Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

اِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتٰى وَلَا تُسْمِعُ الصُّمَّ الدُّعَاءَ اِذَا وَلَّوْا مُدْبِرِينَ

inneke lā tusmiǔ l-mevtā ve lā tusmiǔ S-Summe d-duǎā'e iƶā vellev mudbirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّكَinnekeelbette sen
2لَا
3تُسْمِعُtusmiǔس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakduyuramazsın
4الْمَوْتٰىl-mevtāم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızölülere
5وَلَاve lāve
6تُسْمِعُtusmiǔس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakişittiremezsin
7الصُّمَّS-Summeص م مsağır olmak, bir şişeyi tıkamak, bir kapağı kapatmak, (kulak deliğinin) tıkanmış olmasısağırlara
8الدُّعَاءَd-duǎā'eد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekçağrıyı
9اِذَاiƶāzaman
10وَلَّوْاvellevو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakkaçtıkları
11مُدْبِرِينَmudbirīneد ب رArkasını dönmek, kaçmak, peşinden gitmek, arkada olmak, yaşlanmak, bir şeyi almak/götürmek, batı rüzgarına doğru yönelmek, (gün, gece) geçmek, saygıyla takip etmek.arkalarını dönerek

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki sen, ölüye duyuramazsın ve arkalarını çevirip giderlerken çağırsan da sağırlara sesini işittiremezsin.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şüphe yok ki sen, ölüye duyuramazsın ve arkalarını çevirip giderlerken çağırsan da sağırlara sesini işittiremezsin.

Adem Uğur

Bil ki sen ölülere işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da dâveti duyuramazsın.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki sen ölülere (şuursuzca yaşayanlara) işittiremezsin; (Hakk'a) arkalarını dönüp gittiklerinde, sağırlara da işittiremezsin!

Ahmet Tekin

Sen ölü gibi duyarsız olanlara tebliğini işittiremezsin. İkballerine ve istikballerine sırt çevirip, arkalarını dönüp giderlerken sağır kesilenlere davetini duyuramazsın.

Ahmet Varol

Sen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Ali Bulaç

Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.

Ali Fikri Yavuz

Şüphesiz sen, (kalbleri) ölü olanlara işittiremezsin ve arkalarını dönmüş kaçarlarken, (kalbleri) sağırlara hak çağrını duyuramazsın.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, ölülere duyuramazsın; arkasını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Bayraktar Bayraklı

Sen, şüphesiz, manen ölülere işittiremezsin; dönüp giden manen sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Bekir Sadak

Sen, olulere suphesiz ki isittiremezsin; donup giden sagirlara da cagriyi duyuramazsin.

Celal Yıldırım

Şüphesiz ki sen ölülere işittiremezsin ; arkalarını dönüp gidecekleri vakit sağırlara da (Hakk'ın davetini) duyuramazsın.

Diyanet İşleri

Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Diyanet İşleri (eski)

Sen, ölülere şüphesiz ki işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Diyanet Vakfi

Bil ki sen ölülere işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da dâveti duyuramazsın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bil ki sen, ölülere işittiremezsin, arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da daveti duyuramazsın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şüphesiz sen, ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz sen ölülere işittiremezsin, arkalarına dönmüş kaçarlarken sağırlara da da'veti işittiremezsin

Erhan Aktaş

Sen, ölülere duyuramazsın. Mesajı aldırmayan sağırlara da duyuramazsın.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sen, ölülere duyuramazsın. Mesajı aldırmayan sağırlara da duyuramazsın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sen, ölülere duyuramazsın. Mesajı aldırmayan sağırlara da duyuramazsın.

Fizilal-il Kuran

Sen ölülere söz işittiremezsin. Arkalarını dönüp yanından kaçan sağırlara da çağrını duyuramazsın.

Gültekin Onan

Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.

Hamdi Döndüren

Sen ölülere duyuramazsın; sana arkalarını dönüp gittiklerinde, sağırlara da çağrını işittiremezsin.

