Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davud ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.

يَعْمَلُونَ لَهُ مَا يَشَاءُ مِنْ مَحَارِيبَ وَتَمَاثِيلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَاسِيَاتٍ اِعْمَلُٓوا اٰلَ دَاوُ۫دَ شُكْرًا وَقَلِيلٌ مِنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ

yeǎ'melūne lehu mā yeşā'u min meHārībe ve temāṧīle ve cifānin ke l-cevābi ve ḳudūrin rāsiyātin ǎ'melū āle dāvūde şukran ve ḳalīlun min ǐbādiye ş-şekūru

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَعْمَلُونَyeǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyaparlardı
2لَهُlehuona
3مَاne
4يَشَاءُyeşā'uش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdiliyorsa
5مِنْmin-den
6مَحَارِيبَmeHārībeح ر بSavaş/çarpışma/çatışma. Birinin mallarını bozmak, yağmalamak/soymak, bir şeyi ısrarla istemek. Öfkelenmek/delirmek. Savaşı kışkırtmak veya tahrik etmek veya körüklemek.kaleler-
7وَتَمَاثِيلَve temāṧīleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.ve heykeller(den)
8وَجِفَانٍve cifāninج ف نBir kase yemek hazırlamak, göz kapağı [hem üst hem alt], kılıf veya muhafaza [kılıç kını veya kılıfı gibi], bir tür kase [yemek için kap], şarap.ve leğenler(den)
9كَالْجَوَابِke l-cevābiج ب يO topladı (örn. su/vergi). Toplama şekli/tarzı. Onu kendisi için seçti. Geri döndü/çekildi/geri çekildi/geri gitti. Seçme/seçim şeklinde toplama (örn. Tanrı'nın Süleyman'ı diğerlerinden daha çok kutsaması vb.). Onu üretti/ortaya çıkardı/icat etti. Su toplandı. Suyun toplandığı su yalağı. Kuyunun kazıldığı yer. Kuyu/su yalağı etrafındaki şey. Üzüm asması filizlerinin dikildiği kazılmış kuyular. Develer için su toplayıcısı. Çekirge (her şeyi yiyerek toplar), Bir grup insan.havuzlar kadar (geniş)
10وَقُدُورٍve ḳudūrinق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışve kazanlar(dan)
11رَاسِيَاتٍrāsiyātinر س وDemir atmak, demirlemek, sabit olmak, sabitlenmek, sağlam durmak, kararlı olmak, yerleşmek, durmak, yanaşmak, limana varmaksabit
12اِعْمَلُٓواǎ'melūع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapın
13اٰلَāleا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıç(ey) ailesi
14دَاوُ۫دَdāvūdeداودDavud
15شُكْرًاşukranش ك رTeşekkür etmek, minnettar olmak, birinin iyiliğini fark etmek veya kabul etmek, övmek. Şükür - teşekkür etme, minnettarlık. Şakir - teşekkür eden veya minnettar olan, takdir edilen ve ödülde cömert olan.şükredin
16وَقَلِيلٌve ḳalīlunق ل لAz sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek.ve azdır
17مِنْmin-dan
18عِبَادِيَǐbādiyeع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkullarım-
19الشَّكُورُş-şekūruش ك رTeşekkür etmek, minnettar olmak, birinin iyiliğini fark etmek veya kabul etmek, övmek. Şükür - teşekkür etme, minnettarlık. Şakir - teşekkür eden veya minnettar olan, takdir edilen ve ödülde cömert olan.şükreden

Tüm mealler

Meal seçin (78 / 78 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kalelerden, heykellerden, büyük havuzlara benzer çanaklardan ve sağlam, yerinden kalkmaz kazanlardan ne isterse yaparlardı ona; ey Dâvûd soyu, şükredin ve kullarımdan pek azı şükreder.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kalelerden, heykellerden, büyük havuzlara benzer çanaklardan ve sağlam, yerinden kalkmaz kazanlardan ne isterse yaparlardı ona; ey Dâvûd soyu, şükredin ve kullarımdan pek azı şükreder.

