Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَةً وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ
inne fī ƶālike le āyeten ve mā kāne ekṧeruhum mu'minīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Şüphe yok ki bunda bir delil var, fakat halkın çoğu inanmaz.
Abdulkadir Gölpınarlı
Şüphe yok ki bunda bir delil var, fakat halkın çoğu inanmaz.
Adem Uğur
Elbet bunda büyük bir ibret vardır; fakat çokları iman etmezler.
Ahmed Hulusi
Muhakkak ki bu olayda da bir işaret - ders vardır. . . Ne var ki onların çoğunluğu iman etmemiştir.
Ahmet Tekin
Bunlarda da, kesinlikle Allah’ın kudretine, ilmine, hikmet sahibi olduğuna işaretler, bütün insanlar için ibretler, alınacak dersler vardır. Onların çoğu iman edecek değildi.
Ahmet Varol
Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmemişti.
Ali Bulaç
Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Ali Fikri Yavuz
Muhakkak ki bunda (onlara yaptığımız helâk işinde), arkalarından gelecekler için büyük bir ibret vardır; öyle iken, çoğu mümin olmadı.
Ali Rıza Safa
Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Oysa onların çoğu inanmaz.
Bayraktar Bayraklı
- Bunda kesinlikle bir ders vardır. Onların çoğu inanmamış olsa da. Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür; çok merhametlidir.
Bekir Sadak
suphesiz bunda bir ders vardir, ama cogu inanmamistir.
Celal Yıldırım
Şüphesiz ki bunda bir ibret ve öğüt vardır; ama onların çoğu imân edenler olmadı.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Elbet bunda büyük bir ibret vardır; fakat çokları iman etmezler.
Diyanet İşleri
Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Diyanet İşleri (eski)
Şüphesiz bunda bir ders vardır, ama çoğu inanmamıştır.
Diyanet Vakfi
Elbet bunda büyük bir ibret vardır; fakat çokları iman etmezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şüphesiz bunda gerçekten bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şübhesiz bunda mutlak bir ayet var, öyle iken ekserisi mü'min olmadı
Erhan Aktaş
Kuşkusuz bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman edenlerden olmadı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Kuşkusuz bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman edenlerden olmadı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Kuşkusuz bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman edenlerden olmadı.
Fizilal-il Kuran
Kuşku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Onların çoğunluğu inanmamış kimselerdir.
Gültekin Onan
Gerçekten bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu inançlı olmamıştır.
Hamdi Döndüren
Kuşkusuz bunda bir ibret vardır. Ama onların çoğu inanmazlar.
Hasan Basri Çantay
Şübhesiz bunda elbette bir ibret vardır. (Fakat) onların çoğu iman ediciler değildir.
Hasib Asutay
Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değillerdir.
Hayrat Neşriyat
Şübhesiz bunda, apaçık bir ibret vardır. Fakat onların çoğu îmân etmiş kimseler değildir.
İbni Kesir
Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.
Mehmet Okuyan
Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.
Muhammed Esed
Bu (kıssada da insanlar için) bir ders vardır; onlardan çoğu (buna) inanmasalar da...
Mustafa İslamoğlu
Elbet bu (Lut kıssası)nda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Şüphe yok ki, bunda elbette bir ibret vardır. Halbuki, onların çokları mü'minler olmadı.
Ömer Öngüt
Şüphesiz ki bunda âyet (kudretimize bir nişane) vardır. Yine de onların çoğu iman etmezler.
Suat Yıldırım
Elbette bunda alınacak ibret vardır. Fakat onların ekserisi ders alıp da iman etmezler.
Süleyman Ateş
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.
Süleymaniye Vakfı
İşte bu anlatılanlarda tam bir ayet /bir ibret vardır. Onların çoğu inanıp güvenmiş değillerdi.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir.
Şaban Piriş
İşte bunda da bir ibret vardır. Fakat, onların çoğu yine de inanmış değildir.
