Rahman'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selam!" der (geçer)ler.

وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْنًا وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا

ve ǐbādu r-raHmāni (e)lleƶīne yemşūne ǎlā l-erDi hevnen ve iƶā ḣāTabehumu l-cāhilūne ḳālū selāmen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَعِبَادُve ǐbāduع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekve kulları
2الرَّحْمٰنِr-raHmāniر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.Rahman'ın
3الَّذِينَ(e)lleƶīneöyle kimselerdir ki
4يَمْشُونَyemşūneم ش يYürümek, gitmek veya gitmek, yaya olarak yürümek, yer değiştirmek, yürüyüş/seyahat/yol/adım/adım atmak, bir eylem dizisinde devam etmek, geçmek, güncel olmak, hareket etmek/harekette bulunmak, dolaşmakyürürler
5عَلَىǎlā
6الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
7هَوْنًاhevnenه و نHafif olmak, değersiz olmak, borçlu olmak, aşağılık, sessiz, zayıflamak, nazik, hor görülen, bayağı. Kolaylaştırmak, hor görmek, kınamak. Hor görmek, küçümsemek.mütevazi olarak
8وَاِذَاve iƶāne zaman ki
9خَاطَبَهُمُḣāTabehumuخ ط بHalka vaaz/öğüt vermek, bir kadını evlilik için istemek veya talep etmek, konuşmak/sohbet etmek veya söyleşmek, yüz yüze hitap etmek, biriyle konuşmak, biriyle istişare etmek, yemin ile doğrulanmış açık kanıt veya tanıklıkla bir davayı karara bağlamak/hüküm vermek/yargılamak, bir şeyi kendi erişim veya gücü dahilinde bulundurmak, diyalog kurmak, bir şey yapmayı istemek veya arzu etmek, vaaz/konuşma/nutuk vermek.kendilerine laf atarsa
10الْجَاهِلُونَl-cāhilūneج ه لCahil olmak, bir şeyden haberdar olmamak, aptal veya akılsız olmak, şiddetle kaynamak, cahillik taklidi yapmak, bilmezlikten gelmek, birini hesaba katmak veya değer vermek, kargaşa veya istikrarsızlık yaratmak, yanlış davranış sergilemek, bilgiden yoksun olmak, bir şeyi gerçekte olduğundan farklı zannetmek, bir şeyi yapılması gerektiği şekilden farklı yapmak, bilgi olmadan ilerlemek, bir şeyi görmezden gelmek, pagan olmak.cahiller
11قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler
12سَلَامًاselāmenس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmakSelam

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve rahmânın kulları, öylesine kullardır ki yeryüzünde gönül alçaklığıyla yürürler ve bilgisizler, onlara söz söyleyince sağlık, esenlik size diye cevap verirler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve rahmânın kulları, öylesine kullardır ki yeryüzünde gönül alçaklığıyla yürürler ve bilgisizler, onlara söz söyleyince sağlık, esenlik size diye cevap verirler.

Adem Uğur

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) "Selam!" derler (geçerler);

Ahmed Hulusi

Rahman'ın kulları (Esma hakikatlerinin şuurunda olanlar) arzda (beden yaşamında) benliksiz ve şuurlu yaşarlar. . . Cahiller (hakikatten perdeliler) onlara sataştıklarında: "Selam!" derler.

Ahmet Tekin

Rahman olan Allah’ı ilâh tanıyan, candan müslüman olarak Allah’a bağlanan has kulları, yeryüzünde tevazu ile yürüyenlerdir. Bilgiden, muhakemeden yoksun, ihtiraslı, tutarsız davranan kendini bilmez kimseler onlara laf attığında: 'Bizden uzak durun' derler, geçerler.

Ahmet Varol

Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler ve bilgisizler kendilerine laf attıklarında 'selam' derler. [8]

Ali Bulaç

O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman "Selam" derler.

Ali Fikri Yavuz

Rahmân’ın o kulları ki, onlar yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler, cahiller kendilerine (hoşlanmadıkları bir) lâf attıkları zaman, “Selâm” derler (sözün doğrusunu söylerler ve onlarla çatışmazlar);

Ali Rıza Safa

Bağışlayanın kulları, yeryüzünde alçakgönüllü olarak yürürler. Bilisizler kendilerine söz attıklarında; "Selam!" derler.

