Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
اِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتٰى وَلَا تُسْمِعُ الصُّمَّ الدُّعَاءَ اِذَا وَلَّوْا مُدْبِرِينَ
inneke lā tusmiǔ l-mevtā ve lā tusmiǔ S-Summe d-duǎā'e iƶā vellev mudbirīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Şüphe yok ki sen, ölüye duyuramazsın ve arkalarını çevirip giderlerken çağırsan da sağırlara sesini işittiremezsin.
Abdulkadir Gölpınarlı
Şüphe yok ki sen, ölüye duyuramazsın ve arkalarını çevirip giderlerken çağırsan da sağırlara sesini işittiremezsin.
Adem Uğur
Bil ki sen ölülere işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da dâveti duyuramazsın.
Ahmed Hulusi
Muhakkak ki sen ölülere (şuursuzca yaşayanlara) işittiremezsin; (Hakk'a) arkalarını dönüp gittiklerinde, sağırlara da işittiremezsin!
Ahmet Tekin
Sen ölü gibi duyarsız olanlara tebliğini işittiremezsin. İkballerine ve istikballerine sırt çevirip, arkalarını dönüp giderlerken sağır kesilenlere davetini duyuramazsın.
Ahmet Varol
Sen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Ali Bulaç
Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
Ali Fikri Yavuz
Şüphesiz sen, (kalbleri) ölü olanlara işittiremezsin ve arkalarını dönmüş kaçarlarken, (kalbleri) sağırlara hak çağrını duyuramazsın.
Ali Rıza Safa
Kuşkusuz, ölülere duyuramazsın; arkasını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Bayraktar Bayraklı
Sen, şüphesiz, manen ölülere işittiremezsin; dönüp giden manen sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Bekir Sadak
Sen, olulere suphesiz ki isittiremezsin; donup giden sagirlara da cagriyi duyuramazsin.
Celal Yıldırım
Şüphesiz ki sen ölülere işittiremezsin ; arkalarını dönüp gidecekleri vakit sağırlara da (Hakk'ın davetini) duyuramazsın.
Diyanet İşleri
Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Diyanet İşleri (eski)
Sen, ölülere şüphesiz ki işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Diyanet Vakfi
Bil ki sen ölülere işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da dâveti duyuramazsın.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Bil ki sen, ölülere işittiremezsin, arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da daveti duyuramazsın.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şüphesiz sen, ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şübhesiz sen ölülere işittiremezsin, arkalarına dönmüş kaçarlarken sağırlara da da'veti işittiremezsin
Erhan Aktaş
Sen, ölülere duyuramazsın. Mesajı aldırmayan sağırlara da duyuramazsın.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Sen, ölülere duyuramazsın. Mesajı aldırmayan sağırlara da duyuramazsın.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Sen, ölülere duyuramazsın. Mesajı aldırmayan sağırlara da duyuramazsın.
Fizilal-il Kuran
Sen ölülere söz işittiremezsin. Arkalarını dönüp yanından kaçan sağırlara da çağrını duyuramazsın.
Gültekin Onan
Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
Hamdi Döndüren
Sen ölülere duyuramazsın; sana arkalarını dönüp gittiklerinde, sağırlara da çağrını işittiremezsin.
Hasan Basri Çantay
Zira şübhesiz ki sen ölülere duyuramazsın. Arkalarını dönmüş kaçarlarken sağırlara da da'veti (ni) işitdiremezsin.
Hasib Asutay
Şüphesiz sen ölülere (25) duyuramazsın, arkalarını dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı işittiremezsin. (25. Kalpleri ölmüş kâfirlere.)
Hayrat Neşriyat
Elbette sen ölülere işittiremezsin; arkalarını dönen kimseler olarak kaçtıklarında, o sağırlara da (hakka olan) da'veti(ni) işittiremezsin!
İbni Kesir
Elbette sen; ölülere işittiremezsin, dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki sen ölülere duyuramazsın; sağırlara da arkalarını dönüp giderlerken çağrıyı işittiremezsin.
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, sen ölülere de işittiremezsin, sırt çevirip uzaklaşan sağırlara da işittiremezsin bu çağrıyı;
Mustafa İslamoğlu
Şu bir gerçek ki, sen ölülere işittiremezsin. Dahası, bu daveti sırtını dönüp uzaklaşan sağırlara da işittiremezsin.
Ömer Nasuhi Bilmen
Şüphe yok ki, sen ölülere duyuramazsın ve arkalarına dönüp kaçan sağırlara da dâvetini işittiremezsin.
Ömer Öngüt
Şüphesiz ki sen ölülere söz duyuramazsın. Hakikata arkalarını dönmüş kaçarlarken sağırlara da dâvetini işittiremezsin.
Suat Yıldırım
Şunu bil ki sen, ne ölülere sesini duyurabilirsin, ne de arkasına dönüp uzaklaşan sağırlara bu dâveti işittirebilirsin.
Süleyman Ateş
Sen ölülere duyuramazsın, arkalarını dönmüş kaçmakta olan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
Süleymaniye Vakfı
Sen ölülere bir şey işittiremezsin. Sırtlarını döndükleri zaman sağırlara da çağrını işittiremezsin.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sen ölülere dinletemezsin. Çağrını, sırtlarını döndükleri zaman , sağırlara da dinletemezsin.
Şaban Piriş
Sen, ölülere duyuramazsın, arkasını dönüp gidenlere de çağrıyı işittiremezsin.
Tefhim-ul Kuran
Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
Ümit Şimşek
Sen ölülere söz dinletemezsin; arkasını dönüp giden sağırlara da çağrını duyuramazsın.
