Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada, yok olup gitmeyi isterler

وَاِذَٓا اُلْقُوا مِنْهَا مَكَانًا ضَيِّقًا مُقَرَّنِينَ دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُورًا

ve iƶā ulḳū minhā mekānen Deyyiḳan muḳarranīne deǎv hunālike ṧubūran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَٓاve iƶāve zaman
2اُلْقُواulḳūل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.atıldıkları
3مِنْهَاminhāonun
4مَكَانًاmekānenك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinbir yerine
5ضَيِّقًاDeyyiḳanض ي قDaraldı veya sıkıştı. Bir şeyle tıkandı, aşırı doldu veya taştı.dar
6مُقَرَّنِينَmuḳarranīneق ر نBir şeyi başka bir şeyle birleştirmek, eşleştirmek. Qarnin/qarnan - nesil, yüzyıl. Qarn (ikili qarnani, dolaylı qaraini, çoğul qurun) - boynuz, trampet. Genellikle güç/kudret/şan sembolü olarak kullanılır. Qarunun (çoğul qurana) - eş, yoldaş, yakın arkadaş. Muqarranin - birbirine bağlı. Muqrinina - boyun eğdirme yeteneği olan. Muqtarinin - sıra halinde dizilmiş olanlar, eşlik edenler.bağlı olarak
7دَعَوْاdeǎvد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekçağırırlar
8هُنَالِكَhunālikeorada
9ثُبُورًاṧubūranث ب رGeri tutmak, sınırlamak/engellemek/alıkoymak/kısıtlamak/dizginlemek/engellemek, reddetmek/yasaklamak/kabul etmemek, başarısız kılmak, birinin bir şey yapmasını veya bir şeye ulaşmasını engellemek, yoldan çıkmak, kaybetmek, yok olmak/yok etmek, hayal kırıklığına uğratmak, kovmak, lanetlemek. Bir şey üzerinde özenle/sürekli olarak çalışmak.helâki

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Elleri, boyunlarına zincirlerle bağlanarak ateşin dar bir yerine atıldıkları zaman da helâk olduk, bittik diye bağrışacaklar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Elleri, boyunlarına zincirlerle bağlanarak ateşin dar bir yerine atıldıkları zaman da helâk olduk, bittik diye bağrışacaklar.

Adem Uğur

Elleri boyunlarına bağlı olarak onun (cehennemin) dar bir yerine atıldıkları zaman, oracıkta yok oluvermeyi isterler.

Ahmed Hulusi

Bağlanmış (çaresiz) olarak orada dar bir mekana atıldıklarında, "Yetiş ey ölüm!" diye haykırırlar (içine düştükleri acı azaptan tek kurtuluşun ölüm olduğunu fark ederler).

Ahmet Tekin

Elleri boyunlarına bağlı olarak cehennemin dar bir yerine atıldıkları zaman oracıkta yok olmayı isterler.

Ahmet Varol

Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman orada yokoluşu (ölümü) çağırırlar.

Ali Bulaç

Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip çağırırlar.

Ali Fikri Yavuz

Elleri boyunlarına bağlı olarak, o ateşin dar bir yerine atıldıkları vakit, orada: “-Ey helâk, neredesin, yetiş!” diye bağırırlar.

Ali Rıza Safa

Elleri boyunlarına bağlı olarak, daracık bir yerden içine atıldıklarında, orada yok olmayı isterler.

Bayraktar Bayraklı

Elleri boyunlarına bağlı olduğu halde orada dar bir yere atıldıklarında, ölümü çağırırlar.

Bekir Sadak

Elleri boyunlarina baglanarak, dar bir yerden atildiklari zaman, orada, yok olup gitmeyi isterler.

Celal Yıldırım

(Şeytanlarla birlikte) elleri boyunlarına bağlı bulunduğu halde ateşten daracık bir yere atıldıkları zaman orada yok olmayı dövünerek isterler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Zincirlerle sımsıkı bağlı olarak onun dar bir yerine atılınca oracıkta yok olmayı isterler.

Diyanet İşleri

Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada, yok olup gitmeyi isterler

Diyanet İşleri (eski)

Elleri boyunlarına bağlanarak, dar bir yerden atıldıkları zaman, orada, yok olup gitmeyi isterler.