Hasan Basri Çantay

Zira şübhesiz ki sen ölülere duyuramazsın. Arkalarını dönmüş kaçarlarken sağırlara da da'veti (ni) işitdiremezsin.

Hasib Asutay

Şüphesiz sen ölülere (25) duyuramazsın, arkalarını dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı işittiremezsin. (25. Kalpleri ölmüş kâfirlere.)

Hayrat Neşriyat

Elbette sen ölülere işittiremezsin; arkalarını dönen kimseler olarak kaçtıklarında, o sağırlara da (hakka olan) da'veti(ni) işittiremezsin!

İbni Kesir

Elbette sen; ölülere işittiremezsin, dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki sen ölülere duyuramazsın; sağırlara da arkalarını dönüp giderlerken çağrıyı işittiremezsin.

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, sen ölülere de işittiremezsin, sırt çevirip uzaklaşan sağırlara da işittiremezsin bu çağrıyı;

Mustafa İslamoğlu

Şu bir gerçek ki, sen ölülere işittiremezsin. Dahası, bu daveti sırtını dönüp uzaklaşan sağırlara da işittiremezsin.

Ömer Nasuhi Bilmen

Şüphe yok ki, sen ölülere duyuramazsın ve arkalarına dönüp kaçan sağırlara da dâvetini işittiremezsin.

Ömer Öngüt

Şüphesiz ki sen ölülere söz duyuramazsın. Hakikata arkalarını dönmüş kaçarlarken sağırlara da dâvetini işittiremezsin.

Suat Yıldırım

Şunu bil ki sen, ne ölülere sesini duyurabilirsin, ne de arkasına dönüp uzaklaşan sağırlara bu dâveti işittirebilirsin.

Süleyman Ateş

Sen ölülere duyuramazsın, arkalarını dönmüş kaçmakta olan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.

Süleymaniye Vakfı

Sen ölülere bir şey işittiremezsin. Sırtlarını döndükleri zaman sağırlara da çağrını işittiremezsin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sen ölülere dinletemezsin. Çağrını, sırtlarını döndükleri zaman , sağırlara da dinletemezsin.

Şaban Piriş

Sen, ölülere duyuramazsın, arkasını dönüp gidenlere de çağrıyı işittiremezsin.

Tefhim-ul Kuran

Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.

Ümit Şimşek

Sen ölülere söz dinletemezsin; arkasını dönüp giden sağırlara da çağrını duyuramazsın.

Yaşar Nuri Öztürk

Sen, ölülere işittiremezsin. Eğer dönüp giderlerse, sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sözsüz ki, sən nə ölülərə haqqı eşitdirə bilərsən, nə də dönüb gedən karlara çağırışı çatdıra bilərsən.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Şübhəsiz ki, sən nə ölülərə (haqqı) başa sala bilər, nə də dönüb gedən karlara (haqqa) çağırışı eşitdirə bilərsən!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Du kannst weder die, die tot sind, noch die, die sich taub stellen, hörend machen, wenn sie dir den Rücken kehren und fortgehen.

Almanca — Der Edle Quran

Du kannst weder die Toten hören lassen noch die Tauben den Ruf hören lassen, wenn sie den Rücken kehren.

Almanca — M. A. Rassoul

Du kannst die Toten weder hörend machen, noch kannst du bewirken, daß die Tauben den Anruf hören, wenn sie (dir) den Rücken kehren

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, du kannst die Toten nicht hören lassen. Und du kannst die Tauben den Ruf nicht hören lassen, wenn sie sich flüchtend abwenden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But you shall not be able to make your voice reach the spiritually dead nor shall you be able to make it reach the worthless who counsel deaf nor do they open their hearts' ears when they turn their backs.

Abdul Haleem

You cannot make the dead hear, you cannot make the deaf listen to your call when they turn their backs and leave,

Abdullah Yusuf Ali

Truly thou canst not cause the dead to listen, nor canst thou cause the deaf to hear the call, (especially) when they turn back in retreat.

Abul A'la Maududi

Surely you cannot make the dead hear you, nor can you make the deaf hear your call if they turn back in flight,

Aisha Bewley

You will not make dead men hear and you will not make deaf men hear the call when they turn their backs in flight.

