(10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. "Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm" diye vahyettik.
وَلَقَدْ اٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ مِنَّا فَضْلًا يَاجِبَالُ اَوِّبِي مَعَهُ وَالطَّيْرَ وَاَلَنَّا لَهُ الْحَدِيدَ اَنِ اعْمَلْ سَابِغَاتٍ وَقَدِّرْ فِي السَّرْدِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا اِنِّي بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
ve leḳad āteynā dāvūde minnā feDlen yā cibālu evvibī meǎhu ve T-Tayra ve elennā lehu l-Hadīde / eni ǎ'mel sābiğātin ve ḳaddir fī s-serdi ve ǎ'melū SāliHen innī bimā teǎ'melūne beSīrun
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve andolsun ki biz, Dâvûd'a, katımızdan lûtfettik, üstünlük verdik. Ey dağlar dedik, onunla berâber tenzîh edin beni ve ey kuşlar, siz de ve ona, demiri yumuşattık.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve andolsun ki biz, Dâvûdʼa, katımızdan lûtfettik, üstünlük verdik. Ey dağlar dedik, onunla berâber tenzîh edin beni ve ey kuşlar, siz de ve ona, demiri yumuşattık.
Adem Uğur
Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. "Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber tesbih edin" dedik. Ona demiri yumuşattık.
Ahmed Hulusi
Andolsun ki Davud'a bizden bir lütufta bulunduk. "Ey dağlar (benlik sahipleri), Onunla beraber beni tespih edin ve de kuşlar (ilimle seyredenler)!" Onun için, keskin (demir leblebi olan gerçeği) olanı (hakikate imanı) yumuşattık.
Ahmet Tekin
Andolsun, Dâvûd’a tarafımızdan bir üstünlük verdik. 'Ey dağlar! Yankılanarak onunla beraber Allah’ı tesbih edin, siz de ey kuşlar, öterek onunla beraber tesbih edin, zikredin.' dedik. Onun için demiri yumuşattık.
Ahmet Varol
Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. 'Ey dağlar! Onunla birlikte (onun tesbihini) yankılayın!' Kuşlara da (bunu emrettik). Ona demiri yumuşattık.
Ali Bulaç
Andolsun, biz Davud'a tarafımızdan bir fazl (üstünlük) verdik. "Ey dağlar, onunla birlikte (Beni tesbih edip) yankıyla ses verin" (dedik) ve kuşlara da (aynısını emrettik). Ve ona demiri yumuşattık.
Ali Fikri Yavuz
Gerçekten Davud’a, tarafımızdan (kendisine has olmak üzere) bir fazilet verdik: “- Ey dağlar ve kuşlar! Davud ile beraber tesbih edin?” dedik. Ona demiri de yumuşattık, (demiri eritmeden, çamur gibi, şekillendirme kudretini, Davud’a verdik).
Ali Rıza Safa
Ve gerçek şu ki, Davut'a, Kendi katımızdan, bir üstünlük verdik. "Ey dağlar; Onunla birlikte, Bana yönelin!" "Kuşlar; siz de öyle!" Ve demiri Ona yumuşattık.
Bayraktar Bayraklı
Davud'a katımızdan bir üstünlük verdik: "Ey dağlar ve kuşlar, onunla birlikte Allah'ı teşbihe/anmaya katılını!" dedik. Demiri onun için yumuşattık.
Bekir Sadak
(10-11) «Ey daglar ve kuslar! Davud tesbih ettikce siz de onu tekrarlayin» diyerek and olsun ki, ona katimizdan lutufta bulunduk; «genis zirhlar yap, dokumasini saglam tut» diye ona demiri yumusak kildik. Ey insanlar! Yararli is isleyin; dogrusu Ben yaptiklarinizi grenim.