Bayraktar Bayraklı

Rahman'ın has kulları yeryüzünde vakarla yürürler. Cahil kimseler onlara laf attığında, "Selam" derler.

Bekir Sadak

Rahman kullari yeryuzunde mutevazi yururler. Bilgisizler kendilerine takildiklari zaman onlara guzel ve yumusak soz soylerler.

Celal Yıldırım

O Rahmân'ın kulları (o kimseler)dir ki, yeryüzünde alçak gönüllü yürürler; câhiller onlara söz attığı vakit, «selâmetle» derler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Rahmân’ın has kulları yeryüzünde vakarla yürüyen, cahiller onlara laf attığı zaman, “selâm” deyip geçen kullardır.

Diyanet İşleri

Rahman'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selam!" der (geçer)ler.

Diyanet İşleri (eski)

Rahman'ın kulları yeryüzünde mütevazı yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman onlara güzel ve yumuşak söz söylerler.

Diyanet Vakfi

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) «Selam!» derler (geçerler);

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O çok merhametli Allah'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman (incitmeksizin) «selam» derler (geçerler).

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve Rahman'ın kulları; O kimseler ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahiller kendilerine laf attıkları zaman "Selametle!" derler;

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o Rahmanın kulları: onlar ki Arzın üzerinde mülayemetle yürürler ve cahiller kendilerine laf attığı vakıt selametle... derler

Erhan Aktaş

Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, "Selam." derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, "Selam." derler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, "Selam." derler.

Fizilal-il Kuran

Rahman'ın hâs kulları o kimselerdir ki, onlar yeryüzünde yumuşak adımlar atarak yürürler. Kendini bilmezler onlara sataştıklarında yumuşak sözlerle karşılık verirler.

Gültekin Onan

O Rahmanın kulları, yeıyüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman "Selam" derler.

Hamdi Döndüren

Çok merhametli olan Allah’ın kulları, yeryüzünde tevazu ile yürürler. Onlar, kendini bilmez kimseler laf attıklarında, “Selâmetle” deyip geçerler.

Hasan Basri Çantay

O çok esirgeyen (Allah'ın haas) kulları, ki onlar yer (yüzün) de vekaar ve tevazu ile yürürler, kendilerine beyinsizler (hoşa gitmeyecek) laflar atdığı zaman "Selam (etle" de (yib geçe) rler.

Hasib Asutay

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahiller onlara muhatap oldukları zaman 'Selâm ' derler (geçerler);

Hayrat Neşriyat

Rahmân’ın kulları ise, öyle kimselerdir ki, yeryüzünde tevâzû' (ve vakar) içinde yürürler; câhiller onlara bir lâf attıkları zaman, 'Selâm (Allah selâmet versin)!' derler(geçerler).

İbni Kesir

Rahman'ın kulları, onlardır ki; yeryüzünde mütevazi olarak yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman, selam, derler.

Mehmet Okuyan

Rahmân’ın (iyi) kulları, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve o cahiller (müşrikler) onlara laf attığında ‘Selam!’ deyip (geçer)ler.

Muhammed Esed

Rahman'ın has kulları ki, onlar yeryüzünde tevazu ve vekar içinde yürürler ve ne zaman kötü niyetli, dar kafalı kimseler kendilerine laf atacak olsa, (sadece) selam! derler.

Mustafa İslamoğlu

Rahman'ın has kulları olan kimseler, yeryüzünde vakarlı bi tevazu ile yürürler ve cahillerle muhatap olduklarında "Selam" der (geçer)ler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Rahmân'ın (halis) kulları onlardır ki, yeryüzünde mütevaziyâne bir halde yürürler ve cahiller onlara hitab ettikleri vakit, «Selâmetle,» derler.

Ömer Öngüt

Rahman'ın kulları onlardır ki, yeryüzünde tevâzu ve vakar ile yürürler. Câhiller kendilerine lâf attıklarında: “Selâm!” derler.

