Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.

وَمَا كَانَ لَهُ عَلَيْهِمْ مِنْ سُلْطَانٍ اِلَّا لِنَعْلَمَ مَنْ يُؤْمِنُ بِالْاٰخِرَةِ مِمَّنْ هُوَ مِنْهَا فِي شَكٍّ وَرَبُّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ حَفِيظٌ

ve mā kāne lehu ǎleyhim min sulTānin illā li neǎ'leme men yu'minu bi l-āḣirati mimmen huve minhā fī şekkin ve rabbuke ǎlā kulli şey'in HafīZun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve
2كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinyoktu
3لَهُlehuonun
4عَلَيْهِمْǎleyhimonlar üzerinde
5مِنْmin
6سُلْطَانٍsulTāninس ل طHüküm sürmek, egemen olmak, baskı yapmak, musallat olmak, üstesinden gelmek, yetki vermek, güç vermek, kuvvet vermek, hakim olmak, iktidar olmakzorlayıcı bir gücü
7اِلَّاillāancak
8لِنَعْلَمَli neǎ'lemeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname(ayırd edip) bilelim diye
9مَنْmenkimseyi
10يُؤْمِنُyu'minuا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan
11بِالْاٰخِرَةِbi l-āḣiratiا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımahirete
12مِمَّنْmimmenkimseden
13هُوَhuveo
14مِنْهَاminhāondan
15فِيiçinde
16شَكٍّşekkinش ك كşüphelenmekkuşku
17وَرَبُّكَve rabbukeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbin
18عَلٰىǎlā
19كُلِّkulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
20شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşeyi
21حَفِيظٌHafīZunح ف ظBir şeyi korumak/muhafaza etmek/savunmak, bir şeye bakmak, bir şeyin yok olmasını önlemek, bir şey hakkında dikkatli/özenli/düşünceli/ilgili olmak, bir şeyi saklamak, depolamak, tutmak, bir şeyi ezberlemek (hafızaya almak), hatırlamak, savunmak, bir şeyin kaybolmasını engellemek, dikkatli veya uyanık olmak, bir şeye azimle/sürekli/sebatla kendini adamak, tetikte veya ihtiyatlı olmak, bir kişiyi kızdırmak veya kızmak.korumaktadır

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve onlar üzerinde hiçbir kudreti yoktu onun, ancak biz, âhirete inananla o hususta şüphe içinde kalanı ayırt etmek için yaptık bunu ve Rabbin, her şeyi adamakıllı korur, hiçbir şey, bilgisinden dışarı değil.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve onlar üzerinde hiçbir kudreti yoktu onun, ancak biz, âhirete inananla o hususta şüphe içinde kalanı ayırt etmek için yaptık bunu ve Rabbin, her şeyi adamakıllı korur, hiçbir şey, bilgisinden dışarı değil.

Adem Uğur

Halbuki şeytanın onlar üzerinde hiçbir nüfuzu yoktu. Ancak ahirete inananı, şüphe içinde kalandan ayırdedip bilelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin gerçekten her şeyi koruyandır.

Ahmed Hulusi

Oysaki onun (İblis), onlar üzerine bir zorlayıcı gücü yoktu! Sadece sonsuz gelecek yaşamına iman eden ile ondan kuşku duyanın farkı açığa çıksın diye bunu yaptık. Rabbin her şey üzerine Hafiyz'dir.

Ahmet Tekin

Halbuki, şeytanın onlar üzerinde hiçbir nüfuzu yoktu. Ancak âhirete, ebedî yurda inananı, şüphe içinde kalandan ayırt edip bilelim diye ona bu fırsatı verdik. Rabbin her şeyi denetlemekte, kaydetmekte, koruyup kollamaktadır.

Ahmet Varol

Onun, onların üzerinde bir nüfuzu yoktu. Ancak biz ahirete inananı ondan şüphe edenden (ayırıp) bilelim diye (ona fırsat verdik). Rabbin her şeyi koruyandır.

Ali Bulaç

Oysa onun, kendilerine karşı hiç bir zorlayıcı gücü yoktu ancak biz ahirete iman edeni, ondan kuşku içinde olandan ayırdetmek için (ona bu imkanı verdik). Senin Rabbin, her şeyin üzerinde gözetici, koruyucudur.

Ali Fikri Yavuz

Halbuki İblis’in insanlar üzerinde hiç bir kudreti yoktu; fakat biz ahirete imanı olanla, onda şübhe edeni ayırd etmek için (İblis’e bu müsaadeyi verdik). Senin Rabbin her şeyi gözetleyendir.

