Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah'a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.

اِذْ جَٓاؤُ۫كُمْ مِنْ فَوْقِكُمْ وَمِنْ اَسْفَلَ مِنْكُمْ وَاِذْ زَاغَتِ الْاَبْصَارُ وَبَلَغَتِ الْقُلُوبُ الْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِاللّٰهِ الظُّنُونَا

iƶ cā'ūkum min fevḳikum ve min esfele minkum ve iƶ zāğati l-ebSāru ve beleğati l-ḳulūbu l-Hanācira ve teZunnūne bi(a)llahi Z-Zunūnā

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِذْhani
2جَٓاؤُ۫كُمْcā'ūkumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakonlar gelmişlerdi
3مِنْmin-den
4فَوْقِكُمْfevḳikumف و قRütbe veya mükemmellikte üstün olmak, üstesinden gelmek, geçmek, üstünde/üzerinde olmak, üzerinde, üzerine, daha fazla, yüksekte olmak. Fauq - üstünde/üzerinde/daha fazla/üstün anlamında bir edattır. Fawaq - iki sağım/emzirme arasındaki zaman, kişinin elini açması ve memeyi kavraması arasındaki süre ve sonra sağım için bırakması, sağım sırasında el açma ve kapama arasındaki gecikme ve zaman aralığı. Afaqa - kendine gelmek, iyileşmek (bayılma veya hastalıktan sonra), uyanmak (uykudan), hatırlamak.üstünüz-
5وَمِنْve minve
6اَسْفَلَesfeleس ف لAlçak olmak, aşağı olmak, aşağıya inmek, aşağıda bulunmak, düşmek, alçalmak, bayağılaşmakalt tarafınızdan
7مِنْكُمْminkumsizin
8وَاِذْve iƶve hani
9زَاغَتِzāğatiز ي غGeri çekilmek/sapmak/yoldan çıkmak, kenara çekilmiş, şüphe duyan.kaymıştı
10الْاَبْصَارُl-ebSāruب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgözler
11وَبَلَغَتِve beleğatiب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmakve dayanmıştı
12الْقُلُوبُl-ḳulūbuق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpyürekler
13الْحَنَاجِرَl-Hanāciraح ن ج رBoğazı keserek kesmek/öldürmek. Hançere - boğaz, soluk borusu, nefes alma yolu, soluk borusunun başı, gırtlağın tamamı.gırtlaklara
14وَتَظُنُّونَve teZunnūneظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.ve zanda bulunuyordunuz
15بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah hakında
16الظُّنُونَاZ-Zunūnāظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.türlü düşüncelerle

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Hani size hem üst tarafınızdan hücum etmişlerdi, hem alt tarafınızdaki yerlerden ve hani gözler yılmıştı ve korkudan yürekler, ağızlara gelmişti ve Allah hakkında çeşitli zanlara kapılmıştınız.

Abdulkadir Gölpınarlı

Hani size hem üst tarafınızdan hücum etmişlerdi, hem alt tarafınızdaki yerlerden ve hani gözler yılmıştı ve korkudan yürekler, ağızlara gelmişti ve Allah hakkında çeşitli zanlara kapılmıştınız.

Adem Uğur

Onlar hem yukarınızdan hem aşağı tarafınızdan (vâdinin üstünden ve alt yanından) üzerinize yürüdükleri zaman; gözler yıldığı, yürekler gırtlağa geldiği ve siz Allah hakkında türlü türlü şeyler düşündüğünüz zaman;

Ahmed Hulusi

Hani size hem üst tarafınızdan ve hem de aşağı tarafınızdan geldiler. . . Hani gözleriniz kaymış, yürekleriniz ağzınıza varacak hale gelmiştiniz! Allah hakkında türlü zanlarda bulunuyordunuz.

Ahmet Tekin

Hani onlar, hem yukarınızdan, hem aşağı tarafınızdan, vadinin üstünden ve alt tarafından üzerinize yürümüştü. Gözler yılmış, yürekler ağızlara gelmişti. Siz, Allah hakkında türlü türlü düşüncelere dalıyordunuz.

