(33-34) Şüphesiz Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip alemlere üstün kıldı. Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰٓى اٰدَمَ وَنُوحًا وَاٰلَ اِبْرٰهِيمَ وَاٰلَ عِمْرٰنَ عَلَى الْعَالَمِينَ ذُرِّيَّةً بَعْضُهَا مِنْ بَعْضٍ وَاللّٰهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

inne (a)llahe STafā ādeme ve nūHen ve āle ibrāhīme ve āle ǐmrāne ǎlā l-ǎālemīne / ƶurriyyeten beǎ'Duhā min beǎ'Din ve(a)llahu semīǔn ǎlīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinneelbette
2اللّٰهَ(a)llaheAllah
3اصْطَفٰٓىSTafāص ف وBerraklaşmak/durulmak (genellikle içecekler için kullanılır), Kaf-Dal-Ra'nın zıttı, bulanıklıktan/kalınlıktan/çamurdan arınmak, karışımlardan arınmak, bulutsuz hale gelmek (hava/atmosfer için söylenir, aynı zamanda aşk/yaşam/zihin/kalp için de kullanılır), açık/saf/en iyi/seçkin kısım/porsiyon, netleştirmek/açıklığa kavuşturmak, doğru/samimi, özellikle ayırt etmek, seçmek/tercih etmek, hayatın huzuru, rahatlık, karşılıklı samimiyet/saflık.seçip üstün kıldı
4اٰدَمَādemeادمAdem'i
5وَنُوحًاve nūHenن و حve Nuh'u
6وَاٰلَve āleا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçve ailesini
7اِبْرٰهِيمَibrāhīmeابرهيمİbrahim
8وَاٰلَve āleا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçve ailesini
9عِمْرٰنَǐmrāneعمرنİmran
10عَلَىǎlāüzerine
11الْعَالَمِينَl-ǎālemīneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamealemler
1ذُرِّيَّةًƶurriyyetenذ ر رSaçmak, serpmek, serpişdirmek, yükselmek.türeyen nesil(ler)dir
2بَعْضُهَاbeǎ'Duhāب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazbazısı (birbirinden)
3مِنْmin-ndan
4بَعْضٍbeǎ'Dinب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazbazısı
5وَاللّٰهُve(a)llahuAllah
6سَمِيعٌsemīǔnس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakişitendir
7عَلِيمٌǎlīmunع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilendir

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Birbirlerinden türemiş bir soydur onlar ve Allah duyar, bilir.

Adem Uğur

Bunlar birbirinden gelme bir nesillerdir. Allah işiten ve bilendir.

Ahmed Hulusi

Birbirinden gelme, tek bir nesil olarak. . . Allah Semi'dir, Aliym'dir.

Ahmet Tekin

Bunlar birbirinden gelmiş bir sülâledir. Allah her şeyi işitir, her şeyi hakkıyla bilir.

Ahmet Varol

Bunlar birbirlerinin soylarından gelen bir nesildir. Allah duyandır, bilendir.

Ali Bulaç

Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Allah işitendir, bilendir.

Ali Fikri Yavuz

Bu Peygamberlerin hepsi de birbirinden gelme tek zürriyettir. Allah semî’dir= her şeyi işitir, Alîm’dir= her şeyi bilir.

Ali Rıza Safa

Birbirlerinden gelen soylardır. Çünkü Allah, Duyandır; Bilendir.

Bayraktar Bayraklı

- Allah birbirinden gelme bir nesil olarak Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesi ile İmran ailesini seçip alemlere üstün kıldı. Allah işitendir, bilendir.

Bekir Sadak

(33-34) Allah, Adem'i, Nuh'u, Ibrahim ailesini, Imran ailesini birbirinin soyundan olarak alemlere tercih etti. Allah isitendir, bilendir.

Celal Yıldırım

(33-34) Şüphesiz ki Allah, Âdem'i, Nuh'u, İbrahim hanedanını ve İmrân ailesini seçip (kendi çağlarındaki) hanedan ve milletlere üstün kıldı. Bunlar birbirinden gelme aynı soydandır. Allah işiten ve bilendir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(33-34) Allah, birbirinden gelme nesiller olarak Âdem’i, Nûh’u, İbrâhim ailesini ve İmrân ailesini seçip âlemlere (bütün yaratılmışlara) üstün kıldı. Allah hakkıyla işitmekte ve bilmektedir.