Suat Yıldırım

Rahman’ın has kulları o kimselerdir ki onlar yerde tevazu ile yürürler. Cahiller kendilerine laf atarsa "Selâmetle!" derler.

Süleyman Ateş

Rahman'ın kulları öyle kimselerdir ki, yeryüzünde mütevazi olarak yürürler, cahiller kendilerine laf atarsa "Selam" derler.

Süleymaniye Vakfı

Rahman'ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllülükle yürüyenlerdir. Cahillik edenler onlarla konuşunca, faydalı sözler söylerler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rahmanın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürüyen kimselerdir. Kendini bilmezler onlara sataşınca "size selamet dileriz(selamün aleyküm)." derler.

Şaban Piriş

Rahman'ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler. Cahiller kendilerine laf attıklarında ise "Selam!" deyip geçerler.

Tefhim-ul Kuran

O Rahman (olan Allah)'ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendilerine muhatap oldukları zaman da «Selam» derler.

Ümit Şimşek

Rahmân'ın has kulları, yeryüzünde alçakgönüllülükle yürürler; cahiller kendilerine sataştığında da 'Selâmetle' der, geçerler.

Yaşar Nuri Öztürk

Rahman'ın kulları, yeryüzünde böbürlenmeden/rahatsız etmeden yürüyen kişilerdir. Cahiller onlara hitap edince, "selam" derler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Mərhəmətli Allahın qulları o kəslərdir ki, onlar yer üzündə təvazökarlıqla gəzər, cahillər onlara xoşagəlməz bir söz dedikdə: “Salam!”– deyərlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Rəhmanın (əsl) bəndələri o kəslərdir ki, onlar yer üzündə təmkinlə (təvazökarlıqla) gəzər, cahillər onlara söz atdıqları (xoşlarına gəlməyən bir söz dedikləri) zaman (onları incitməmək üçün) salam deyərlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Diener des Barmherzigen sind die, die bescheiden auf der Erde umhergehen, und wenn die unwissenden törichten Ungläubigen sie unbotmäßig ansprechen, sagen: ʺFriede sei mit euch!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Die Diener des Allerbarmers sind diejenigen, die maßvoll auf der Erde umhergehen und die, wenn die Toren sie ansprechen, sagen: ʺFrieden!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und die Diener des Allerbarmers sind diejenigen, die sanftmütig auf der Erde schreiten; und wenn die Unwissenden sie anreden, sprechen sie friedlich (zu ihnen)

Almanca — Muhammad Zaidan

Und die Diener Des Allgnade Erweisenden sind diejenigen, die auf der Erde in Bescheidenheit gehen, und wenn die Unwissenden sie belästigen, sagen sie: ʺSalam (sei mit euch)!ʺ.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And how richly rewarded shall be:

Abdul Haleem

The servants of the Lord of Mercy are those who walk humbly on the earth, and who, when the foolish address them, reply, ‘Peace’;

Abdullah Yusuf Ali

And the servants of (Allah) Most Gracious are those who walk on the earth in humility, and when the ignorant address them, they say, "Peace!";

Abul A'la Maududi

The true servants of the Merciful One are those who walk on the earth gently and when the foolish ones address them, they simply say: "Peace to you";

Aisha Bewley

The slaves of the All-Merciful are those who walk lightly on the earth and, who, when the ignorant speak to them, say, ‘Peace’;

Al-Hilali & Khan

And the (faithful) slaves of the Most Gracious (Allâh) are those who walk on the earth in humility and sedateness, and when the foolish address them (with bad words) they reply back with mild words of gentleness.

Ali Quli Qarai

The servants of the All-beneficent are those who walk humbly on the earth, and when the ignorant address them, say, ‘Peace!’

Amatul Rahman Omar

Those alone are the true servants of the Most Gracious (God) who walk upon the earth in all humility, (but in a dignified manner), and when the ignorant address them, they (do not wrangle but) observe a peaceful attitude.

Arthur John Arberry

The servants of the All-merciful are those who walk in the earth modestly and who, when the ignorant address them, say, 'Peace';

Bijan Moeinian

His worshippers are those who walk on earth with the least pride and when they encounter the ignorant people (who want to provoke them) simply wish "Peace" for them.

