Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.
وَنَزَعَ يَدَهُ فَاِذَا هِيَ بَيْضَاءُ لِلنَّاظِرِينَ
ve nezeǎ yedehu fe iƶā hiye beyDā'u li n-nāZirīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Elini koynundan çıkardı, derhal bakanlara parıl parıl parlayan bembeyaz bir el göründü.
Abdulkadir Gölpınarlı
Elini koynundan çıkardı, derhal bakanlara parıl parıl parlayan bembeyaz bir el göründü.
Adem Uğur
Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)!
Ahmed Hulusi
(Musa) elini çekip çıkardı (gömleğinden), bakanlar bembeyaz gördü!
Ahmet Tekin
Elini koynundan çıkardı. Bir de ne görsünler! Bakanlara bembeyaz, ışıl ışıl göründü.
Ahmet Varol
Ardından elini çıkardı. O da bakanlara bembeyaz görünüverdi.
Ali Bulaç
Elini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanıvermiş'.
Ali Fikri Yavuz
Bir de elini çekti çıkardı; o da, bakanlara bembeyaz (nur saçan bir el) kesiliverdi.
Ali Rıza Safa
Ve elini çekip çıkardığında, o ışıltıyı seyrettiler.
Bayraktar Bayraklı
Elini de koynundan çıkardı, bir de ne görsünler; bembeyaz olmuş.
Bekir Sadak
Elini cikardi, bakanlara bembeyaz gorundu. *
Celal Yıldırım
Ve elini çekip çıkardı derken o durup bakanlara (pırıl pırıl ışık veren) bembeyaz (bir görünüme büründü).
Diyanet İşleri
Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.
Diyanet İşleri (eski)
Elini çıkardı, bakanlara bembeyaz göründü.
Diyanet Vakfi
Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Elini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
bir de elini (koynundan) çekti çıkardı, o da bakanlara bembeyaz oluverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir de elini çekti çıkardı, o da bakanlara bembeyaz oluverdi
Erhan Aktaş
Ve elini çıkardı. Bakanlar ne görsün; beyaz bir el.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ve elini çıkardı. Bakanlar ne görsün; beyaz bir el.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ve elini çıkardı. Bakanlar ne görsün; beyaz bir el.
Fizilal-il Kuran
Ve elini yeninin altından çıkardı; bakanlar, onun ak bir parıltı saçtığını gördüler.
Gültekin Onan
Elini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanıvermiş'.
Hamdi Döndüren
Ardından elini (koynundan) çıkardı, bir de ne görsünler, o da bakanlara bembeyaz oluverdi!
Hasan Basri Çantay
Elini de çekib çıkardı. Bir de (ne görsünler) bu, temaşa edenler için bembeyaz (ve nuur saçan bir el) dir.
Hasib Asutay
Elini de (koynundan) çıkardı; o da bakanlara bembeyaz oluverdi.
Hayrat Neşriyat
Ve elini (koynundan) çıkardı; bir de gördüler ki o, bakanlara bembeyaz (parlayan, ışık saçan bir el)dir.
İbni Kesir
Elini çıkardı, bir de ne görsün; bakanlara bembeyazdır.
Mehmet Okuyan
Elini de (koynundan) çıkarmıştı. Bir de ne görsünler, o (eli) bakanlara bembeyaz (görünmüştü).
Muhammed Esed
Sonra elini ortaya çıkardı; bakanlar ne görsünler, bembeyazdı.
Mustafa İslamoğlu
Ve elini çıkardı, fakat o da ne, bu bakanların (gözünü kamaştıran) bir beyazlık!
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve elini çekip çıkardı. Hemen o, nazar edenlere karşı bembeyaz (kesilmiş) idi.
Ömer Öngüt
Bir de elini çıkardı, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi.
Suat Yıldırım
Bir de elini koynundan çıkardı ki bakanların gözlerini kamaştıracak kadar parlak mı parlak!
Süleyman Ateş
Elini (koltuğunun altından) çıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi.
Süleymaniye Vakfı
Elini çıkardı, o da seyredenlerin önünde anında bembeyaz kesildi.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Elini çıkardı; bakanlar için bembeyaz oluverdi.
Şaban Piriş
Elini çekip çıkardı o da bakanlara bembeyaz oluverdi.
