instead of the faithful. Do you wish to give Allah a clear sanction against yourselves?

Amatul Rahman Omar

O you who believe! do not take disbelievers for friends to the exclusion of believers. Do you mean to provide Allâh with clear plea against yourselves.

Arthur John Arberry

O believers, take not the unbelievers as friends instead of the believers; or do you desire to give God over you a clear authority?

Bijan Moeinian

If you are a believer, you should not prefer the patronage of the disbelievers over the friendship of the believers. Do you wish to provide God with a tangible proof against yourselves?

E. Henry Palmer

O ye who believe! take not misbelievers for patrons rather than believers; do ye wish to make for God a power against you?

Edip-Layth

O you who acknowledge, do not take the ingrates as allies instead of those who acknowledge. Do you want God to have a reason against you?

George Sale

O true believers, take not the unbelievers for your protectors, besides the faithful. Will ye furnish God with an evident argument of impiety against you?

Hamid S. Aziz

O you who believe! Take not disbelievers for friends rather than believers; do you wish to give Allah a proof (or warrant) against you?

Mahmoud Ghali

O you who have believed, do not take to yourselves disbelievers as patrons apart from the believers. Are you willing to make for Allah an evident all-binding authority against you?

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Choose not disbelievers for (your) friends in place of believers. Would ye give Allah a clear warrant against you?

Mohamed Ahmed - Samira

O believers, do not hold unbelievers as friends in preference to the faithful. Do you want to proffer a clear proof of your own guilt before God?

Muhammad Asad

O you who have attained to faith! Do not take the deniers of the truth for your allies in preference to the believers! Do you want to place before God a manifest proof of your guilt?

Mustafa Khattab

O believers! Do not take disbelievers as allies instead of the believers. Would you like to give Allah solid proof against yourselves?

Progressive Muslims

O you who believe, do not take the rejecters as allies instead of the believers. Do you want God to have a reason against you

Sahih International

O you who have believed, do not take the disbelievers as allies instead of the believers. Do you wish to give Allah against yourselves a clear case?

Sam Gerrans

O you who heed warning: take not the false claimers of guidance as allies instead of the believers; would you give God over you a clear authority?

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! Do not take the rejecters for your allies instead of the believers. Do you wish to provide a clear proof to Allah against yourselves?

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! Do not take for friends’ disbelievers rather than believers: Do you wish to give Allah a manifest proof against yourselves?

Taqi Usmani

O you who believe, do not take the disbelievers for friends instead of the believers. Do you want to produce before Allah a clear evidence against yourselves?

The Monotheist Group

O you who believe, do not take the rejecters as allies instead of the believers. Do you want God to have a reason against you?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gelî yên ku bawerî anîne! Di şûna bawermendan de kafiran ji xwe re nekin dost û piştevan. Ma hûn dixwazin ku li dijberî xwe delîleke aşkera bidin Xwedê (da ku ji bo wê ceza bide we)?!

Hollandaca (1)

Hollandaca — Salomo Keyzer

O ware geloovigen! neemt de ongeloovigen niet tot uwe beschermers, in plaats der geloovigen. Wilt gij God eene onwraakbare getuigenis tegen u geven?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

О вы, которые уверовали! Не берите неверующих себе покровителями [сторонниками] вместо верующих. Разве вы хотите (своей любовью к неверующим) дать Аллаху ясный довод против вас (на то, что вы не правдивы в своей вере)?

Rusça — Osmanov

О вы, которые уверовали! Не берите в друзья неверных, пренебрегши верующими. Неужели вы хотите предоставить Аллаху убедительный довод против вас?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Troende! Välj inte förnekare snarare än era trosbröder till bundsförvanter. Eller vill ni ge Gud klara bevis (på att ni är hycklare)?