Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.

وَلَقَدْ تَرَكْنَا مِنْهَا اٰيَةً بَيِّنَةً لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

ve leḳad teraknā minhā āyeten beyyineten li ḳavmin yeǎ'ḳilūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun
2تَرَكْنَاteraknāت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.biz bırakmışızdır
3مِنْهَاminhāondan
4اٰيَةًāyetenا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.bir işaret
5بَيِّنَةًbeyyinetenب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık
6لِقَوْمٍli ḳavminق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir toplum için
7يَعْقِلُونَyeǎ'ḳilūneع ق لBağlamak, alıkoymak, akıllı olmak, bilge olmak, anlamak, birisi için kan bedeli ödemek, bir dağın zirvesine tırmanmak, anlayış kullanmak, sakınmak.aklını kullanan

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve andolsun ki biz, akıl eden topluluk için, onlara âit apaçık bir delil bıraktık.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve andolsun ki biz, akıl eden topluluk için, onlara âit apaçık bir delil bıraktık.

Adem Uğur

Andolsun ki, biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişânesi bırakmışızdır.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki ondan (o bölgeden), aklını değerlendiren bir topluluk için apaçık bir ibret nişanesi bıraktık.

Ahmet Tekin

Andolsun biz, ilimle ve tecrübeyle gelişmeye devam eden aklını faydalı kullanabilen toplumlar için ikazlar, birçok sosyal konunun çözümü için işaretler bıraktık.

Ahmet Varol

Andolsun ki, akıl eden bir topluluk için ondan bir ayet (işaret) bıraktık.

Ali Bulaç

Andolsun, biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır.

Ali Fikri Yavuz

Muhakkak ki, aklını kullanacak bir kavim için, o memleketden açık bir alâmet (iz ve harabe) bıraktık.

Ali Rıza Safa

Üstelik gerçek şu ki, aklını kullanacak bir toplum için, ondan açık bir kanıt bıraktık.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki biz, aklını kullanacak bir toplum için orada apaçık bir ders bırakmışızdır.

Bekir Sadak

And olsun ki, Biz, dusunen kimseler icin bu kasabadan apacik bir belgeyi geride birakmisizdir.

Celal Yıldırım

And olsun ki biz, aklını kullanan bir millet için bu kasabada açık belge(ler) geriye bıraktık.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İşte o memleketten geriye, aklını kullananların yararlanabileceği açık bir ibret vesikası bıraktık.

Diyanet İşleri

Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, Biz, düşünen kimseler için oradan apaçık bir belgeyi geride bırakmışızdır.

Diyanet Vakfi

Andolsun ki, biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişânesi bırakmışızdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun ki biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişanesi bırakmışızdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Biz aklını kullanacak bir topluluk için oradan bir ibret tablosu bıraktık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve celalim hakkı için ondan bir ayet (bir nişane) bırakmışızdır ki teakkul edecek bir kavm için beyyine olsun

Erhan Aktaş

Ant olsun ki Biz, aklını kullanan bir halk için ondan apaçık bir ayet bıraktık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki Biz, aklını kullanan bir halk için ondan apaçık bir ayet bıraktık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki Biz, aklını kullanan bir toplum için ondan apaçık bir ayet bıraktık.

Fizilal-il Kuran

Biz o yıkık kentten, geriye düşünen kimselerin ders çıkarmalarına yarayacak belirgin izler bıraktık.

Gültekin Onan

Andolsun, biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır.

Hamdi Döndüren

Andolsun biz, aklını kullanan bir toplum için, orada apaçık bir delil bıraktık.

Hasan Basri Çantay

Andolsun, aklını kullanacak bir kavm için biz oradan apaçık bir nişane (bir ibret) bırakmışızdır.

Hasib Asutay

Andolsun ki biz, aklını kullanan bir toplum için oradan apaçık bir ibret nişanesi bırakmışızdır.

Hayrat Neşriyat

And olsun ki (biz), akıl erdirecek bir kavim için, oradan açık bir alâmet (harâbe hâlindeki evlerini) bırakmışızdır.

İbni Kesir

Andolsun ki; akleden bir kavim için Biz, orada apaçık bir ayet bırakmışızdır.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki biz aklını kullanacak bir toplum için oradan apaçık bir delil bırakmışızdır.

Muhammed Esed

(Sonunda dediğimiz oldu;) ve ondan geriye, aklını kullananlar için açık işaretler bıraktık.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz ondan geriye, akleden bir topluluk için hakikatin apaçık belgeleri olan işaretler bırakmışızdır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Andolsun ki, âkilâne düşünür bir kavim için oradan bir apaçık alâmet bırakmışızdır.

Ömer Öngüt

Andolsun ki biz aklını kullanacak kimseler için orada apaçık bir âyet (ibret nişanesi) bırakmışızdır.

Suat Yıldırım

Biz aklını kullanıp düşünen kimseler için, o memleketten âşikâr bir ibret vesilesi (harabe) bıraktık.

