(161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.

فَاِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مَا اَنْتُمْ عَلَيْهِ بِفَاتِنِينَ اِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَحِيمِ

fe innekum ve mā teǎ'budūne / mā entum ǎleyhi bi fātinīne / illā men huve Sāli l-ceHīmi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاِنَّكُمْfe innekumne siz
2وَمَاve māve ne de
3تَعْبُدُونَteǎ'budūneع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmektaptıklarınız
1مَاdeğil(siniz)
2اَنْتُمْentumsiz
3عَلَيْهِǎleyhiO'na karşı
4بِفَاتِنِينَbi fātinīneف ت نDenemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük, karışıklığa sokmak, cezalandırmak, cevap veya mazeret sunmak, ayartmak, ayartmaya yönlendirmek, girişimde bulunmak, baştan çıkarmak. Fitne - zulüm, deneme, sınama, yakma, deneme, cevap, mazeret, savaş, bir kişinin iyi veya kötü açıdan durumunun ortaya çıktığı araçlar, zorluk, ceza, cevap, ayartma, ateşle yakma.saptıracak
1اِلَّاillābaşkasını
2مَنْmenkimseden
3هُوَhuveO
4صَالِSāliص ل يAteşte ısıtmak, sıcağa dayanmak, kızartmak/kavurmak/ızgara yapmak/yakmak.girecek
5الْجَحِيمِl-ceHīmiج ح مAteş yakmak, yanmasını sağlamak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, gözü açmak, sakınmak/vazgeçmek/çekinmek/kaçınmak, ilerlemek veya öne gitmek, geri çekilmek veya geri çekmek [Bu fiil çelişkili anlamlar taşır], yok etmeye veya öldürmeye yakın olmak, arzu/açgözlülük ve cimrilikle yanmak, huyu dar olmak, inatçı veya cimri olmak, alevli veya parlak, şiddetli sıcak.cehenneme

Tüm mealler

Meal seçin (78 / 78 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gerçekten de ne siz, ne de kulluk ettikleriniz.

Adem Uğur

Sizler ve taptığınız şeyler!

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki siz ve tapındıklarınız,

Ahmet Tekin

Siz ve taptıklarınız, hâlis kulları inançlarından ve düşüncelerinden ayıramazsınız.

Ahmet Varol

Artık ne siz ne de taptıklarınız;

Ali Bulaç

Artık siz de, tapmakta olduklarınız da.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Mekke’liler), siz ve Allah’dan başka taptıklarınız,

Ali Rıza Safa

Artık, siz ve hizmet ettikleriniz.

Bayraktar Bayraklı

- Sizler ve taptıklarınız, cehenneme girecek olandan başkasını kandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız.

Bekir Sadak

(161-16) 3 Sizler ve taptiginiz seyler, cehenneme girecek kimseden baskasini Allah'a karsi azdirici degilsiniz.

Celal Yıldırım

(161-162-163) Çünkü siz ve taptıklarınız, Cehennem'e girecek olanlar dışında, Allah'a karşı kimseyi azdıracak, baştan çıkartacak değilsiniz.

Diyanet İşleri

(161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.

Diyanet İşleri (eski)

(161-163) Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.

Diyanet Vakfi

(161-163) Sizler ve taptığınız şeyler! Hiçbiriniz, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıp saptıramazsınız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(161-163) Çünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü siz ve taptıklarınız,

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü siz ve taptıklarınız

Erhan Aktaş

Artık siz ve kulluk yaptıklarınız,

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Artık siz ve kulluk yaptıklarınız,

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Artık siz ve kulluk yaptıklarınız,

Fizilal-il Kuran

Ey inkârcılar! Ne siz ne de taptıklarınız.

Gültekin Onan

Artık siz de, tapmakta olduklarınız da.

Hamdi Döndüren

Çünkü ne siz ne de taptıklarınız,

Hasan Basri Çantay

Ne siz, ne de tapmakda olduklarınız,

Hasib Asutay

(Ey inkârcılar) gerçekten ne siz ne de taptığınız şeyler,

Hayrat Neşriyat

(161-162) Artık gerçekten siz ve tapmakta olduklarınız, siz (hiç kimseyi) O’na (Allah’a)karşı fitneye düşürecek kimseler değilsiniz!

