Öyle ise Allah'a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun.

فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ اِنَّكَ عَلَى الْحَقِّ الْمُبِينِ

fe tevekkel ǎlā (a)llahi inneke ǎlā l-Haḳḳi l-mubīni

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَتَوَكَّلْfe tevekkelو ك لGüvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak.o halde tevekkül et
2عَلَىǎlā
3اللّٰهِ(a)llahiAllah'a
4اِنَّكَinnekeçünkü sen
5عَلَىǎlāüzerindesin
6الْحَقِّl-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçek
7الْمُبِينِl-mubīniب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve artık dayan Allah'a, şüphe yok ki sen, apaçık gerçek yoldasın.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve artık dayan Allahʼa, şüphe yok ki sen, apaçık gerçek yoldasın.

Adem Uğur

O halde sen Allah'a güvenip dayan. Çünkü sen apaçık hakikat üzeresin.

Ahmed Hulusi

O halde Allah'a tevekkül et! Muhakkak ki sen apaçık hakikat üzeresin.

Ahmet Tekin

O halde, Allah’a dayanıp güven, işlerini Allah’a havale et. Sen Allah, insan, kâinat ilişkilerini ve ilâhî düzeni açıklayan apaçık hak dininin öğretmeni, yaşayanı ve uygulayıcısın.

Ahmet Varol

Allah'a güven. Çünkü sen apaçık bir gerçek üzeresin.

Ali Bulaç

Sen, artık Allah'a tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin.

Ali Fikri Yavuz

O halde (Ey Rasûlüm), Allah’a tevekkül et; çünkü sen apaçık bir hak üzerindesin.

Ali Rıza Safa

Artık, Allah'a güven. Aslında, sen, apaçık gerçek üzerindesin.

Bayraktar Bayraklı

Rasulüm; işini sağlam tutarak Allah'a güven! Çünkü sen, apaçık hakikat üzeresin.

Bekir Sadak

Allah'a guven, suphesiz sen apacik gercek uzerindesin.

Celal Yıldırım

Artık Allah'a güvenip dayan. Çünkü sen mutlaka apaçık hakk üzeresin.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O halde sen Allah’a güvenip dayan. Çünkü sen apaçık hakikat üzeresin.

Diyanet İşleri

Öyle ise Allah'a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun.

Diyanet İşleri (eski)

Allah'a güven, şüphesiz sen apaçık gerçek üzerindesin.

Diyanet Vakfi

O halde sen Allah'a güvenip dayan. Çünkü sen apaçık hakikat üzeresin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve o halde sen Allah'a güven. Çünkü sen, apaçık hakikatin üzerindesin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde Allah'a güven. Sen, şüphesiz açık bir gerçek üzerindesin.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde Allaha i'timad et sen şübhesiz açık bir hakk üzerindesin

Erhan Aktaş

Öyleyse Allah'a tevekkül et. Kuşkusuz sen, apaçık gerçek üzerindesin.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Öyleyse Allah'a tevekkül et. Kuşkusuz sen, apaçık gerçek üzerindesin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Öyleyse Allah'a tevekkül et. Kuşkusuz sen, apaçık gerçek üzerindesin.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed, öyleyse sen Allah'a dayan. Çünkü apaçık gerçeği savunuyorsun.

Gültekin Onan

Sen, artık Tanrı'ya tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin.

Hamdi Döndüren

Allah’a güvenip dayan, çünkü sen apaçık gerçek üzerindesin.

Hasan Basri Çantay

O halde sen Allaha güvenib dayan. Çünkü sen apaçık bir hak üzerindesin.

Hasib Asutay

O halde Allah'a güvenip dayan. Çünkü sen apaçık gerçek üzeresin.

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) Öyle ise (sen) Allah’a tevekkül et! Çünki sen, apaçık hak üzerindesin!

İbni Kesir

Öyleyse sen; Allah'a tevekkül et. Şüphesiz ki sen; apaçık bir hak üzerindesin.

Mehmet Okuyan

Allah’a güven! Şüphesiz ki sen apaçık hakikat üzeresin.

Muhammed Esed

Öyleyse, (yalnızca) Allah'a güven; çünkü inandığın şey, doğruluğu besbelli gerçeğin ta kendisidir.

Mustafa İslamoğlu

Şu halde yalnızca Allah'a dayan! Çünkü senin dayanağın, doğruluğu açık ve kesin olan hakikattir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık Allah'a tevekkül et. Şüphe yok ki, sen apaçık bir hak üzere bulunmaktasın.

Ömer Öngüt

Resulüm! Allah'a tevekkül et. Şüphesiz ki sen apaçık hakikat üzerindesin.

Suat Yıldırım

O halde yalnız Allah’a güven, çünkü tuttuğun yol gerçekliği meydanda olan hak yoludur.

