Konuşan o kimse, yanındakilere, "Bakar mısınız, hali ne oldu?" der.
قَالَ هَلْ اَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ
ḳāle hel entum muTTaliǔne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Der ki: Ne oldu o, bakıp gördünüz mü acaba?
Adem Uğur
(O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf mısınız? dedi.
Ahmed Hulusi
Dedi ki: "Siz söz ettiğinizin gerçekleşmesine şahit oldunuz mu?"
Ahmet Tekin
Allah: 'Siz, onun halini görmek ister misiniz?' buyurur.
Ahmet Varol
Der ki: 'Siz ona bakar mısınız?'
Ali Bulaç
(Konuşan yanındakilere) Der ki: "Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz?"
Ali Fikri Yavuz
(Sonra o sözcü, cennetteki kardeşlerine): “(Şimdi size o arkadaşı göstermek için cehenneme) bir bakar mısınız?”der.
Ali Rıza Safa
Der ki: "Bakar mısınız?"
Bayraktar Bayraklı
"Siz onun durumuna vakıf olmak ister misiniz?" dedi.
Bekir Sadak
Yanindakilere: «Siz onu bilir misiniz?» der.
Celal Yıldırım
(54-55) Bir diğeri, «onun ne durumda olduğunu bilir misiniz» Derken bakar da onu Cehennem'in ortasında görür.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ve ekler: “Şimdi dönüp bakar mısınız (ona)?”
Diyanet İşleri
Konuşan o kimse, yanındakilere, "Bakar mısınız, hali ne oldu?" der.
Diyanet İşleri (eski)
Yanındakilere: 'Siz onu bilir misiniz?' der.
Diyanet Vakfi
(54-55) (O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf mısınız? dedi. İşte o zaman konuşan baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
«Siz onu tanır mısınız?» der.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Nasıl bir bakıştırır mısınız (seyretmek ister misiniz)? der.
Elmalılı Hamdi Yazır
Nasıl der: bir bakıştırır mısınız?
Erhan Aktaş
"Siz yakından bilenler misiniz?" derdi.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
"Siz yakından bilenler misiniz?" derdi.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
"Siz yakından bilenler misiniz?" derdi.
Fizilal-il Kuran
Yanındakilere; «Siz onu bilir misiniz?» der.
Gültekin Onan
(Konuşan yanındakilere) Der ki: "Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz?"
Hamdi Döndüren
(Sonra yanındakilere) “Bakar mısınız?” dedi.
Hasan Basri Çantay
(O sözü söyleyen zat, ihvanına) der ki: "Siz (onun iç yüzüne) vaakıf olucular mısınız?"
Hasib Asutay
(Sonra yanındakilere,) 'Bakar mısınız?' dedi.
Hayrat Neşriyat
(Sonra o kişi yanındakilere:) 'Siz (onun hâlinden) haberdâr mısınız?' dedi.
İbni Kesir
Siz, onu bilir misiniz? dedi.
Mehmet Okuyan
(Mümin kişi), “(O arkadaşımın durumunu) bilmek ister misiniz?” diyecektir.
Muhammed Esed
(Ve) ekleyecek: "Bakmak (ve onu görmek) ister misiniz?"
Mustafa İslamoğlu
(Sözüne devamla) sordu: "Onun halini görmek ister misin?"
Ömer Nasuhi Bilmen
Dedi ki: Siz (onun halinden) haberdar olmak ister misiniz?
Ömer Öngüt
(Sonra yanındakilere): "Acaba arkadaşımın nerede olduğunu biliyor musunuz?" dedi.
Suat Yıldırım
(54-57) "Şimdi ister misiniz onu size göstereyim?" Onlar da arzu edince, derhal bir tarama yapıp onu cehennemin tam ortasında bulur. "Vallahi, nerdeyse beni de düştüğün o helâke sürükleyecektin! Rabbimin hidâyet nimeti yetişmeseydi, eli kolu kelepçeli getirilip o azaba atılanlardan olacaktım!"
Süleyman Ateş
(Sonra yanındakilere): "Bakar mısınız?" dedi.