Ahmet Varol

Onlar size hem üstünüzden hem alt tarafınızdan gelmişlerdi ve gözler kaymış, yürekler gırtlaklara dayanmıştı. Allah hakkında da çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.

Ali Bulaç

Hani onlar, size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Allah hakkında (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz.

Ali Fikri Yavuz

O vakit kâfirler üstünüzden (vadinin üst ve doğu tarafından), bir de altınızdan (vadinin aşağı ve batı tarafından) size gelmişlerdi. O zaman gözler yılmış, kalbler gırtlaklara dayanmıştı. Allah’a da çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.

Ali Rıza Safa

Yukarıdan ve aşağıdan üzerinize geldiklerinde, gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Üstelik Allah hakkında çok sayıda yakıştırmalarda bulunuyordunuz.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, hem yukarınızdan hem aşağınızdan üzerinize yürüdükleri zaman; gözler yıldığı, yürekler gırtlaklara geldiği ve siz, Allah hakkında türlü türlü zanda bulunduğunuz zaman.

Bekir Sadak

Onlar size yukarinizdan ve asaginizdan gelmislerdi; gozler de donmustu; yurekler agizlara gelmisti; Allah icin cesitli tahminlerde bulunuyordunuz.

Celal Yıldırım

Hani onlar (düşman orduları) üst tarafınızdan (hücuma geçip) üzerinize gelmişlerdi ve hani gözler de kaymış, yürekler gırtlaklara gelip dayanmıştı. Allah'a karşı da türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yukarınızdan ve sizden aşağıda bulunan bölgeden üzerinize gelmişlerdi; korkudan gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti; bu esnada Allah hakkında olmadık zanlara kapılmakta idiniz.

Diyanet İşleri

Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah'a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.

Diyanet İşleri (eski)

Onlar size yukarınızdan ve aşağınızdan gelmişlerdi; gözler de dönmüştü, yürekler ağızlara gelmişti; Allah için çeşitli tahminlerde bulunuyordunuz.

Diyanet Vakfi

Onlar hem yukarınızdan hem aşağı tarafınızdan (vâdinin üstünden ve alt yanından) üzerinize yürüdükleri zaman; gözler yıldığı, yürekler gırtlağa geldiği ve siz Allah hakkında türlü türlü şeyler düşündüğünüz zaman;

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O zaman onlar, hem üstünüzden gelmişlerdi, hem aşağı tarafınızdan ve o vakit gözler kaymış, yürekler gırtlaklara dayanmıştı. Siz Allah'a türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zaman hem üstünüzden gelmişlerdi, hem aşağı tarafınızdan ve o vakit gözler kaymış, yürekler gırtlaklara dayanmıştı. Allah'a türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt ki hem üstünüzden gelmişlerdi, hem aşağı tarafınızdan ve o vakıt ki gözler kaymış, yürekler gırtlaklara dayanmıştı ve Allaha türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz

Erhan Aktaş

Hani onlar, alttan ve üstten, her yönden size saldırmışlardı. Gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti. Ve siz, Allah hakkında zan üzerine zanda bulunuyordunuz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani onlar, alttan ve üstten, her yönden size saldırmışlardı. Gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti. Ve siz, Allah hakkında zan üzerine zanda bulunuyordunuz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani onlar, alttan ve üsten, her yönden size saldırmışlardı. Gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti. Ve siz, Allah hakkında zan üzerine zanda bulunuyordunuz.

Fizilal-il Kuran

Onlar size yukarınızdan ve aşağınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti. Allah hakkında türlü zanlarda bulunuyordunuz.

Gültekin Onan

Hani onlar size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, kalpler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Tanrı hakkında (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz.

Hamdi Döndüren

Hani onlar yukarınızdan ve aşağınızdan üzerinize gelmişlerdi. Gözler yerinden kaymış, yürekler ise ağızlara gelmişti. Allah hakkında, aklınızdan türlü türlü şeyler geçiriyordunuz!

