(10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. "Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm" diye vahyettik.

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ مِنَّا فَضْلًا يَاجِبَالُ اَوِّبِي مَعَهُ وَالطَّيْرَ وَاَلَنَّا لَهُ الْحَدِيدَ اَنِ اعْمَلْ سَابِغَاتٍ وَقَدِّرْ فِي السَّرْدِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا اِنِّي بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

ve leḳad āteynā dāvūde minnā feDlen yā cibālu evvibī meǎhu ve T-Tayra ve elennā lehu l-Hadīde / eni ǎ'mel sābiğātin ve ḳaddir fī s-serdi ve ǎ'melū SāliHen innī bimā teǎ'melūne beSīrun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun ki
2اٰتَيْنَاāteynāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverdik
3دَاوُ۫دَdāvūdeداودDavud'a
4مِنَّاminnātarafımızdan
5فَضْلًاfeDlenف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmekbir üstünlük
6يَاجِبَالُyā cibāluج ب لDağ, çok miktarda toplamak, yaratılış, hamur yoğurmak, doğa, huy, mizaç, karakter, fıtrat, kalın ve sert olmak, cimri olmakEY/HEY/AH dağlar
7اَوِّبِيevvibīا و بGeri dönmek, tövbe etmek, (yıldızların) batması, tekrarlamak, (itaatsizlikten itaate) dönmek, yankılanmak, geceleyin konaklamak.tesbih edin
8مَعَهُmeǎhuonunla beraber
9وَالطَّيْرَve T-Tayraط ي رUçmak, acele etmek, öncü olmak, sevmek, bağlanmak, ünlü olmak, düşünmek/tasarlamak, dağılmak/saçılmak, şansve (ey) kuşlar
10وَاَلَنَّاve elennāل ي نYumuşak, yumuşaklık, gevşeklik, zayıflık, esneklik, nezaket, kolaylık, narinlikve yumuşattık
11لَهُlehuona
12الْحَدِيدَl-Hadīdeح د دBir sınır belirlemek, (bir şeyi) tanımlamak, (bir suçluyu) cezalandırmak, engellemek, geri itmek, geri atmak, keskinleştirmek. Engellemek/önlemek/kısıtlamak, mahrum bırakmak veya alıkoymak veya yasaklamak/men etmek, yasaklamak, geri püskürtmek/uzaklaştırmak/önlemek, ceza veya ceza vermek, bir şeyi diğerinden işaret veya not ile ayırt etmek veya ayırmak, bir bıçağı bilemek veya keskinleştirmek, bir kişiye veya şeye keskin veya dikkatli veya özenle bakmak, hitabet veya zeka veya anlayış veya öfke açısından keskin [veya etkili] olmak.demiri
1اَنِeni
2اعْمَلْǎ'melع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyap
3سَابِغَاتٍsābiğātinس ب غBol olmak, geniş olmak, uzun olmak, tam olmak, eksiksiz olmak, boyamak, yıkamak, daldırmak, suya batırmakgeniş zırhlar
4وَقَدِّرْve ḳaddirق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışölçülü yap
5فِي
6السَّرْدِs-serdiس ر دÖrmek, dokumak, dizmek, sıralamak, birbiri ardınca anlatmak, hikaye etmek, zırh örmekdokumasını
7وَاعْمَلُواve ǎ'melūع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatve (hepiniz) yapın
8صَالِحًاSāliHenص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.iyi işler
9اِنِّيinnīçünkü ben
10بِمَاbimā
11تَعْمَلُونَteǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyaptıklarınızı
12بَصِيرٌbeSīrunب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgörmekteyim

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve andolsun ki biz, Dâvûd'a, katımızdan lûtfettik, üstünlük verdik. Ey dağlar dedik, onunla berâber tenzîh edin beni ve ey kuşlar, siz de ve ona, demiri yumuşattık.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve andolsun ki biz, Dâvûdʼa, katımızdan lûtfettik, üstünlük verdik. Ey dağlar dedik, onunla berâber tenzîh edin beni ve ey kuşlar, siz de ve ona, demiri yumuşattık.

Adem Uğur

Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. "Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber tesbih edin" dedik. Ona demiri yumuşattık.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Davud'a bizden bir lütufta bulunduk. "Ey dağlar (benlik sahipleri), Onunla beraber beni tespih edin ve de kuşlar (ilimle seyredenler)!" Onun için, keskin (demir leblebi olan gerçeği) olanı (hakikate imanı) yumuşattık.