Adem Uğur

Onlar Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geniş) leğenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükredin. Kullarımdan şükreden azdır!

Ahmed Hulusi

Onun (Süleyman) için, mabetler, heykeller, geniş çok büyük havuzlar ve yerlerinde sabit kazanlardan ne dilese yaparlardı. . . "Davud nesli şükre çalışın! Kullarımdan şükreden (değerlendiren) azdır!"

Ahmet Tekin

Onlar, Allahın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak iradesinin tecellisi içinde Süleyman’ın, dilediğini yaparlardı. Yüksek binalar, kaleler, heykeller, resimler, havuz büyüklüğünde çanak leğenler, sabit kazanlar, ne dilerse yaparlardı. Onlara : 'Hedef belirleyerek planlı çalışın! Ey Dâvûd hanedanı, devlet büyükleri! Şükretmek için hâlis niyet ve amaçlarla ibadette daim olun. Kullarımdan şükreden ne kadar da az.' demiştik.

Ahmet Varol

Ona dilediği gibi kaleler, heykeller, büyük havuzlar gibi çanaklar ve sabit kazanlar yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükür (görevinizi) yerine getirin. Kullarımdan şükredenler azdır.

Ali Bulaç

Ona dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı. "Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın." Kullarımdan şükredenler azdır.

Ali Fikri Yavuz

O Cinler, Süleyman’a, köşk ve mescidlerden, şekillerden, havuz gibi (büyük) çanaklardan, sabit (büyük) kazanlardan her ne isterse yaparlardı. Çalışın, ey Davud ailesi şükredin. Kullarım içinde (gereği üzre Allah’a bol bol) şükreden azdır.

Ali Rıza Safa

Onun dilediği biçimde, yakarış yerleri, resimler-heykeller, derin havuzlar ve yerinden kaldırılamayan kazanlar yaptılar. "Ey Davut ailesi; şükrederek çalışın!" Oysa kullarımın arasında, şükredenler çok azdır.

Bayraktar Bayraklı

Cinler Süleyman'a, istediği gösterişli yapılar, heykeller, havuz gibi büyük kazanlar ve ağır tencereler yaparlardı. "Ey Davud ailesi, şükretmek için çalışınız." Kullarımdan gereği gibi şükredenler azdır.

Bekir Sadak

Suleyman icin, o ne dilerse, mabedler, haykeller, buyuk havuzlara benzer canaklar va tasinmasi guc kazanlar yaparlardi. Ey Davud ailesi! sukredin! Kullarimdan sukredenler pek azdir.

Celal Yıldırım

Onun için dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz gibi lengerler, büyükçe sabit kazanlar yaparlardı. Ey Düvud hanedanı! Şükür için çalışın. Kullarımdan şükredenler azdır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar Süleyman’a, isteğine göre yüksek ve görkemli binalar, heykeller, havuz gibi lengerler, yerinden kalkmaz kazanlar imal ederlerdi. Ey Dâvûd ailesi! Şükür için çaba gösterin. Kullarım arasında hakkıyla şükredenler pek azdır.

Diyanet İşleri

Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davud ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.

Diyanet İşleri (eski)

Süleyman için, o ne dilerse, mabedler, heykeller, büyük havuzlara benzer çanaklar ve taşınması güç kazanlar yaparlardı. 'Ey Davud ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.'

Diyanet Vakfi

Onlar Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geniş) leğenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükredin. Kullarımdan şükreden azdır!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar, ona mihrablar, timsaller (heykeller) ve havuzlar gibi çanaklar ve sâbit kazanlardan her ne isterse yaparlardı. Çalışın ey Davud hanedanı, şükür için çalışın. Ama kullarım içinde şükreden azdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar, ona mihraplar, heykeller, havuzlar gibi çanaklar ve sabit kazanlardan her ne isterse yaparlardı. Çalışın ey Davud hanedanı, şükür için çalışın! Kullarım arasında şükreden azdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar ona, mihrablar, timsaller ve havuzlar gibi çanaklar ve sabit kazanlardan her ne isterse yaparlardı. Çalışın ey Davud hanedanı şükr için çalışın, maamafih kullarım içinde şekur olan azdır.