Ali Rıza Safa

Oysa onun, onlar üzerinde hiçbir zorlayıcı gücü yoktu. Ancak, sonsuz yaşama inananları, ondan kuşkuya düşenlerden ayırmamız için böyle olmuştur. Çünkü Efendin, her şeyi Denetleyendir.

Bayraktar Bayraklı

Oysa şeytanın onlara karşı hiçbir gücü yoktu. Ancak ahirete inananlarla, ondan şüphe içerisinde olanları böylece biz biliriz. Rabbin her şeyi gözetip koruyandır.

Bekir Sadak

Oysa IIblis'in onlar uzerinde bir nufuzu yoktu; ama Biz ahirete inanan kimselerle ondan suphede olanlari, iste boylece ortaya koyariz. Rabbin her seyi gozetip koruyandir.*

Celal Yıldırım

Halbuki İblîs'in onlar üzerinde bir sultası yoktu. Ancak biz, Âhiret'e imân edenlerle o hususta şüphe içinde bulunanları bilip belli etmek için (bu fırsatı verdik). Senin Rabbın her şeyi görüp gözetendir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Oysa onlar üzerinde onun hiçbir zorlayıcı gücü yoktu. (Şeytana, kendine uyanları ayartma fırsatı vermemiz ise) sadece, âhirete inananı ona şüpheyle bakandan ayırt etmemiz içindir. Rabbin her şeyi görüp gözetir.

Diyanet İşleri

Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.

Diyanet İşleri (eski)

Oysa İblis'in onlar üzerinde bir nüfuzu yoktu; ama Biz ahirete inanan kimselerle ondan şüphede olanları, işte böylece ortaya koyarız. Rabbin her şeyi gözetip koruyandır.

Diyanet Vakfi

Halbuki şeytanın onlar üzerinde hiçbir nüfuzu yoktu. Ancak ahirete inananı, şüphe içinde kalandan ayırdedip bilelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin gerçekten her şeyi koruyandır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Halbuki İblis'in onlar üzerinde hiçbir saltanat kudreti yoktu. Fakat biz ahirete imanı olanı belli edecek, ondan şüphe içinde bulunandan ayırt edecektik. Öyle ya Rabb'in her şeyi gözetleyendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Halbuki onun, onların üzerinde hiçbir hakimiyet gücü yoktu fakat Biz ahirete imanı olanı belirleyecek, ondan şüphe içinde bulunandan ayırt edecektik. Öyle ya, Rabbin herşeyi koruyup gözetendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Halbuki onun onlar üzerinde hiçbir saltanat kudreti yoktu, lakin biz Ahırete iymanı olanı belli edecek, ondan şekk içinde bulunandan ayırd eyliyecektik. Öyle ya rabbın her şeye karşı hafizdir

Erhan Aktaş

Aslında İblisin onlar üzerinde bir sultanlığı yoktu. Fakat Biz, ahirete iman edenle ondan kuşku duyanı ayırt edeceğiz. Senin Rabb'in Her Şeyi Gözetip Koruyan'dır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Aslında iblisin onlar üzerinde bir sultanlığı yoktu. Fakat Biz, ahirete iman edenle ondan kuşku duyanı ayırt edeceğiz. Senin Rabb'in Her Şeyi Gözetip Koruyan'dır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Aslında iblisin onlar üzerinde bir sultanlığı yoktu. Fakat Biz, ahirete iman edenle ondan kuşku duyanı ayırt edeceğiz. Senin Rabb'in Her Şeyi Gözetip Koruyan'dır.

Fizilal-il Kuran

Aslında şeytanın onlar üzerinde hiçbir nüfuzu, hiçbir yaptırım gücü yoktu. Ama biz ahirete inananları, o konuda kuşku içinde olanlardan ayırd etmek istedik. Her şey, senin Rabb'inin gözetimi altındadır.

Gültekin Onan

Oysa onun kendilerine karşı hiç bir zorlayıcı gücü yoktu ancak biz ahirete inananı, ondan kuşku içinde olandan ayırdetmek için [ona bu imkanı verdik]. Senin rabbin her şeyin üzerinde gözetici, koruyucudur.

Hamdi Döndüren

Oysa İblisin onlar üzerinde zorlayıcı bir gücü yoktu. Ancak biz ahirete inananı, bu konuda kuşku içinde bulunandan ayırt etmek için (ona bu fırsatı verdik). Rabbin gerçekten her şeyi koruyandır.

