"Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem."

قَالَتْ يَاأَيُّهَا الْمَلَؤُا اَفْتُونِي فِي اَمْرِي مَا كُنْتُ قَاطِعَةً اَمْرًا حَتّٰى تَشْهَدُونِ

ḳālet yā eyyuhā l-meleū eftūnī fī emrī mā kuntu ḳāTiǎten emran Hattā teşhedūni

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَتْḳāletق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
2يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
3الْمَلَؤُاl-meleūم ل اDoldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst seviye [bir yayı mümkün olduğunca geriye çekmek gibi]. Gücünün son noktasıileri gelenler
4اَفْتُونِيeftūnīف ت يGenç, yetişkin, cesur, cömert, erkeksi özellikler, gözüpek, cesur, iyi delikanlı, yiğit, genç yoldaş, genç köle, hizmetçi olmak.bana bir fikir verin
5فِي
6اَمْرِيemrīا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak(bu) işimde
7مَا
8كُنْتُkuntuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinben olmam
9قَاطِعَةًḳāTiǎtenق ط عkesmek, ayırmak, bölmek, ayrılmak, ayırmak, devre dışı bırakmak, devam edememek, çekilmek, yıkmak, çürümek, son vermek, durdurmak, bitirmek, devam etmemek, başaramamak, durmak, durdurulmak, engellenmiş, bir son vermek, parça, kısım, bölüm, bir bütünden kesilmiş kısım Türkçe'ye girmiş türevler: kıta, kat, ikta, inkıta, kati, maktu, mukataa, maktuen, kat´a, katiyen, katiyet, katiyetlekesip atan
10اَمْرًاemranا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakhiçbir işi
11حَتّٰىHattāsürece
12تَشْهَدُونِteşhedūniش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.siz olmadığınız

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey ulular dedi, şu işi ne yapacağım, bana bir rey verin, sizi çağırmadan kesin bir karar vermedim.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey ulular dedi, şu işi ne yapacağım, bana bir rey verin, sizi çağırmadan kesin bir karar vermedim.

Adem Uğur

(Sonra Melike) dedi ki: Beyler, ulular! Bu işimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanımda olmadan (size danışmadan) hiçbir işi kestirip atmam.

Ahmed Hulusi

(Saba Melikesi) dedi ki: "Ey önde gelenlerim. . . Bu konuda bana görüşünüzü bildirin. . . Sizsiz bu konuya karar vermek istemedim. "

Ahmet Tekin

Kraliçe: 'Beyler, bu önemli icra planımda bana bir fikir verin. Bilirsiniz, siz yanımda fikirlerinizi beyan etmeden hiçbir icra planımı karara bağlamam' dedi.

Ahmet Varol

Dedi ki: 'Ey ileri gelenler! Bu işimde bana bir fikir verin. Siz bulunmadan ben hiçbir işte kesin karar vermem.'

Ali Bulaç

Dedi ki: "Ey önde gelenler, bu işimde bana görüş belirtin, siz (her şeye) şahidlik etmedikçe ben hiç bir işte kesin (karar veren biri) değilim."

Ali Fikri Yavuz

Ey seçkin topluluk! Bana bu işim hakkında bir fikir verin. Sizin görüşünüz olmadan ben hiç bir işi yapmış değilim.”

Ali Rıza Safa

"Ey ileri gelenler! Bu işimde bana görüş bildirin; onayınız olmadıkça, hiçbir eylem için kesin yargı vermem!"

Bayraktar Bayraklı

Kraliçe dedi ki: "Beyler, ulular! Bu işimde bana bir fikir veriniz; siz benim yanımda bulunmadıkça, bir iş hakkında kesin bir karar vermem."

Bekir Sadak

«Ey ileri gelenler! Verecegim emir hakkinda bana fikrinizi soyleyin; siz benim yanimda bulunmadikca, bir is hakkinda kesin bir hukum vermem» dedi.