Erhan Aktaş

Ona dilediği gibi mabetler, şekil verilmiş eşyalar, havuz büyüklüğünde çanaklar ve sabit ağır kazanlar yapıyorlardı. Ey Davud'u izleyenler! Şükür için çalışın. Ama kullarım içinde şükreden çok azdır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ona dilediği gibi mabetler, şekil verilmiş eşyalar, havuz büyüklüğünde çanaklar ve sabit ağır kazanlar yapıyorlardı. Ey Davud'u izleyenler! Şükür için çalışın. Ama kullarım içinde şükreden çok azdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, ona dilediği gibi mabetler, model örnekler, havuz büyüklüğünde çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davud ailesi! Şükür için çalışın. Ama kullarım içinde şükreden çok azdır.

Fizilal-il Kuran

Onlar, Süleyman'a, isteği uyarınca mabetler, heykeller, havuz gibi geniş çanaklar ve yerlerinden kımıldatılamaz koca kazanlar yaparlardı. Ey Davudoğulları, şükrediniz. Kulların içinde şükredenler pek azdır.

Gültekin Onan

Ona dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı. "Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın." Kullarımdan şükredenler azdır.

Hamdi Döndüren

Cinler, Süleyman için, dilediği biçimde, mabetler, heykeller, havuz gibi leğenler ve sabit kazanlar yaparlardı. (Biz), “Ey Davud ailesi! Bana şükretmek için çalışın! Çünkü kullarım içinde şükredenler azdır!” (dedik).

Hasan Basri Çantay

O, kafalardan, heykellerden, büyük havuzlar gibi çanaklardan, sabit sabit kazanlardan ne dilerse kendisine yaparlardı. Ey Davud haanedanı, siz (Allaha) şükr için çalışın. Kullarımdan (hakkıyle) şükreden azdır.

Hasib Asutay

(Onlar) ona kalelerden, heykellerden havuzlar kadar (geniş) çanaklardan, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükredin. Kullarımdan şükredenler azdır!

Hayrat Neşriyat

(O cinnîler) ona saraylardan, timsâllerden (üzerinde nakış ve süsleme bulunan şeylerden), havuzlar gibi (geniş) leğenlerden ve (çok büyük) sâbit kazanlardan (o) ne dilerse yaparlardı. (Onlara buyurduk ki:) 'Ey Dâvûd âilesi, şükür için çalışın!' Fakat kullarımdan çokça şükreden azdır.

İbni Kesir

Onlar; kalelerden, heykellerden, büyük havuzlara benzer çanaklardan ve taşınması güç kazanlardan ne dilerse kendisine yaparlardı. Ey Davud hanedanı; şükrederek çalışın. Kullarımdan pek azı şükredicidir.

Mehmet Okuyan

Onlar (cinler) Süleyman için mabedlerden, heykellerden, havuzlar gibi (geniş) leğenlerden, sabit (ağır) kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükür için çalışın! Kullarımdan şükreden(ler) ne kadar da azdır!

Muhammed Esed

o'nun için isteğine göre mabedler, heykeller, büyük tekneler kadar (geniş) havuzlar ve sağlamca tesbit edilmiş kazanlar yaptılar. (Ve dedik ki:) "Ey Davud kavmi, (Bana karşı) şükür (duygusu) içinde çalışın; ve (unutmayın ki) kullarım arasında (bile) hakkıyla şükredenler çok azdır!"

Mustafa İslamoğlu

Onlar arzusuna göre ona mabedler, heykeller, göletler gibi yekpare dökümden havuzlar ve yere tesbit edilmiş dev küvetler yapıyorlardı. (Biz de dedik ki): "Ey Davud'un inanç ailesi; şükretmek için çok çalışın! Ne ki, samimi kullarım arasında bile hakkıyla şükreden pek azdır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onun için pek yüksek binalardan ve timsallerden ve büyük havuzlar gibi çanaklardan ve sabit sabit kazanlardan ne isterse (onu) yapıverirlerdi. Ey Dâvud'un hânedânı! Şükür için çalışın ve benim kullarımdan şükreden azdır.