Celal Yıldırım
And olsun ki, Davud'a kendi katımızdan bir üstünlük verdik; «Ey dağlar ve kuşlar, Onunla beraber tesbihte bulunup sesinizi çıkarın!» dedik ve ona demiri yumuşattık da,
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Andolsun biz Dâvûd’a tarafımızdan müstesna bir lutufta bulunduk. “Ey dağlar! Onunla birlikte tesbih edin. Ey kuşlar! Siz de!” dedik ve onun için demiri yumuşattık.
Diyanet İşleri
(10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. "Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm" diye vahyettik.
Diyanet İşleri (eski)
(10-11) 'Ey dağlar ve kuşlar! Davud tesbih ettikçe siz de onu tekrarlayın' diyerek and olsun ki, ona katımızdan lütufta bulunduk; 'geniş zırhlar yap, dokumasını sağlam tut' diye ona demiri yumuşak kıldık. Yararlı iş işleyin; doğrusu Ben yaptıklarınızı görenim.
Diyanet Vakfi
Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. «Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber tesbih edin» dedik. Ona demiri yumuşattık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Andolsun ki, biz Davud'a tarafımızdan bir fazilet verdik. «Ey dağlar! Onunla beraber tesbih edin.» dedik ve bunu kuşlara da (emrettik) ve ona demiri yumuşattık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Andolsun ki, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik: "Ey dağlar, çınlayın (tesbih edin) onunla beraber, siz de ey kuşlar!" dedik ve ona demiri yumuşattık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şanım hakkı için Davuda bizden bir fadıl verdik: ey dağlar çınlayın onunla beraber ve ey kuşlar! dedik ve ona demiri yumuşattık
Erhan Aktaş
Ant olsun ki, katımızdan Davud'a bir fazilet verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber övgüyü tekrarlayın. Ve onun için demiri yumuşattık.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ant olsun ki, katımızdan Davud'a bir fazilet verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber övgüyü tekrarlayın. Ve onun için demiri yumuşattık.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ant olsun ki, katımızdan Davud'a bir fazilet verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber övgüyü tekrarlayın. Ve onun için demiri yumuşattık.
Fizilal-il Kuran
Biz gerçekten Davud'a kendi katımızdan ayrıcalık sunduk. «Ey dağlar, o tesbih ettikçe siz de söylediklerini tekrarlayın. Ey kuşlar sizde» dedik. Ayrıca demiri avucunda yumuşattık.
Gültekin Onan
Andolsun, biz Davud'a tarafımızdan bir fazl (üstünlük) verdik. "Ey dağlar, onunla birlikte [benim tesbihimi] dönderin / tekrarlayın (evvibiy)" (dedik) ve kuşlara da [aynısını emrettik]. Ve ona demiri yumuşattık.
Hamdi Döndüren
Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir üstünlük verdik. “Ey dağlar ve kuşlar, onunla birlikte tesbih edin!” (dedik) ve ona demiri yumuşattık.
Hasan Basri Çantay
Andolsun ki biz Davuuda bizden bir imtiyaz verdik. "Ey dağlar, onunla birlikde tesbih edin" (dedik), kuşlara da (bunu emretdik). Ona demiri de (mum gibi) yumuşatdık.
Hasib Asutay
Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük (5) verdik. 'Ey dağlar! Onunla beraber tesbih edin' (dedik). Kuşlara da (bunu emrettik). Ona demiri yumuşattık (demiri işleme sanatını öğrettik). (5. Peygamberlik yahut bununla beraber saltanat.)
Hayrat Neşriyat
(10-11) Şânım hakkı için, Dâvûd’a tarafımızdan bir üstünlük verdik. 'Ey dağlar ve kuşlar! Onunla berâber tesbîh edin!' (dedik). Ve 'Geniş zırhlar yap!' diye demiri ona yumuşattık. 'Hem dokumasında ölçüyü gözet (güzel ve yeteri kadar yap) ve (ehlinle birlikte) sâlih amel işleyin! Çünki ben ne yaparsanız hakkıyla görenim' (diye vahyettik).
