(43-44) İbrahim'in kavmi ile Lut'un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Musa da yalanlandı ve nihayet o inkarcılara mühlet verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Beni inkar etmek nasılmış, (gördüler).

وَقَوْمُ اِبْرٰهِيمَ وَقَوْمُ لُوطٍ وَاَصْحَابُ مَدْيَنَ وَكُذِّبَ مُوسٰى فَاَمْلَيْتُ لِلْكَافِرِينَ ثُمَّ اَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

ve ḳavmu ibrāhīme ve ḳavmu lūTin / ve eSHābu medyene ve kuƶƶibe mūsā fe emleytu li l-kāfirīne ṧumme eḣaƶtuhum fe keyfe kāne nekīri

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَوْمُve ḳavmuق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve kavmi
2اِبْرٰهِيمَibrāhīmeابرهيمİbrahim
3وَقَوْمُve ḳavmuق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve kavmi
4لُوطٍlūTinلوطLut
1وَاَصْحَابُve eSHābuص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.ve halkı
2مَدْيَنَmedyeneمدينMedyen
3وَكُذِّبَve kuƶƶibeك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.ve yalanlanmıştı
4مُوسٰىmūsāموسىMusa
5فَاَمْلَيْتُfe emleytuم ل وDoldurmak, dolmak, içini doldurmak, dolu olmak, içermek, kaplamak, yayılmak, dolup taşmakben de bir süre vermiştim
6لِلْكَافِرِينَli l-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkafirlere
7ثُمَّṧummesonra, ayrıca
8اَخَذْتُهُمْeḣaƶtuhumا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekonları yakalamıştım
9فَكَيْفَfe keyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldenasıl
10كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldu
11نَكِيرِnekīriن ك رHoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamakbenim inkarım

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Medyen ehli de yalanlamıştı ve Mûsâ da yalanlanmıştı da onların azâbını geciktirdim, bir mühlet verdim onlara da sonra helâk ediverdim onları; nasılmış beni inkâr etmek, nasıl da devletlerini felâkete çevirmişim.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Medyen ehli de yalanlamıştı ve Mûsâ da yalanlanmıştı da onların azâbını geciktirdim, bir mühlet verdim onlara da sonra helâk ediverdim onları; nasılmış beni inkâr etmek, nasıl da devletlerini felâkete çevirmişim.

Adem Uğur

(Şuayb'ın kavmi olan) Medyen halkı da (Şûayb'ı) yalanladılar. Musa da yalanlanmıştı. İşte ben o kâfirlere süre tanıdım, sonra onları yakaladım. Nasıl oldu benim onları reddim (cezalandırmam)!

Ahmed Hulusi

Ashab-ı Medyen de (yalanlamıştı). . . Musa da yalanlandı. . . Ben de o hakikat bilgisini inkar edenlere mühlet verdim, sonra onları yakaladım. . . Beni inkar etmenin sonucunu yaşatmam nasıl oldu!

Ahmet Tekin

Medyen Halkı da yalanlamıştı. Mûsâ da yalanlandı. Ben de, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere, bir mühlet verdim. Sonra onları cezalandırdım, işlerini bitirdim. Beni tanımamak nasılmış, kendilerini gözden çıkarmam, gazabım nasılmış, görsünler.

Ahmet Varol

Medyen ahalisi de. Musa da yalanlanmıştı. Ama ben kâfirlere önce biraz süre tanıdım sonra onları yakaladım. Benim inkarım nasılmış?

Ali Bulaç

Medyen halkı da (peygamberlerini yalanlamıştı). Musa da yalanlanmıştı. Böylelikle Ben, o inkar edenlere bir süre tanıdım, sonra onları yakalayıverdim. Nasılmış benim (her şeyi alt üst edip kökten değiştiren) inkılabım (veya inkarım).

Ali Fikri Yavuz

(Şuayb’ın kavmi olan) Ashab-ı Medyen de (Şuayb’ı) tekzib etti. Mûsa da (firavun tarafından) tekzib olundu. Ben de o kâfirlere bir mühlet verdim. Sonra da kendilerini azabla yakalayıverdim. Bak ki, beni inkâr nasıl olmuştur?

Ali Rıza Safa

Medyen yoldaşları da öyle. Musa da yalanlanmıştı. Bunun üzerine, nankörlük edenlere süre verdim. Sonra, onları yakaladım. Bana nankörlük etmenin sonu nasıl oldu?