E. Henry Palmer

And the servants of the Merciful are those who walk upon the earth lowly, and when the ignorant address them, say, 'Peace!'

Edip-Layth

The servants of the Gracious who walk on the earth in humility and if the ignorant speak to them, they say, "Peace."

George Sale

The servants of the Merciful are those who walk meekly on the earth, and, when the ignorant speak unto them, answer, peace:

Hamid S. Aziz

And He it is who made the night and the day alternating, for him who desires to remember or who desires thankfulness.

Mahmoud Ghali

And the bondmen of The All-Merciful are the ones who walk on the earth gently, and when the ignorant address them, they say, "Peace!"

Marmaduke Pickthall

The (faithful) slaves of the Beneficent are they who walk upon the earth modestly, and when the foolish ones address them answer: Peace;

Mohamed Ahmed - Samira

Devotees of Ar-Rahman are those who walk with humility on the earth, and when they are addressed by the ignorant, say: 'Peace;"

Muhammad Asad

For, [true] servants of the Most Gracious are [only] they who walk gently on earth, and who, whenever the foolish address them, reply with [words of] peace;

Mustafa Khattab

The ˹true˺ servants of the Most Compassionate are those who walk on the earth humbly, and when the foolish address them ˹improperly˺, they only respond with peace.

Progressive Muslims

And the servants of the Almighty who walk on the Earth in humility and if the ignorant speak to them, they Say: "Peace. "

Sahih International

And the servants of the Most Merciful are those who walk upon the earth easily, and when the ignorant address them [harshly], they say [words of] peace,

Sam Gerrans

And the servants of the Almighty are they who walk upon the earth modestly, and when the ignorant address them, they speak peace;

Shabbir Ahmed

The true servants of the Beneficent are those who: Walk upon the earth humbly. And when the ignorant ones address them, they say, "Peace!" (3:138), (22:41), (31:17-18).

Syed Vickar Ahamed

And the servants of (Allah), the Most Gracious (Ar-Rahmán) are those who walk on the earth with humility, and when those who do not know talk to them, they (the servants, gently) say: "Peace!"

Taqi Usmani

The servants of the RaHmān (the All-Merciful, Allah) are those who walk on the earth humbly, and when the ignorant people speak to them, they reply peacefully,

The Monotheist Group

Andthe servants of the Almighty who walk on the earth in humility and if the ignorant speak to them, they say: "Peace."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Les serviteurs du Tout Miséricordieux sont ceux qui marchent humblement sur terre, qui, lorsque les ignorants sʹadressent à eux, disent: ʺPaixʺ,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bendeyên rehmanî, ew ên ku li ser erdê bi nefsbiçûkî bi rê ve diçin û dema ku mirovên nezan ji wan re peyvên ne li rê dibêjin (ew ji wan re dibêjin) Silav li we be (û ji wan derbas dibin)

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En de dienaren van de Erbarmer zijn zij die bescheiden op de aarde rondwandelen en wanneer de onwetenden hen toespreken zeggen: ʺVredeʺ.

Hollandaca — Salomo Keyzer

De dienaren van den Barmhartige zijn zij, die zedig op de aarde wandelen, en die, als de onwetende tot hen spreekt, antwoorden: Vrede.

Hollandaca — Siregar

En de dienaren van de Erbarmer zijn degenen die bescheiden op aarde rondgaan. En als onwetenden hen aanspreken, zeggen zij: ʺSalâm!ʺ (Vrede)

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А (праведные) рабы Милостивого (Аллаха) – это те, которые ходят по земле смиренно [без высокомерия] и, когда обращаются к ним с речью невежды (желая причинить им страдания), говорят они (отвечая им): «Мир!»

Rusça — Osmanov

Рабы Милостивого - это те, которые ступают по земле смиренно, а когда невежды обращаются к ним, говорят: ʺМир!ʺ;

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Den Nåderikes (sanna) tjänare går lugnt och värdigt (och utan later) på jorden, och när avgudadyrkarna vill inleda ett samtal med dem, svarar de med fredshälsningen.