İbni Kesir
Andolsun ki; Davud'a, katımızdan lutuf ihsan ettik. Ey dağlar; onunla birlikte siz de tesbih edin ve kuşlar da. Ona demiri yumuşak kıldık.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki Davud’a tarafımızdan bir ikramda bulunmuştuk (ve) “Ey dağlar! (Beni tesbih ederek) onunla (Davud’la) birlikte yankıyla ses verin!” (demiştik); kuşlara da (aynısını söylemiştik). Ona (kullanabilmesi için) demiri yumuşatmıştık.
Muhammed Esed
Ve (böylece) Biz Davud'u lütfumuzla onurlandırdık: "Siz ey dağlar! Onunla birlik olup Allah'ın yüceliğini terennüm edin! Ve (siz de) ey kuşlar!" Biz o'ndaki bütün sertliği ve katılığı yumuşattık
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu Biz Davud'u katımızdan (işte bu nedenle) ödüllendirmiştik: "Ey dağlar! Onun sesine ses katın! Siz (öyle yapın ey) kuşlar!" Dahası, Biz ondaki bütün katılığı ve sertliği yumuşattık (ve dedik ki):
Ömer Nasuhi Bilmen
Şanım hakkı için Biz Dâvud'a tarafımızdan bir fazilet vermiştik. «Ey dağlar! O'nunla beraber tesbihte bulunun» (dedik). Kuşlara da (böyle emrettik). Ve onun için demiri yumuşattık.
Ömer Öngüt
Andolsun ki Davut'a kendi katımızdan bir üstünlük verdik. "Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber tesbih edin!" (dedik). Ona demiri yumuşattık.
Suat Yıldırım
(10-11) Biz Davud’a tarafımızdan bir imtiyaz verdik: "Ey dağlar! Ey kuşlar! Onunla beraber tesbih edin, şevke gelip Allah’ın yüceliğini terennüm edin." dedik. Ayrıca demiri ona yumuşattık (demiri şekillendirme kudreti verdik) "Bütün bedeni örtecek uzun zırhlar yap, onları dokumada intizama dikkat et ve siz de ey Davud ailesi! Hepiniz faydalı ve makbul işler yapınız, çünkü Ben yaptıklarınızı görüyorum." buyurduk.
Süleyman Ateş
Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik: "Ey dağlar, onunla beraber tesbih edin. Ve ey kuşlar (siz de onun tesbihine katılın)!" (dedik) ve ona demiri yumuşattık:
Süleymaniye Vakfı
Davud'a tarafımızdan bir lütufta bulunduk (ve şöyle dedik:) "Ey dağlar ve kanatlı canlılar! Davut ile beraber (bana) yönelin!" Bir de demiri onun için yumuşattık.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Davut'a katımızdan bir üstünlük verdik. "Ey dağlar onunla birlikte Allah'a yönelin. Ey kuşlar, siz de yönelin." dedik. Demiri Davut için yumuşattık.
Şaban Piriş
Davud'a katımızdan bir lütuf vermiştik. -Ey dağlar ve kuşlar Davud'la birlikte yönelin. Ona demiri de yumuşatmıştık.
Tefhim-ul Kuran
Andolsun, biz Davud'a tarafımızdan bir fazl (üstünlük) verdik. «Ey dağlar, onunla birlikte (Beni tesbih edip) yankıyla ses verin» (dedik) ve kuşlara da (aynısını emrettik). Ve ona demiri yumuşattık.
Ümit Şimşek
Biz Davud'a tarafımızdan bir lütufta bulunmuştuk. 'Ey dağlar ve ey kuşlar, onunla beraber tekrarlayın' dedik. Demiri de onun için yumuşattık.
