Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını haline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَاءً فَبُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
fe eḣaƶethumu S-SayHatu bi l-Haḳḳi fe ceǎlnāhum ğuṧā'en fe buǎ'den li l-ḳavmi Z-Zālimīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Gerçek ve yerinde gelen bir bağırışla onları helâk ediverdik de selle sürüklenip gelen çer çöpe döndürdük; artık uzaklık, zulmeden topluluğa.
Abdulkadir Gölpınarlı
Gerçek ve yerinde gelen bir bağırışla onları helâk ediverdik de selle sürüklenip gelen çer çöpe döndürdük; artık uzaklık, zulmeden topluluğa.
Adem Uğur
Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!
Ahmed Hulusi
Korkunç ses dalgası onları Hak olarak yakaladı da, onları süprüntüye çevirdik! Zulmedenler kalabalığına, uzaklığın sonuçları yaşatılır!
Ahmet Tekin
Haklı bir gerekçe ile şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe, onların işini bitirdi. Kendilerini bir sel süprüntüsüne çevirdik. Baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlim bir kavim rahmetten ve korumadan uzak olsun, canları cehenneme!
Ahmet Varol
Derken onları hak üzere o korkunç çığlık yakaladı. Böylece onları sel süpürüntüsü haline getirdik. Zâlimler topluluğu uzak olsun!
Ali Bulaç
Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun.
Ali Fikri Yavuz
Derken onları korkunç bir azab gürültüsü, Allah’dan adalet olarak, yakalayıverdi. Böylece onları bir sel süpürüntüsü yaptık. Artık helâk olsun öyle zalimler!...
Ali Rıza Safa
Ardından, hak ettikleri bir gürleme onları yakaladı. Sonunda, onları süprüntü durumuna getirdik. "Artık, uzak olsun; haksızlık yapanlar toplumu!"
Bayraktar Bayraklı
Nitekim, gerçekleşmesi kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!
Bekir Sadak
Gercekten, onlari bir ciglik yakaladi ve onlari supruntu yigini haline getirdik. Haksizlik eden millet, rahmetden irak olsun!
Celal Yıldırım
Derken korkunç bir ses gerçekten onları yakaladı da bu yüzden onları (kıyılara atılıp itilmiş) çerçöp haline getirdik. Zâlim kavme (rahmet ve yardımdan) uzaklık!.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Nitekim kaçınılmaz bir âkıbet olarak onları o korkunç ses yakalayıverdi; böylece sel süprüntüsüne çevirdik onları! Zalimlerin canı cehenneme!
Diyanet İşleri
Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını haline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
Diyanet İşleri (eski)
Gerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun!
Diyanet Vakfi
Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Nitekim, Hak tarafından korkuç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Derken, onları gerçekten korkunç bir ses alıverdi de kendilerini bir sel süpürüntüsü yapıverdik. Artık öyle bir defolmuş oldu ki o topluluk, o zalimler!
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken onları sayha, bihakkın alıverdi de kendilerini bir seyl süpürüntüsü yapıverdik, artık öyle bir defolmuş oldu ki o kavm, o zalimler!
Erhan Aktaş
Derken, kaçınılmaz bir gerçek olarak sayha onları yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yaptık. Zalim halk yok oldu.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Derken, kaçınılmaz bir gerçek olarak sayha onları yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yaptık. Zalim halk yok oldu.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Derken, kaçınılmaz bir gerçek olarak sayha onları yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yaptık. Zalim halk yok oldu.
Fizilal-il Kuran
Derken ansızın hakettikleri müthiş bir gürültüye tutuluverdiler de kendilerini sel süprüntüsüne dönüştürdük. Kahrolsun zalimler güruhu!
Gültekin Onan
Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun.
Hamdi Döndüren
Nitekim o korkunç ses onları yakaladı da onları sel süprüntüsü haline getirdik. Uzak olsun o zâlim kavim!
Hasan Basri Çantay
İşte onları o müdhiş (azab) sayha (sı), (Allahın bir) adalet (i) olmak üzere, hemen yakalayıverdi de bir çörçöp haaline getirdik onları. Artık uzak olsun zaalimler güruhu!
Hasib Asutay
Derken o korkunç ses, onları gerçekten yakaladı da, onları sel süprüntüsü haline getirdik. Uzak olsun o zalim kavim!
Hayrat Neşriyat
Nihâyet, o (korkunç) ses onları hak ile yakaladı da onları bir sel süprüntüsü hâline getirdik. Artık o zâlimler topluluğu helâk olsun!