İbni Kesir

Muhakkak ki sizler ve taptıklarınız,

Mehmet Okuyan

Siz ve taptığınız şeyler (hiçbiriniz), cehenneme girecek olan kimseden başkasını asla O’na karşı azdırıp saptıramazsınız.

Muhammed Esed

çünkü ne siz (Allah'a iftirada bulunan)lar, ne de sizin taptıklarınız,

Mustafa İslamoğlu

çünkü ne siz, ne de taptıklarınız;

Ömer Nasuhi Bilmen

(161-162) Artık şüphe yok ki, siz ve ibadet ettiğiniz şeyler O'na karşı (kimseyi) fitneye düşürücüler değilsinizdir.

Ömer Öngüt

Şüphesiz ki siz de taptıklarınız da,

Suat Yıldırım

(161-163) "Ey müşrikler! Ne siz, ne de sizin Allah’tan başka ibadet ettikleriniz, -ille de cehenneme girmek isteyen kimseler hariç- Allah’a yönelmek isteyen herhangi bir kulu yoldan çıkaracak bir kuvvete sahip değilsiniz."

Süleyman Ateş

(Ey inkarcılar) Ne siz, ne de taptıklarınız,

Süleymaniye Vakfı

(Ey kafirler!) Siz ve kulluk ettikleriniz,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Ey müşrikler!) Ne siz, ne de kulluk ettiğiniz varlıklar;

Şaban Piriş

Siz ve kulluk ettikleriniz.

Tefhim-ul Kuran

Artık siz de, tapmakta olduklarınız da,

Ümit Şimşek

Siz de, taptıklarınız da,

Yaşar Nuri Öztürk

Siz ve kulluk ettiğiniz şeyler,

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ey müşriklər! Nə siz, nə də sizin tapındıqlarınız

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ey Müşriklər!) Nə siz, nə də ibadət etdikləriniz

Almanca (2)

Almanca — Al-Azhar

Ihr und die Götzen, die ihr anbetet,

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, ihr und das, was ihr verehrt

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And you -infidels- together with those you revere and adore besides Allah.

Abdul Haleem

and neither you nor what you worship

Abdullah Yusuf Ali

For, verily, neither ye nor those ye worship-

Abul A'la Maududi

So you and your deities

Aisha Bewley

You and those you worship:

Al-Hilali & Khan

So, verily you (pagans) and those whom you worship (idols)

Ali Quli Qarai

Indeed you and what you worship

Amatul Rahman Omar

(Disbelievers!) neither you of course, nor the things you worship;

Arthur John Arberry

But as for you, and that you serve,

Bijan Moeinian

Indeed the disbelievers (and whatever they worship) …

E. Henry Palmer

'Verily, ye and what ye worship

Edip-Layth

As for you and what you serve.

George Sale

Moreover ye and that which ye worship

Hamid S. Aziz

So surely you and what you worship,

Mahmoud Ghali

Yet surely you and whatever you worship,

Marmaduke Pickthall

Lo! verily, ye and that which ye worship,

Mohamed Ahmed - Samira

So neither you nor those you worship

Muhammad Asad

for, verily, neither you [blasphemers] nor the objects of your worship

Mustafa Khattab

Surely you ˹pagans˺ and whatever ˹idols˺ you worship

Progressive Muslims

As for you and what you worship.

Sahih International

So indeed, you [disbelievers] and whatever you worship,

Sam Gerrans

And you, and what you serve,

Shabbir Ahmed

Verily, neither you nor what you worship,

Syed Vickar Ahamed

So surely, neither you nor those you worship—

Taqi Usmani

So, you and those whom you worship,

The Monotheist Group

"As for you and what you worship."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

En vérité, vous et tout ce que vous adorez,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bi rastî hûn û ew ên ku hûn perestina wan dikin…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En jullie dan, en wat jullie dienen?

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar gij en de goden, welke gij aanbidt,

Hollandaca — Siregar

Voorwaar jullie en wat jullie aanbidden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

«Ведь вы (о, многобожники) и то, чему вы поклоняетесь [ваши ложные божества], –

Rusça — Osmanov

Ведь вы и то, чему вы поклоняетесь,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och ni kan inte - och inte heller de (väsen eller krafter) som ni tillber -