Hasan Basri Çantay

Halbuki onun bunlar üzerinde (önceden) hiçbir nüfuzu yokdu. Ancak biz ahirete iman eden kimse ile ondan şübhede bulunan kişiyi ayırd etmek için (buna meydan vermişdik). Senin Rabbin her şey'in üstünde gerçek bir nigehbandır.

Hasib Asutay

Hâlbuki onun (İblisin) onlar üzerinde zorlayıcı bir gücü yoktu. Ancak âhirete inananı, ondan kuşku içinde olandan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin her şeyi koruyandır.

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki onun (o İblisin), kendileri üzerinde hiçbir kuvveti yoktu; ancak (biz) âhirete îmân edeni, ondan şübhe içinde olan o kimseden ayıralım diye (ona bu mühleti verdik).Çünki Rabbin, herşeyi (dilediği gibi) hakkıyla muhâfaza edendir.

İbni Kesir

Halbuki İblis'in onlar üzerinde hiç bir hakimiyeti yoktu. Ancak Biz, ahirete inananlarla, ondan şüphede olanları belirlemek için yaptık. Ve Rabbın, her şeye Hafiz'dir.

Mehmet Okuyan

(Oysa) onun (İblis’in), onlar üzerinde hiçbir etkisi yoktu. Ancak ahirete inananı, şüphe içinde kalandan bil(dir)ip (ayırt edip ortaya çıkaralım) diye (ona bu fırsatı vermiştik). Rabbin her şeyi koruyandır.

Muhammed Esed

Halbuki (İblis'in) onlar üzerinde hiçbir zorlayıcı gücü yoktu. (Zaten İblis'e insanları baştan çıkarma izni vermişsek,) ahiretin varlığına (gerçekten) inananları ona şüphe ile bakanlardan kesin bir şekilde ayırd etmek için (vermişizdir) çünkü Rabbin her şeyi görüp gözetendir.

Mustafa İslamoğlu

Oysa ki onlar üzerinde onun zorlayıcı hiçbir gücü yoktu; sadece ahirete inanan kimseleri ondan kuşku duyanlardan seçip ayıralım diye (ona izin verdik): nitekim senin Rabbin her şeyi görüp gözetmektedir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Halbuki, onun onlar üzerinde hiçbir tasallutu yoktur. Fakat Ahirete imân eden kimseyi onda şekk içinde bulunan kimseden ayırdedelim diye (öyle şeytan musallat kılınmıştır) ve senin Rabbin her şey üzerine bir hafîzdir.

Ömer Öngüt

Oysa ki (İblis'in) onlar üzerinde hiçbir nüfuzu yoktu. Ancak ahirete imanı olan kimse ile, ahiretten şüphe edeni ayırdetmek için (ona bu ruhsatı verdik). Rabbin her şeyi gözetlemektedir.

Suat Yıldırım

Aslında şeytanın onlar üzerinde bir sultası, zorlayıcı gücü yoktu. Ancak âhirete iman edeni, o konuda şüphe eden kimselerden ayırt edip ortaya çıkaralım diye ona bu fırsatı verdik. Rabbin her şeyi hakkıyla gözetlemektedir.

Süleyman Ateş

Onun onlar üzerinde zorlayıcı bir gücü yoktu. Ancak ahirete inananı, ondan kuşkulanandan (ayırd edip) bilelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin her şeyi korumaktadır.

Süleymaniye Vakfı

Oysa onun onlara boyun eğdirecek bir gücü yoktu. Sadece, ahirete inanıp güvenenler ile o konuda şüphesi olanları bilmemiz için (ona fırsat verdik). Rabbin her şeyin koruyucusudur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Oysa İblis onlar üzerinde bir üstünlüğe(sulta) sahip değildi. Bunun böyle olması, sadece ahirete inanıp güvenenler ile ondan şüphesi olanları bilmemiz içindi. Sahibin her şeyi korur.

Şaban Piriş

Oysa onun, onların üzerinde bir gücü yoktu. Ancak biz, ahirete inanan ile, ondan şüphe edeni belirlemek için böyle yaptık. Rabbim, herşeyin koruyucusudur.

Tefhim-ul Kuran

Oysa onun, kendilerine karşı hiç bir zorlayıcı gücü yoktu ancak biz ahirete iman edeni, ondan kuşku içinde olandan ayırdetmek için (ona bu imkânı verdik). Senin Rabbin, her şeyin üzerinde gözetici, koruyucu olandır.

Ümit Şimşek

Aslında, İblis'in onlar üzerinde hiçbir gücü yoktur; âhirete iman edenlerle ondan şüphe edenleri Biz böylece ayırt ediyoruz. Rabbin ise herşeyi gözetip koruyucudur.