Diyanet İşleri

(33-34) Şüphesiz Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip alemlere üstün kıldı. Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri (eski)

(33-34) Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini, İmran ailesini birbirinin soyundan olarak alemlere tercih etti. Allah işitendir, bilendir.

Diyanet Vakfi

(33-34) Allah birbirinden gelme bir nesil olarak Âdem'i, Nuh'u, İbrahim ailesi ile İmrân ailesini seçip âlemlere üstün kıldı. Allah işiten ve bilendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bir zürriyet olarak birbirinden gelmişlerdir. Allah her şeyi işitendir, bilendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Birbirinden gelen bir zürriyet olarak; Allah işitendir, bilendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir zürriyyet olarak; biribirinden (hep tevhid dininden), ve Allahdır işiden; bilen

Erhan Aktaş

Onlar, birbirlerinden türemiş bir soydur. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, birbirlerinden türemiş bir soydur. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, birbirlerinden türemiş bir soydur. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Fizilal-il Kuran

Bunlar birbirinden türemiş tek bir kuşaktır. Hiç şüphesiz Allah işiten ve bilendir.

Gültekin Onan

Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Tanrı işitendir, bilendir.

Hamdi Döndüren

Bunlar birbirinden türeyen nesil(ler)dir. Allah çok iyi işiten, çok iyi bilendir.

Hasan Basri Çantay

(33-34) Gerçek, Allah Ademi, Nuhu, İbrahim haanedanını, Imran ailesini — hepsi de birbirinden (gelme) tek bir zürriyyet olarak — alemlerin üzerine mümtaz kıldı. Allah hakkıyle işidici, kemaliyle bilicidir.

Hasib Asutay

(Bunlar) birbirinden türeyen tek bir nesildir. Allah işitendir, bilendir.

Hayrat Neşriyat

(33-34) Muhakkak ki Allah, Âdem’i, Nûh’u ve İbrâhîm hânedânı ile Âl-i İmrân’ı(İmran kızı Meryem ve Îsâ’yı) birbirinden gelen bir zürriyet olarak âlemler üzerine seçkin kıldı. Allah ise, Semî' (hakkıyla işiten)dir, Alîm (hakkıyla bilen)dir.

İbni Kesir

Onlar, birbirlerinden türemiş bir soydur. Allah, Semi'dir, Alim'dir.

Mehmet Okuyan

(Bunlar) birbirinden gelme nesillerdir. Allah duyandır, bilendir.

Muhammed Esed

Tek bir soy zinciri halinde. Allah, her şeyi işiten, her şeyi bilendir.

Mustafa İslamoğlu

(Bunlar) birbirinin soyundandır: Allah her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Bazıları bazılarından bir zürriyet olarak neşet etmiştir. Ve Allah Teâlâ semîdir, alîmdir.

Ömer Öngüt

Hepsi de birbirinin zürriyetinden gelen bir nesildir. Allah işitendir, bilendir.

Suat Yıldırım

(33-34) Gerçek şu ki Allah Âdem’i, Nûh’u, İbrâhim ailesi ile İmran ailesini, birbirinden gelen tek zürriyet halinde bütün insanlardan süzüp onlara üstün kılmıştır. Allah semî’dir, alîmdir (her şeyi hakkıyla işitir, mükemmel tarzda bilir).

Süleyman Ateş

(Bunlar) Birbirinden türeyen nesil(ler)dir. Allah işitendir, bilendir.

Süleymaniye Vakfı

Bunlardan biri diğerinin soyundandır. Allah daima dinleyen ve her şeyi bilendir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunlardan biri diğerinin soyundandır. Dinleyen ve bilen Allah'tır.

Şaban Piriş

(33-34) Allah; Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini (birbirlerinin soyu olarak) toplumlar üzerine seçkin kıldı. Allah, hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir.

Tefhim-ul Kuran

Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Allah işitendir, bilendir.

