Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًا فَسَاءَ مَطَرُ الْمُنْذَرِينَ
ve emTarnā ǎleyhim meTaran fe sā'e meTaru l-munƶerīne
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | وَاَمْطَرْنَا | ve emTarnā | م ط رGökyüzü, yağmur, sağanak, hızlıca gitti veya acele etti. | ve yağdırdık |
| 2 | عَلَيْهِمْ | ǎleyhim | üzerlerine | |
| 3 | مَطَرًا | meTaran | م ط رGökyüzü, yağmur, sağanak, hızlıca gitti veya acele etti. | bir yağmur |
| 4 | فَسَاءَ | fe sā'e | س و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek | çok kötü oldu |
| 5 | مَطَرُ | meTaru | م ط رGökyüzü, yağmur, sağanak, hızlıca gitti veya acele etti. | yağmuru |
| 6 | الْمُنْذَرِينَ | l-munƶerīne | ن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden. | uyarılanların |
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Üstlerine öylesine bir yağmur yağdırdık ki, ne de kötüdür korkutulanlara yağdırılan yağmur.
Abdulkadir Gölpınarlı
Üstlerine öylesine bir yağmur yağdırdık ki, ne de kötüdür korkutulanlara yağdırılan yağmur.
Adem Uğur
Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki... Uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) yağmuru ne de kötü!
Ahmed Hulusi
Onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki! Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
Ahmet Tekin
Üzerlerine dehşetli bir yağmur, taş yağdırdık. Sorumluluk hesap ve ceza hatırlatılarak uyarılanların yağmuru ne berbat bir yağmurdu.
Ahmet Varol
Üzerlerine de bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların [4] yağmurları ne kötü idi!
Ali Bulaç
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp korkutulanların yağmuru ne kötü.
Ali Fikri Yavuz
Üzerlerine (kızgın lâvlardan ibaret) taş yağmuru yağdırdık. İşte bak, azabla korkutulanların yağmuru ne kötüdür!...
Ali Rıza Safa
Ve onların üzerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.
Bayraktar Bayraklı
- Sonra diğerlerini yerle bir ettik. Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Ne kötü bir yağmurdu, o uyarılanların yağmuru!
Bekir Sadak
Uzerlerine de yagmur yagdirdik. Uyarilan fakat yola gelmeyenlerin yagmuru ne kotu idi!
Celal Yıldırım
Ve üzerlerine (taştan topraktan bir felâket) yağmuru yağdırdık. O uyarılanların yağmuru ne de kötü !
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Üzerlerine de görülmemiş bir yağmur yağdırdık, sonunda önceden uyarılmış olanların yağmuru korkunç oldu.
Diyanet İşleri
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
Diyanet İşleri (eski)
Üzerlerine de yağmur yağdırdık. Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi!
Diyanet Vakfi
Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki... Uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) yağmuru ne de kötü!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, ne kötü idi O uyarılanların yağmuru!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki ne fena idi o münzerin yağmuru
Erhan Aktaş
Ve üzerlerine taştan yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ve üzerlerine taştan yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ve üzerlerine taştan yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
Fizilal-il Kuran
Onların başlarına müthiş bir yağmur yağdırdık. Uyarıcıları umursamayanların başlarına yağan yağmur ne fenadır.
Gültekin Onan
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp korkutulanların yağmuru ne kötü.
Hamdi Döndüren
Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, o uyarılanların yağmuru ne kadar kötü oldu!
Hasan Basri Çantay
Üstlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki. (Bak) inzar edilenlerin yağmuru ne kötüdür!
Hasib Asutay
Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
Hayrat Neşriyat
Üzerlerine (taştan) bir yağmur yağdırdık! Artık o korkutulanların (Lût kavminin)yağmuru ne kötüdür!
İbni Kesir
Üzerlerine de bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.
Mehmet Okuyan
Üzerlerine büyük bir bela yağmuru yağdırmıştık. Uyarılanların (ama yola gelmeyenlerin) bela yağmuru ne de kötü (olmuştu)!
Muhammed Esed
üzerlerine (helak edici) yağmurlar yağdırdık; uyarıl(dıkları halde uslanmay)anların maruz kaldığı yağmur, gerçekten, ne korkunçtur!
Mustafa İslamoğlu
sonunda (bela) sağanağını üzerlerine boca ettik: gör ki, uyarılan (fakat uslanmayan) kimselerin maruz kaldığı sağanak ne berbattır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onların üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Artık ne fena oldu o korkutulmuşların yağmuru!
Ömer Öngüt
Üzerlerine öyle bir yağmur indirdik ki! Ne kötü idi azapla korkutulanların yağmuru!
Suat Yıldırım
Üzerlerine öyle helâk eden bir yağmur yağdırdık ki sorma! Uyarılanların başına yağan musîbet ne fena idi!
Süleyman Ateş
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık, uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yağmuru hakikaten çok kötü oldu!
Süleymaniye Vakfı
Üzerlerine bir yağmur (pişmiş balçıktan taş ve kül) yağdırdık; uyarılmış kişilerin yağmuru ne kötüydü!
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Üzerlerine bir yağmur (taş yağmuru) yağdırdık; uyarılmış kişilerin yağmuru ne kötüydü.
