Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.

وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلِ اَنْ يُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ مِنْ قَبْلِهِ لَمُبْلِسِينَ

ve in kānū min ḳabli en yunezzele ǎleyhim min ḳablihi le mublisīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِنْve inhalbuki
2كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinonlar idiler
3مِنْmin-den
4قَبْلِḳabliق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekdaha önce-
5اَنْen
6يُنَزَّلَyunezzeleن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.(yağmurun) indirilmesinden
7عَلَيْهِمْǎleyhimkendilerine
8مِنْmin
9قَبْلِهِḳablihiق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekönce
10لَمُبْلِسِينَle mublisīneب ل سUmutsuzluğa kapılmak, umudunu kaybetmek, (ruhen) yıkılmak, yaslı olmak, doğru yolu veya gidişatı görememekten dolayı sessiz/kafası karışık/şaşkın olmak, pişman olmak/üzülmekumutsuz(dular)

Tüm mealler

Meal seçin (64 / 64 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Ahmed Hulusi

Halbuki bundan önce, kendilerine (yağmur - ilim) indirilmeden önce elbette mublisindiler (hakikatle batılı birbirine karıştırıp, ayrımını yapamayan).

Ali Bulaç

Oysa onlar, bundan önce (yağmurun) üzerine inmesinden evvel umutlarını kesmişlerdi.

Ali Rıza Safa

Oysa onun indirilmesinden önce, tüm umutlarını yitirmişlerdi.

Bayraktar Bayraklı

Oysa onlar daha evvel, yağmurdan önce ümitsizliğe düşmüşlerdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Oysa onlar, yağmurun yağdırılmasından az önce büsbütün ümitsiz ve şaşkın halde idiler.

Diyanet İşleri

Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

her ne kadar yağmur kendilerine indirilmeden önce ümitsizlik içinde idiyseler de.

Elmalılı Hamdi Yazır

Önce o kendilerine indirilmezden evvel ümidi kesmiş ye'se düşmüş iseler de

Erhan Aktaş

Oysa onlar, yağmurun onlara indirilmesinden önce gerçekten ümitlerini kesenlerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Oysa onlar, yağmurun onlara indirilmesinden önce gerçekten ümitlerini kesenlerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Oysa onlar, yağmurun onlara indirilmesinden önce gerçekten ümitlerini kesenlerdi.

Gültekin Onan

Oysa onlar, bundan önce (yağmurun) üzerine inmesinden evvel umutlarını kesmişlerdi.

Hamdi Döndüren

Oysa onlar, yağmurun kendilerine indirilmesinden önce umutsuz idiler.

Hasan Basri Çantay

Halbuki onlar bundan evvel üzerlerine (Allahın yağmur) indireceğinden kat'iyyen ümidlerini kesmişlerdi.

Hasib Asutay

Hâlbuki onlar, daha önce (yağmurun) kendilerine indirilmezden evvel ümitlerini kesmişlerdi.

İbni Kesir

Halbuki daha önceden kendilerine yağmur indirilmesinden kesin olarak ümitlerini kesmişlerdi.

Mehmet Okuyan

Oysa onlar daha önce yani üzerlerine (yağmur) indirilmesinden önce iyice ümitlerini kesmişlerdi.

Muhammed Esed

oysa (tam da) yağmurun yağdırılmasından kısa bir süre önce, (neredeyse) bütün umutlarını yitirmişlerdi!

Mustafa İslamoğlu

Ama aynı kimseler az önce, yani (yağmur) indirilmeden önce umutlarını büsbütün yitirmiştiler.

Süleyman Ateş

Halbuki onlar, yağmurun kendilerine indirilmesinden önce umutsuz idiler.

Süleymaniye Vakfı

Oysa daha önce, üzerlerine yağmur yağdırılmadan önce, tam bir umutsuzluk içinde idiler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Oysa az önce; yağmur yağdırılmadan önce umutlarını kesmişlerdi.

Şaban Piriş

Halbuki onlar yağmur yağmadan önce suskunluk içinde idiler.