Ömer Öngüt

Süleyman için, o ne dilerse yaparlardı. Kalelerden. . . Heykellerden. . . Havuzlar kadar geniş leğenlerden, sabit kazanlardan. . . "Ey Davut hânedanı! Şükredin! Kullarımdan şükreden azdır. "

Suat Yıldırım

O cinler ona kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanak ve leğenler, sabit kazanlar gibi istediği şeyleri yaparlardı. Ey Davud hanedanı, şükür gayreti içinde olun. Kullarımdan gereği gibi şükredenler çok azdır.

Süleyman Ateş

Ona dilediği gibi kaleler, heykeller, havuzlar kadar (geniş) leğenler, sabit kazanlar yaparlardı. "Ey Davud ailesi, şükredin!" kullarımdan şükreden azdır.

Süleymaniye Vakfı

Süleyman ne isterse onu yaparlardı; has odalar, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar. Ey Davud ailesi! Görevlerinizi yerine getirmek için çalışın! Kullarımdan görevlerini yerine getirenler pek azdır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Süleyman ne isterse onu yapıyorlardı; değerli meskenler, kalıplar, büyük havuzlara benzer çanaklar ve sabit kazanlar yaparlardı. Ey Davut ailesi! Şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.

Şaban Piriş

Onlar, onun için, ne dilerse; kaleler, heykeller, büyük havuzlar gibi çanaklar ve sabit kazanlar yaparlardı. -Ey Davud Ailesi; şükrederek çalışın. Kullarımdan şükredenler çok azdır.

Tefhim-ul Kuran

Ona dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı. «Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın.» Kullarımdan şükretmekte olanlar azdır.

Ümit Şimşek

Onlar Süleyman'ın istediği gibi kaleler, suretler, havuz gibi çanaklar, sabit kazanlar yaparlardı. Şükre çalışın, ey Davud hanedanı! Doğrusu, kullarımdan şükredenler pek azdır.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar Süleyman için, mihraplardan/kalelerden, heykellerden, havuzlar gibi çanaklardan, yerinden kaldırılamaz kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi, şükür olarak iş yapın! Kullarım içinden şükredenler o kadar az ki!

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Cinlər onun üçün istədiyi qəsrlər, heykəllər, hovuzlara bənzər çanaqlar və yerindən tərpənməyən nəhəng qazanlar düzəldirdilər. Ey Davud nəsli! Bu nemətlərə şükür edin! Qullarımdan şükür edən azdır.

Almanca (1)

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie stellten für ihn her, was er wollte von imponierenden Gebäuden, Statuen, Schüsseln wie große Teiche und unbewegliche Kochtöpfe. Vollzieht - Familie Dawuds! - Handlungen aus Dankbarkeit! Und nur Wenige von Meinen Dienern sind die sich Bedankenden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They -the Jinn- were assigned to work for him and do as they were told and produce, build and construct for him what he willed of sanctuaries and places of worship in the form of curved structures of firm material; some bearing weight and others merely ornamental. Also to make for him images and statue and all kinds of pots and vessels of rounded form, broad and deep serving various purposes, some being large enough to be reservoirs and others as fixed huge copper vessels. And We said: "Work righteousness O you the sons of Dawud and let your deeds reflect gratitude and gratefulness to Me". But it is only a few of My servants who do this and impel themselves to the feeling of gratitude and gratefulness.

Abdul Haleem

They made him whatever he wanted- palaces, statues, basins as large as water troughs, fixed cauldrons. We said, ‘Work thankfully, family of David, for few of my servants are truly thankful.’

Abdullah Yusuf Ali

They worked for him as he desired, (making) arches, images, basons as large as reservoirs, and (cooking) cauldrons fixed (in their places): "Work ye, sons of David, with thanks! but few of My servants are grateful!"