Celal Yıldırım

(Melike): «Ey ileri gelenler! Bu önemli işim hakkında görüşünüzü bildirin. Siz hazır olmadığınız takdirde bir işi kesin sonuca bağlayacak değilim» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kraliçe şöyle dedi: “Efendiler! İçinde bulunduğum durum hakkında bana görüşünüzü açıklayın. Sizin görüşünüzü almadan asla bir işe kesin karar vermem.”

Diyanet İşleri

"Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem."

Diyanet İşleri (eski)

'Ey ileri gelenler! Vereceğim emir hakkında bana fikrinizi söyleyin; siz benim yanımda bulunmadıkça, bir iş hakkında kesin bir hüküm vermem' dedi.

Diyanet Vakfi

(Sonra Melike) dedi ki: Beyler, ulular! Bu işimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanımda olmadan (size danışmadan) hiçbir işi kestirip atmam.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Sonra Melike) dedi ki: «Beyler, ulular! Bu işimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanımda olmadan hiçbir işi kestirip atmam.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Melike): "Ey ileri gelenler! Bu işimde bana bir fikir verin; sizin haberiniz olmadan ben hiçbir işi kestirip atmış değilim." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey a'yan, dedi: bana emrimde bir fetva verin, sizin huzurunuz olmadan ben hiç bir emri kestirmiş değilim

Erhan Aktaş

"Ey meleler! Bu istekle ilgili bana görüşlerinizi bildirin. Siz, olmadan ben kesin bir karar verecek değilim." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ey meleler! Bu istekle ilgili bana görüşlerinizi bildirin. Siz, olmadan ben kesin bir karar verecek değilim." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Ey ileri gelenler! Bu istekle ilgili bana görüşlerinizi bildirin. Siz, görüşünüzü bildirmedikçe ben kesin bir karar verecek değilim." dedi.

Fizilal-il Kuran

Kraliçe «Ey devletin ileri gelenleri, bu konuda ne yapmam gerektiğine ilişkin görüşlerinizi söyleyiniz, ben sizin görüşünüzü almadan hiçbir işi kesin sonuca bağlamam.

Gültekin Onan

Dedi ki: "Ey önde gelenler, bu buyruğumda bana görüş belirtin, siz (her şeye) şahidlik etmedikçe ben hiç bir buyrukta kesin (karar veren biri) değilim."

Hamdi Döndüren

Bunun üzerine (Belkıs), “Ey ileri gelenler, dedi, bu işimde bana görüş bildirin, çünkü ben, siz yanımda olmadıkça hiçbir işi kesip atmam.”

Hasan Basri Çantay

(Kadın): "Ey ileri gelenler, bana (bu) işim hakkında bir re'y verin. Siz huzurumda bulununcaya kadar ben hiçbir işde kat'i (bir hüküm saahibi) olamadım".

Hasib Asutay

(Melike) dedi ki: 'Ey ileri gelenler! Bu işimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanımda olmadan hiçbir işi kestirip atmam.'

Hayrat Neşriyat

(Melîke devamla) dedi ki: 'Ey ileri gelenler! (Bu) işim hakkında bana fetvâ verin!(Ben, sizler yanımda) şâhid olmadıkça (size danışmadan) hiçbir iş (hakkında karâr)ımı kat'îleştirici değilim.'

İbni Kesir

Dedi ki: Ey ileri gelenler, vereceğim emir hakkında bana görüşünüzü söyleyin. Siz, benim yanımda bulunmadıkça bir iş hakkında kesin bir hüküm veremem.

Mehmet Okuyan

(Belkıs:) “Ey yöneticiler! Bu işimde bana bir fikir verin! Bana şahit oluncaya (çözüm üretinceye) kadar hiçbir işe kesin karar vermeyeceğim.” demişti.

Muhammed Esed

"Siz ey soylular!" diye ekledi, "Yüzyüze geldiğim bu meselede görüşünüz nedir, bana söyleyin; siz görüşlerinizi bana açıklamadan benim (kesin) bir karara varmam mümkün değil".

