(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma.

اِنَّٓا اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ بِمَا اَرٰيكَ اللّٰهُ وَلَا تَكُنْ لِلْخَائِنِينَ خَصِيمًا

innā enzelnā ileyke l-kitābe bi l-Haḳḳi li teHkume beyne n-nāsi bimā erāke (a)llahu ve lā tekun li l-ḣāinīne ḣaSīmen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّٓاinnāmuhakkak biz
2اَنْزَلْنَٓاenzelnāن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirdik ki
3اِلَيْكَileykesana
4الْكِتَابَl-kitābeك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetKitabı
5بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçek ile
6لِتَحْكُمَli teHkumeح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hüküm veresin diye
7بَيْنَbeyneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinarasında
8النَّاسِn-nāsiن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanlar
9بِمَاbimābiçimde
10اَرٰيكَerākeر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.sana gösterdiği
11اللّٰهُ(a)llahuAllah'ın
12وَلَاve lā
13تَكُنْtekunك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolma
14لِلْخَائِنِينَli l-ḣāinīneخ و نBir kişiye duyulan güvene sadakatsiz olmak veya sadakatsizce davranmak, hain veya sadakatsizce davranmak, güvenilirlik veya sadakatte ihmal etmek veya başarısız olmak, bir anlaşma veya sözleşmeyi bozarak doğru olana aykırı davranmak, kayıp veya azalma yaşatmak, kopmak/ayrılmak, bir şeyin veya kişinin durumunu kötüye değiştirmek, bir şeyden azar azar azaltmak/israf etmek/zayıflatmak/almak, halsiz veya zayıf, kasıtlı olarak bakılması uygun olmayan bir şeye bakmak, şüphe veya kötü düşünce uyandıran bir bakış yapmak.hainlerin
15خَصِيمًاḣaSīmenخ ص مBir tartışmada mücadele etmek, sağlam/geçerli bir şekilde dava açmak/itiraz etmek, dinleyicinin iddiasından/talebinden vazgeçmesine neden olabilecek bir şey söylemek, bir tartışmada birini yenmek, karşı çıkmak, bir şeyi başka bir şeyin kenarına/yanına veya köşesine koymak.savunucusu

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Biz sana kitabı, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye bir gerçek olarak indirdik, hainleri savunma.

Abdulkadir Gölpınarlı

Biz sana kitabı, insanlar arasında Allahʼın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye bir gerçek olarak indirdik, hainleri savunma.

Adem Uğur

Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab'ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma!

Ahmed Hulusi

Kesinlikle biz inzal ettik sana hakikat bilgisini, Hak olarak insanlar arasında Allah'ın gösterdiği ile hüküm vermen için. Hainleri savunma!

Ahmet Tekin

Allah’ın sana gösterdiğini, öğrettiğini esas alıp, insanlar arasında idareci, hâkim ve hakem olarak, icraat yapasın diye sana kitabı, Kur’ân’ı gerekçeli, hikmete dayalı olarak, toplumda hakça düzeni gerçekleştirmen için indirdik. Hâinlerin, haksızların savunucusu olma.

Ahmet Varol

Biz, Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmetmen için hak üzere sana Kitab'ı indirdik. Hainlerin savunucusu olma!

Ali Bulaç

Şüphesiz, Allah'ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma.

Ali Fikri Yavuz

Gerçekten biz sana kitabı hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin. Hâinlere yardımcı olma.

Ali Rıza Safa

Allah'ın sana gösterdiği biçimde, insanlar arasında yargı vermen için, Kitap'ı, gerçek olarak sana indirdik; sakın alçaklık yapanları savunma.

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye, sana kitabı bir amaç için indirdik; o halde ihanet edenlere taraf olma!.

Bekir Sadak

Dogrusu, insanlar arasinda Allah'in sana gosterdigi gibi hukmedesin diye Kitap'i sana hak olarak indirdik; hakki gozet, hainlerden taraf olma.

Celal Yıldırım

Allah'ın sana gösterdiği ölçü ve anlamda, insanlar arasında hükmedesin diye bu Kitab'ı hak olarak şüphesiz ki sana indirdik. Artık hâinlerden yana savunucu olma !.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İnsanlar arasında Allah’ın sana gösterdiğine göre hükmedesin diye hakkı içeren kitabı sana indirdik; hainlerden taraf olma!