Abul A'la Maududi

They made for him whatever he would desire: stately buildings, images, basins like water-troughs and huge, built-in-cauldrons: "Work, O house of David, in thankfulness (to your Lord). Few of My servants are truly thankful."

Aisha Bewley

They made for him anything he wished: high arches and statues, huge dishes like cisterns, great built-in cooking vats. ‘Work, family of Dawud, in thankfulness!’ But very few of My slaves are thankful.

Al-Hilali & Khan

They worked for him as he desired, (making) high rooms, images, basins as large as reservoirs, and (cooking) cauldrons fixed (in their places). "Work you, O family of Dâwûd (David), with thanks!" But few of My slaves are grateful.

Ali Quli Qarai

They built for him as many temples as he wished, and figures, basins like cisterns, and caldrons fixed [in the ground]. ‘O House of David, observe thanksgiving, and few of My servants are grateful.’

Amatul Rahman Omar

Those (jinns -handy craftsmen) made for him (- Solomon) whatever he desired, places for worship and plans and basins (as large) as the tanks and large and heavy cooking pots well-set (on their trivets due to their large size). (And We said,) `Act gratefully, O people of David.' Yet few are My people who are (really) grateful.

Arthur John Arberry

fashioning for him whatsoever he would -- places of worship, statues, porringers like water-troughs, and anchored cooking-pots. 'Labour, O House of David, in thankfulness; for few indeed are those that are thankful among My servants.'

Bijan Moeinian

The Extra-terrestrials would build for him anything he wanted: buildings with statues and paintings, deep pools, heavy cooking instruments, etc. O’ people of David (the Jews) be grateful [for what God endowed your culture with], in fact only a few of My servants are grateful.

E. Henry Palmer

and they made for him what he pleased of chambers, and images, and dishes like troughs, and firm pots;- work, O ye family of David! thankfully; few is it of my servants who are thankful.

Edip-Layth

They made for him what he desired of enclosures, and statues, and pools of deep reservoirs, and heavy pots. "O family of David, work to show thanks." Only a few of My servants are appreciative.

George Sale

They made for him whatever he pleased, of palaces, and statues, and large dishes like fishponds, and cauldrons standing firm on their trevets; and We said, work righteousness, O family of David, with thanksgiving; for few of my servants are thankful.

Hamid S. Aziz

And We made the wind (subservient) unto Solomon, which made a month's journey in the morning and a month's journey in the evening, and We made a fountain of molten copper to flow out for him, and of the Jinn (foreigners or ingenious skilled workers?) there were those who worked before him by the command of his Lord; and whoever turned aside from Our command from among them, We made him taste of the punishment of flaming Fire.

Mahmoud Ghali

Making (Literally: between) for him whatever he decided: chambers and statues, and bowls like water-troughs, and anchored cauldrons. "Do (righteousness), House of Dawûd, in thankfulness; and few of My bondmen are constantly thankful."

Marmaduke Pickthall

They made for him what he willed: synagogues and statues, basins like wells and boilers built into the ground. Give thanks, O House of David! Few of My bondmen are thankful.

Mohamed Ahmed - Samira

They made for him whatever he wished, synagogues and statues, dishes large as water-troughs, and cauldrons firmly fixed (on ovens; and We said): "O House of David, act, and give thanks. " But few among My creatures are thankful.

Muhammad Asad

they made for him whatever he wished of sanctuaries, and statues, and basins as [large as] great watering - troughs, and cauldrons firmly anchored. [And We said:] "Labour, O David’s people, in gratitude [towards Me] and [remember that] few are the truly grateful [even] among My servants!"

Mustafa Khattab

They made for him whatever he desired of sanctuaries, statues,[1] basins as large as reservoirs, and cooking pots fixed ˹into the ground˺. ˹We ordered:˺ "Work gratefully, O  family of David!" ˹Only˺ a few of My servants are ˹truly˺ grateful.