Tefhim-ul Kuran
Hiç şüphe yok, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Ümit Şimşek
İşte bunda bir âyet vardır. Fakat onların çoğu yine iman etmez.
Yaşar Nuri Öztürk
Elbette bunda bir ayet var ama onların çoğu müminler değildi.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Şübhəsiz ki, bunda bir ibrət vardır. Lakin onların əksəriyyəti iman gətirmədi.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Şübhəsiz ki, bunda (Lutun bu hekayətində) bir ibrət vardır. Halbuki onların əksəriyyəti iman gətirmədi.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Darin ist ein Zeichen, doch die meisten glauben nicht.
Almanca — Der Edle Quran
Darin ist wahrlich ein Zeichen, doch sind die meisten von ihnen nicht gläubig.
Almanca — M. A. Rassoul
Hierin liegt wahrlich ein Zeichen, jedoch die meisten von ihnen glauben es nicht.
Almanca — Muhammad Zaidan
Gewiß, darin ist doch eine Aya. Und viele von ihnen waren keine Mumin.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
This is indeed emblematic of Allah's Omnipotence and Authority but most of them denied Allah Who brought them into existence
Abdul Haleem
There truly is a sign in this, though most of them will not believe:
Abdullah Yusuf Ali
Verily in this is a Sign: but most of them do not believe.
Abul A'la Maududi
Surely there is a Sign in this, but most of them would not believe.
Aisha Bewley
There is certainly a Sign in that, yet most of them are not muminun.
Al-Hilali & Khan
Verily, in this is indeed a sign, yet most of them are not believers.
Ali Quli Qarai
There is indeed a sign in that; but most of them do not have faith.
Amatul Rahman Omar
There is a great sign in this (episode), yet most of them would not be believers.
Arthur John Arberry
Surely in that is a sign, yet most of them are not believers.
Bijan Moeinian
This is a great lesson; yet most people care less.
E. Henry Palmer
Verily, in that is a sign; but most, of them will never be believers.
Edip-Layth
In that is a sign, but most of them are not those who acknowledge.
George Sale
Verily herein was a sign; but the greater part of them did not believe.
Hamid S. Aziz
We rained down upon them a shower (of brimstone); and dreadful was the rain for those who had been warned.
Mahmoud Ghali
Surely in that is indeed a sign, and in no way were most of them believers.
Marmaduke Pickthall
Lo! herein is indeed a portent, yet most of them are not believers.
Mohamed Ahmed - Samira
Verily in this was a sign, but most of them do not believe.
Muhammad Asad
In this [story], behold, there is a message [unto men], even though most of them will not believe [in it].
Mustafa Khattab
Surely in this is a sign. Yet most of them would not believe.
Progressive Muslims
In that is a sign, but most of them are not believers.
Sahih International
Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers.
Sam Gerrans
In that is a proof, but most of them are not believers.
Shabbir Ahmed
Herein indeed is a sign, but most of them were not believers in the Law of Requital.
Syed Vickar Ahamed
Surely there is a Sign in this but most of them do not believe.
Taqi Usmani
Surely, in this there is a sign, but most of them are not believers,
The Monotheist Group
In that is a sign, but most of them are not believers.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Voilà bien là un prodige. Cependant, la plupart dʹentre eux ne croient pas.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Bêguman di vê de îbretek heye, lê pirên wan bawerî nayînin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Daarin is zeker een teken, maar de meesten van hen zijn niet gelovig.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Waarlijk, hierin was een teeken; maar het grootste deel hunner geloofde niet.
Hollandaca — Siregar
Voorwaar, daarin is zeker een Teken, maar de meesten van hen zijn geen gelovigen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Поистине, в этом [в истории пророка Лута] – однозначно, знамение, но большая часть их (которые слышат эту историю) не становятся верующими!
Rusça — Osmanov
Воистину, в этом - знамение, но большинство их не уверовало.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
I detta ligger förvisso ett budskap (till människorna), men de flesta av dem vill inte tro.