Yaşar Nuri Öztürk
Sen, ölülere işittiremezsin. Eğer dönüp giderlerse, sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Sözsüz ki, sən nə ölülərə haqqı eşitdirə bilərsən, nə də dönüb gedən karlara çağırışı çatdıra bilərsən.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Şübhəsiz ki, sən nə ölülərə (haqqı) başa sala bilər, nə də dönüb gedən karlara (haqqa) çağırışı eşitdirə bilərsən!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Du kannst weder die, die tot sind, noch die, die sich taub stellen, hörend machen, wenn sie dir den Rücken kehren und fortgehen.
Almanca — Der Edle Quran
Du kannst weder die Toten hören lassen noch die Tauben den Ruf hören lassen, wenn sie den Rücken kehren.
Almanca — M. A. Rassoul
Du kannst die Toten weder hörend machen, noch kannst du bewirken, daß die Tauben den Anruf hören, wenn sie (dir) den Rücken kehren
Almanca — Muhammad Zaidan
Gewiß, du kannst die Toten nicht hören lassen. Und du kannst die Tauben den Ruf nicht hören lassen, wenn sie sich flüchtend abwenden.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
But you shall not be able to make your voice reach the spiritually dead nor shall you be able to make it reach the worthless who counsel deaf nor do they open their hearts' ears when they turn their backs.
Abdul Haleem
You cannot make the dead hear, you cannot make the deaf listen to your call when they turn their backs and leave,
Abdullah Yusuf Ali
Truly thou canst not cause the dead to listen, nor canst thou cause the deaf to hear the call, (especially) when they turn back in retreat.
Abul A'la Maududi
Surely you cannot make the dead hear you, nor can you make the deaf hear your call if they turn back in flight,
Aisha Bewley
You will not make dead men hear and you will not make deaf men hear the call when they turn their backs in flight.
Al-Hilali & Khan
Verily, you cannot make the dead to hear nor can you make the deaf to hear the call (i.e. benefit them and similarly the disbelievers), when they flee, turning their backs.
Ali Quli Qarai
Indeed you cannot make the dead hear, nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs [upon you],
Amatul Rahman Omar
Of course you cannot make the dead hear nor can you make the deaf hear (your) call when they retreat turning their backs (on you).
Arthur John Arberry
Thou shalt not make the dead to hear, neither shalt thou make the deaf to hear the call when they turn about, retreating.
Bijan Moeinian
You can not deliver the message to the dead person nor can you make the deaf to hear you; especially when they turn away from you.
E. Henry Palmer
Verily, thou canst not make the dead to hear, and thou canst not make the deaf to hear the call when they turn their backs on thee;
Edip-Layth
You cannot make the dead hear, nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs and flee.
George Sale
Verily thou shalt not make the dead to hear, neither shalt thou make the deaf to hear thy call to the true faith, when they retire and turn their backs:
Hamid S. Aziz
Rely you then upon Allah, for you stand on obvious Truth.
Mahmoud Ghali
Surely you will not make the dead to hear, nor will you make the deaf to hear the call when they turn away, withdrawing.
Marmaduke Pickthall
Lo! thou canst not make the dead to hear, nor canst thou make the deaf to hear the call when they have turned to flee;
Mohamed Ahmed - Samira
You cannot make the dead to listen, or the deaf to hear the call, when they have turned their backs,
Muhammad Asad
[But, ] verily, thou canst not make the dead hear: and [so, too,] thou canst not make the deaf [of heart] hear this call when they turn their backs [on thee] and go away,
Mustafa Khattab
You certainly cannot make the dead hear ˹the truth˺. Nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs and walk away.
Progressive Muslims
You cannot make the dead hear, nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs and flee.
Sahih International
Indeed, you will not make the dead hear, nor will you make the deaf hear the call when they have turned their backs retreating.
Sam Gerrans
Thou wilt not make the dead to hear, nor wilt thou make the deaf to hear the call when they turn and go.
Shabbir Ahmed
But verily, you cannot make the dead (or the "living-dead") hear, nor can you make the deaf of heart to hear the call when they turn back to retreat.
Syed Vickar Ahamed
Truly, you cannot make the dead to hear, nor can make the deaf to hear the call, especially when they go away in hiding,
Taqi Usmani
Surely, you cannot make the dead to hear, nor can you make the deaf to hear your call when they turn their backs in retreat,
The Monotheist Group
You cannot make the dead hear, nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs and flee.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Tu ne peux faire entendre les morts ni faire entendre lʹappel aux sourds quand ils sʹenfuient en tournant le dos.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Bêguman tu nikarî (heqiyê) bi dilmiriyan bidî bihîstin û tu doza xwe bi wan bêguhên ku pişta xwe dane heqiyê û jê direvin jî, neşê bidî guhdarîkirin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Jij kunt de doden niet laten horen, noch kun jij de doven de oproep laten horen wanneer zij de rug toekeren.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Waarlijk, gij zult de dooden niet hoorende maken, noch zult gij de dooven uwe oproeping tot het ware geloof doen hooren, als zij zich verwijderen en u hunne ruggen toewenden.
Hollandaca — Siregar
Voorwaar, jij bent niet in staat de doden te doen horen en de doven de roep te doen horen wanneer zij de rug toekeren.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Ведь поистине, ты (о, Пророк) не заставишь слышать умерших и не заставишь глухих слышать зов, когда они обратятся вспять (поэтому не печалься тому, что эти многобожники не отвечают на твой призыв, так как они не слышат Истину подобно тому, как не слышат умершие и глухие).
Rusça — Osmanov
Воистину, ты не заставишь услышать [твой] призыв ни мертвеца, ни глухого, [тем более] когда они поворачивают назад.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Du kan inte förmå de döda att höra, inte heller de (andligen) döva som vänder dig ryggen, att lyssna till din kallelse;