Süleyman Ateş

Allah'a tevekkül et, çünkü sen apaçık gerçek üzerindesin.

Süleymaniye Vakfı

Sen sadece Allah'a güvenip dayan, sen açık gerçekler üzerindesin!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sen Allah'a dayan. Çünkü o apaçık gerçekler üzerindesin.

Şaban Piriş

Öyleyse Allah'a dayan! Sen, apaçık hak üzerindesin.

Tefhim-ul Kuran

Sen, artık Allah'a tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin.

Ümit Şimşek

Sen Allah'a tevekkül et. Hiç şüphe yok ki sen apaçık bir hak üzerindesin.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'a dayanıp güven, çünkü sen apaçık gerçeğin üzerindesin.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sən yalnız Allaha təvəkkül et! Çünki sən açıq-aydın haqq yoldasan.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Sən ancaq Allaha təvəkkül et, çünki sən açıq-aydın həqiqi dindəsən (haqq yoldasan).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Verlaß dich auf Gott, denn du verfichst die eindeutige Wahrheit!

Almanca — Der Edle Quran

So verlasse dich auf Allah, denn du verfährst nach der offenkundigen Wahrheit.

Almanca — M. A. Rassoul

Vertraue also auf Allah; denn du verfährst nach der offenkundigen Wahrheit.

Almanca — Muhammad Zaidan

So übe Tawakkul ALLAH gegenüber! Du verfügst zweifelsohne über die eindeutige Wahrheit.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And so, put O Muhammad your trust in Allah. You are in the right and you act in accordance with what is just and good, equitable and morally fitting.

Abdul Haleem

so [Prophet], put your trust in God, you are on the path of clear truth.

Abdullah Yusuf Ali

So put thy trust in Allah: for thou art on (the path of) manifest Truth.

Abul A'la Maududi

So put your trust in Allah for you are on the manifest truth.

Aisha Bewley

So put your trust in Allah. You are clearly on a path of truth.

Al-Hilali & Khan

So put your trust in Allâh; surely, you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) are on manifest truth.

Ali Quli Qarai

So put your trust in Allah, for you indeed stand on the manifest truth.

Amatul Rahman Omar

So put your trust in Allâh, for surely you stand on manifest truth.

Arthur John Arberry

So put thy trust in God; thou art upon the manifest truth.

Bijan Moeinian

Put your trust in God as you are following the most obvious truth.

E. Henry Palmer

Rely thou then upon God, verily, thou art standing on obvious truth.

Edip-Layth

So put your trust in God, for you are clearly on the truth.

George Sale

Therefore put thy trust in God; for thou art in the manifest truth.

Hamid S. Aziz

Verily, your Lord decides between them by His Wisdom (or Judgment), for He is the Mighty, the Wise.

Mahmoud Ghali

So put your trust in Allah; surely you are upon the evident Truth.

Marmaduke Pickthall

Therefor (O Muhammad) put thy trust in Allah, for thou (standest) on the plain Truth.

Mohamed Ahmed - Samira

So you place your trust in God. Certainly you stand on positive truth.

Muhammad Asad

Hence, place thy trust in God [alone] - for, behold, that in which thou believest is truth self-evident.

Mustafa Khattab

So put your trust in Allah, for you are surely upon the ˹Path of˺ clear truth.

Progressive Muslims

So put your trust in God, for you are clearly on the truth.

Sahih International

So rely upon Allah ; indeed, you are upon the clear truth.

Sam Gerrans

And place thou thy trust in God; thou art upon the manifest truth.

Shabbir Ahmed

Hence, put your trust in Allah alone, for, behold, you are taking stand on Truth self-evident.

Syed Vickar Ahamed

So, (believers!) put your trust in Allah: Surely, you (O Prophet!) are on (the Path of) clear (and open) Truth.

Taqi Usmani

So trust in Allah. Surely you are on the clear truth.

The Monotheist Group

So put your trust in God, for you are clearly on the truth.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Naxwe tu xwe bisipêre Xwedê, lewra tu li ser wê heqiya aşkera yî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En stel je vertrouwen op God; jij steunt op de duidelijke waarheid.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Stelt dus uw vertrouwen in God; want gij steunt op de duidelijke waarheid.

Hollandaca — Siregar

Vertrouw daarom op Allah. Voorwaar, jij (O Moehammad) bent op (het Pad van) de duidelijke Waarheid.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И полагайся же (о, Пророк) (во всех своих делах) (только) на Аллаха (и Его тебе будет достаточно), ведь поистине, ты – на явной истине!

Rusça — Osmanov

Уповай же на Аллаха, ибо ты придерживаешься явной истины.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Muhammad!) Lita helt till Gud - du följer ju sanningens klara (ljus)!