Mustafa İslamoğlu

(Sebe kraliçesi) dedi ki: "Siz ey seçkinler! Karşı karşıya kaldığım bu konuda bana kanaatlerinizi bildirin! Sizin katkınız olmadan bu konuda kestirip atmam doğru olmaz."

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «Ey ileri gelenler! Bu işim hakkında bana fetva veriniz. Siz hazır bulununcaya değin ben bir işimi kestirmiş değilim.»

Ömer Öngüt

Ey ileri gelenler! Bana bu işimde bir fikir verin. Bilirsiniz ki siz benim yanımda olmadan hiçbir işi kendi başıma kestirip atmam.

Suat Yıldırım

"Değerli danışmanlarım, bu mesele hakkında görüşlerinizi istiyorum. Pek iyi bildiğiniz gibi, sizi çağırmadan, size danışmadan hiç bir meseleyi hükme bağlamam."

Süleyman Ateş

"Ey ileri gelenler, dedi, bu işimde bana bir fikir verin; ben, siz olmadıkça hiçbir işi kesip atmam."

Süleymaniye Vakfı

(Kraliçe) Şöyle dedi: "Ey ileri gelenler! Bu işimde bana sağlam bir görüş bildirin. Sizlerle görüşmeden hiçbir işe karar vermem."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey ileri gelenler! Bu işimde bana sağlam bir görüş bildirin. Sizlerle görüşmeden hiçbir işe karar vermem.

Şaban Piriş

Ey ileri gelenler, bu hususta bana görüşlerinizi belirtin. Siz hazır olmadıkça bir iş hakkında kesin karar veremem, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Dedi ki: «Ey önde gelenler, bu işimde bana görüş belirtin, siz (her şeye) şahidlik etmedikçe ben hiç bir işte kesin (karar veren biri) değilim.»

Ümit Şimşek

Belkıs 'Efendiler, bu iş hakkında bana görüşünüzü bildirin,' dedi. 'Ben hiçbir işte sizin görüşünüzü almadan kesin bir hüküm vermiş değilim.'

Yaşar Nuri Öztürk

Melike dedi: "Ey danışmanlarım, bu meselem konusunda bana fikir verin. Siz onaylamadıkça, hiçbir işe kesin karar vermem."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Qadın dedi: “Ey əyanlar! Bu iş barəsində mənə məsləhət verin. Mən heç vaxt siz yanımda olmayınca qəti qərar verməmişəm”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Bəlqis) dedi: ″Ey əʼyanlar! Bu iş barəsində mənə rəʼyinizi bildirin. Mən sizinlə məsləhətləşməmiş heç bir iş görən (hökm verən) deyiləm!″

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

O ihr Notabeln!ʺ sprach sie, ʺberatet mich! Ich treffe keine Entscheidung, bevor ihr zu mir kommt und sagt, was ihr denkt.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagte: ʺO ihr führende Schar, gebt mir eure Meinung über meine Angelegenheit bekannt; ich pflege ja keine Angelegenheit zu entscheiden, solange ihr nicht bei mir anwesend seid.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagte: ʺIhr Entscheidungsträger! Gebt mir eine Fatwa über meine Angelegenheit! Ich werde nie eine Entscheidung treffen, bis ihr dabei anwesend seid.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Her anxiety prompted her to consult with her counselors. She said: "O you counselors, I seek counsel from you in this matter. I never decided upon a course of action before presenting it to you for an opinion".

Abdul Haleem

She said, ‘Counsellors, give me your counsel in the matter I now face: I only ever decide on matters in your presence.’

Abdullah Yusuf Ali

She said: "Ye chiefs! advise me in (this) my affair: no affair have I decided except in your presence."

Abul A'la Maududi

(After reading the letter) the Queen said: "Nobles, let me have your counsel in this matter for I make no firm decision without you."

Aisha Bewley

She said, ‘Council! give me your opinion about this matter. It is not my habit to make a final decision until I have heard what you have to say.’