Ahmet Tekin

Andolsun, Dâvûd’a tarafımızdan bir üstünlük verdik. 'Ey dağlar! Yankılanarak onunla beraber Allah’ı tesbih edin, siz de ey kuşlar, öterek onunla beraber tesbih edin, zikredin.' dedik. Onun için demiri yumuşattık.

Ahmet Varol

Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. 'Ey dağlar! Onunla birlikte (onun tesbihini) yankılayın!' Kuşlara da (bunu emrettik). Ona demiri yumuşattık.

Ali Bulaç

Andolsun, biz Davud'a tarafımızdan bir fazl (üstünlük) verdik. "Ey dağlar, onunla birlikte (Beni tesbih edip) yankıyla ses verin" (dedik) ve kuşlara da (aynısını emrettik). Ve ona demiri yumuşattık.

Ali Fikri Yavuz

Gerçekten Davud’a, tarafımızdan (kendisine has olmak üzere) bir fazilet verdik: “- Ey dağlar ve kuşlar! Davud ile beraber tesbih edin?” dedik. Ona demiri de yumuşattık, (demiri eritmeden, çamur gibi, şekillendirme kudretini, Davud’a verdik).

Ali Rıza Safa

Ve gerçek şu ki, Davut'a, Kendi katımızdan, bir üstünlük verdik. "Ey dağlar; Onunla birlikte, Bana yönelin!" "Kuşlar; siz de öyle!" Ve demiri Ona yumuşattık.

Bayraktar Bayraklı

Davud'a katımızdan bir üstünlük verdik: "Ey dağlar ve kuşlar, onunla birlikte Allah'ı teşbihe/anmaya katılını!" dedik. Demiri onun için yumuşattık.

Bekir Sadak

(10-11) «Ey daglar ve kuslar! Davud tesbih ettikce siz de onu tekrarlayin» diyerek and olsun ki, ona katimizdan lutufta bulunduk; «genis zirhlar yap, dokumasini saglam tut» diye ona demiri yumusak kildik. Ey insanlar! Yararli is isleyin; dogrusu Ben yaptiklarinizi grenim.

Celal Yıldırım

And olsun ki, Davud'a kendi katımızdan bir üstünlük verdik; «Ey dağlar ve kuşlar, Onunla beraber tesbihte bulunup sesinizi çıkarın!» dedik ve ona demiri yumuşattık da,

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Andolsun biz Dâvûd’a tarafımızdan müstesna bir lutufta bulunduk. “Ey dağlar! Onunla birlikte tesbih edin. Ey kuşlar! Siz de!” dedik ve onun için demiri yumuşattık.

Diyanet İşleri

(10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. "Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm" diye vahyettik.

Diyanet İşleri (eski)

(10-11) 'Ey dağlar ve kuşlar! Davud tesbih ettikçe siz de onu tekrarlayın' diyerek and olsun ki, ona katımızdan lütufta bulunduk; 'geniş zırhlar yap, dokumasını sağlam tut' diye ona demiri yumuşak kıldık. Yararlı iş işleyin; doğrusu Ben yaptıklarınızı görenim.

Diyanet Vakfi

Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. «Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber tesbih edin» dedik. Ona demiri yumuşattık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun ki, biz Davud'a tarafımızdan bir fazilet verdik. «Ey dağlar! Onunla beraber tesbih edin.» dedik ve bunu kuşlara da (emrettik) ve ona demiri yumuşattık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik: "Ey dağlar, çınlayın (tesbih edin) onunla beraber, siz de ey kuşlar!" dedik ve ona demiri yumuşattık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şanım hakkı için Davuda bizden bir fadıl verdik: ey dağlar çınlayın onunla beraber ve ey kuşlar! dedik ve ona demiri yumuşattık

Erhan Aktaş

Ant olsun ki, katımızdan Davud'a bir fazilet verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber övgüyü tekrarlayın. Ve onun için demiri yumuşattık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki, katımızdan Davud'a bir fazilet verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber övgüyü tekrarlayın. Ve onun için demiri yumuşattık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki, katımızdan Davud'a bir fazilet verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber övgüyü tekrarlayın. Ve onun için demiri yumuşattık.

Fizilal-il Kuran

Biz gerçekten Davud'a kendi katımızdan ayrıcalık sunduk. «Ey dağlar, o tesbih ettikçe siz de söylediklerini tekrarlayın. Ey kuşlar sizde» dedik. Ayrıca demiri avucunda yumuşattık.