Diyanet Vakfi

Elleri boyunlarına bağlı olarak onun (cehennemin) dar bir yerine atıldıkları zaman, oracıkta yok oluvermeyi isterler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman da, oracıkta yok olmayı isterler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve çatılıp çatılıp onun dar bir yerine atıldıkları zaman, orada "yetiş ey helak (bizi kurtar)" diye helake haykırırlar!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve çatılıp çatılıp onun dar bir yerine atıldıkları vakıt de orada helake haykırırlar

Erhan Aktaş

Çaresizlik içinde, dar bir yere atıldıkları zaman orada yok olmak için yakaracaklar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Çaresizlik içinde, dar bir yere atıldıkları zaman orada yok olmak için yakaracaklar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Çaresizlik içinde orada, dar bir yere atıldıkları zaman orada yok olmayı istediler.

Fizilal-il Kuran

Zincirlerle elleri, ayaklarına bağlanmış olarak bu ateşin dar yerine atıldıklarında ise orada «yok olmayı» imdada çağırırlar.

Gültekin Onan

Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip çağırırlar.

Hamdi Döndüren

Elleri boyunlarına bağlı olarak, onun dar bir yerine atıldıklarında, onlar, orada yok olmak için yalvarırlar!

Hasan Basri Çantay

Elleri boyunlarına bağlı olarak onun en dar yerine atıldıkları vakit orada (Yetiş ey) helak (diye) bağırırlar.

Hasib Asutay

Elleri boyunlarına bağlı olarak onun (cehennemin) dar bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluvermeyi isterler.

Hayrat Neşriyat

Elleri boyunlarına bağlı kimseler olarak onun (o Cehennemin) dar bir yerine atıldıkları zaman, oracıkta (ölsek de kurtulsak diyerek) helâki çağırırlar.

İbni Kesir

Elleri boyunlarına bağlı olarak onun en dar bir yerine atıldıkları zaman orada yok olup gitmeyi isterler.

Mehmet Okuyan

Bağlı olarak oradan (cehennemin) dar bir yerine atıldıkları zaman oracıkta yok olmayı isteyeceklerdir.

Muhammed Esed

ve birbirlerine bağlı olarak daracık bir yerden onun içine atıldıkları zaman, orada o an yok olup gitmek için yakaracaklar!

Mustafa İslamoğlu

Derken, birbirlerine kelepçeli olarak oranın oldukça dip bir yerine fırlatıldıklarında.. İşte o anda, tam orada yok olmak için yalvaracaklar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve o ateşten dar bir yere etleri boyunlarına bağlı bir halde atıldıkları zaman orada helâki davet eder dururlar.

Ömer Öngüt

Elleri boyunlarına bağlanarak o ateşin dar bir yerine atıldıkları zaman, orada ölümü çağırırlar.

Suat Yıldırım

Elleri boyunlarına kelepçelenmiş, ayakları bukağılı olarak cehennemin daracık bir yerine tıkılınca, orada yok olmak için can atarlar.

Süleyman Ateş

(Elleri boyunlarına zincirlerle) Bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman orada ölümü çağırırlar (yetiş ey ölüm, nerdesin, gel bizi bu azabdan kurtar! derler).

Süleymaniye Vakfı

Kelepçelenmiş halde, cehennemin dar bir yerine atıldıklarında da orada yok olup gitmek için yalvarırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Birbirlerine iyice sokulmuş halde, onun dar bir yerine atılınca da orada yok olup gitmek isterler.

Şaban Piriş

Elleri boyunlarına bağlı olarak dar bir yere atıldıkları zaman, orada yok olup gitmek için yalvarırlar.

Tefhim-ul Kuran

Elleri boyunlarına bağlı olarak, onun sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip çağırırlar.

Ümit Şimşek

Bağlı olarak Cehennemin dar bir yerine tıkıldıkları zaman yok olup gitmek isterler.

Yaşar Nuri Öztürk

Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıklarında, orada haykırırlar: "Nerdesin ey ölüm!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar əlləri boynunda bağlı halda Cəhənnəmin dar bir yerinə atıldıqları zaman ölüm diləyərlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar əlləri boyunlarına bağlı vəziyyətdə o atəşdən dar bir yerə atıldıqları zaman (Dünyada Allaha asi olduqlarına görə özlərinə bəd dua edib) ölüm diləyərlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Und wenn sie sich an einem engen Ort mit gefesselten Händen befinden, werden sie um schnelle Vernichtung flehen.