Hasan Basri Çantay

O vakit onlar hem üstünüzden, hem altınızdan size gelmişlerdi. O zaman gözler yılmış, yürekler gırtlaklara dayanmışdı ve siz Allaha karşı (türlü) zanlarda bulunuyordunuz.

Hasib Asutay

O vakit onlar size hem yukarınızdan hem aşağı tarafınızdan gelmişlerdi. (4) Hani gözler kaymış ve yürekler gırtlağa dayanmıştı. Siz de Allah hakkında türlü zanlarda bulunuyordunuz. (4. Yardımcı melekler.)

Hayrat Neşriyat

Hani (onlar) size, üstünüzden ve alt tarafınızdan gelmişlerdi ve o vakit, gözler kaymış, yürekler gırtlaklara dayanmıştı ve Allah hakkında türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz.

İbni Kesir

Hani onlar size, hem üstünüzden hem de altınızdan gelmişlerdi. Ve hani gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti ve siz Allah hakkında çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.

Mehmet Okuyan

Onlar hem yukarınızdan hem aşağı tarafınızdan üzerinize geldikleri zaman, gözler kaydığı (yıldığı), yürekler boğazlara geldiği ve siz Allah hakkında türlü türlü şeyler düşündüğünüz zaman,

Muhammed Esed

Onlar yukarıdan ve aşağıdan üzerinize geldiklerinde ve gözler(inizin) feri kaybolup yürekler(iniz) ağzınıza geldiğinde ve Allah hakkında en çelişik düşünceler aklınızdan (bir bir) geçtiğinde (neler hissettiğinizi hatırlayın):

Mustafa İslamoğlu

Hani onlar önünüzden ve sizin ardınızdan üzerinize gelmişlerdi; işte o an gözlerin yuvalarından fırladığı, yüreklerin ağızlara geldiği bir andı; öyle bir hal ki, Allah'ın ne yapacağı hakkında her tür düşünce zihninizde cirit atıyordu.

Ömer Nasuhi Bilmen

O vakit ki, size hem üstünüzden gelmişlerdi hem de aşağı tarafınızdan ve o vakit ki, gözler kaymış ve yürekler gırtlaklara kavuşmuştu ve Allah'a türlü türlü zanlar ile zanda bulunuyordunuz.

Ömer Öngüt

Hani onlar hem yukarınızdan hem de aşağı tarafınızdan üzerinize gelmişti. Gözler dönmüş, yürekler ağızlara gelmişti. Ve siz Allah hakkında türlü zanlarda bulunuyordunuz!

Suat Yıldırım

O vakit onlar hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Gözleriniz şaşkınlıktan ötürü kaymış, yüreğiniz ağzınıza gelmişti. Siz de Allah hakkında türlü türlü zanlar beslemeye başlamıştınız.

Süleyman Ateş

Hani onlar üstünüzden ve alt tarafınızdan gelmişlerdi, gözler (şaşkınlıktan ötürü) kaymış, yürekler (korkudan) hançerelere dayanmıştı. Allah hakında türlü zanlarda bulunuyordunuz.

Süleymaniye Vakfı

Onlar üstünüzden ve alt tarafınızdan gelmişlerdi. Gözler yuvalarından fırlamış, yürekler ağızlara gelmişti. Allah hakkında türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar size yukarınızdan ve aşağınızdan gelmişlerdi. Gözler yuvalarından fırlamış, yürekler ağızlara gelmişti; Allah hakkında da farklı düşüncelere dalmıştınız.

Şaban Piriş

Onlar, size üstünüzden ve aşağınızdan gelmişlerdi. Gözler dönmüş, yürekler ağza gelmişti. Allah hakkında çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.

Tefhim-ul Kuran

Hani onlar, size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler de kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Allah hakkında da (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz.

Ümit Şimşek

O vakit size düşman üstünüzden ve altınızdan saldırmıştı da gözler yılmış, yürekler ağızlara gelmiş, siz de Allah hakkında çeşitli zanlar beslemeye başlamıştınız.

