Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.

وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً بِقَدَرٍ فَاَسْكَنَّاهُ فِي الْاَرْضِۗ وَاِنَّا عَلٰى ذَهَابٍ بِهِ لَقَادِرُونَ

ve enzelnā mine s-semāi māen bi ḳaderin fe eskennāhu fī l-erDi ve innā ǎlā ƶehābin bihi le ḳādirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَنْزَلْنَاve enzelnāن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.ve indirdik
2مِنَmine-ten
3السَّمَاءِs-semāiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gök-
4مَاءًmāenم و هsu, yağmursu
5بِقَدَرٍbi ḳaderinق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışbelli ölçüde
6فَاَسْكَنَّاهُfe eskennāhuس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekve onu durdurduk
7فِي
8الْاَرْضِۗl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyerde
9وَاِنَّاve innāelbette biz
10عَلٰىǎlā
11ذَهَابٍƶehābinذ ه بgitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermekgidermeğe de
12بِهِbihionu
13لَقَادِرُونَle ḳādirūneق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışkadiriz

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve gökten, ihtiyaç miktârınca yağmur yağdırdık da yağmur suyunu yerde kararlaştırdık, topladık ve bizim, hiç şüphe yok ki onu gidermeye de gücümüz yeter.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve gökten, ihtiyaç miktârınca yağmur yağdırdık da yağmur suyunu yerde kararlaştırdık, topladık ve bizim, hiç şüphe yok ki onu gidermeye de gücümüz yeter.

Adem Uğur

Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu arzda durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.

Ahmed Hulusi

Semadan belli bir ölçü ile su inzal ettik de onu arzda durdurduk (arza - bedene onunla hayat verdik). . . Doğrusu onu gidermeye de elbette Kaadirleriz.

Ahmet Tekin

Gökten bir hesap, bir plan dâhilinde, ölçülü, düzenli bir şekilde biz su indirdik. Onu arza, toprağa biz yerleştirdik. Bizim onu gidermeye, yok etmeye de elbet gücümüz yeter.

Ahmet Varol

Gökten belli ölçüyle su indirip onu yere yerleştirdik. Şüphesiz biz onu giderme gücüne de sahibiz.

Ali Bulaç

Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz.

Ali Fikri Yavuz

Gökten de bir ölçü dairesinde bir yağmur indirdik de, onu yerde iskân ettik (ırmak, göl, kuyu ve menba haline getirdik). Şüphe yok ki biz, o suyu yok etmeye de kadiriz.

Ali Rıza Safa

Gökten bir ölçüye göre su indirerek yeryüzünde tuttuk. Kuşkusuz, Bizim, onu geri alacak gücümüz de vardır.

Bayraktar Bayraklı

Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yeryüzünde durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.

Bekir Sadak

Gokten suyu olculu indirdik de, onu yerde durdurduk. suphesiz onu gidermeye de Kadiriz.

Celal Yıldırım

Gökten de belli ölçü ve oranda su indirdik de onu yeryüzünde eyleştirdik. Gerçekten bizim onu (bulunduğu yerden) gidermeye gücümüz yeter.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Gökten uygun ölçüde su indirir, onu arzda tutarız. Kuşkusuz bizim onu gidermeye de gücümüz yeter.

Diyanet İşleri

Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.

Diyanet İşleri (eski)

Gökten suyu ölçülü indirdik de, onu yerde durdurduk. Şüphesiz onu gidermeye de kadiriz.

Diyanet Vakfi

Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu arzda durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yerde durgunlaştırdık. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gökten bir ölçü ile bir su indirdik ve onun yerde durmasını sağladık. Oysa Biz, onu giderme gücüne de sahibiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Semadan bir kader ile bir su indirdik de onu yerde iskan eyledik, halbuki biz onu giderivermeğe de şübhesiz kadiriz

Erhan Aktaş

Gökten kararınca su indirdik. Ve onu yeryüzünde yerleştirdik. Kuşkusuz Biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gökten kararınca su indirdik. Ve onu yeryüzünde yerleştirdik. Kuşkusuz Biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gökten kararınca su indirdik. Ve onu yeryüzünde yerleştirdik. Kuşkusuz Biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.

Fizilal-il Kuran

Biz gökten belirli miktarda su yağdırarak onu yerin yüzeyinde durdurduk. Hiç şüphesiz onu geri götürmeye de gücümüz yeter.

Gültekin Onan

Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz.

Hamdi Döndüren

Biz gökten belli miktarda su indirip onu yerde durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.