Yaşar Nuri Öztürk

Oysaki onun, onlar üzerinde hiçbir sultası yoktu. Sadece biz; ahirete inananı, onun hakkında kuşkuya düşenden ayırmak için böyle yapıyorduk. Rabbin herşey üzerinde Hafiz'dir, kollar, korur, gözetir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Halbuki o, bu insanlar üzərində ixtiyar sahibi deyildi. Biz ancaq axirətə inananla ona şəkk gətirən kimsələri ayırd etmək üçün şeytana belə bir fürsət verdik. Sənin Rəbbin hər şeyi mühafizə edəndir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əslində (İblisin) onlar üzərində heç bir hökmü yoxdur. Lakin Biz axirətə inananla ona şəkk edəni ayırd edib bilmək üçün (İblisə bu imkanı verdik). Sənin Rəbbin hər şeyi hifz edəndir! (Möʼminlərin və kafirlərin əməllərini mühafizə edər, qiyamət günü hərəyə öz əməlinin cəzasını verər).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er hatte keine Macht über sie; allein Wir prüften sie, um zu erkennen, wer an das Jenseits glaubt und wer darüber im Zweifel ist. Dein Herr beobachtet alles genauestens.

Almanca — Der Edle Quran

Doch hatte er keine Macht über sie; (es geschah) nur, damit Wir in Erfahrung bringen, wer an das Jenseits glaubt, und (ihn unterscheiden) von demjenigen, der darüber im Zweifel ist. Dein Herr ist Hüter über alles.

Almanca — M. A. Rassoul

Und er hatte keine Macht über sie; allein Wir wollten denjenigen, der ans Jenseits glaubte, vor dem auszeichnen, der Zweifel darüber hegte. Und dein Herr wacht über alle Dinge.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und er hatte doch über sie keinerlei Verfügung. Nur damit WIR den kenntlich machen, der den Iman an das Jenseits verinnerlicht, gegenüber dem, der darüber im Zweifel ist. Und dein HERR ist gewiß jeder Sache äußerst bewahrend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

In fact AL-Shaytan had no authority over them but We occasioned his attempt to tempt them to identify justly those who affirm with certainty and satisfaction the fundamental truth of the Hereafter and those who are in doubt thereof. And Allah your Creator is indeed Hafizun. (He Keeps a vigilant eye upon the whole and upon all in all).

Abdul Haleem

even though he had no authority over them. But [We aim] to distinguish those who believe in the life to come from those who doubt it: [Prophet], your Lord observes everything.

Abdullah Yusuf Ali

But he had no authority over them,- except that We might test the man who believes in the Hereafter from him who is in doubt concerning it: and thy Lord doth watch over all things.

Abul A'la Maududi

Iblis had no authority over them and whatever happened was in order that We might know him who believes in the Hereafter as distinct from him who is in doubt about it. Your Lord is watchful over everything.

Aisha Bewley

He had no authority over them except to enable Us to know those who have iman in the Next World from those who are in doubt about it. Your Lord is the Preserver of all things.

Al-Hilali & Khan

And he (Iblîs - Satan) had no authority over them, - except that We might test him who believes in the Hereafter from him who is in doubt about it. And your Lord is a Hafiz (Watchful) over everything. (All-Knower of everything i.e. He keeps record of every person as regards deeds, and then He will reward them accordingly).

Ali Quli Qarai

He had no authority over them, but that We may ascertain those who believe in the Hereafter from those who are in doubt about it, and your Lord is watchful over all things.

Amatul Rahman Omar

Though he (- Iblîs) had no authority over them (for it is by their own wrong beliefs and evil deeds that mankind brings about their spiritual ruin). (It happened thus) so that We might distinguish those who believed in the Hereafter from those who were suffering from doubts about it. Indeed, your Lord is Watchful over and Preserver of everything.

Arthur John Arberry

Yet he had no authority over them, but that We might know him who believed in the Hereafter from him who was in doubt thereof Thy Lord is Guardian over everything.

Bijan Moeinian

Satan did not mislead them forcibly. I let him to seduce them as a test to see who believed in Hereafter and who doubted it. Your Lord has full control and watches over everything.

E. Henry Palmer

Yet had he no authority over them, save that we might know who it was that believed in the hereafter from him who amongst them was in doubt; for thy Lord guards everything.

Edip-Layth

He did not have any authority over them except that We might know who acknowledged the Hereafter from those who are doubtful about it. Your Lord is Keeper over all things.

George Sale

And he had no power over them, unless to tempt them, that We might know him who believed in the life to come, from him who doubted thereof. Thy Lord observeth all things.