Yaşar Nuri Öztürk

Hani, onlar, üst yanınızdan, alt tarafınızdan size saldırmıştı da gözler kaymış, yürekler gırtlaklara ulaşmıştı. Allah hakkında türlü zanlarda bulunuyordunuz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O zaman onlar sizin həm yuxarı və həm də aşağı tərəfinizdən üstünüzə gəlmişdilər. O vaxt qorxudan gözlər bərəlmiş, ürəklər xirtdəyə çatmış və siz də Allah barəsində zənnə-gümana qapılmışdınız.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O zaman onlar üstünüzə həm yuxarı, həm də aşağı tərəfdən (vadinin üst və alt tərəfindən) hücum etmiş və (qorxudan) gözünüz hədəqəsindən çıxıb ürəyiniz ağzınıza gəlmişdi. Allah barəsində də müxtəlif fikirlərə düşmüşdünüz. (Möʼminlər Allahın Öz vəʼdinə doğru olduğuna inanır, münafiqlər isə eʼtiqadı zəif olanlar isə Muhəmməd əleyhissəlamın bu bəladan xilas ola bilməyəcəyini güman edirdilər).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie kamen von oben und von unten auf euch zu. Eure Blicke schweiften ab, und eure Herzen bebten vor Angst, so daß es euch bis zum Halse schlug. Da machtet ihr euch ungebührliche Gedanken über Gott.

Almanca — Der Edle Quran

Als sie von oben zu euch kamen und von unten her, und als die Blicke unsicher wurden und die Herzen die Kehle erreichten und ihr von Allah verschiedene Meinungen hattet.

Almanca — M. A. Rassoul

Als sie von oben und von unten her über euch kamen, und als die Augen rollten und die Herzen in die Kehle stiegen und ihr verschiedene Gedanken über Allah hegtet

Almanca — Muhammad Zaidan

Als sie zu euch von über euch und von unter euch kamen, und als die Blicke abgeirrt und die Herzen die Kehlen erreicht haben und ihr von ALLAH doch manches gedachtet habt,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They -the enemy forces- came to you from the north and from the south and from high ground and low ground wherefore your eyes grew dim and beclouded and the hearts sank in the shoes and throbbed and leaped high into the mouths and you began to be suspicious of Allah and to have an evil presage in your minds and bloody thoughts of Him.

Abdul Haleem

They massed against you from above and below; your eyes rolled [with fear], your hearts rose into your throats, and you thought [ill] thoughts of God.

Abdullah Yusuf Ali

Behold! they came on you from above you and from below you, and behold, the eyes became dim and the hearts gaped up to the throats, and ye imagined various (vain) thoughts about Allah!

Abul A'la Maududi

When they came upon you from above you and from below you, when your eyes were stupefied with horror and your hearts leapt to your throats, and you began to entertain diverse thoughts about Allah.

Aisha Bewley

When they came at you from above you and below you, when your eyes rolled and your hearts rose to your throats, and you thought unworthy thoughts about Allah,

Al-Hilali & Khan

When they came upon you from above you and from below you, and when the eyes grew wild and the hearts reached to the throats, and you were harbouring doubts about Allâh.

Ali Quli Qarai

When they came at you from above and below you, and when the eyes rolled [with fear] and the hearts leapt to the throats, and you entertained misgivings about Allah,

Amatul Rahman Omar

(Recall how He favoured you) when they (-your enemies) invaded you (at Madînah) from above you (from the highlands on the east) and from below you (-from the valley to the west) and when (your) eyes were dazed (in terror) and your hearts rose up to (your) throats while (some of) you entertained diverse thoughts about Allâh.

Arthur John Arberry

When they came against you from above you and from below you, and when your eyes swerved and your hearts reached your throats, while you thought thoughts about God;

Bijan Moeinian

When the enemies came upon you from every side, your eyes were petrified of fear and your hearts started to beat up faster. Then you started to entertain [all kind of] doubt about your Lord.

E. Henry Palmer

When they came upon you from above you and from below you, and when your eyesights were distracted and your hearts came up into your throats, and ye suspected God with certain suspicions.

Edip-Layth

For they came from above you, and from beneath you; and your eyes were terrified, and the hearts reached to the throat, and you harbored doubts about God.