Şaban Piriş
Üzerlerine şiddetli bir yağmur yağdırdık. Uyarılmışların yağmuru ne kötüdür..
Tefhim-ul Kuran
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp korkutulanların yağmuru ne kadar da kötü.
Ümit Şimşek
Üzerlerine bir azap yağmuru indirdik. Uyarılmış olanlar için ne kötü bir yağmurdu o!
Yaşar Nuri Öztürk
Üzerlerine bir de yağmur yağdırdık. Ne de kötüymüş uyarılanların yağmuru!
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz onların üstünə daşlardan yağış yağdırdıq. Qorxudulanların yağışı nə yaman imiş!
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onların üstünə (qızmar daşdan) bir yağış yağdırdıq. (Peyğəmbər tərəfindən Allahın əzabı ilə) qorxudulanların yağışı nə yaman yağışdır!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir ließen Steinregen auf sie herabfallen. Wie qualvoll vernichtend war der Regen, der die Gewarnten heimsuchte!
Almanca — Der Edle Quran
Und Wir ließen einen Regen auf sie niedergehen; wie böse war der Regen für diejenigen, die gewarnt worden waren!
Almanca — M. A. Rassoul
Und Wir ließen einen Regen auf sie niederregnen; und schlimm war der Regen für die Gewarnten.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und WIR ließen sie mit Regen beregnen. Also schlimm ist der Regen der Gewarnten.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
We poured down upon them a direful rain (of fire and brimstone) and how evil and devastating was the rain on the heads of those who defiantly ignored Allah's warning.
Abdul Haleem
and poured a rain of destruction down upon them. How dreadful that rain was for those who had been forewarned!
Abdullah Yusuf Ali
We rained down on them a shower (of brimstone): and evil was the shower on those who were admonished (but heeded not)!
Abul A'la Maududi
and We sent upon them a rain, an evil rain that fell on those who had been warned.
Aisha Bewley
and made a Rain come pouring down upon them. How evil is the rain of those who are warned!
Al-Hilali & Khan
And We rained on them a rain (of torment). And how evil was the rain of those who had been warned!
Ali Quli Qarai
and rained down upon them a rain [of stones]. Evil was the rain of those who were warned!
Amatul Rahman Omar
And We pelted them with a terrible rain (of stones). Look! how terrible was the rain (that descended) upon those who were warned.
Arthur John Arberry
and We rained on them a rain; and evil is the rain of them that are warned.
Bijan Moeinian
I sent them a shower. What a miserable shower. They had already bee warned about it.
E. Henry Palmer
and we rained down upon them a rain; and evil was the rain of those who were warned.
Edip-Layth
We rained upon them a rain. Miserable was the rain to those who had been warned.
George Sale
and We rained on them a shower of stones; and terrible was the shower which fell on those who had been warned in vain.
Hamid S. Aziz
Then We destroyed the others.
Mahmoud Ghali
And We rained on them a rain, so odious is the rain of them that are warned.
Marmaduke Pickthall
And We rained on them a rain. And dreadful is the rain of those who have been warned.
Mohamed Ahmed - Samira
And rained on them a shower (of Stones). How terrible was the rain (that fell) on those who had been warned!
Muhammad Asad
and rained down upon them a rain [of destruction]: and dire is such rain upon all who let themselves be warned [to no avail]!
Mustafa Khattab
pouring upon them a rain ˹of brimstone˺. How evil was the rain of those who had been warned!
Progressive Muslims
And We rained upon them a rain. Miserable was the rain to those who had been warned.
Sahih International
And We rained upon them a rain [of stones], and evil was the rain of those who were warned.
Sam Gerrans
And We rained upon them a rain; and evil is the rain of those who were warned.
Shabbir Ahmed
And We rained on them a rain, the dreadful rain (from the volcano) on those who all had been warned.
Syed Vickar Ahamed
And, We rained down on them a shower (of hard clay-stone): And evil was the shower on those who were warned (but did not listen)!
Taqi Usmani
and subjected them to a terrible rain. So evil was the rain of those who were warned.
The Monotheist Group
And We rained upon them a rain. Miserable was the rain to those who had been warned.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
et Nous fîmes pleuvoir sur eux une pluie (de pierres). Et quelle pluie fatale pour ceux qui sont avertis!
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Me kevir bi ser wan de barandin, çi pîs baran bû li yên ku hatin hişyarkirin!
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En Wij lieten regen op hen vallen; slecht was die regen voor hen die gewaarschuwd waren.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En wij deden eene bui van steenen op hen nederregenen, en vreeselijk was de regenbui die op degenen nederviel, welke te vergeefs waren gewaarschuwd.
Hollandaca — Siregar
En Wij deden een (vulkanische) regen op hen neerstromen, hoe slecht was de regen voor de gewaarschuwden!
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
и пролили на них (с неба) (каменный) дождь, и (как) ужасен дождь для тех, кого увещали!
Rusça — Osmanov
и низвергли на них дождь. Пагубен дождь, предназначенный для увещеваемых!
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
i ett regn (av död och förintelse) som Vi sände över dem. Ett olycksbringande regn, det som faller över dem som har varnats (förgäves)!