Ümit Şimşek

Onlar birbirinden gelen tek bir soy idi. Allah ise herşeyi işiten, herşeyi bilendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Birbirinden gelen soylar halinde. Allah, hakkıyla işiten, gereğince bilendir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar biri digərindən olan hənif bir nəsil idilər. Allah Eşidəndir, Biləndir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar biri digərindən törəmiş bir nəsil idilər. Allah eşidəndir, biləndir!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Ein Geschlecht sind sie; das eine Geschlecht stammt vom anderen. Gott vernimmt alles und ist allwissend.

Almanca — Der Edle Quran

eine der anderen Nachkommenschaft. Und Allah ist Allhörend und Allwissend.

Almanca — M. A. Rassoul

ein Geschlecht, von dem einer aus dem anderen stammt, und Allah ist Allhörend, Allwissend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

A posterity that descended one from the other. Allah is Sami’un (All Hearing) and 'Alimun (Omniscient).

Abdul Haleem

in one line of descent- God hears and knows all.

Abdullah Yusuf Ali

Offspring, one of the other: And Allah heareth and knoweth all things.

Abul A'la Maududi

(for His messengership) - a people alike and the seed of one another. Allah is All-Hearing, All-Knowing.

Aisha Bewley

descendants one of the other. Allah is All-Hearing, All-Knowing.

Al-Hilali & Khan

Offspring, one of the other, and Allâh is All-Hearer, All-Knower.

Ali Quli Qarai

some of them are descendants of the others, and Allah is all-hearing, all-knowing.

Amatul Rahman Omar

(They are) a lineage co-related with one another. Allâh is All-Hearing, All-Knowing.

Arthur John Arberry

seed of one another; God hears, and knows.

Bijan Moeinian

They all belonged to the same chain and were the offspring of one another. God is the Most Knowledgeable and Hears everything.

E. Henry Palmer

a seed, of which one succeeds the other, but God both hears and knows.

Edip-Layth

A progeny each from the other, and God is Hearer, Knower.

George Sale

a race descending the one from the other: God is he who heareth and knoweth.

Hamid S. Aziz

Offsprings one of the other. Allah Hears and Knows all things.

Mahmoud Ghali

An offspring of one another, (Literally: some of them from some "others) and Allah is Ever-Hearing, Ever-Knowing.

Marmaduke Pickthall

They were descendants one of another. Allah is Hearer, Knower.

Mohamed Ahmed - Samira

They were descendants of one another; and God hears all and knows everything.

Muhammad Asad

in one line of descent. And God was all-hearing, all-knowing

Mustafa Khattab

They are descendants of one another. And Allah is All-Hearing, All-Knowing.

Progressive Muslims

A progeny each from the other, and God is Hearer, Knower.

Sahih International

Descendants, some of them from others. And Allah is Hearing and Knowing.

Sam Gerrans

Descendants one of another; and God was hearing and knowing

Shabbir Ahmed

In one lineage. Allah is the Hearer, Knower of all things and events. (Muhammad belongs to the same progeny of Abraham through Ishmael, and Jesus belongs to it through the family of Imran). Now is related to you the truth about Jesus son of Mary. History has made fiction of these two real great servants of Allah).

Syed Vickar Ahamed

Offspring, one of the other: And Allah is All Hearing (Sami’) and All Knowing (Aleem).

Taqi Usmani

- a progeny some of whom resembles the others (in faith). Allah is All-Hearing, All-Knowing.

The Monotheist Group

A progeny each from the other, and God is Hearer, Knower.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

En tant que descendants les uns des autres, et Allah est Audient et Omniscient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ev nesleke ji hev in. Xwedê jî bihîzer e, zana ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

als afstammelingen van elkaar. God is horend en wetend.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Het eene geslacht sproot uit het andere voort. God hoort en kent alles.

Hollandaca — Siregar

Zij zijn afstammelingen van elkaar, en Allah is Alhorend, Alwetend.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

как потомство одних от других [все они были единобожниками и на одном убеждении]. И (ведь) Аллах – слышащий, знающий!

Rusça — Osmanov

[по нисходящей] линии одних от других. Аллах - слышащий, знающий.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

de stammar (alla) från varandra. Gud hör allt, vet allt.