İbni Kesir
Gerçekten onları müthiş bir çığlık yakaladı. Ve onları bir süprüntü yığını haline getirdik. Zulmeden kavim uzak olsun.
Mehmet Okuyan
(Nitekim) onları bir amaç için korkunç bir ses yakalamış ve kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirmiştik. O zalimler topluluğuna “(Merhametten) uzak olun!” (denmişti).
Muhammed Esed
Ve ani bir darbe şeklinde gelen (cezamız) tam yerinde ve kaçınılmaz olarak onları kıskıvrak yakalayıverir; ve böylece onları sel önünde sürüklenen çerçöp ve köpüğe çeviririz: uzak olsun, böyle bir zalimler toplumu!
Mustafa İslamoğlu
Derken mutlak hakikatin üstün gücü, onları sarsıcı bir bela çığlığı halinde kuşattı. Sonuçta onları selin sürüklediği çer çöpe çevirdik: evet, uzak olsun bu zalimler güruhu!
Ömer Nasuhi Bilmen
Derken onları bihakkın bir sayha yakaladı da Biz onları bir sel süprüntüsü kıldık. Artık zalimler olan kavim için bir uzaklık olsun.
Ömer Öngüt
Nitekim onları vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi. Biz onları bir süprüntü yığını hâline getirdik. Uzak olsun zâlim kavim!
Suat Yıldırım
Derken korkunç bir ses onları bastırıverdi. Adalet yerini buldu. Onları sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler güruhunun canı cehenneme!
Süleyman Ateş
Derken o korkunç ses, onları gerçekten yakaladı da onları sel süprüntüsü haline getirdik. Uzak olsun o zalim kavim!.
Süleymaniye Vakfı
Bunun üzerine hak ettikleri o yüksek ses onları yakaladı ve hepsini çer çöpe çevirdik. Yok olsun yanlışlar içindeki toplumlar!
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bunun üzerine onları gerçek anlamda yüksek bir ses yakaladı, hepsini çere çöpe çevirdik. Zalimler topluluğu uzak olsunlar
Şaban Piriş
Derken onları müthiş bir çığlık yakaladı. Onları bir süprüntü haline getirdik. Helak olup gitti zalim kavim!
Tefhim-ul Kuran
Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun!
Ümit Şimşek
Derken o korkunç ses onları hak ettikleri şekilde yakalayıverdi de hepsini sel süprüntüsüne çevirdik. Yok olsun o zalimler güruhu!
Yaşar Nuri Öztürk
Nihayet, o korkunç titreşimli ses onları tam bir biçimde yakaladı da hepsini sel süprüntüsü haline getirdik. Dönmeze gitsin o zalimler topluluğu!
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onları qaçılması mümkün olmayan qorxunc bir səs yaxaladı. Biz onları daşqının apardığı çör-çöpə döndərdik. Məhv olsun zalım adamlar!
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Bir az sonra) həqiqətən, qorxunc (tükürpədici) bir səs onları bürüdü. Biz onları (sel üstündəki) saman çöpünə döndərdik. Zalım (kafir) tayfa məhv (Allahın rəhmətindən uzaq) olsun!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Ein vernichtender Schrei überkam sie zu recht, und Wir vernichteten sie wie Abfall. Verflucht sei das Volk der Frevler!
Almanca — Der Edle Quran
Da ergriff sie zu Recht der Schrei, und so machten Wir sie zu Abschaum. Weg darum mit dem ungerechten Volk!
Almanca — M. A. Rassoul
Da erfaßte sie der Schrei nach Gerechtigkeit, und Wir machten sie zu Spreu. Verflucht sei denn das Volk, das Frevel begeht!
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann richtete der Schrei sie in gerechter Weise zugrunde. Dann machten WIR sie als Überrest. Also nieder mit den unrecht-begehenden Leuten!
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And there, in due time were they justly overtaken by a direful cry from heaven's realm stirring up a merciless blast reducing them to an assemblage of scum, and so away with the wrongful of actions.
Abdul Haleem
The blast justly struck them and We swept them away like scum. Away with the evildoers!
Abdullah Yusuf Ali
Then the Blast overtook them with justice, and We made them as rubbish of dead leaves (floating on the stream of Time)! So away with the people who do wrong!
Abul A'la Maududi
Then a mighty blast quite justly overtook them, and We reduced them to a rubble. So away with the wrong-doing folk!