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn sie da in einen engen Ort zusammengebunden geworfen werden, rufen sie dort nach Vernichtung.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn sie zusammengekettet in den engen Raum (des Feuers) geworfen werden, dann werden sie dort die Vernichtung wünschen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wenn sie dort in einen engen Ort muqranin hineingeworfen werden, flehen sie dort um den Untergang.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when they are cast in its grim confines bound to their kind, and their feet chained to their necks they shall invoke extinction and wish they could perish.

Abdul Haleem

and when they are hurled into a narrow part of it, chained together, they will cry out for death.

Abdullah Yusuf Ali

And when they are cast, bound together into a constricted place therein, they will plead for destruction there and then!

Abul A'la Maududi

and when they are flung, chained together, into a narrow place in it, they will fervently call there for annihilation.

Aisha Bewley

When they are flung into a narrow place in it, shackled together in chains, they will cry out there for destruction.

Al-Hilali & Khan

And when they shall be thrown into a narrow place thereof, chained together, they will exclaim therein for destruction.

Ali Quli Qarai

And when they are cast into a narrow place in it, bound together [in chains], they will pray for [their own] annihilation.

Amatul Rahman Omar

And when they are thrown into some narrow place of it, chained in fetters, they will call out for (total) destruction, there and then.

Arthur John Arberry

And when they are cast, coupled in fetters, into a narrow place of that Fire, they will call out there for destruction.

Bijan Moeinian

Bound together with ropes, and being whipped, they will be go through a narrow place; they wish they were dead.

E. Henry Palmer

and when they are thrown into a narrow place thereof, fastened together, they shall call there for destruction.

Edip-Layth

When they are cast into it from a tight crevice, in chains, they call out their remorse.

George Sale

And when they shall be cast bound together into a strait place thereof, they shall there call for death:

Hamid S. Aziz

When it sees them from a far place, they shall hear its raging and roaring;

Mahmoud Ghali

And when they are cast in a strait place thereof, interlinked, they will call there for detriment (s). "Do not call today for one detriment,

Marmaduke Pickthall

And when they are flung into a narrow place thereof, chained together, they pray for destruction there.

Mohamed Ahmed - Samira

And when they are cast within a narrow space of it chained together, they would plead for death.

Muhammad Asad

and when they are flung, linked [all] together, into a tight space within, they will pray for extinction there and then!

Mustafa Khattab

And when they are tossed into a narrow place inside ˹Hell˺, chained together, then and there they will cry out for ˹instant˺ destruction.

Progressive Muslims

And when they are cast into it from a tight crevice, in chains, they call out their remorse.

Sahih International

And when they are thrown into a narrow place therein bound in chains, they will cry out thereupon for destruction.

Sam Gerrans

And when they are cast therefrom into a narrow place bound together, they will call thereupon for destruction.

Shabbir Ahmed

And when they are flung into a narrow space linked together in chains, they will plead for extinction there and then. (Distress of Hell is constricting while the Bliss of Paradise is Spacious (3:133).

Syed Vickar Ahamed

And when they are thrown in, bounded together, into a tight place in there, they will plead for (their) death.

Taqi Usmani

and when they will be thrown into a narrow place therein, while they will be chained together, they will call for death.

The Monotheist Group

Andwhen they are cast into it from a tight crevice, in chains, they call out their remorse.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand on les y aura jetés, dans un étroit réduit, les mains liées derrière le cou, ils souhaiteront alors leur destruction complète.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema ku destên wan bi stûyê wan ve girêdayî di dojehê de li cihekî teng bêne werkirin, li wê derê mirina xwe dixwazin (da ku ji ezab xelas bibin).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer zij er aaneengeketend uit geworpen worden naar een enge plaats dan roepen zij daar ach en wee.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En als zij, te zamen gebonden, in een enge plaats daarvan zullen worden geworpen, zullen zij daar om den dood roepen,

Hollandaca — Siregar

En wanneer zij er gebonden uitgeworpen werden naar een enge plaats, dan smeken zij daar om vernietiging.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда будут они брошены в одно из тесных мест его [Ада] (будучи) скованными [их руки прикованными к шеям], они призовут там (для себя) гибель (чтобы избавится от Ада).

Rusça — Osmanov

Когда же их скованными низвергнут в тесноту ада, они будут молить о [собственной] погибели.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och när de kastas, sammankedjade, i någon av dess trånga hålor, ber de där nedifrån om förintelse.