Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür.

فَاطَّلَعَ فَرَاٰهُ فِي سَوَاءِ الْجَحِيمِ

fe TTaleǎ fe rāhu fī sevā'i l-ceHīmi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاطَّلَعَfe TTaleǎط ل عYükselmek, yukarı çıkmak, öğrenmek, yaklaşmak, birine doğru gelmek, başlamak, tırmanmak, ulaşmak, filizlenmek, fark etmek, bakmak, aramak, incelemek, açığa çıkarmak, açıklamak, görünmek, bilgilendirmek, meydana gelmek, düşünmek, bilmek. tal'un - hurma ağacının çiçeklerini saran kın veya kılıf, ayrıca meyvenin ilk göründüğü hali, meyve, sıralı hurmalar. tuluu - yükseliş. matla'un - güneşin doğuş alacakaranlığı. atla'a (fiil 4) - birine açık etmek, anlamasını sağlamak. ittala'a, itta'ala'a için (fiil 8) - yukarı çıkmak, nüfuz etmek. attala'a, a'attala'a için - nüfuz etti mi (burada soru hamzasından sonra birleşme hamzası waslah çıkarılmış).baktı
2فَرَاٰهُfe rāhuر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.onu gördü
3فِي
4سَوَاءِsevā'iس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyeortasında
5الْجَحِيمِl-ceHīmiج ح مAteş yakmak, yanmasını sağlamak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, gözü açmak, sakınmak/vazgeçmek/çekinmek/kaçınmak, ilerlemek veya öne gitmek, geri çekilmek veya geri çekmek [Bu fiil çelişkili anlamlar taşır], yok etmeye veya öldürmeye yakın olmak, arzu/açgözlülük ve cimrilikle yanmak, huyu dar olmak, inatçı veya cimri olmak, alevli veya parlak, şiddetli sıcak.cehennemin

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken kendisi bakıp görür ki o, cehennemin ta ortasında.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken kendisi bakıp görür ki o, cehennemin ta ortasında.

Adem Uğur

İşte o zaman konuşan baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü.

Ahmed Hulusi

İşte şimdi onu yaşadılar; üstelik onu cehennemin tam ortasında gördü.

Ahmet Tekin

Derken, arkadaşı bakınır, onu kaynayıp köpüren Cehennem’in ta ortasında görür.

Ahmet Varol

Bakar ve onu cehennemin ortasında görür.

Ali Bulaç

Derken, bakıverdi, onu 'çılgınca yanan ateşin' tam ortasında gördü.

Ali Fikri Yavuz

Derken (bizzat kendisi) bakmış, onu tâ cehennemin ortasında görmüştür.

Ali Rıza Safa

Baktığında, onu, cehennemin ortasında görür.

Bayraktar Bayraklı

Etrafına bakınıp, birden onu cehennemin ortasında görecek.

Bekir Sadak

Bir bakar onu cehennemin ortasinda gorur.

Celal Yıldırım

(54-55) Bir diğeri, «onun ne durumda olduğunu bilir misiniz» Derken bakar da onu Cehennem'in ortasında görür.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sonra kendisi dönüp bakar ve arkadaşını cehennemin ortasında görür.

Diyanet İşleri

Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür.

Diyanet İşleri (eski)

Bir bakar onu cehennemin ortasında görür.

Diyanet Vakfi

(54-55) (O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf mısınız? dedi. İşte o zaman konuşan baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Derken bakınır ve onu cehennemin ta ortasında görür.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken bakmış, onu cehennemin ta ortasında görmüş.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken bakmış onu ta Cehennemin ortasında görmüştür

Erhan Aktaş

Derken yakından tanık oldu. Onu Cehennem'in ortasında gördü.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Derken yakından tanık oldu. Onu Cehennem'in ortasında gördü.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Derken yakından tanık oldu. Onu Cehennem'in ortasında gördü.

Fizilal-il Kuran

Bir bakar, onu cehennemin ortasında görür.

Gültekin Onan

Derken, bakıverdi, onu 'çılgınca yanan ateşin' tam ortasında gördü.

Hamdi Döndüren

Baktı ve o arkadaşını cehennemin ortasında gördü.

Hasan Basri Çantay

Derken o (bizzat) bakıb bunu o çılgın ateşin ta ortasında gördü.

Hasib Asutay

Derken baktı onu cehennemin ortasında gördü.

Hayrat Neşriyat

Derken baktı da onu Cehennemin ortasında gördü.

İbni Kesir

Bir bakar ve onu cehennemin ortasında görmüştür.

Mehmet Okuyan

(Ardından) bakıp arkadaşını cehennemin ortasında görecektir.