Süleyman Ateş

Andolsun biz, aklını kullanan bir toplum için ondan, (harab ettiğimiz o ülkeden) açık bir işaret bırakmışızdır.

Süleymaniye Vakfı

Aklını kullanan bir topluluk için o şehirden geriye açık bir ayet /gösterge bıraktık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O şehirden geriye, düşünen bir topluluk için açık bir belge bıraktık.

Şaban Piriş

Aklını kullanabilen bir toplum için, onlardan apaçık belgeler bırakmışızdır.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, biz akledebilecek bir kavim için oradan apaçık bir ayet bırakmışızdır.

Ümit Şimşek

Akıl sahibi bir topluluk için, Biz o beldeden geriye apaçık bir âyet bırakmışızdır.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, biz o kentten, aklını işleten bir topluluk için geriye apaçık bir işaret bıraktık.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Həqiqətən, Biz düşünən adamlar üçün o şəhərdən açıq-aydın bir əlamət saxladıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Həqiqətən, Biz dərindən düşünən bir qövm üçün (baxıb ibrət aslsınlar deyə) o məmləkətdən açıq-aydın bir nişanə (xarabalıq) qoyduq.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Und Wir hinterließen Spuren davon als Zeichen für Menschen, die sich des Verstandes bedienen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir haben davon ein klares Zeichen für die Leute zurückgelassen, die Verstand haben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits ließen WIR aus ihr eine eindeutige Aya übrig für Leute, die sich besinnen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We made of its relics an evident sign emblematic of Allah's Omnipotence and Authority appreciated by people who comprehend events with their senses especially with their minds' eyes.

Abdul Haleem

We left some [of the town] there as a clear sign for those who use their reason.

Abdullah Yusuf Ali

And We have left thereof an evident Sign, for any people who (care to) understand.

Abul A'la Maududi

And We have left a vestige of it in that city as a Clear Sign for a people who use their reason.

Aisha Bewley

We have left a Clear Sign of them behind for people who use their intellect.

Al-Hilali & Khan

And indeed We have left thereof an evident Ayâh (a lesson and a warning and a sign - the place where the Dead Sea is now in Palestine)[1] for a folk who understand.

Ali Quli Qarai

Certainly We have left of it a manifest sign for a people who apply reason.

Amatul Rahman Omar

Behold! We have left there (- in the ruins of this township) a clear sign for a people who would care to understand.

Arthur John Arberry

And indeed, We have left thereof a sign, a clear sign? unto a people who understand.

Bijan Moeinian

I have left the ruins of their cities to serve as a lesson for those people who use their brains.

E. Henry Palmer

and we have left therefrom a manifest sign unto a people who have sense. '

Edip-Layth

We left remains of it as a clear sign for a people who understand.

George Sale

And We have left thereof a manifest sign unto people who understand.

Hamid S. Aziz

"Verily, we are about to send down upon the people of this city a horror from heaven, for that they are evil-livers. "

Mahmoud Ghali

And indeed We have already left thereof a supremely evident sign for a people who consider.

Marmaduke Pickthall

And verily of that We have left a clear sign for people who have sense.

Mohamed Ahmed - Samira

Verily We have left a clear sign of this for people of sense to see.

Muhammad Asad

And [so it happened; and] thereof, indeed, We have left a clear sign for people who use their reason.

Mustafa Khattab

And We did leave ˹some of˺ its ruins as a clear lesson for people of understanding.

Progressive Muslims

And We left remains of it as a clear sign for a people who understand.

Sahih International

And We have certainly left of it a sign as clear evidence for a people who use reason.

Sam Gerrans

And We have left thereof a proof as clear evidence for people who reason.

Shabbir Ahmed

And so it was - Therein indeed, We have left a Clear Sign for people who use their intellect. (The Dead Sea to this day is known as 'Bahr Lut' = The Sea of Lot and it remains devoid of plant and fish life).

Syed Vickar Ahamed

And indeed, there We have left an evident Sign, (In the town under the Dead Sea now in Palestine) for any people who (want to) understand.

Taqi Usmani

And We left from it (the town) an evident sign for a people who understand.

The Monotheist Group

And We left remains of it as a clear sign for a people who comprehend.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et certainement, Nous avons laissé (des ruines de cette cité) un signe (dʹavertissement) évident pour des gens qui comprennent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, me ji wî gundî ji bo miletekî ku tê bigihîje nîşaneke aşkera hêlaye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij lieten er een duidelijk teken van over voor mensen die verstandig zijn.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij hebben daarvan een duidelijk teeken gelaten voor hen die begrijpen willen.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, Wij hebben een duidelijk Teken achtergelaten voor een volk dat begrijpt.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И оставили Мы от него [от селения, где жил народ пророка Лута] ясное знамение для людей, (которые) размышляют (над назидательными историями).

Rusça — Osmanov

А развалины [поселения] Мы оставили наглядным знамением для тех, кто разумеет.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och av (detta straff) har Vi efterlämnat spår som ett tydligt tecken för dem som använder sitt förstånd.