Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar.

اِنْ نَشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِمْ مِنَ السَّمَاءِ اٰيَةً فَظَلَّتْ اَعْنَاقُهُمْ لَهَا خَاضِعِينَ

in neşe' nunezzil ǎleyhim mine s-semāi āyeten fe Zellet eǎ'nāḳuhum lehā ḣāDiǐyne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنْineğer
2نَشَأْneşe'ش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilesek
3نُنَزِّلْnunezzilن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indiririz
4عَلَيْهِمْǎleyhimonların üzerine
5مِنَmine-ten
6السَّمَاءِs-semāiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gök-
7اٰيَةًāyetenا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.bir mu'cize
8فَظَلَّتْfe Zelletظ ل لKalmak, sürmek, devam etmek, bir şey yapmayı sürdürmek, olmak, dönüşmek, bir şeye dönüşerek büyümek, sebat etmek, bir şey yapmaya devam etti. Gölgelemek, üzerine gölge yapmak. Gölge, gölgelik, barınak. Tente, barınak, kulübe, örtü, gölge veren bulut, koruma, rahatlık ve mutluluk hali.ve oluverir
9اَعْنَاقُهُمْeǎ'nāḳuhumع ن قUzun boyunlu olmak, boyunda incelme olmak. Kucaklaşmak. Boyun, insan topluluğu, ağaç gövdesi, yaprak veya meyve sapı, insanların başları veya şefleri, büyük kişiler anlamlarına gelir. 17:29'da mecazi bir ifade olarak 'yapma' anlamında kullanılmıştır.boyunları
10لَهَاlehāona
11خَاضِعِينَḣāDiǐyneخ ض عAlçakgönüllü olmak, mütevazı olmak, itaatkar olmak, sakin olmak, yumuşak konuşmak, eğilmek, çömelmek, alçalmakeğilip kalmış

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Dileseydik gökten bir delîl indirirdik onlara, onun karşısında başlarını eğerlerdi, kalakalırlardı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Dileseydik gökten bir delîl indirirdik onlara, onun karşısında başlarını eğerlerdi, kalakalırlardı.

Adem Uğur

Biz dilesek, onların üzerine gökten bir mucize indiririz de, ona boyunları eğilip kalır.

Ahmed Hulusi

Eğer dilesek semadan üzerlerine bir mucize inzal ederiz de, zorunlu olarak boyunları bükülüp, hükmü kabul ederler!

Ahmet Tekin

Bizim sünnetimizin, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olursa, onların üzerlerine gökten bir âyet, bir mûcize indiririz. Bu mûcizeden dolayı toplu olarak boyun eğmek mecburiyetinde kalırlar.

Ahmet Varol

Dilersek onların üzerlerine gökten bir mucize indiririz de boyunları ona eğilir kalır.

Ali Bulaç

Dilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir.

Ali Fikri Yavuz

Biz eğer dilersek, onların üzerine gökten bir ayet (iman etmelerini gerektirecek bir delâlet) indiriveririz de ona boyunları eğile kalır (artık hiç biri isyan etmez).

Ali Rıza Safa

Eğer dilersek, gökten bir mucize indiririz; boyunları, Ona eğilsin diye.

Bayraktar Bayraklı

Dilersek onlara gökten bir mucize indiririz de mecbur kalıp boyun eğerler.

Bekir Sadak

Biz dilesek onlara gokten bir mucize inidiririz de ona boyun egip kalirlar.

Celal Yıldırım

Biz isteseydik onlara gökten bir âyet (acık bir belge ya da mu'cize) indirirdik de onlar ona boyun eğip eğilirlerdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz istesek onlara gökten bir mûcize indiririz de derhal ona boyun eğerler.

Diyanet İşleri

Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar.

Diyanet İşleri (eski)

Biz dilesek onlara gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.