Bayraktar Bayraklı

Medyen halkı da yalanlamıştı. Musa da yalanlanmıştı. Ben o kafirlere süre tanıdım. Sonra onları yakalayıverdim. Bir görseydinbenim cezalandırmam nasıl olmuştu!

Bekir Sadak

(42-44) Seni yalanci sayiyorlarsa bil ki, onlardan once Nuh milleti, Ad, Semud, Ibrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halki da peygamberlerini yalanci saymis ve Musa da yalanlanmisti. Ama Ben, kafirlere once mehil verdim, sonra da onlari yakalayiverdim. beni tanimamak nasilmis grsunler.

Celal Yıldırım

(42-43-44) Eğer seni yalanlıyorlarsa, onlardan önce Nûh kavmi, Âd ve Semûd kavmi, İbrâhim kavmi, Lût kavmi, Medyen halkı da yalanlamıştı ; Musâ da yalanlanmıştı. Kâfirlere mühlet verdim. Sonra da onları yakalayıverdim. (Bir görsünler) benim durumu-düzeni değiştirip alt-üst etmemi !

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(42-43-44) Şayet seni yalancılıkla itham ediyorlarsa bilesin ki senden önce Nûh, Âd ve Semûd kavimleri, İbrâhim’in kavmi, Lût’un kavmi ve Medyen halkı da (peygamberlerinin bildirdiklerini) yalan saymışlardı. Aynı şekilde Mûsâ da yalancılıkla itham edilmişti. Ben ise o inkârcılara biraz süre tanıdım ve sonra onları kıskıvrak yakaladım. Hadlerini bildirişim nasıldı bir bilsen!

Diyanet İşleri

(43-44) İbrahim'in kavmi ile Lut'un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Musa da yalanlandı ve nihayet o inkarcılara mühlet verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Beni inkar etmek nasılmış, (gördüler).

Diyanet İşleri (eski)

(42-44) Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.

Diyanet Vakfi

(42-44) (Resûlüm!) Eğer onlar (inkârcılar) seni yalanlıyorlarsa, (şunu bil ki) onlardan önce Nuh'un kavmi, Âd, Semûd, İbrahim'in kavmi, Lût'un kavmi ve Medyen halkı da (peygamberlerini) yalanladılar. Musa da yalanlanmıştı. İşte ben o kâfirlere süre tanıdım, sonra onları yakaladım. Nasıl oldu benim onları reddim (cezalandırmam)!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Şuayb'ın kavmi olan) Medyen halkı da (Şûayb'ı) yalanladı. Musa da (Firavun tarafından) yalanlandı. Ben de o kâfirlere bir süre verdim. Sonra da onları yakalayıverdim. Beni tanımamak nasılmış görsünler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Medyen halkı da. Musa da yalanlandı. Ben de o kafirlere bir süre verdim, sonradan kendilerini tuttum alıverdim. O vakit cezalandırışım nasıl oldu (bir görseydin).

Elmalılı Hamdi Yazır

Eshab-i Medyen de. Musa da tekzib olundu, ben de o kafirlere bir mühlet verdim, sonra da kendilerini tuttum alıverdim, nasıl oldu o vakıt benim inkarım?

Erhan Aktaş

Ve Medyen sahipleri de. Musa da yalanlandı. Fakat Kafirlere süre tanıdım. Sonra da onları yakaladım. Benim inkarım nasılmış gördüler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve Medyen sahipleri de. Musa da yalanlandı. Fakat Kafirlere süre tanıdım. Sonra da onları yakaladım. Benim inkarım nasılmış gördüler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve Medyen halkı da. Musa da yalanlandı. Fakat gerçeği yalanlayan nankörlere süre tanıdım. Sonra da onları yakaladım. Benim inkarım nasılmış gördüler.

Fizilal-il Kuran

Medyenliler de öyle. Musa'yı da yalanlamışlardı. Ben bütün bu kâfirlere önce mühlet tanıdım, sonra yakalarına yapıştım. Onlara indirdiğim darbe nasıldı?

Gültekin Onan

Medyen halkı da (peygamberlerini yalanlamıştı). Musa da yalanlanmıştı. Böylelikle ben, o kafirlere bir süre tanıdım sonra onları yakalayıverdim. Nasılmış benim inkarım?

Hamdi Döndüren

Ve Meyden halkı da yalanladı. Aynı şekilde Musa da yalanlanmıştı! Ben o inkâr edenlere bir süre tanıdım, sonra da onları yakalayıverdim! Beni tanımamak nasılmış görsünler!