George Sale

When they came against you from above you, and from below you, and when your sight became troubled, and your hearts came even to your throats for fear, and ye imagined of God various imaginations.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Call to mind the favour of Allah to you when there came down upon you hosts, so We sent against them a strong wind and hosts that you saw not, and Allah is Seer what you do.

Mahmoud Ghali

As they came against you from above you and from below you, and as beholdings swerved and hearts reached to the larynxes; and you surmised vain surmises about Allah.

Marmaduke Pickthall

When they came upon you from above you and from below you, and when eyes grew wild and hearts reached to the throats, and ye were imagining vain thoughts concerning Allah.

Mohamed Ahmed - Samira

When they came upon you from above and below you, when the eyes were stupefied with horror, and hearts jumped to the throats, and you made wild suppositions about God.

Muhammad Asad

[Remember what you felt] when they came upon you from above you and from below you, and when [your] eyes became dim and [your] hearts came up to [your] throats, and [when] most conflicting thoughts about God passed through your minds:

Mustafa Khattab

˹Remember˺ when they came at you from east and west,[1] when your eyes grew wild ˹in horror˺ and your hearts jumped into your throats, and you entertained ˹conflicting˺ thoughts about Allah.[2]

Progressive Muslims

For they came from above you, and from beneath you; and your eyes were terrified, and the hearts reached to the throat, and you harboured doubts about God.

Sahih International

[Remember] when they came at you from above you and from below you, and when eyes shifted [in fear], and hearts reached the throats and you assumed about Allah [various] assumptions.

Sam Gerrans

When they came to you from above you, and from beneath you, and when your eyes swerved and your hearts reached your throats, and you thought thoughts about God,

Shabbir Ahmed

Behold, they came upon you from above you and from below you, and when eyes were terrified, and hearts throbbed, and you began to entertain doubts about Allah.

Syed Vickar Ahamed

When they came upon you from above you and from below you, and when the eyes became dim, and the hearts came up to the throats, and you had many doubts about Allah!

Taqi Usmani

(Recall) when they came upon you from above you and from below you, and when the eyes were distracted, and the hearts reached the throats, and you were thinking about Allah all sorts of thoughts.

The Monotheist Group

For they came from above you, and from beneath you; and your eyes were terrified, and the hearts reached to the throat, and you harbored doubts about God.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Quand ils vous vinrent dʹen haut et dʹen bas (de toutes parts), et que les regards étaient troublés, et les cœurs remontaient aux gorges, et vous faisiez sur Allah toutes sortes de suppositions...

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wê dema ku ew ji jor û ji jêr ve bi ser we de hatin û dema çav ji tirsa berevajî bûn, dil gihabûn qirikê û we jî der barê Xwedê de hizrên cuda dikir (ma gelo ew ê arîkariya me bike?).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen zij van boven jullie en van onder jullie vandaan tot jullie kwamen en toen de ogen scheel keken en de harten in de kelen klopten en jullie van alles over God dachten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen zij tegen u opkwamen, van boven u en van onder u, en toen uw gezicht beneveld werd en uwe harten u, door vrees, tot in uwe keelen stegen, en gij omtrent God verschillende denkbeelden uitdacht.

Hollandaca — Siregar

Toen zij tot jullie kwamen, van boven jullie en van onder jullie en toen de ogen zich afwendden en de harten in de kelen schoten, en jullie (het slechte) over Allah veronderstelden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(И помните) как пришли они [ваши враги] к вам сверху вас [с верхней стороны долины] и снизу вас [с нижней стороны долины], и вот взоры ваши замерли (глядя на огромное войско), и сердца достигли горла (от страха), и стали вы думать об Аллахе разные мысли [появились плохие мысли о том, что Аллах может не помочь установлению Своего Слова].

Rusça — Osmanov

[Вспомните,] как напали на вас сверху и снизу, и тогда забегали у вас глаза [от беспокойства] и подскочило сердце к горлу [от страха], и вы стали думать [разное] об Аллахе.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Minns) att de anföll er uppifrån och nedifrån, och era blickar flackade hit och dit och hjärtana stod stilla och (alla) tänkte ni stridiga tankar om Gud.