Al-Hilali & Khan

Verily, you cannot make the dead to hear nor can you make the deaf to hear the call (i.e. benefit them and similarly the disbelievers), when they flee, turning their backs.

Ali Quli Qarai

Indeed you cannot make the dead hear, nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs [upon you],

Amatul Rahman Omar

Of course you cannot make the dead hear nor can you make the deaf hear (your) call when they retreat turning their backs (on you).

Arthur John Arberry

Thou shalt not make the dead to hear, neither shalt thou make the deaf to hear the call when they turn about, retreating.

Bijan Moeinian

You can not deliver the message to the dead person nor can you make the deaf to hear you; especially when they turn away from you.

E. Henry Palmer

Verily, thou canst not make the dead to hear, and thou canst not make the deaf to hear the call when they turn their backs on thee;

Edip-Layth

You cannot make the dead hear, nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs and flee.

George Sale

Verily thou shalt not make the dead to hear, neither shalt thou make the deaf to hear thy call to the true faith, when they retire and turn their backs:

Hamid S. Aziz

Rely you then upon Allah, for you stand on obvious Truth.

Mahmoud Ghali

Surely you will not make the dead to hear, nor will you make the deaf to hear the call when they turn away, withdrawing.

Marmaduke Pickthall

Lo! thou canst not make the dead to hear, nor canst thou make the deaf to hear the call when they have turned to flee;

Mohamed Ahmed - Samira

You cannot make the dead to listen, or the deaf to hear the call, when they have turned their backs,

Muhammad Asad

[But, ] verily, thou canst not make the dead hear: and [so, too,] thou canst not make the deaf [of heart] hear this call when they turn their backs [on thee] and go away,

Mustafa Khattab

You certainly cannot make the dead hear ˹the truth˺. Nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs and walk away.

Progressive Muslims

You cannot make the dead hear, nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs and flee.

Sahih International

Indeed, you will not make the dead hear, nor will you make the deaf hear the call when they have turned their backs retreating.

Sam Gerrans

Thou wilt not make the dead to hear, nor wilt thou make the deaf to hear the call when they turn and go.

Shabbir Ahmed

But verily, you cannot make the dead (or the "living-dead") hear, nor can you make the deaf of heart to hear the call when they turn back to retreat.

Syed Vickar Ahamed

Truly, you cannot make the dead to hear, nor can make the deaf to hear the call, especially when they go away in hiding,

Taqi Usmani

Surely, you cannot make the dead to hear, nor can you make the deaf to hear your call when they turn their backs in retreat,

The Monotheist Group

You cannot make the dead hear, nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs and flee.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Tu ne peux faire entendre les morts ni faire entendre lʹappel aux sourds quand ils sʹenfuient en tournant le dos.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman tu nikarî (heqiyê) bi dilmiriyan bidî bihîstin û tu doza xwe bi wan bêguhên ku pişta xwe dane heqiyê û jê direvin jî, neşê bidî guhdarîkirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jij kunt de doden niet laten horen, noch kun jij de doven de oproep laten horen wanneer zij de rug toekeren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waarlijk, gij zult de dooden niet hoorende maken, noch zult gij de dooven uwe oproeping tot het ware geloof doen hooren, als zij zich verwijderen en u hunne ruggen toewenden.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, jij bent niet in staat de doden te doen horen en de doven de roep te doen horen wanneer zij de rug toekeren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Ведь поистине, ты (о, Пророк) не заставишь слышать умерших и не заставишь глухих слышать зов, когда они обратятся вспять (поэтому не печалься тому, что эти многобожники не отвечают на твой призыв, так как они не слышат Истину подобно тому, как не слышат умершие и глухие).

Rusça — Osmanov

Воистину, ты не заставишь услышать [твой] призыв ни мертвеца, ни глухого, [тем более] когда они поворачивают назад.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Du kan inte förmå de döda att höra, inte heller de (andligen) döva som vänder dig ryggen, att lyssna till din kallelse;