Hasan Basri Çantay

(42-43-44) Eğer (kafirler) seni tekzib ediyorlarsa onlardan evvel Nuuh kavmi, Aad, Semuud (kavmleri), İbrahim kavmi, Lut kavmi ve Medyen Yaranı da (peygamberlerini) tekzib etmişlerdir. Muusa dahi tekzib edilmiştir. Nihayet ben o kafirlere (ukuubet hususunda) bir mühlet verdim de sonra onları yakaladım. (Bak) benim inkarım (inkılabım) nasıl imiş!

Hasib Asutay

Medyen halkı da (yalanlamıştı). (16) Musa da yalanlanmıştı. Ben de kâfirlere bir süre tanıdım, sonra onları yakaladım. (Bak) benim (onları) cezalandırmam nasıl oldu! (16. Hz. Peygamberi teselli için.)

Hayrat Neşriyat

(42-44) (Habîbim, yâ Muhammed!) Seni yalanlıyorlarsa artık (bil ki) onlardan önce Nûh’un kavmi, Âd ve Semûd (kavimleri), İbrâhîm’in kavmi ve Lût’un kavmi, hem Medyen halkı da (peygamberlerini) yalanlamıştı. Mûsâ da yalanlandı. Fakat o kâfirlere mühlet verdim; sonra onları (azâbımla) yakaladım. Artık (bak) benim (onları) inkârım(cezâlandırmam) nasıl oldu!

İbni Kesir

Medyen halkı da. Musa da yalanlanmıştır. Ama Ben; kafirlere mühlet verdim, sonra da onları yakaladım. Benim inkarım nasılmış?

Mehmet Okuyan

(Şuayb’ın kavmi) Medyen halkı da (peygamberlerini yalanlamışlardı). Musa da yalanlanmıştı. İşte ben o kâfirlere süre tanımıştım; sonra onları (azapla) yakalamıştım. Benim cezalandırmam (bak) nasıl olmuştu!

Muhammed Esed

Medyen halkının (yaptığı gibi); ayrıca, Musa da (Firavun ve yandaşlarınca) yalanlanmıştı. (Her seferinde) hakkı inkar edenlere belirli bir süre için fırsat verdim, ama günü gelince onları kıskıvrak yakaladım ki böylece, Benim onları hiçe saymam nasıl olurmuş, görsünler!

Mustafa İslamoğlu

Medyen ahalisi de (öyle yapmış) ve Musa da yalanlanmıştı. Hepsinde de kafirlere süre tanıdım, ama sonunda onları enseledim: haydi, Beni inkar nasıl olurmuş görsünler bakalım!

Ömer Nasuhi Bilmen

Medyen ahalisi de (tekzîp etti,) Mûsa da tekzîp olundu. Nihâyet o kâfirler için bir mühlet verdim, sonra onları yakaladım. Artık (onların yaptıklarını) inkârım nasıl oldu bir düşünmeli!

Ömer Öngüt

Medyen halkı da (yalanlamıştı), Musa da yalanlanmıştı. Ben de kâfirlere önce mühlet verdim, sonra onları yakalayıverdim. Beni tanımamak nasılmış görsünler!

Suat Yıldırım

(42-44) Eğer onlar seni yalancı sayıyorlarsa sen bil ki onlardan önce Nuh, Âd ve Semûd halkı da, İbrâhim’in halkı da, Lut’un halkı da, Medyen ahalisi de resulleri yalanlamışlardı. Mûsâ da yalancı sayılmıştı. Ben de şöyle yaptım: Her seferinde inkârcılara mühlet verdim. Sonra da tuttuğum gibi işlerini bitirdim. Onların inkârına mukabil nasıl olurmuş Benim inkârım, cümle âlem görüp bildi!

Süleyman Ateş

Medyen halkı da (yalanlamıştı); Musa da yalanlanmıştı. Ben de kafirlere bir süre vermiş, sonra onları yakalamıştım. (Bak), benim (onları) inkarım (görülmemiş biçimde cezalandırmam) nasıl oldu!

Süleymaniye Vakfı

Medyenliler de öyle. Musa da yalanlandı. O kafirlere önce süre tanıdım, sonra onları yakaladım. Benim de onları tanımamam neymiş, (görün)!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Medyen'liler de öyleydi. Musa da senin gibi yalancı sayılmıştı. Ayetleri görmezlikten gelen o kişilere önce süre tanıdım sonra da yakalarına yapıştım. Benim hoşlanmamamın sonu nasıl oldu (gördüler)!

Şaban Piriş

Medyen halkı da. Musa da yalanlanmıştı. Kafirlere süre tanıdım; sonra da onları yakaladım. Beni inkar nasılmış?