Aisha Bewley
The Great Blast seized hold of them inexorably and We turned them into dirty scum. Away with the people of the wrongdoers!
Al-Hilali & Khan
So As-Saihah (torment - awful cry) overtook them in truth (with justice), and We made them as rubbish of dead plants. So away with the people who are Zâlimûn (polytheists, wrong-doers, disbelievers in the Oneness of Allâh, disobedient to His Messengers).
Ali Quli Qarai
So the Cry seized them justifiably and We turned them into a scum. So away with the wrongdoing lot!
Amatul Rahman Omar
Then the punishment overtook them justly and rightfully and We made them as scum (of the flood), so the people who do wrong are far removed (from the mercy of God).
Arthur John Arberry
And the Cry seized them justly, and We made them as scum; so away with the people of the evildoers!
Bijan Moeinian
They deserved the punishment that struck them. I turned them into ruins. The unjust people disappeared.
E. Henry Palmer
And the noise seized them deservedly; and we made them as rubbish borne by a torrent; so, away with the unjust people!
Edip-Layth
So the scream took them with justice, and We made them as dead plants. So away with the wicked people.
George Sale
Wherefore a severe punishment was justly inflicted on them, and We rendered them like the refuse which is carried down by a stream. Away therefore with the ungodly people!
Hamid S. Aziz
He said, "Within a little while they will surely be sorry!"
Mahmoud Ghali
So the Shout took them (away) with the truth, then We made them (as) stubble; so far away (are gone) the unjust people!
Marmaduke Pickthall
So the (Awful) Cry overtook them rightfully, and We made them like as wreckage (that a torrent hurleth). A far removal for wrongdoing folk!
Mohamed Ahmed - Samira
So they were rightly seized by a mighty blast; and We turned them into mouldy rubbish: A good riddance of the wicked people!
Muhammad Asad
And then the blast [of Our punishment] overtook them, justly and unavoidably, and We caused them to become as the flotsam of dead leaves and the scum borne on the surface of a torrent: and so - away with those evildoing folk!
Mustafa Khattab
Then the ˹mighty˺ blast overtook them with justice, and We reduced them to rubble. So away with the wrongdoing people!
Progressive Muslims
So the scream took them with justice, and We made them as dead plants. So away with the wicked people.
Sahih International
So the shriek seized them in truth, and We made them as [plant] stubble. Then away with the wrongdoing people.
Sam Gerrans
Then the Blast seized them with justice, and We made them as decaying herbage: — “Then away with the wrongdoing people!”
Shabbir Ahmed
And then the Blast of (Our Requital) overtook them, justly and inevitably, and We made them as rubbish of dead leaves. (11:68). And so - away with people who wronged their own "Self"!
Syed Vickar Ahamed
Then the blast (an awful cry) came to them with justice, and We made them like rubbish of dead leaves so, away with the wrongdoers!
Taqi Usmani
So the Cry seized them according to the true (promise), and We turned them in to scum. So, away with the wrongdoing people.
The Monotheist Group
So the scream took them with justice, and We made them as dead plants. So away with the wicked people.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca wê qîrîna cansoj bi rastî ew girtin (û helak kirin). Îcar Me ew kirin wekî qafokên ser avê. Dûrbûna ji rehma Xwedê her ji bereka zalim re be!
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Toen greep de schreeuw hen met recht en Wij maakten hen tot rommel. Weg dus met de mensen die onrecht plegen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Daarom werd hun, rechtvaardig, eene gestrenge straf opgelegd, en wij deden hen gelijken op het bezinksel, dat door den stroom wordt medegevoerd. Weg dus met de goddeloozen!
Hollandaca — Siregar
Terecht trof de bliksemslag hen toen, en Wij maakten hen als schuim. Ten onder gaat het onrechtvaardige volk!
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И постиг их [неверующих ‘адитов] (поражающий насмерть) шум по праву [за их неверие] (и все они погибли). И сделали Мы их (подобными) (растительному) сору (который несет поток) [их тела высохли]. И да будут же далеки (от милосердия) несправедливые [неверующие] люди!
Rusça — Osmanov
И настиг их трубный глас по справедливости, и Мы обратили их [в нечто подобное] сору [на гребне волны]. Да сгинут нечестивцы!
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och en dag genljöd över dem dånet (av Vårt straff), rättvist och nödvändigt, och Vi (sopade bort) dem som torra agnar. Och så var det ute med dessa orättfärdiga människor!