Diyanet Vakfi

Biz dilesek, onların üzerine gökten bir mucize indiririz de, ona boyunları eğilip kalır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dilersek üzerlerine gökten bir ayet (mucize) indiriveririz de ona boyunları eğile kalır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dilersek üzerlerine Semadan bir ayet indiriveririz de ona boyunları eğile kalır

Erhan Aktaş

Eğer dileseydik gökten öyle bir ayet indirirdik ki hepsi ona boyun eğmek zorunda kalırdı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer dileseydik gökten öyle bir ayet indirirdik ki hepsi ona boyun eğmek zorunda kalırdı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer dileseydik gökten öyle bir ayet indirirdik ki hepsi ona boyun eğmek zorunda kalırdı.

Fizilal-il Kuran

Eğer dilesek onlara gökten bir mucize indiririz de karşısında boyunları eğik kalır.

Gültekin Onan

Dilersek, onların üzerine gökten bir ayet indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir.

Hamdi Döndüren

Biz dilesek, onların üzerine gökten bir mucize indiririz de onu (görünce) boyun eğerler!

Hasan Basri Çantay

Eğer dilersek biz onların tepesine gökden bir ayet indiriveririz de ona boyunları eğilekalır.

Hasib Asutay

Eğer dilesek, onların üzerine gökten bir mucize indiririz de, ona boyunları eğilip kalır.

Hayrat Neşriyat

Dilesek, onlara gökten bir mu'cize indiririz de boyunları ona eğilip kalanlar (olarak inanmaya mecbûr) olurlar.

İbni Kesir

Dilersek, onlara gökten bir ayet indiririz de ona boyunları eğik kalır.

Mehmet Okuyan

Dilesek, üzerlerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de ona boyunları eğik (bükülü) kalır.

Muhammed Esed

Eğer dileseydik, onlara gökten öyle bir alamet indirirdik ki, onun karşısında boyunları bükülür, hemen baş eğerlerdi.

Mustafa İslamoğlu

Eğer dileseydik onlara semadan öyle bir belge indirirdik ki, onun karşısında (mecburen) boyun büker, baş eğerlerdi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Eğer dileyecek olsak üzerlerine gökten bir âyet indiririz de artık ona boyunları eğili kalmış olurlar.

Ömer Öngüt

Biz dilersek onların üzerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de ona boyun eğmek zorunda kalırlar.

Suat Yıldırım

Eğer dileseydik onlara gökten öyle bir mûcize indirirdik ki, onun karşısında ister istemez boyun bükerlerdi.

Süleyman Ateş

Dilesek onların üzerine gökten bir mu'cize indiririz de boyunları ona eğilir (inanırlar).

Süleymaniye Vakfı

Farklı tercihte bulunsak gökten üzerlerine bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Farklı bir tercihte bulunsaydık gökten üzerlerine öyle bir belge indirirdik ki, karşısında başları öne eğilirdi.

Şaban Piriş

Dilersek, üzerlerine gökten bir işaret indiririz de boyunları öne eğilip kalır.

Tefhim-ul Kuran

Dilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir.

Ümit Şimşek

Eğer dileseydik, onlara gökyüzünden bir âyet indirirdik de ister istemez ona boyun eğerlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer istersek gökten üzerlerine bir mucize indiririz de boyunları onun önünde perişanlıkla eğilip kalır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz istəsəydik, göydən onlara elə bir əlamət göndərərdik ki, onun önündə başları itaətkarlıqla əyilərdi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əgər istəsək, göydən onlara bir ayə (dəlil) göndərərik, onlar da ona (səssiz-səmirsiz) boyun əyib durarlar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn Wir wollten, hätten Wir ein zwingendes Zeichen vom Himmel auf sie hinabgesandt, dem sie sich ergeben hätten.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn Wir woll(t)en, könn(t)en Wir vom Himmel ein Zeichen auf sie hinabsenden, so daß sich ihre Nacken dauernd davor unterwerfen (würden).

Almanca — M. A. Rassoul

Wenn Wir wollen können Wir ihnen ein Zeichen vom Himmel niedersenden, so daß ihre Nacken sich demütig davor beugen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Wenn WIR wollten, würden WIR über ihnen vom Himmel eine Aya nach und nach hinabsenden, vor der ihre Nacken stets gebeugt bleiben.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

If We will, We could easily send down to them from heaven a physical sign revealing to them Our Omnipotence and Authority, a sign to which they will have to bend their necks in subjugation and submission,

Abdul Haleem

If We had wished, We could have sent them down a sign from heaven, at which their necks would stay bowed in utter humility.