Tefhim-ul Kuran

Medyen halkı da (yalanlamıştı peygamberlerini). Musa da yalanlanmıştı. Böylelikle Ben, o küfre sapanlara bir süre tanıdım, sonra onları yakalayıverdim. Nasılmış benim (her şeyi alt üst edip kökten değiştiren) inkilabım (veya inkârım).

Ümit Şimşek

Ve Medyen ahalisi de. Sonra Musa da yalanlandı. Ben ise o kâfirlere önce süre tanıdım; sonra da onları yakalayıverdim. Nasıl oluyormuş Benim onları inkârım?

Yaşar Nuri Öztürk

Medyen halkı da. Musa da yalanlanmıştı da ben, inkarcılara biraz süre vermiş sonra hepsini yakalamıştım. Nasılmış benim azabım!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Mədyən əhli də elçiləri yalançı saymışdı. Musa da yalançı sayılmışdı. Mən kafirlərə möhlət verdim, sonra onları əzabla yaxaladım. Mənim onları inkar etməyimin necə olduğunu bir görəydin!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Mədyən əhli də (peyğəmbərlərini təkzib etmişdi). Musa da (Firʼonun özü və camaatı tərəfindən) yalançı sayılmışdı. Kafirlərə (bir qədər) möhlət verdim, sonra onları (əzabla) yaxaladım. (Bir görəydin, küfr etdiklərinə, peyğəmbərləri yalançı sayıb inkar etdiklərinə görə) Mənim onları inkar etməyim necə oldu! (Onlara verdiyim neʼməti müsibətlə əvəz etdim!)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

und die Bewohner von Madyan. Auch Moses wurde der Lüge bezichtigt. Aber Ich habe den Ungläubigen Aufschub gewährt, und dann habe Ich sie vernichtend bestraft. Wie schrecklich war das!

Almanca — Der Edle Quran

und die Bewohner von Madyan. Auch Musa wurde der Lüge bezichtigt. Da gewährte Ich den Ungläubigen Aufschub, hierauf ergriff Ich sie. Wie war da Meine Mißbilligung!

Almanca — M. A. Rassoul

und die Bewohner von Madyan. Auch Moses wurde der Lüge bezichtigt. Ich gewährte alsdann den Ungläubigen Aufschub; dann erfaßte Ich sie, und wie war es mit der Verleugnung!

Almanca — Muhammad Zaidan

Sowie die Bewohner von Madyan. Auch Musa wurde der Lüge bezichtigt, so gewährte ICH den Kafir noch längere Zeit, dann richtete ICH sie zugrunde. Also wie war denn Meine Mißbilligung?!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And those of Madyan and those of as Mussa (Moses). In consequence I granted them respite up to a predetermined point of time, then I cast them down from a position of prosperity and power and brought them to ruin, and how unbearable was the change of disposition and how intolerable was the fitting retribution!

Abdul Haleem

Midian. Moses too was called a liar. I gave the disbelievers time, but in the end I punished them. How I condemned them!

Abdullah Yusuf Ali

And the Companions of the Madyan People; and Moses was rejected (in the same way). But I granted respite to the Unbelievers, and (only) after that did I punish them: but how (terrible) was my rejection (of them)!

Abul A'la Maududi

and so did the dwellers of Midian, and Moses too was branded a liar. Initially I granted respite to the unbelievers for a while and then seized them. How dreadful was My punishment!

Aisha Bewley

and the companions of Madyan; and Musa was denied as well. I allowed time to the kafirun but then I seized them. How terrible was My denial!

Al-Hilali & Khan

And the dwellers of Madyan (Midian); and belied was Mûsâ (Moses). But I granted respite to the disbelievers for a while, then I seized them, and how (terrible) was My punishment (against their wrong-doing)!

Ali Quli Qarai

and the inhabitants of Midian, and Moses was also impugned. But I gave the faithless a respite, then I seized them and how was My rebuttal!

Amatul Rahman Omar

And the inhabitants of Midian. And Moses (also) was cried lies to. But I granted respite the disbelievers for long, then I took them to task. (Imagine) how (terrible) was (the result of their) denial of Me! and how (awful) the change I effected (in them).

Arthur John Arberry

and the men of Midian; to Moses also they cried lies. And I respited the unbelievers, then I seized them; and how was My horror!

Bijan Moeinian

So did the people of Midyan. Moses was also rejected. I gave ample time to disbelievers and then I called them to account; how terrible was My punishment.

E. Henry Palmer

and the fellows of Midian; and Moses was called a liar too: but I let the misbelievers range at large, and then I seized on them, and how great was the change!