Gültekin Onan

Andolsun, biz Davud'a tarafımızdan bir fazl (üstünlük) verdik. "Ey dağlar, onunla birlikte [benim tesbihimi] dönderin / tekrarlayın (evvibiy)" (dedik) ve kuşlara da [aynısını emrettik]. Ve ona demiri yumuşattık.

Hamdi Döndüren

Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir üstünlük verdik. “Ey dağlar ve kuşlar, onunla birlikte tesbih edin!” (dedik) ve ona demiri yumuşattık.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz Davuuda bizden bir imtiyaz verdik. "Ey dağlar, onunla birlikde tesbih edin" (dedik), kuşlara da (bunu emretdik). Ona demiri de (mum gibi) yumuşatdık.

Hasib Asutay

Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük (5) verdik. 'Ey dağlar! Onunla beraber tesbih edin' (dedik). Kuşlara da (bunu emrettik). Ona demiri yumuşattık (demiri işleme sanatını öğrettik). (5. Peygamberlik yahut bununla beraber saltanat.)

Hayrat Neşriyat

(10-11) Şânım hakkı için, Dâvûd’a tarafımızdan bir üstünlük verdik. 'Ey dağlar ve kuşlar! Onunla berâber tesbîh edin!' (dedik). Ve 'Geniş zırhlar yap!' diye demiri ona yumuşattık. 'Hem dokumasında ölçüyü gözet (güzel ve yeteri kadar yap) ve (ehlinle birlikte) sâlih amel işleyin! Çünki ben ne yaparsanız hakkıyla görenim' (diye vahyettik).

İbni Kesir

Andolsun ki; Davud'a, katımızdan lutuf ihsan ettik. Ey dağlar; onunla birlikte siz de tesbih edin ve kuşlar da. Ona demiri yumuşak kıldık.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki Davud’a tarafımızdan bir ikramda bulunmuştuk (ve) “Ey dağlar! (Beni tesbih ederek) onunla (Davud’la) birlikte yankıyla ses verin!” (demiştik); kuşlara da (aynısını söylemiştik). Ona (kullanabilmesi için) demiri yumuşatmıştık.

Muhammed Esed

Ve (böylece) Biz Davud'u lütfumuzla onurlandırdık: "Siz ey dağlar! Onunla birlik olup Allah'ın yüceliğini terennüm edin! Ve (siz de) ey kuşlar!" Biz o'ndaki bütün sertliği ve katılığı yumuşattık

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz Davud'u katımızdan (işte bu nedenle) ödüllendirmiştik: "Ey dağlar! Onun sesine ses katın! Siz (öyle yapın ey) kuşlar!" Dahası, Biz ondaki bütün katılığı ve sertliği yumuşattık (ve dedik ki):

Ömer Nasuhi Bilmen

Şanım hakkı için Biz Dâvud'a tarafımızdan bir fazilet vermiştik. «Ey dağlar! O'nunla beraber tesbihte bulunun» (dedik). Kuşlara da (böyle emrettik). Ve onun için demiri yumuşattık.

Ömer Öngüt

Andolsun ki Davut'a kendi katımızdan bir üstünlük verdik. "Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber tesbih edin!" (dedik). Ona demiri yumuşattık.

Suat Yıldırım

(10-11) Biz Davud’a tarafımızdan bir imtiyaz verdik: "Ey dağlar! Ey kuşlar! Onunla beraber tesbih edin, şevke gelip Allah’ın yüceliğini terennüm edin." dedik. Ayrıca demiri ona yumuşattık (demiri şekillendirme kudreti verdik) "Bütün bedeni örtecek uzun zırhlar yap, onları dokumada intizama dikkat et ve siz de ey Davud ailesi! Hepiniz faydalı ve makbul işler yapınız, çünkü Ben yaptıklarınızı görüyorum." buyurduk.

Süleyman Ateş

Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik: "Ey dağlar, onunla beraber tesbih edin. Ve ey kuşlar (siz de onun tesbihine katılın)!" (dedik) ve ona demiri yumuşattık:

Süleymaniye Vakfı

Davud'a tarafımızdan bir lütufta bulunduk (ve şöyle dedik:) "Ey dağlar ve kanatlı canlılar! Davut ile beraber (bana) yönelin!" Bir de demiri onun için yumuşattık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Davut'a katımızdan bir üstünlük verdik. "Ey dağlar onunla birlikte Allah'a yönelin. Ey kuşlar, siz de yönelin." dedik. Demiri Davut için yumuşattık.