Süleymaniye Vakfı
Onunla ilgili bir bilgiye ulaştınız mı (Onu göreniniz oldu mu)?" der.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
"Yukarıya (Araf'a) çıkıp bakar mısınız?" der.
Şaban Piriş
-Ona ne olduğunu görüyor musunuz? der birisi.
Tefhim-ul Kuran
(Konuşan yanındakilere) Der ki: «Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz?»
Ümit Şimşek
'Şimdi ne halde olduğunu biliyor musunuz?' der.
Yaşar Nuri Öztürk
Dedi: "Siz de bir araştırır mısınız?"
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
O sözünə davam edib deyəcək: “Siz onun harada olduğunu görmək istəyirsinizmi?”
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Sonra həmin şəxs Cənnətdəki yoldaşlarına) deyəcək: ″Siz (indi onun nə halda olduğunu) bilirsinizmi?″ (Onlar: ″Xeyr″, - deyə cavab verəcəklər).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Er sprach: ʺWollt ihr ihn sehen?ʺ
Almanca — Der Edle Quran
Er sagt: ʺWollt ihr denn hinschauen?ʺ
Almanca — M. A. Rassoul
Er wird fragen: ʺWollt ihr (ihn) schauen?ʺ
Almanca — Muhammad Zaidan
Er sagte: ʺWürdet ihr hinschauen!ʺ
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Then he will say to those around: "Do you see those who made their abode in Hell?"
Abdul Haleem
Then he will say, ‘Shall we look for him?’
Abdullah Yusuf Ali
(A voice) said: "Would ye like to look down?"
Abul A'la Maududi
He will say: Do you wish to know where he is now?'
Aisha Bewley
He will say, ‘Are you looking down?’
Al-Hilali & Khan
(The speaker) said: "Will you look down?"
Ali Quli Qarai
He will say, ‘Will you have a look?’
Amatul Rahman Omar
He (- the confirmer of the Resurrection) will then add (saying), `Have a look (at that companion of mine to find how he fares!)?'
Arthur John Arberry
He says, 'Are you looking down?'
Bijan Moeinian
He will be said: "watch [perhaps in an interactive kind of device]. "
E. Henry Palmer
He will say, 'Are ye looking down?'
Edip-Layth
He said, "Can anyone find him?"
George Sale
Then he shall say to his companions, will ye look down?
Hamid S. Aziz
(A voice) Will say, "Will you look down?"
Mahmoud Ghali
He says, "Are you (all) viewing (him)?"
Marmaduke Pickthall
He saith: Will ye look?
Mohamed Ahmed - Samira
He said: 'Will you look down?'
Muhammad Asad
[And] he adds: "Would you like to look [and see him]?" –
Mustafa Khattab
He will ˹then˺ ask, "Would you care to see ˹his fate˺?"
Progressive Muslims
He said: "Can anyone find him"
Sahih International
He will say, "Would you [care to] look?"
Sam Gerrans
He will say: “Will you look?”
Shabbir Ahmed
A voice will be heard, "Will you people like to look at him?"
Syed Vickar Ahamed
(The speaker) said: "Would you like to look down?"
Taqi Usmani
He (the speaker) will say (to other people in Paradise) "Would you like to have a look (at Jahannam to find out what happened to that companion of mine)?"
The Monotheist Group
He said: "Can anyone find him?"
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Il dira: ʺEst-ce que vous voudriez regarder dʹen haut?ʺ
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
(Wî ji bihiştiyan re) got: Ma hûn jî lê nanihêrin.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Salomo Keyzer
Dan zal hij tot zijne makkers zeggen: Wilt gij nederzien?
Hollandaca — Siregar
Hij zei (tegen de anderen in hct Paradijs): ʺHebben jullie (dit) gezien?ʺ
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Скажет он [верующий] (тем с кем он беседует в Раю): «Не взглянете ли вы (где сейчас тот товарищ)?»
Rusça — Osmanov
[Давай] поглядим на него, [где он?] - предложит он.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
(Och:) ʺVill ni se ned?ʺ -