Tefhim-ul Kuran
Elini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanıvermiş.'
Ümit Şimşek
Elini çıkardı; o da bakanların gözlerini alan bir beyazlıktı.
Yaşar Nuri Öztürk
Elini çıkardı, o da anında seyredenler önünde bembeyaz kesildi.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Əlini qoynundan çıxardan kimi o, baxanların gözü qabağında ağappaq nur saçan bir əl oldu.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Sonra əlini (qoltuğunun altından, yaxud qoynundan) çıxarar-çıxartmaz o, baxanlara ağappaq göründü (parlar bir nur kəsildi).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Und er zog seine Hand hervor, und da war sie weiß vor allen, die zuschauten.
Almanca — Der Edle Quran
Und er zog seine Hand heraus, da war sie weiß für die Betrachter.
Almanca — M. A. Rassoul
Und er zog seine Hand hervor, und siehe, sie erschien den Zuschauern weiß.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und er zog seine Hand heraus, dann war sie hell für die Zuschauer.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And he drew his hand from the folds of his garment and there it was instantaneously transfigured in a radiance of white divine light.
Abdul Haleem
Then he drew out his hand and- lo and behold!- it was white for the onlookers to see.
Abdullah Yusuf Ali
And he drew out his hand, and behold, it was white to all beholders!
Abul A'la Maududi
and he drew his hand (out of his armpit) and lo! it had become a shining object to the beholders.
Aisha Bewley
And he drew out his hand and there it was, pure white to those who looked.
Al-Hilali & Khan
And he drew out his hand, and behold, it was white to all beholders!
Ali Quli Qarai
Then he drew out his hand, and behold, it was white to the onlookers.
Amatul Rahman Omar
And he stuck his hand out and lo! it was (shining) white to the beholders.
Arthur John Arberry
And he drew forth his hand, and lo, it was white to the beholders.
Bijan Moeinian
Then he took his hand out of his pocket, and it radiated an intense light.
E. Henry Palmer
and he plucked out his hand, and, behold, it was white to the spectators!
Edip-Layth
He drew out his hand, then it became white to the onlookers.
George Sale
And he drew forth his hand out of his bosom; and behold, it appeared, white unto the spectators.
Hamid S. Aziz
And he threw down his rod, and, behold, it was an obvious serpent!
Mahmoud Ghali
And he drew out his hand, then, only then was it white to the onlookers.
Marmaduke Pickthall
And he drew forth his hand and lo! it was white to the beholders.
Mohamed Ahmed - Samira
And he drew forth his hand, and lo, it looked white to the beholders.
Muhammad Asad
and he drew forth his hand - and lo! it appeared [shining] white to the beholders.
Mustafa Khattab
Then he drew his hand ˹out of his collar˺ and it was ˹shining˺ white for all to see.
Progressive Muslims
And he drew out his hand, then it became white to the onlookers.
Sahih International
And he drew out his hand; thereupon it was white for the observers.
Sam Gerrans
And he drew forth his hand, and then it was white for all to see.
Shabbir Ahmed
He presented his powerful logic that shone bright.
Syed Vickar Ahamed
And he drew out his hand, and look! It was white (and bright) to the seers!
Taqi Usmani
and he drew out his hand, and right then it was a white light to the onlookers.
The Monotheist Group
Andhe drew out his hand, then it became white to the onlookers.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et il tira sa main et voilà quʹelle était blanche (étincelante) à ceux qui regardaient.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Destê xwe (ji paxila xwe) deranî, ew jî ji bo temaşekaran bû ronahiyeke spî.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En hij strekte zijn hand uit en zij was opeens wit voor de toeschouwers.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En hij trok zijne hand uit zijne borst en, ziet, zij was wit voor de toeschouwers,
Hollandaca — Siregar
En hij strekte zijn hand uit en die werd wit voor de toeschouwers.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И вынул он [Муса] свою руку (из одежды), и вот, она [рука его] – бела (как молоко) для смотрящих. (А когда он обратно возвращал руку, она обретала естественный цвет.)
Rusça — Osmanov
Он обнажил свою руку, и она стала белой для смотрящих.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och han drog fram sin hand och (alla kringstående) såg att den var (skinande) vit.