Şaban Piriş

Davud'a katımızdan bir lütuf vermiştik. -Ey dağlar ve kuşlar Davud'la birlikte yönelin. Ona demiri de yumuşatmıştık.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, biz Davud'a tarafımızdan bir fazl (üstünlük) verdik. «Ey dağlar, onunla birlikte (Beni tesbih edip) yankıyla ses verin» (dedik) ve kuşlara da (aynısını emrettik). Ve ona demiri yumuşattık.

Ümit Şimşek

Biz Davud'a tarafımızdan bir lütufta bulunmuştuk. 'Ey dağlar ve ey kuşlar, onunla beraber tekrarlayın' dedik. Demiri de onun için yumuşattık.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, biz, Davud'a katımızdan bir lütufta bulunduk. "Ey dağlar, onunla birlikte tespih edin ve ey kuşlar siz de." dedik. Ve onun için demiri yumuşattık.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz Davuda Özümüzdən bir lütf bəxş etdik və buyurduq: “Ey dağlar və quşlar! Onunla birlikdə Allahın şəninə təriflər deyin!” Biz dəmiri onun üçün yumşaltdıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Həqiqətən, Biz Davuda Öz dərgahımızdan bir lütf bəxş edib: ″Siz ey dağlar, siz ey quşlar! Onunla (Davudla) birlikdə Allahı təqdis edib şəʼninə təʼriflə deyin!″ – deyə buyurduq və dəmiri onun (onun əlindən) yumşaltdıq. (Davud dəmiri əritmədən əlində mum kimi yumşaldıb istədiyi şeyi ondan düzəldərdi).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben einst David Unsere Huld erwiesen und sprachen: ʺO ihr Berge, singt mit ihm preisende Kehrreime!ʺ Das Gleiche sagten Wir den Vögeln. Wir machten für ihn das Eisen leicht biegsam.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir gaben ja Dawud eine Huld von Uns. - ʺIhr Berge, preist (Allah) im Widerhall mit ihm, und auch ihr Vögel.ʺ Und Wir machten für ihn das Eisen ge schmeidig:

Almanca — M. A. Rassoul

Und wahrlich, Wir verliehen David Unsere Huld: ʺO ihr Berge lobpreiset mit ihm (Allah), und auch ihr Vögel, (lobpreiset Ihn) !ʺ Und schmiegsam machten Wir ihm das Eisen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits WIR ließen Dawud von Uns Gunst zuteil werden: ʺIhr Berge! wiederholt nach ihm (die Lobpreisung), sowie ihr Vögel!ʺ UndWIR ließen für ihn das Eisen weich werden:

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We bestowed on Dawud of Our bounty all grace which was made to abound in him. "O you mountains", We said, "play the echo to his praises, and so will you O birds" and We softened for him the iron for making defensive armour.

Abdul Haleem

We graced David with Our favour. We said, ‘You mountains, echo God’s praises together with him, and you birds, too.’ We softened iron for him,

Abdullah Yusuf Ali

We bestowed Grace aforetime on David from ourselves: "O ye Mountains! Sing ye back the Praises of Allah with him! and ye birds (also)! And We made the iron soft for him;-

Abul A'la Maududi

We bestowed Our favour upon David. (We commanded): "O mountains, sing Allah's praises with him"; (and so did We command) the birds. We softened the iron for him, (saying):

Aisha Bewley

We gave Dawud great favour from Us: ‘O mountains and birds! echo with him in his praise!’ And We made iron malleable for him:

Al-Hilali & Khan

And indeed We bestowed grace on Dâwûd (David) from Us (saying): "O you mountains. Glorify (Allâh) with him! And you birds (also)! And We made the iron soft for him."

Ali Quli Qarai

Certainly We gave David a grace from Us: ‘O mountains and birds, chime in with him!’ And We made iron soft for him,

Amatul Rahman Omar

And certainly We bestowed Our (gracious) favours on David. (We said, ) `O (you dwellers of the) mountains, obey him.' And (We assigned) the birds and the swift footed horses (their duty); and We made the iron soft and pliant for him.

Arthur John Arberry

And We gave David bounty from Us: 'O you mountains, echo God's praises with him, and you birds!' And We softened for him iron:

Bijan Moeinian

[As to the Jews who are not behaving to the Lord’s satisfaction, remind them that] I (God) showered David [who conquered Jerusalem for the Jews and established the first God worshipping kingdom] with my blessing….

