Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar.

عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِلِينَ

ǎlā sururin muteḳābilīne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Karşılıklı tahtlara otururlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Karşılıklı tahtlara otururlar.

Adem Uğur

Tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar.

Ahmed Hulusi

Serirler (makamlar) üzerinde karşılıklı olarak otururlar.

Ahmet Tekin

Karşılıklı tahtlar üzerinde otururlarken ikram edilecek.

Ahmet Varol

Tahtlar üzerinde birbirlerine karşı (otururlar).

Ali Bulaç

Birbirlerine karşı, tahtlar üzerinde (otururlar).

Ali Fikri Yavuz

Karşılıklı tahtlar üzerinde...

Ali Rıza Safa

Karşılıklı sedirler üzerinde.

Bayraktar Bayraklı

- Türlü meyveler vardır. Onlar nimet cennetlerindekarşılıklı koltuklardaağırlanacaklardır.

Bekir Sadak

(41-44) Iste bildirilen rizik ve meyveler onlaradir. Nimet cennetlerinde, karsilikli tahtlar uzerinde kendilerine ikram olunur.

Celal Yıldırım

Kanepeler üstünde karşılıklı otururlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Karşılıklı oturdukları tahtlar üzerinde.

Diyanet İşleri

Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar.

Diyanet İşleri (eski)

(41-44) İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.

Diyanet Vakfi

(41-44) Bunlar için bilinen bir rızık, türlü meyveler vardır. Naîm cennetlerinde karşılıklı koltuklar üzerine kurulmuş oldukları halde kendilerine ikram edilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Karşılıklı tahtlar üzerinde.

Elmalılı Hamdi Yazır

Karşılıklı tahtlar üzerinde

Erhan Aktaş

Karşılıklı tahtlar üzerinde.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Karşılıklı tahtlar üzerinde.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Karşılıklı tahtlar üzerinde.

Fizilal-il Kuran

Tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar.

Gültekin Onan

Birbirlerine karşı, tahtlar üzerinde (otururlar).

Hamdi Döndüren

Tahtlar üzerine karşılıklı otururlar.

Hasan Basri Çantay

Birbiriyle karşılıklı tahtlar üzerinde.

Hasib Asutay

Karşılıklı tahtlar üzerinde.

Hayrat Neşriyat

(43-44) Naîm Cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerindedirler.

İbni Kesir

Karşılıklı tahtlar üzerinde.

Mehmet Okuyan

Nimet cennetlerinde tahtlar üzerinde karşılıklı (otururlarken onlara) meyveler ikram edilmiş olacaktır.

Muhammed Esed

mutluluk tahtları üzerinde birbirlerine (sevgi ile) bakışarak.

Mustafa İslamoğlu

muhteşem tahtlarda birbirlerini sevgi dolu gözlerle süzerek...

Ömer Nasuhi Bilmen

(43-46) Naîm cennetlerde. Birbirleriyle karşı karşıya tahtlar üzerinde. Onların üzerlerine ırmaktan bir bardak ile dolaşılır. Bembeyaz, içenler için lezzetli.

Ömer Öngüt

Tahtlar üzerinde karşılıklı oturmaktadırlar.

Suat Yıldırım

(43-47) Naim cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde otururlar. Kaynağından taze doldurulmuş, berrak mı berrak, içenlere pek hoş gelen, içinde zararlı ve sersemletici şey olmayan, sarhoş da etmeyen içecekler, dolu dolu kadehlerle etraflarında fır dönen hizmetçiler tarafından ikram edilir.

Süleyman Ateş

Tahtlar üzerinde, karşılıklı otururlar.

Süleymaniye Vakfı

Sedirler üzerinde karşılıklı otururlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sedirler üzerine karşılıklı kurulurlar;

Şaban Piriş

Karşılıklı koltuklar üzerinde.

Tefhim-ul Kuran

Birbirlerine karşı, tahtlar üzerinde (otururlar).

Ümit Şimşek

Karşılıklı koltuklara kurulmuşlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Karşılıklı koltuklar üzerindedirler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar taxtlar üstündə bir-biri ilə üzbəüz oturacaqlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar taxtlar üstündə bir-biri ilə üzbəüz əyləşəcəklər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie werden einander auf Lagern gegenüber sitzen.

Almanca — Der Edle Quran

auf Liegen (ruhend), einander gegenüber,

Almanca — M. A. Rassoul

auf Ruhebetten einander gegenüber (sitzend)

Almanca — Muhammad Zaidan

auf Liegen einander gegenüber.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Seated on thrones of dignity facing each other.

Abdul Haleem

seated on couches, facing one another.

Abdullah Yusuf Ali

Facing each other on Thrones (of Dignity):

Abul A'la Maududi

They will be seated upon couches set face to face;

Aisha Bewley

on couches face to face;

Al-Hilali & Khan

Facing one another on thrones.

Ali Quli Qarai

[reclining] on couches, facing one another,

Amatul Rahman Omar

(They shall be seated) on thrones (of happiness and dignity), face to face.

Arthur John Arberry

upon couches, set face to face,

Bijan Moeinian

They will sit face to face in luxurious couches.

E. Henry Palmer

upon couches facing each other;

Edip-Layth

On furnishings which are opposite one another.

George Sale

leaning on couches, opposite to one another:

Hamid S. Aziz

On Thrones (of Dignity), facing each other.

Mahmoud Ghali

On settees, facing one another.

Marmaduke Pickthall

On couches facing one another;

Mohamed Ahmed - Samira

(Sitting) on couches, face to face,

Muhammad Asad

facing one another [in love] upon thrones of happiness.

Mustafa Khattab

facing each other on thrones.[1]

Progressive Muslims

On furnishings which are opposite one another.

Sahih International

On thrones facing one another.

Sam Gerrans

Upon couches, facing one another,

Shabbir Ahmed

Facing one another upon thrones of happiness.

Syed Vickar Ahamed

Facing each other on thrones (of dignity):

Taqi Usmani

facing each other on couches.

The Monotheist Group

On beds which are opposite one another.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

sur des lits, face à face.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Li ser textan, li pêşberî hev rûniştî ne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

op rustbanken zitten zij tegenover elkaar,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Leunende in tegenover elkander geplaatste zetels.

Hollandaca — Siregar

Op rustbanken tegenover elkaar.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

(сидя) на (расшитых) ложах (и беседуя) обратившись лицом друг к другу.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

På högsäten (skall de sitta) vända mot varandra.