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun, biz, Davud'a katımızdan bir lütufta bulunduk. "Ey dağlar, onunla birlikte tespih edin ve ey kuşlar siz de." dedik. Ve onun için demiri yumuşattık.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz Davuda Özümüzdən bir lütf bəxş etdik və buyurduq: “Ey dağlar və quşlar! Onunla birlikdə Allahın şəninə təriflər deyin!” Biz dəmiri onun üçün yumşaltdıq.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Həqiqətən, Biz Davuda Öz dərgahımızdan bir lütf bəxş edib: ″Siz ey dağlar, siz ey quşlar! Onunla (Davudla) birlikdə Allahı təqdis edib şəʼninə təʼriflə deyin!″ – deyə buyurduq və dəmiri onun (onun əlindən) yumşaltdıq. (Davud dəmiri əritmədən əlində mum kimi yumşaldıb istədiyi şeyi ondan düzəldərdi).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir haben einst David Unsere Huld erwiesen und sprachen: ʺO ihr Berge, singt mit ihm preisende Kehrreime!ʺ Das Gleiche sagten Wir den Vögeln. Wir machten für ihn das Eisen leicht biegsam.
Almanca — Der Edle Quran
Und Wir gaben ja Dawud eine Huld von Uns. - ʺIhr Berge, preist (Allah) im Widerhall mit ihm, und auch ihr Vögel.ʺ Und Wir machten für ihn das Eisen ge schmeidig:
Almanca — M. A. Rassoul
Und wahrlich, Wir verliehen David Unsere Huld: ʺO ihr Berge lobpreiset mit ihm (Allah), und auch ihr Vögel, (lobpreiset Ihn) !ʺ Und schmiegsam machten Wir ihm das Eisen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und gewiß, bereits WIR ließen Dawud von Uns Gunst zuteil werden: ʺIhr Berge! wiederholt nach ihm (die Lobpreisung), sowie ihr Vögel!ʺ UndWIR ließen für ihn das Eisen weich werden:
English (26)
Abdel Khalek Himmat
We bestowed on Dawud of Our bounty all grace which was made to abound in him. "O you mountains", We said, "play the echo to his praises, and so will you O birds" and We softened for him the iron for making defensive armour.
Abdul Haleem
We graced David with Our favour. We said, ‘You mountains, echo God’s praises together with him, and you birds, too.’ We softened iron for him,
Abdullah Yusuf Ali
We bestowed Grace aforetime on David from ourselves: "O ye Mountains! Sing ye back the Praises of Allah with him! and ye birds (also)! And We made the iron soft for him;-
Abul A'la Maududi
We bestowed Our favour upon David. (We commanded): "O mountains, sing Allah's praises with him"; (and so did We command) the birds. We softened the iron for him, (saying):
Aisha Bewley
We gave Dawud great favour from Us: ‘O mountains and birds! echo with him in his praise!’ And We made iron malleable for him:
Al-Hilali & Khan
And indeed We bestowed grace on Dâwûd (David) from Us (saying): "O you mountains. Glorify (Allâh) with him! And you birds (also)! And We made the iron soft for him."
Ali Quli Qarai
Certainly We gave David a grace from Us: ‘O mountains and birds, chime in with him!’ And We made iron soft for him,
Amatul Rahman Omar
And certainly We bestowed Our (gracious) favours on David. (We said, ) `O (you dwellers of the) mountains, obey him.' And (We assigned) the birds and the swift footed horses (their duty); and We made the iron soft and pliant for him.
Arthur John Arberry
And We gave David bounty from Us: 'O you mountains, echo God's praises with him, and you birds!' And We softened for him iron:
Bijan Moeinian
[As to the Jews who are not behaving to the Lord’s satisfaction, remind them that] I (God) showered David [who conquered Jerusalem for the Jews and established the first God worshipping kingdom] with my blessing….
E. Henry Palmer
And we did give David grace from us, 'O ye mountains! echo (God's praises) with him, and ye birds!' and we softened for him iron:
Edip-Layth
We granted David blessings from Us: "O mountains, glorify with him, as well as the birds." We softened the iron for him.
George Sale
We heretofore bestowed on David excellence from Us: And We said, O mountains, sing alternate praises with him; and We obliged the birds also to join therein. And We softened the iron for him,
Hamid S. Aziz
Do they not then consider what is before them and what is behind them of the heaven and the earth? If We will We can make them disappear in the land or bring down upon them a portion from the heaven; most surely in this is a sign for every servant who turns to Allah repentant.