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma.

Diyanet İşleri (eski)

Doğrusu, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye Kitap'ı sana hak olarak indirdik; hakkı gözet, hainlerden taraf olma.

Diyanet Vakfi

Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab'ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz sana Kitab (Kur'ân)ı hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Doğrusu Biz sana gerçeğin ta kendisi olan kitab (Kur'an)'ı indirdik ki insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde hükmedesin. Sakın hainlerin savunucusu olma!

Elmalılı Hamdi Yazır

Elhak biz sana bihakkın kitab indirdik ki insanlar arasında Allahın sana gösterdiği vechile hukm edesin; hainlere müdafaa vekili olma

Erhan Aktaş

Biz, insanlar arasında, Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye, Kitap'ı hakikat olarak indirdik. Hainlerin savunucusu olma.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, insanlar arasında, Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye, Kitap'ı hakikat olarak indirdik. Hainlerin savunucusu olma.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, insanlar arasında, Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye, Kitap'ı hakk olarak indirdik. Hainlerin savunucusu olma.

Fizilal-il Kuran

Biz sana bu hak içerikli kitabı indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın gösterdiği gibi hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma.

Gültekin Onan

Şüphesiz, Tanrı'nın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma.

Hamdi Döndüren

Biz sana Kitabı, insanlar arasında, Allah’ın gösterdiği şekilde hükmetmen için, gerçek olarak indirdik. Sen hainlerin savunucusu olma!

Hasan Basri Çantay

Hakıykat, biz sana kitabı — Allahın sana gösterdiği vech ile insanlar arasında hükmetmen için — hak olarak indirdik, Haainlere bir müdafaacı olma.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Şüphesiz, Allah'ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) hainlerden taraf olma!

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) Şübhesiz ki biz, bu Kitâb’ı sana hak ile indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin! Hâinler için ise, müdâfaa edici olma!

İbni Kesir

Dosdoğrusu Biz, sana kitabı hak olarak indirdik ki insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hüküm veresin. Hainlerin savunucusu olma.

Mehmet Okuyan

Allah’ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitabı (Kur’an’ı) bir amaç ile indirdik; hainlerden taraf olma!

Muhammed Esed

Biz sana, hakikati ortaya koyan bu ilahi kelamı indirdik ki insanlar arasında Allahın sana öğrettiğine göre hüküm verebilesin. O halde ihanet edenlerle tartışmaya girme,

Mustafa İslamoğlu

Biz sana, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hüküm verebilesin diye hakikatin ifadesi olan bu vahyi indirdik; sakın hainlere taraftar olma!

Ömer Nasuhi Bilmen

Şüphesiz Biz sana kitabı hak olarak indirdik ki insanlar arasında Allah Teâlâ'nın sana bildirdiği vech ile hükmedesin ve hainler için müdafaacı olma.

Ömer Öngüt

Doğrusu biz sana Kitab'ı hak olarak indirdik ki, insanların arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hüküm veresin. Hâinlerden taraf olma!

Suat Yıldırım

İnsanlar arasında Allah’ın sana bildirdiği şekilde hükmetmen için Biz sana kitabı gerçeğin, hakkın ta kendisi olarak indirdik. Artık hainlerin müdafaacısı (avukatı) olma.

Süleyman Ateş

Biz sana Kitabı gerçek ile indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği biçimde hüküm veresin; hainlerin savunucusu olma!

Süleymaniye Vakfı

Gerçekleri içeren bu kitabı sana biz indirdik ki sana gösterdiğimiz şekilde insanlar arasında hüküm veresin. Hainlerin savunucusu olma.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gerçekleri içeren bu kitabı sana biz indirdik ki insanlar arasında Allah'ın gösterdiği yöntemle hükmedesin. Sakın hainlerin savunucusu olma.

Şaban Piriş

Şüphesiz biz, sana kitabı insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hüküm veresin diye hak olarak indirdik, hainlerin savunucusu olma.