Hasan Basri Çantay

Gökden de yetecek kadar su indirdik de onu yerde iskan etdik. Hiç şübhesiz ki biz onu gidermiye de kaadiriz.

Hasib Asutay

Gökten belli bir ölçüde yağmur indirip onu yeryüzünde yerleştirdik. Bizim onu gidermeye de elbette gücümüz yeter.

Hayrat Neşriyat

Gökten belli bir mikdar ile su indirdik, sonra onu yerde durdurduk. Şübhesiz ki biz, onu gidermeye de elbette gücü yetenleriz.

İbni Kesir

Gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yerde durdurduk. Şüphesiz Biz; onu gidermeye de kadiriz.

Mehmet Okuyan

Gökten bir ölçüyle su indirip onu yerde durdurmaktayız. Şüphesiz ki onu gidermeye de gücümüz yeter.

Muhammed Esed

Ve Biz suyu gökten (belirlediğimiz) bir ölçüye göre indiriyor, sonra da onu yeryüzünde tutuyoruz; ama, hiç şüphesiz, bu (nimeti) geri almaya da kadiriz!

Mustafa İslamoğlu

Ve gökten suyu bir yasaya bağlı olarak Biz indirtmekteyiz; ve yeryüzünde onu tutmaktayız; şu da var ki Biz, onu gidermeye elbette kadiriz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve gökten kâfi miktar su indirdik, sonra onu yerde yerleştirdik. Şüphe yok ki, Biz onu gidermek üzerine de elbette kâdiriz.

Ömer Öngüt

Biz gökten, belli ölçü ve miktarda su indirdik ve onu yerin içine yerleştirdik. Şüphe yok ki bizim onu gidermeye de gücümüz yeter.

Suat Yıldırım

Biz gökten belirlediğimiz bir ölçüye göre su indirir ve onu yerde dinlendiririz. Ama dilersek onu yerden gidermeye de kadiriz.

Süleyman Ateş

Gökten belli ölçü ve miktarda su indirip onu yerde durdurduk. Biz onu (indirmeğe kadir olduğumuz gibi) gidermeğe de kadiriz.

Süleymaniye Vakfı

Gökten belli ölçüde su indirip yerin içine depolarız. Biz onu yürütmenin ölçüsünü de elbette koymuşuzdur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gökten belli ölçüde su indirdik ve yerin içine yerleştirdik. O suyu yürütmenin ölçüsünü de koyduk.

Şaban Piriş

Gökten belli bir ölçüye göre su indirdik. Onu yeryüzünde tuttuk. Onu gidermeye de elbette gücümüz yeter.

Tefhim-ul Kuran

Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz.

Ümit Şimşek

Biz gökten bir ölçü ile su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik. Onu gidermeye de Bizim gücümüz elbette yeter.

Yaşar Nuri Öztürk

Gökten bir kaderle/belli ölçüde bir su indirdik de onu yeryüzünde durdurduk. Elbette ki biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz göydən lazımi qədər su endirib onu yerdə saxladıq. Şübhəsiz ki, Biz onu yox edə də bilərik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz göydən lazımi qədər yağmur endirdik və onu yerdə (dənizdə, çayda, göllərdə və quyularda) saxladıq. Biz, sözsüz ki, onu aparmağa da (yox etməyə də) qadirik!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben vom Himmel Wasser nach Maß herabgesandt, das Wir auf die Erde fallen und in sie eindringen ließen. Wir können es auch versiegen lassen.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir lassen vom Himmel Wasser in (bestimmtem) Maß herabkommen und lassen es sich dann in der Erde aufhalten. Und Wir habeʹn fürwahr die Macht, es (wieder) wegzunehmen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR ließen vom Himmel Wasser in Abgewogenheit fallen, dann ließen WIR es in der Erde unterbringen. Und WIR sind, um es vergehen zu lassen, doch allmächtig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We sent down from the floor of the vault of heaven rain water in due measure and We settled it on the planet earth partly without and partly within - enough to effect the necessary equilibrium, between the opposing forces of land and water, between cloud formation and fresh water in rivers and lakes maintaining life, between the clouds and the water deposited underground- and We are certainly able to make it vanish.

Abdul Haleem

We sent water down from the sky in due measure and lodged it in the earth––We have the power to take it all away if We so wish––

Abdullah Yusuf Ali

And We send down water from the sky according to (due) measure, and We cause it to soak in the soil; and We certainly are able to drain it off (with ease).