Muhammed Esed

Bunun üzerine dönüp bakar ve o (arkadaşı)nı yanan ateşin ortasında görür;

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine bakar ve onu dehşet verici bir ateşin göbeğinde görür.

Ömer Nasuhi Bilmen

Derken kendisi bakar, onu (O arkadaşını) cehennemin ortasında görür.

Ömer Öngüt

Baktı ve onu cehennemin ortasında gördü.

Suat Yıldırım

(54-57) "Şimdi ister misiniz onu size göstereyim?" Onlar da arzu edince, derhal bir tarama yapıp onu cehennemin tam ortasında bulur. "Vallahi, nerdeyse beni de düştüğün o helâke sürükleyecektin! Rabbimin hidâyet nimeti yetişmeseydi, eli kolu kelepçeli getirilip o azaba atılanlardan olacaktım!"

Süleyman Ateş

Baktı onu cehennemin ortasında gördü.

Süleymaniye Vakfı

Onunla ilgili bilgiye ulaşır, daha sonra onu yakıcı ateşin ortasında görür.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yukarıdan bakar ve onu cehennemin tam ortasında görür.

Şaban Piriş

Bir de bakar ki onun ateşin ortasında olduğunu görür.

Tefhim-ul Kuran

Derken, bakıverdi, onu 'çılgınca yanan ateşin' tam ortasında gördü.

Ümit Şimşek

Bakar ve onu Cehennemin ortasında görür.

Yaşar Nuri Öztürk

Araştırdı, nihayet onu cehennemin ta ortasında gördü.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O özü baxıb yoldaşını Cəhənnəmin ortasında görəcək

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O özü baxıb onu (yoldaşını) Cəhənnəmin ortasında görəcək

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Er schaut selbst hin und sieht ihn mitten im Höllenbrand.

Almanca — M. A. Rassoul

Dann wird er schauen und ihn inmitten der Gahim sehen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann schaute er hin, dann sah er ihn inmitten der Hölle.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And he looks, only to see him -his companion in life- in the abyss of Hell.

Abdul Haleem

He will look down and see him in the midst of the Fire,

Abdullah Yusuf Ali

He looked down and saw him in the midst of the Fire.

Abul A'la Maududi

Then he will look downwards, and will see him in the depths of Hell.

Aisha Bewley

So he will look down and see him in the midst of the Blazing Fire

Al-Hilali & Khan

So he looked down and saw him in the midst of the Fire.

Ali Quli Qarai

Then he will take a look and sight him in the middle of hell.

Amatul Rahman Omar

Then as he will have a look (at his companion) he will find him right in the midst of Hell.

Arthur John Arberry

Then he looks, and sees him in the midst of Hell.

Bijan Moeinian

He will see his friend at the bottom of the Hell.

E. Henry Palmer

and he shall look down and see him in the midst of hell.

Edip-Layth

So when he looked, he saw him in the midst of hell.

George Sale

And he shall look down, and shall see him in the midst of hell:

Hamid S. Aziz

Then he looked down and saw him in the midst of hell.

Mahmoud Ghali

So he views (him), and then sees him in the (deepest) level of the Hell-Fire.

Marmaduke Pickthall

Then looketh he and seeth him in the depth of hell.

Mohamed Ahmed - Samira

He looked down and saw (his friend) in the midst of Hell.

Muhammad Asad

and then he looks and sees that [companion of his] in the midst of the blazing fire,

Mustafa Khattab

Then he ˹and the others˺ will look and spot him in the midst of the Hellfire.

Progressive Muslims

So when he looked, he saw him in the midst of Hell.

Sahih International

And he will look and see him in the midst of the Hellfire.

Sam Gerrans

Then will he look and see him in the midst of Hell.

Shabbir Ahmed

And then he looks and finds his companion in the midst of the blazing fire.

Syed Vickar Ahamed

So he looked down and saw him (the questioner) in the middle of the Fire.

Taqi Usmani

So he will look and will see him in the middle of Jahannam.

The Monotheist Group

So when he looked, he saw him in the midst of Hell.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Alors il regardera dʹen haut et il le verra en plein dans la Fournaise,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca wî çavê xwe li dojehê gerand, wî dît ku (hevalê wî) di nîvê dojehê de ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dan kijkt hij naar beneden en ziet hem midden in het hellevuur.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij zullen nederzien en hem in het midden der hel ontwaren.

Hollandaca — Siregar

Toen keek hij en zag hem in het midden van Djahîm (de Hel).

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

И взглянул он и увидел его [не верившего в воскрешение] в середине Геенны [Ада].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och när han ser ned, ser han (vännen) mitt i Elden