Hamid S. Aziz

And certainly Satan found true his calculations concerning them, so they follow him, except a party of the believers.

Mahmoud Ghali

And in no way did he have any all-binding authority over them, except that We would know him who believed in the Hereafter from him who was in doubt thereof. And your Lord is Ever-Preserving over everything.

Marmaduke Pickthall

And he had no warrant whatsoever against them, save that We would know him who believeth in the Hereafter from him who is in doubt thereof; and thy Lord (O Muhammad) taketh note of all things.

Mohamed Ahmed - Samira

He had no authority over them save for the purpose of Our knowing who believed in the world to come, and who doubted it. For your Lord keeps a watch over everything.

Muhammad Asad

And yet, he had no power at all over them: [for if We allow him to tempt man,] it is only to the end that We might make a clear distinction between those who [truly] believe in the life to come and those who are in doubt thereof: for thy Sustainer watches over all things.

Mustafa Khattab

He does not have any authority over them, but ˹Our Will is˺ only to distinguish those who believe in the Hereafter from those who are in doubt about it. And your Lord is a ˹vigilant˺ Keeper over all things.

Progressive Muslims

And he did not have any authority over them except that We might know who believed in the Hereafter from those who are doubtful about it. And your Lord is Keeper over all things.

Sahih International

And he had over them no authority except [it was decreed] that We might make evident who believes in the Hereafter from who is thereof in doubt. And your Lord, over all things, is Guardian.

Sam Gerrans

And he had no authority over them save that We might know him who believes in the Hereafter from him who is thereof in doubt; and thy Lord is custodian over all things.

Shabbir Ahmed

And yet he (Iblis) had no power at all over them (15:38-41). But We thus distinguish between those who believe in the life to come from those who keep doubting it. And your Lord is Watcher over all things. (Those who deny the Law of Requital easily succumb to their desires).

Syed Vickar Ahamed

And he had no authority over them— Except that We may test the man who believes in the Hereafter, from him who is in doubt about it: And your Lord watches Protectively (Hafeez) over all things.

Taqi Usmani

He did not have any power over them, but for the reason that We should recognize the one who believes in the Hereafter as distinct from the one who is in doubt about it; and your Lord is Watchful over every thing.

The Monotheist Group

And he did not have any authority over them except that We might distinguish those who believed in the Hereafter from those who are doubtful about it. And your Lord is Keeper over all things.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et pourtant il nʹavait sur eux aucun pouvoir si ce nʹest que Nous voulions distinguer celui qui croyait en lʹau-delà et celui qui doutait. Ton Seigneur, cependant, assure la sauvegarde de toute chose.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hal ev e ku tu pêkarîneke şeytên li ser wan tune bû, bes (me ev keys dayê) da ku em yên ku bawerî bi axretê tînin ji yên ku ew jê bişik in, nas bikin. Bêguman Xwedayê te li ser her tiştî parêzkar e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij had geen macht over hen, maar het gebeurde opdat Wij hen die in het hiernamaals geloven zouden onderscheiden van wie erover in twijfel verkeert. Jouw Heer is het die over alles waakt.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij had echter geene macht over hen, behalve om hen in verzoeking te brengen, opdat wij dengeen zouden mogen onderkennen, die in het toekomstige leven gelooft, van hem, die daaraan twijfelt. Uw Heer merkt alle dingen op.

Hollandaca — Siregar

En hij (Iblîs) had geen macht over hen, (maar het was zo) opdat Wij degenen die in het Hiernamaals geloven zouden onderscheiden van degenen die daarover in twijfel verkeren. En jouw Heer is de Waker over alle zaken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И не было у него [у Иблиса] над ними [над неверующими] (никакой) власти (чтобы принудить их совершать неверие и ослушание Аллаху). (Но однако Аллах Всевышний, по Своей мудрости, дозволил Иблису внушать людям неверие и грехи) лишь только для того, чтобы Мы узнали [отличили] тех, кто верует в Вечную жизнь, от тех, кто в сомнении о ней [чтобы произошло то, что Аллах знал уже с извечности и чтобы узнали это Его творения]. И (ведь) Господь твой (о, Мухаммад) – хранитель всякой вещи!

Rusça — Osmanov

У него не было над ними власти, [а Мы дозволили ему подвергнуть людей испытанию], дабы отличить того, кто верует в будущую жизнь, от того, кто сомневается. Господь твой - хранитель всего сущего.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Han hade ingen myndighet över dem; men (Vi lät honom fresta människorna) för att det skulle framstå fullt klart, vem som tror på det eviga livet och vem som tvivlar. Din Herre vakar över allt.