Edip-Layth

The dwellers of Midian; and Moses was denied. So I granted respite to the ingrates then I took them, how then was My punishment?

George Sale

and the inhabitants of Madian, accused their prophets of imposture: And Moses was also charged with falsehood. And I granted a long respite unto the unbelievers: But afterwards I chastised them; and how different was the change I made in their condition!

Hamid S. Aziz

And the people of Abraham, and the people of Lot,

Mahmoud Ghali

And the companions (i. e., the inhabitants) of Madyan; and Mûsa (Moses) was (also) cried lies to. So I reprieved the disbelievers; thereafter I took them (away); so how was My disclaiming (of them)!

Marmaduke Pickthall

(And) the dwellers in Midian. And Moses was denied; but I indulged the disbelievers a long while, then I seized them, and how (terrible) was My abhorrence!

Mohamed Ahmed - Samira

And the people of Midian too. Moses was also accused of lies. So I allowed the infidels respite and then seized them. How was My reprobation then!

Muhammad Asad

and the dwellers of Madyan; and [so, too,] Moses was given the lie [by Pharaoh]. And [in every ease] I gave rein, for a while, to the deniers of the truth: but then I took them to task - and how awesome was My denial [of them,]!

Mustafa Khattab

and the residents of Midian. And Moses was denied ˹too˺. But I delayed ˹the fate of˺ the disbelievers ˹until their appointed time˺ then seized them. And how severe was My response!

Progressive Muslims

And the dwellers of Median; and Moses was denied. So I granted respite to the rejecters then I took them, how then was My punishment

Sahih International

And the inhabitants of Madyan. And Moses was denied, so I prolonged enjoyment for the disbelievers; then I seized them, and how [terrible] was My reproach.

Sam Gerrans

And the people of Madyan. And Moses was denied. So I granted the false claimers of guidance respite; then I seized them — then how was My rejection!

Shabbir Ahmed

And the dwellers of Midyan. And Moses was also denied (by Egyptians). And I gave the rejecters a period of respite, but then I took them to task. And how awesome was My rejection of them!

Syed Vickar Ahamed

And the companions of the Madyan people; And Musa (Moses) was rejected (like this). But I gave (some) relief to the disbelievers, and (only) after that I did punish them: But how (terrible) was My rejection (of them)!

Taqi Usmani

and the people of Madyan as well. Mūsā was (also) rejected. So, I gave some respite to the disbelievers, then seized them. So how was My censure?

The Monotheist Group

Andthe dwellers of Midyan; and Moses was denied. So I granted respite to the rejecters then I took them, how then was My punishment?

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et les gens de Madyan. Et Moïse fut traité de menteur. Puis, Jʹai donné un répit aux mécréants; ensuite Je les ai saisis. Et quelle fut Ma réprobation!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gelê Medyenê jî (pêxemberê xwe Şûeyb) derewker dêrand. Mûsa jî derewîn hatibû dêrandin. Vêca me muhlet da kafiran, piştre me ew bi ezab girtin, vêca (binêre) neqayiliya min li hemberî wan ka çawa bû?

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en de bewoners van Madjan. En Moesa is van leugens beticht geweest, maar Ik heb aan hen die ongelovig zijn uitstel gegeven. Toen heb Ik hen gegrepen. En hoe was Mijn terechtwijzing dan?

Hollandaca — Salomo Keyzer

En de bewoners van Madian hunne profeten van bedrog beschuldigden; ook Mozes werd van leugen beschuldigd; en ik verleende een groot uitstel aan de ongeloovigen, maar daarna kastijdde ik hen; en hoe vreeselijk was de verandering welke ik in hunnen toestand bracht!

Hollandaca — Siregar

En de bewoners van Madyan. En Môesa werd geloochend. Toen gaf Ik uitstel aan de ongelovigen, vervolgens bestrafte Ik hen. En hoe was mijn afkeuring?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и жители Мадьяна [народ пророка Шуайба]; отвергнут был и (пророк) Муса. И Я давал неверным отсрочку (наказания) [не наказывал сразу], потом схватил Я их (всех) (наказанием). И каково же было Мое негодование!

Rusça — Osmanov

и жители Мадйана. Был провозглашен лжецом и Муса. Я дал отсрочку неверным, а потом наказал их. И какова же была Моя кара!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och folket i Madyan (kallade sina profeter lögnare); ja, även Moses kallades lögnare. Jag gav förnekarna en frist, men (när den löpt ut) lät Jag Min vrede drabba dem - och hur (fruktansvärt) var inte Mitt straff!