Al-Hilali & Khan

She said: "O chiefs! Advise me in (this) case of mine. I decide no case till you are present with me (and give me your opinions)."

Ali Quli Qarai

She said, ‘O [members of the] elite! Give me your opinion concerning my matter. I do not decide any matter until you are present.’

Amatul Rahman Omar

She said, `Chieftains! give me your sound and mature advice in the matter which confronts me, (for) I decide no important matter except when you are present with me (to advise). '

Arthur John Arberry

She said, 'O Council, pronounce to me concerning my affair; I am not used to decide an affair until you bear me witness. '

Bijan Moeinian

She said: "Advise me in this affair as I have never done anything without your consultation. "

E. Henry Palmer

She said, 'O ye chiefs! pronounce sentence for me in my affair. I never decide an affair until ye testify for me.'

Edip-Layth

She said, "O commanders, advise me in this matter of mine, for I will not take a decision until you give testimony."

George Sale

She said, O nobles, advise me in my business: I will not resolve on any thing, until ye be witnesses and approve thereof.

Hamid S. Aziz

"Exalt not yourself against me, but come to me as those who Surrender (unto Allah i. e. as a Muslim)"

Mahmoud Ghali

She said, "O you chiefs, pronounce to me concerning my command; in no way have I affirmed (Literally: cutting) a command until you bear witness. "

Marmaduke Pickthall

She said: O chieftains! Pronounce for me in my case. I decide no case till ye are present with me.

Mohamed Ahmed - Samira

. " Advise me, O nobles," she said "in this matter. I do not decide any thing until you concur."

Muhammad Asad

She added: "O you nobles! Give me your opinion on the problem with which I am now faced; I would never make a [weighty] decision unless you are present with me. "

Mustafa Khattab

She said, "O chiefs! Advise me in this matter of mine, for I would never make any decision without you."

Progressive Muslims

She said: "O commanders, advise me in this matter of mine, for I will not take a decision until you give testimony. "

Sahih International

She said, "O eminent ones, advise me in my affair. I would not decide a matter until you witness [for] me."

Sam Gerrans

She said: “O eminent ones: counsel me in my affair; I decide no affair until you bear me witness.”

Shabbir Ahmed

She said, "O Chiefs! Advise me in this matter. (You know that) I take no decisions without you."

Syed Vickar Ahamed

She (the queen) said: "You chiefs! Advise me about (this) ordeal of mine: No ordeal have I decided without your presence. "

Taqi Usmani

She said, "O chieftains, advise me in the matter I have (before me). I am not the one who decides a matter absolutely unless you are present with me."

The Monotheist Group

She said: "O commanders, advise me in this matter of mine, for I will not take a decision until you give testimony."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Elle dit: ʺO notables! Conseillez-moi sur cette affaire: je ne déciderai rien sans que vous ne soyez présents (pour me conseiller)ʺ.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zei: ʺRaad van voornaamsten! Geeft mij uitsluitsel over wat ik zal beschikken; ik tref geen beschikking zonder dat jullie er getuige van zijn.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij zeide: O edelen! raad mij in mijne zaak, ik wil omtrent niets besluiten, tenzij gij getuige daarvan zijt en het goedkeurt.

Hollandaca — Siregar

Zij zei: ʺO vooraanstanden, geeft mij raad in mijn zaak. Ik nam geen besluit over een zaak voordat jullie er getuigen van waren.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Царица) сказала: «О, знать! Дайте мне решение в моем деле. (Ведь) я не принимаю решения, без того, чтобы вы были свидетелями мне [вне вашего ведения и без совместного с вами совещания]».

Rusça — Osmanov

[Царица] сказала: ʺО знатные мужи! Подскажите мне решение в моем деле. Я никогда не принимала окончательного решения без вашего [совета] ʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Drottningen fortsatte:) ʺAktade rådgivare! Låt mig höra er uppfattning i denna sak som jag har att ta ställning till; jag har aldrig avgjort en fråga utan att ha inhämtat ert råd.ʺ