E. Henry Palmer

And we did give David grace from us, 'O ye mountains! echo (God's praises) with him, and ye birds!' and we softened for him iron:

Edip-Layth

We granted David blessings from Us: "O mountains, glorify with him, as well as the birds." We softened the iron for him.

George Sale

We heretofore bestowed on David excellence from Us: And We said, O mountains, sing alternate praises with him; and We obliged the birds also to join therein. And We softened the iron for him,

Hamid S. Aziz

Do they not then consider what is before them and what is behind them of the heaven and the earth? If We will We can make them disappear in the land or bring down upon them a portion from the heaven; most surely in this is a sign for every servant who turns to Allah repentant.

Mahmoud Ghali

And indeed We already brought Dawûd (David) Grace from Us: "O you mountains, reiterate Allah's praises) with him, and you birds!" And We softened for him iron.

Marmaduke Pickthall

And assuredly We gave David grace from Us, (saying): O ye hills and birds, echo his psalms of praise! And We made the iron supple unto him,

Mohamed Ahmed - Samira

We favoured David with excellence, (and commanded): "O Jibal and Tair, glorify the greatness of God with him. " And We made iron pliable for him.

Muhammad Asad

AND [thus], indeed, did We grace David with Our favour: "O you mountains! Sing with him the praise of God! And [likewise] you birds!" And We softened all sharpness in him,

Mustafa Khattab

Indeed, We granted David a ˹great˺ privilege from Us, ˹commanding:˺ "O mountains! Echo his hymns! And the birds as well." We made iron mouldable for him,

Progressive Muslims

And We granted David blessings from Us: "O mountains, glorify with him, as well as the birds. " And We softened the iron for him.

Sahih International

And We certainly gave David from Us bounty. [We said], "O mountains, repeat [Our] praises with him, and the birds [as well]." And We made pliable for him iron,

Sam Gerrans

And We gave David from Us bounty: “O you mountains: echo with it, and you birds.” And We softened iron for him:

Shabbir Ahmed

We bestowed upon David bounties from Us, and commanded thus, "O Tribes of the Mountains! Join him in establishing My Glory on earth. " And so were commanded the fierce riders of the Taer Tribe. And We made the iron soft for him. (David mastered iron technology (21:79), (27:15-16)).

Syed Vickar Ahamed

And indeed, We have bestowed grace on Dawood (David) from Us, by saying: (And by ordering the mountains and birds) "O you Mountains! Glorify the Name of Allah with him! And you birds (also sing back with him)!" And We made the iron soft for him—

Taqi Usmani

Surely We bestowed grace on Dawūd from Us: "O mountains, pronounce with him Allah’s purity repeatedly - and you too O birds!" And We made the iron soft for him

The Monotheist Group

And We granted David blessings from Us: "O mountains, echo with him, and the birds." And We softened the iron for him.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous avons certes accordé une grâce à David de Notre part. O montagnes et oiseaux, répétez avec lui (les louanges dʹAllah). Et pour lui, Nous avons amolli le fer,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be Me ji cem xwe qenciyek da Dawud û me got: Gelî çiya û gelî teyran, hûn jî digel wî tesbîhan bidin û me jê re hesin jî nerm kir.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij gaven van Onze kant aan Dawoed een gunst: ʺO bergen, zingt berouwvol met hem lof en o vogels, jullie ook.ʺ En Wij maakten voor hem het ijzer buigzaam.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij schonken vroeger aan David van onze uitnemende gaven en zeiden: O bergen! zingt beurtelings lofliederen met hem; en wij dwongen ook de vogels zich daarbij te voegen. En wij maakten het ijzer zacht voor hem,

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вот уже даровали Мы (пророку) Дауду от Нас (некое) преимущество [пророчество, писание и знание] (и сказали Мы): «О, горы! Возвращайте восхваление (Господу вашему) вместе с ним [с Даудом], и птицы (тоже восславляйте Его)!» И сделали Мы мягким для него железо (так, что оно было в его руках подобно тесту):

Rusça — Osmanov

Мы даровали от Нас Давуду милость [и велели]: ʺО горы! Славьте Меня вместе с ним (т. е. Давудом). И вы, птицы, [также славьте]ʺ. Мы сделали железо для него ковким

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH VI skänkte David Vår särskilda nåd - Vi (befallde) bergen att med honom prisa Vår härlighet och fåglarna (att stämma in i hans lovsång). Och Vi gjorde järnet mjukt i hans händer,