Yaşar Nuri Öztürk

Oysaki onlar, yağmur kendilerine indirilmeden önce iyice suskun ve ümitsiz idiler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Halbuki o yağış onların üzərinə yağdırılmazdan əvvəl ümidsiz idilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Hərçənd ki üstlərinə (yağış) endirilməzdən (yağış yağmamışdan) əvvəl (ondan) ümidlərini üzmüşdülər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Bevor der Regen auf sie niederging, waren sie betrübt und verzweifelt.

Almanca — Der Edle Quran

obwohl sie vorher, bevor (er) auf sie herabgesandt wurde, wahrlich ganz verzweifelt waren.

Almanca — M. A. Rassoul

obwohl sie zuvor, ehe er auf sie niedergesandt wurde, hoffnungslos waren.

Almanca — Muhammad Zaidan

obgleich sie, bevor er auf sie fiel, vor ihm doch verzweifelt waren.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Albeit before it rained they had lost hope and nursed despair.

Abdul Haleem

though before it is sent they may have lost all hope.

Abdullah Yusuf Ali

Even though, before they received (the rain) - just before this - they were dumb with despair!

Abul A'la Maududi

although before that they were given to despair.

Aisha Bewley

even though before He sent it down on them they were in despair.

Al-Hilali & Khan

And verily before that (rain) - just before it was sent down upon them - they were in despair!

Ali Quli Qarai

and indeed they had, before it was sent down upon them, been despondent earlier.

Amatul Rahman Omar

Though shortly before it was sent down upon them they were in a state of despondency.

Arthur John Arberry

although before it was sent down on them before that they had been in despair.

Bijan Moeinian

His servants who were desperate for rain become happy.

E. Henry Palmer

although before it was sent down upon them they were before then confused!

Edip-Layth

Even though just before He sent it down to them, they were in despair!

George Sale

although before it was sent down unto them, before such relief, they were despairing.

Hamid S. Aziz

Allah is he Who sends forth the winds so they raise a cloud, then He spreads it forth in the sky as He pleases, and He breaks it up so that you see the rain coming forth from within it; then when He causes it to fall upon whom He pleases of His servants, lo! They rejoice;

Mahmoud Ghali

And decidedly before that, before it was sent down on them, they had been indeed dumbfounded.

Marmaduke Pickthall

Though before that, even before it was sent down upon them, they were in despair.

Mohamed Ahmed - Samira

Although before it came down they were despondent.

Muhammad Asad

even though a short while ago, [just] before it was sent down upon them, they had abandoned all hope!

Mustafa Khattab

although they had utterly lost hope just before it was sent down to them.

Progressive Muslims

Even though just before He sent it down to them, they were in despair!

Sahih International

Although they were, before it was sent down upon them - before that, in despair.

Sam Gerrans

Though they were, before it was sent down upon them — before that — in despair!

Shabbir Ahmed

Even though before that, before it was sent down upon them, they were in despair.

Syed Vickar Ahamed

And verily, even though, before they received (the rain)— just before this— they were full of sorrow!

Taqi Usmani

even though they were absolutely hopeless before it was sent down to them.

The Monotheist Group

Even though just before He sent it down to them, they were in despair!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

même sʹils étaient auparavant, avant quʹon ne lʹait fait descendre sur eux, désespérés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Çendî ku ew, beriya baran li ser wan bibare bêhêvî jî bûbûn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Ook al waren zij voorheen, voordat het tot hen was neergezonden, in wanhoop terneergeslagen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hoewel zij, voor hij hun werd nedergezonden en vóór dien troost, wanhopig waren.

Hollandaca — Siregar

Hoewel zij, vóórdat deze op hen neer wordt gezonden, zeker wanhoopten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

хотя прежде чем это было ниспослано им [прежде чем выпал дождь], они однозначно были в отчаянии.

Rusça — Osmanov

хотя до того, как он был ниспослан им, они были в отчаянии.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

hur modfällda de än var innan regnet kom.