Abdullah Yusuf Ali

If (such) were Our Will, We could send down to them from the sky a Sign, to which they would bend their necks in humility.

Abul A'la Maududi

If We will, We can send down a Sign to them from heaven, so their necks will be humbled to it.

Aisha Bewley

If We wished We could send down a Sign to them from heaven, before which their heads would be bowed low in subjection.

Al-Hilali & Khan

If We will, We could send down to them from the heaven a sign, to which they would bend their necks in humility.

Ali Quli Qarai

If We wish We will send down to them a sign from the sky before which their heads will remain bowed in humility.

Amatul Rahman Omar

If We so please We can send down upon them such a sign from above that their necks would bend (and heads bow down) in submission to it.

Arthur John Arberry

If We will, We shall send down on them out of heaven a sign, so their necks will stay humbled to it.

Bijan Moeinian

If I (God) wanted to make the disbelievers to believe [out of fear], I could have sent them such a terrible sign from the heaven that they would have bowed down being humiliated.

E. Henry Palmer

If we please we will send down upon them from the heaven a sign, and their necks shall be humbled thereto.

Edip-Layth

If We wish, We could send down for them from the heavens a sign, to which they would bend their necks in humility.

George Sale

If We pleased, We could send down unto them a convincing sign from heaven, unto which their necks would humbly submit.

Hamid S. Aziz

It may be that you are tormenting your soul that they will not be believers.

Mahmoud Ghali

In case We (so) decide, We will be sending down on them from the heaven a sign so their necks linger subdued to it.

Marmaduke Pickthall

If We will, We can send down on them from the sky a portent so that their necks would remain bowed before it.

Mohamed Ahmed - Samira

We could send down from the heavens a sign to them if We pleased, before which their heads would remain bowed.

Muhammad Asad

Had We so willed, We could have sent down unto them a message from the skies, so that their necks would [be forced to] bow down before it in humility.

Mustafa Khattab

If We willed, We could send down upon them a ˹compelling˺ sign from the heavens, leaving their necks bent in ˹utter˺ submission to it.

Progressive Muslims

If We wish, We could send down for them from the heavens a sign, to which they would bend their necks in humility.

Sahih International

If We willed, We could send down to them from the sky a sign for which their necks would remain humbled.

Sam Gerrans

If We will, We can send down upon them from the sky a proof to which their necks will remain humbled.

Shabbir Ahmed

Had We so Willed, We could have sent down to them a Sign from the sky, to which they would have bent their necks in humility. (But, that is not Our Design. We expect them to use their reason (12:108)).

Syed Vickar Ahamed

If (it) was Our Will, We can send down a Sign from the heaven to them, to which they will bow their necks in humility.

Taqi Usmani

If We so will, We can send down to them a sign from the sky, for which their necks will stay bent in submission.

The Monotheist Group

IfWe wish, We could send down for them from the heavens a sign, to which they would bend their necks in humility.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Si Nous voulions, Nous ferions descendre du ciel sur eux un prodige devant lequel leurs nuques resteront courbées.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger em bixwazin em ê ji esmên ji bo wan mucîzeyekê bînin, vêca ew ê jê re stûxwar bibin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Als Wij wilden, hadden Wij uit de hemel tot hen een teken neergezonden, zodat hun nekken ervoor gebogen zouden blijven.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Indien het ons behaagde, zouden wij hun een overtuigend teeken uit den hemel kunnen nederzenden, waarvoor zij hunne nekken nederig zouden krommen.

Hollandaca — Siregar

Als Wij het gewenst hadden, hadden Wij een Teken uit de hemel tot hen doen neerdalen, zodat hun nekken ervoor gebogen bleven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Если бы Мы пожелали, то Мы низвели бы на них [неверующих из твоего народа] с неба знамение [большое чудо], и шеи их перед ним покорно склонились бы [они уверовали бы увидев такое чудо].

Rusça — Osmanov

Если Мы пожелаем, Мы ниспошлем им с неба [такое] знамение, что они покорно склонят пред ним головы.