Tefhim-ul Kuran

Şüphesiz, Allah'ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma.

Ümit Şimşek

Biz sana, insanlar arasında Allah'ın gösterdiği şekilde hüküm vermen için, kitabı hak ile indirdik. Onun için hainlerin savunucusu olma.

Yaşar Nuri Öztürk

Kuşku yok ki, biz bu Kitap'ı sana, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği ile hükmedesin diye hak olarak indirdik. Sakın hainlere yardakçı olma!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Həqiqətən, Biz sənə Kitabı haqq olaraq nazil etdik ki, insanlar arasında Allahın sənə vəhy etdiyi ilə hökm verəsən. Odur ki, xainləri müdafiə edənlərdən olma.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Həqiqətən, Biz sənə Qurʼanı haqq olaraq nazil etdik ki, Allahın sənə göstərdiyi (öyrətdiyi, bildirdiyi) ilə insanlar arasında hökm edəsən. Xainləri müdafiə edən (onların xeyrinə mübahisə aparan) olma!

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Gewiß, Wir haben dir das Buch mit der Wahrheit hinabgesandt, damit du zwischen den Menschen richtest auf Grund dessen, was Allah dir gezeigt hat. Sei kein Verfechter für die Verräter!

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, zu dir haben Wir das Buch mit der Wahrheit niedergesandt, auf daß du zwischen den Menschen richten mögest, wie Allah es dir gezeigt hat. Sei also nicht ein Verfechter der Treulosen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, WIR haben dir die Schrift mit der Wahrheit hinabgesandt, damit du zwischen den Menschen richtest mit dem, was ALLAH dir erklärt hat. Und sei den Untreuen kein Mitstreiter!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We have revealed to you O Muhammad the Book –the Quran– in truth and in agreement with reality so that you Judge between the people in the manner shown to you by Allah. And so do not be deceived by the wicked who attempt to prejudice you and deceive you into using your authority to favour and vindicate those characterized with treachery

Abdul Haleem

We have sent down the Scripture to you [Prophet] with the truth so that you can judge between people in accordance with what God has shown you. Do not be an advocate for those who betray trust.

Abdullah Yusuf Ali

We have sent down to thee the Book in truth, that thou mightest judge between men, as guided by Allah: so be not (used) as an advocate by those who betray their trust;

Abul A'la Maududi

(O Messenger!) We have revealed to you this Book with the Truth so that you may judge between people in accordance with what Allah has shown you. So do not dispute on behalf of the dishonest,

Aisha Bewley

We have sent down the Book to you with the truth so that you can judge between people according to what Allah has shown to you. But do not be an advocate for the treacherous.

Al-Hilali & Khan

Surely, We have sent down to you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) the Book (this Qur’ân) in truth that you might judge between men by that which Allâh has shown you (i.e. has taught you through Divine Revelation), so be not a pleader for the treacherous.

Ali Quli Qarai

Indeed We have sent down to you the Book with the truth, so that you may judge between the people by what Allah has shown you; do not be an advocate for the traitors,

Amatul Rahman Omar

We have surely revealed to you this perfect Book comprising the truth, that you judge between the people (enlightened) by that knowledge which Allâh has given you, and do not become a partisan of the dishonest.

Arthur John Arberry

Surely We have sent down to thee the Book with the truth, so that thou mayest judge between the people by that God has shown thee. So be not an advocate for the traitors;

Bijan Moeinian

I (God) have revealed this book to you (Mohammad, as well as all Muslims) so that you use it as a source of reference in your judgments [and establishing a God pleasing justice] between people. Therefore, do not be like the [previous] treacherous [who left the laws of the Lord aside and established their own convenient "civil" laws as dictated by Satan.]

E. Henry Palmer

Verily, we have revealed to thee the Book in truth that thou mayest judge between men of what God has shown thee; so be not with the treacherous a disputant;

Edip-Layth

We have revealed to you the book with truth that you may judge between the people according to what God has shown you, and do not be an advocate for the treacherous.