Mahmoud Ghali
And indeed We already brought Dawûd (David) Grace from Us: "O you mountains, reiterate Allah's praises) with him, and you birds!" And We softened for him iron.
Marmaduke Pickthall
And assuredly We gave David grace from Us, (saying): O ye hills and birds, echo his psalms of praise! And We made the iron supple unto him,
Mohamed Ahmed - Samira
We favoured David with excellence, (and commanded): "O Jibal and Tair, glorify the greatness of God with him. " And We made iron pliable for him.
Muhammad Asad
AND [thus], indeed, did We grace David with Our favour: "O you mountains! Sing with him the praise of God! And [likewise] you birds!" And We softened all sharpness in him,
Mustafa Khattab
Indeed, We granted David a ˹great˺ privilege from Us, ˹commanding:˺ "O mountains! Echo his hymns! And the birds as well." We made iron mouldable for him,
Progressive Muslims
And We granted David blessings from Us: "O mountains, glorify with him, as well as the birds. " And We softened the iron for him.
Sahih International
And We certainly gave David from Us bounty. [We said], "O mountains, repeat [Our] praises with him, and the birds [as well]." And We made pliable for him iron,
Sam Gerrans
And We gave David from Us bounty: “O you mountains: echo with it, and you birds.” And We softened iron for him:
Shabbir Ahmed
We bestowed upon David bounties from Us, and commanded thus, "O Tribes of the Mountains! Join him in establishing My Glory on earth. " And so were commanded the fierce riders of the Taer Tribe. And We made the iron soft for him. (David mastered iron technology (21:79), (27:15-16)).
Syed Vickar Ahamed
And indeed, We have bestowed grace on Dawood (David) from Us, by saying: (And by ordering the mountains and birds) "O you Mountains! Glorify the Name of Allah with him! And you birds (also sing back with him)!" And We made the iron soft for him—
Taqi Usmani
Surely We bestowed grace on Dawūd from Us: "O mountains, pronounce with him Allah’s purity repeatedly - and you too O birds!" And We made the iron soft for him
The Monotheist Group
And We granted David blessings from Us: "O mountains, echo with him, and the birds." And We softened the iron for him.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Nous avons certes accordé une grâce à David de Notre part. O montagnes et oiseaux, répétez avec lui (les louanges dʹAllah). Et pour lui, Nous avons amolli le fer,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Sond be Me ji cem xwe qenciyek da Dawud û me got: Gelî çiya û gelî teyran, hûn jî digel wî tesbîhan bidin û me jê re hesin jî nerm kir.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En Wij gaven van Onze kant aan Dawoed een gunst: ʺO bergen, zingt berouwvol met hem lof en o vogels, jullie ook.ʺ En Wij maakten voor hem het ijzer buigzaam.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Wij schonken vroeger aan David van onze uitnemende gaven en zeiden: O bergen! zingt beurtelings lofliederen met hem; en wij dwongen ook de vogels zich daarbij te voegen. En wij maakten het ijzer zacht voor hem,
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И вот уже даровали Мы (пророку) Дауду от Нас (некое) преимущество [пророчество, писание и знание] (и сказали Мы): «О, горы! Возвращайте восхваление (Господу вашему) вместе с ним [с Даудом], и птицы (тоже восславляйте Его)!» И сделали Мы мягким для него железо (так, что оно было в его руках подобно тесту):
Rusça — Osmanov
Мы даровали от Нас Давуду милость [и велели]: ʺО горы! Славьте Меня вместе с ним (т. е. Давудом). И вы, птицы, [также славьте]ʺ. Мы сделали железо для него ковким
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
OCH VI skänkte David Vår särskilda nåd - Vi (befallde) bergen att med honom prisa Vår härlighet och fåglarna (att stämma in i hans lovsång). Och Vi gjorde järnet mjukt i hans händer,