Progressive Muslims

They made for him what he desired of enclosures, and statues, and pools of deep reservoirs, and heavy pots. "O family of David, work to show thanks." Only a few of My servants are appreciative.

Sahih International

They made for him what he willed of elevated chambers, statues, bowls like reservoirs, and stationary kettles. [We said], "Work, O family of David, in gratitude." And few of My servants are grateful.

Sam Gerrans

They made for him what he willed of sanctuaries, and statues, and basins like pools, and vessels firmly fixed. “Work, house of David, in gratitude!” And few are the grateful among My servants.

Shabbir Ahmed

They worked for him as he desired, making forts, sculptures and images, pools, and boilers well-dug into the ground. We said, "Labor O Children of David, in gratitude for what you have been given. Few of My servants are truly grateful in practice."

Syed Vickar Ahamed

They (the jinns') worked for him as he wished (making) arches, images, basins (to hold liquids) as large as ponds (of water) and (large cooking vats or) kettles held (firmly in places): "Family of Dawood (David), you work with thanks! But only a few of My servants are thankful!"

Taqi Usmani

They used to make for him whatever he wished of castles, images, basins as (large as) tanks, and big cookware fixed (in their places). "Do good, O family of Dawūd, in thankfulness. Very few from My slaves are thankful."

The Monotheist Group

They made for him what he desired of enclosures, and images and pools of deep reservoirs, and heavy pots. "O family of David, work to give thanks." Only a few of My servants are thankful.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils exécutaient pour lui ce quʹil voulait: sanctuaires, statues, plateaux comme des bassins, et marmites bien ancrées. - ʺO famille de David, œuvrez par gratitudeʺ, alors quʹil y a eu peu de Mes serviteurs qui sont reconnaissants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wan ji Suleyman re tişta bixwesta ji keleyan, peykeran, cifniyên mîna hewzan û dîzên (di erdê de) cihgirtî çêdikirin. (Me ji wan re got:) Gelî malbata Dawud! Xwedayê xwe bişêkirînin, teqez ji bendeyên min (yên) şukirdar kêm in!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij maakten voor hem wat hij wilde; heiligdommen, standbeelden, schotels als waterbekkens en stevig staande ketels. ʺWerkt, mensen van Dawoed, in dankbaarheid. Weinig van Mijn dienaren zijn dankbaar.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij maakten voor hem wat hem behaagde, zooals paleizen en standbeelden, en groote schotels, als vischvijvers, en ketels, die vaststonden op hunne treeften en wij zeiden: Oefen rechtvaardigheid uit, o gezin van David! en wees dankbaar; want weinigen mijner dienaren zijn dankbaar.

Hollandaca — Siregar

Zij maakten voor hem wat hij wilde; hoge gehouwen, beelden en schalen zo groot als vijvers en onverplaatsbare ketels. Werkt, O familie van Dâwôed, uit dankbaarheid. Maar, weinigen van Mijn dienaren zijn dankbaren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Делают они [джинны] ему [пророку Сулайману], что он пожелает: алтари [пристройки к местам поклонения Аллаху], изваяния (из меди и стекла), чаши, (по размеру) как водоемы (в которые набирается вода из колодцев), и неподвижные (из-за огромных размеров) котлы. (И сказали Мы): «Совершайте (дела повиновения Аллаху), (о), род Дауда, в знак благодарности (вашему Господу) (за то, что Он даровал вам)!» Но немногие из Моих рабов благодарны!

Rusça — Osmanov

Они создают для него то, что он пожелает: алтари, изваяния, чаши, огромные, как водоемы, прочно стоящие котлы. [Мы велели] роду Давуда: ʺВоздавайте [Аллаху] благодарностьʺ. Но мало кто из Моих рабов благодарен.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De gjorde för honom vad han begärde: skönt smyckade valvgångar, statyer, skålar, (stora) som bassänger, och väldiga grytor, som inte kunde rubbas från sin plats. (Vi sade:) ʺArbeta, ni män av Davids hus, och var tacksamma!ʺ Men få är de bland Mina tjänare som känner tacksamhet.