George Sale

We have sent down unto thee the book of the Koran with truth; that thou mayest judge between men through that wisdom which God sheweth thee therein; and be not an advocate for the fraudulent;

Hamid S. Aziz

Verily, We have revealed to you the Book in truth that you may judge between men by what Allah has shown you; so plead not for (or be used as an advocate by) the treacherous;

Mahmoud Ghali

Surely, We have sent down to you (i. e. the prophet) the Book with the Truth that you judge among mankind by whatever Allah has shown you; and do not be a constant adversary of the treacherous.

Marmaduke Pickthall

Lo! We reveal unto thee the Scripture with the truth, that thou mayst judge between mankind by that which Allah showeth thee. And be not thou a pleader for the treacherous;

Mohamed Ahmed - Samira

We have sent down to you the Book containing the truth, in whose light you should judge among the people as God has shown you, and do not be a contender for deceivers.

Muhammad Asad

BEHOLD, We have bestowed upon thee from on high this divine writ, setting forth the truth, so that thou may judge between people in accordance with what God has taught thee. Hence, do not contend with those who are false to their trust,

Mustafa Khattab

Indeed, We have sent down the Book to you ˹O Prophet˺ in truth to judge between people by means of what Allah has shown you. So do not be an advocate for the deceitful.

Progressive Muslims

We have revealed to you the Scripture with truth that you may judge between the people by that which God has shown you, and do not be an advocate for the treacherous.

Sahih International

Indeed, We have revealed to you, [O Muúammad], the Book in truth so you may judge between the people by that which Allah has shown you. And do not be for the deceitful an advocate.

Sam Gerrans

We have sent down to thee the Writ with the truth, that thou mightest judge between men by what God has shown thee; and be thou not an advocate for the treacherous;

Shabbir Ahmed

We have sent down the Book to you (O Prophet) in Absolute Truth. Rule and judge among people according to what Allah has shown you (in this Revelation). You shall not advocate for those who are known to have violated their pledges and trusts and betrayed the works assigned to them.

Syed Vickar Ahamed

Surely, We have sent down to you (O Muhammad) the Book in truth that you might judge between men, as guided by Allah: So be not (used) as a representative by those who betray their trust;

Taqi Usmani

Surely, We have revealed to you the Book with the truth, so that you may judge between people according to what Allah has shown you. Do not be an advocate for those who breach trust.

The Monotheist Group

We have revealed to you the Book with the truth that you may judge between the people by that which God has shown you, and do not be an advocate for the treacherous.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous avons fait descendre vers toi le Livre avec la vérité, pour que tu juges entre les gens, selon ce quʹAllah tʹa appris. Et ne te fais pas lʹavocat des traîtres.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ya Muhemmed!) Bêguman me kitêb bi heqî ji te re hinart da ku tu di navbera mirovan de, bi tiştê ku Xwedê nîşanî te daye hukim bikî. Zinhar ji xayînan re nebe berevan/alîgir!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben het boek met de waarheid naar jou neergezonden, opdat jij tussen de mensen oordeelt met wat God jou heeft getoond. En wees geen voorvechter voor de verraders.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij hebben u het boek met de waarheid gezonden, opdat gij tusschen de menschen zoudt kunnen richten door dat, wat God u heeft gegeven. Wees geen verdediger van den zondaar,

Hollandaca — Siregar

Wij hebben jou liet Boek met de Waarheid neergezonden zodat jij kunt oordelen tussen de mensen, met wat Allah aan jou openbaarde. En wees geen verdediger voor de verraders.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, Мы ниспослали тебе (о, Посланник) Писание [Коран] с истиной [который содержит только истину], чтобы ты мог судить среди людей так, как показал [внушил] тебе Аллах. И не будь же (о, Пророк) ради изменников [обманщиков] препирающимся [не защищай тех, которые совершают преступление, но затем, оправдывая себя, говорят речь, которая противоречит действительности]

Rusça — Osmanov

Воистину, Мы ниспослали тебе [, Мухаммад,] Писание как истину, чтобы ты разбирал тяжбы между людьми посредством того, чему тебя учил Аллах. Так не будь же на стороне изменников.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

VI HAR uppenbarat Skriften med sanningen för dig (Muhammad), för att du skall döma mellan människorna med (stöd av) Guds uppenbarelse. Men försvara inte dem som sviker (alla förtroenden som de får),