Abul A'la Maududi

We sent down water from the sky in right measure, and caused it to stay in the earth, and We have the power to cause it to vanish (in the manner We please).

Aisha Bewley

We sent down a measured amount of water from heaven and lodged it firmly in the earth; and We are well able to remove it.

Al-Hilali & Khan

And We sent down from the sky water (rain) in (due) measure, and We gave it lodging in the earth, and verily, We are Able to take it away.

Ali Quli Qarai

We sent down water from the sky in a measured manner, and We lodged it within the ground, and We are indeed able to take it away.

Amatul Rahman Omar

And We send down water out of the cloud according to (a certain) measure and We lodge it in the earth (as long as it is required), and remember, surely it is We who determine its taking away (through the process of evaporation and many more),

Arthur John Arberry

And We sent down out of heaven water in measure and lodged it in the earth; and We are able to take it away.

Bijan Moeinian

I send down water from the sky in exact measure. Then I let it stay on earth (in Aquifer.) Be careful (and do not provoke My anger) as I am capable of letting it escape (and then, even with an advanced technology you will become miserable.)

E. Henry Palmer

And we send down from the heaven water by measure, and we make it rest in the earth; but, verily, we are able to take it away;

Edip-Layth

We sent down from the sky water in due measure, then We let it reside in the land, and We are capable of taking it away.

George Sale

And We send down rain from heaven, by measure; and We cause it to remain on the earth: We are also certainly able to deprive you of the same.

Hamid S. Aziz

And We have created above you seven paths; and We are never heedless of creation.

Mahmoud Ghali

And We have sent down from the heaven water in a determined estimate, then We made it to dwell in the earth; and surely We are indeed (the) Determiners over putting it away.

Marmaduke Pickthall

And we send down from the sky water in measure, and We give it lodging in the earth, and lo! We are Able to withdraw it.

Mohamed Ahmed - Samira

We send down water from the sky in determined measure, and store it up in the earth; and We have power to drain it away.

Muhammad Asad

And We send down water from the skies in accordance with a measure [set by Us], and then We cause it to lodge in the earth: but, behold, We are most certainly able to withdraw this [blessing]!

Mustafa Khattab

We send down rain from the sky in perfect measure, causing it to soak into the earth. And We are surely able to take it away.

Progressive Muslims

And We sent down from the sky water in due measure, then We let it reside in the land, and We are capable of taking it away.

Sahih International

And We have sent down rain from the sky in a measured amount and settled it in the earth. And indeed, We are Able to take it away.

Sam Gerrans

And We sent down from the sky water in measure, and gave it lodging in the earth — and We are able to take it away —

Shabbir Ahmed

And We send down from the sky water in due measure, and We lodge it in the earth. But, behold, We are Able to withdraw it.

Syed Vickar Ahamed

And We send down water from the sky in (proper) quantity, and We make it sink (deep) in the soil; And truly We are able to drain it off.

Taqi Usmani

And We sent down water from the sky in due measure, then We lodged it in the earth, and of course, We are able to take it away.

The Monotheist Group

AndWe sent down from the sky water in due measure, then We let it reside in the land, and We are capable of taking it away.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Nous avons fait descendre lʹeau du ciel avec mesure. Puis Nous lʹavons maintenue dans la terre, cependant que Nous sommes bien Capable de la faire disparaître.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me ji ewran bipîvan (li gorî pêdiviyê) avek daxistiye, vêca me ew di erdê de daye sekinandin û bêguman qeweta Me li ser birina wê jî heye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij hebben met mate water uit de hemel neer laten dalen en het in de aarde laten rusten -- Wij zijn ook in staat het weg te nemen --

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij zenden den regen in zekere hoeveelheid van den hemel neder, en wij doen dien op de aarde blijven; wij zijn zekerlijk ook in staat u daarvan te berooven.

Hollandaca — Siregar

En Wij stuurden een afgepaste hoeveelheid water neer waarna Wij het blijvend in de grond vasthouden. En voorwaar, Wij zijn in staat het weer weg te nemen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И низвели Мы с неба воду по мере (потребности творений в ней) и поместили ее на Земле, и Мы в состоянии ее [низведенную воду] удалить.

Rusça — Osmanov

Мы низвели с неба воду в меру (т. е. дождь) и пропитали ею землю, и, воистину, в Нашей власти испарить ее.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Vi sänder regn från skyn i rätt avvägda mängder och låter det samlas i jorden, men Vi har också makt att hålla det tillbaka.