Andolsun, biz Musa ile Harun'a, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkan'ı (Tevrat'ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسٰى وَهٰرُونَ الْفُرْقَانَ وَضِيَاءً وَذِكْرًا لِلْمُتَّقِينَ

ve leḳad āteynā mūsā ve hārūne l-furḳāne ve Diyā'en ve ƶikran li l-mutteḳīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun
2اٰتَيْنَاāteynāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekbiz verdik
3مُوسٰىmūsāموسىMusa'ya
4وَهٰرُونَve hārūneوهرونve Harun'a
5الْفُرْقَانَl-furḳāneف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.Furkan'ı
6وَضِيَاءًve Diyā'enض و اOrtaya çıkarıldı, görünür hale getirildi, keşfedildi veya açığa çıkarıldı. Ateşlerinin ışığında başkalarını görmek için karanlıkta duran biri, onlar onu göremezken.ve bir ışık
7وَذِكْرًاve ƶikranذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekve bir öğüt
8لِلْمُتَّقِينَli l-mutteḳīneو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişimuttakiler için

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve andolsun ki Mûsâ'ya ve Hârûn'a, hakkı bâtıldan ayıran ve çekinenlere ışık ve öğüt olan kitabı verdik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve andolsun ki Mûsâʼya ve Hârûnʼa, hakkı bâtıldan ayıran ve çekinenlere ışık ve öğüt olan kitabı verdik.

Adem Uğur

Andolsun biz, Musa ve Harun'a, takvâ sahipleri için bir ışık, bir öğüt ve Furkan'ı verdik.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki biz Musa ve Harun'a Furkan'ı (Hak ile batılı ayırt edeni), korunmak isteyenler için bir ışık ve bir hatırlatıcı olarak verdik.

Ahmet Tekin

Biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a hakkı bâtıldan, helâli haramdan, imanı küfürden ayıran bilgileri içeren şeriat, mûcizeler vermiş, düşmanlarına karşı zafer ihsan etmiş, Tevrat’ı lütfetmiştik. O, takvâ sahipleri için, Allah’a sığınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minler için bir ışık ve bir öğüt idi.

Ahmet Varol

Andolsun biz Musa ile Harun'a takva sahipleri için bir ışık ve bir öğüt olarak hakkı batıldan ayıran kitabı (furkanı) verdik.

Ali Bulaç

Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a, takva sahipleri için bir aydınlık ve bir öğüt (zikir) olarak, hak ile batılı birbirinden ayıran (furkan)ı verdik.

Ali Fikri Yavuz

Yemin olsun ki, biz Mûsa ile Hârûn’a, takva sahipleri için bir nasihat ve bir nur olarak, hak ile bâtılı ayıran Tevrat’ı vermiştik.

Ali Rıza Safa

Ayrıca, gerçek şu ki, Musa'ya ve Harun'a, sorumluluk bilinci taşıyanlar için, bir aydınlık ve bir öğreti olarak, Gerçeği Ayrıştıran'ı verdik.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, Musa ve Harun'a eğriyi doğrudan ayıran kitabı, takva sahipleri için ışık ve hatırlatıcı bilgi kaynağı olarak verdik.

Bekir Sadak

And olsun ki, Musa ve Harun'a egriyi dogrudan ayiran Kitap'i sakinanlar icin isik ve ogut olarak verdik.

Celal Yıldırım

And olsun ki biz Musâ ile Harun'a hak ile bâtılı ayıran, Allah'tan korkup fenalıklardan sakınanlar için bir ışık, bir öğüt olan kitap verdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(48-49) Andolsun ki, Mûsâ ve Hârûn’a, günahtan sakınan, görmedikleri halde rablerinden korkan ve kıyametin kaygısını taşıyanlar için bir ayırma ölçütü, bir ışık, bir hatırlatıcı kaynak (kitap) verdik.

Diyanet İşleri

Andolsun, biz Musa ile Harun'a, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkan'ı (Tevrat'ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, Musa ve Harun'a eğriyi doğrudan ayıran Kitap'ı sakınanlar için ışık ve öğüt olarak verdik.

Diyanet Vakfi

Andolsun biz, Musa ve Harun'a, takvâ sahipleri için bir ışık, bir öğüt ve Furkan'ı verdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yemin olsun ki, Musa ve Harun'a eğriyi doğrudan ayıran kitabı, takva sahibleri için bir ışık ve öğüt olarak verdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki: "Musa ile Harun'a Furkan'ı (Tevrat'ı) bir de ışık ve Allah'tan korkanlar için de bir öğüt vermiştik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için biz Musa ile Haruna fürkan ve bir zıya ve bir zikir vermiştik, müttekıler için

Erhan Aktaş

Ant olsun ki, Musa ve Harun'a takva sahipleri için bir ışık olan, bir öğüt olan Furkan'ı verdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki, Musa ve Harun'a takva sahipleri için bir ışık olan, bir öğüt olan Furkan'ı verdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki, Musa ve Harun'a takva sahipleri için bir ışık olan, bir öğüt olan Furkan'ı verdik.

Fizilal-il Kuran

Andolsun ki, biz Musa ile Harun'a doğru ile eğriyi ayırdeden ve takvalılar için ışık ve öğüt olan kitab'ı verdik.

Gültekin Onan

Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a, takva sahipleri için bir aydınlık ve bir öğüt (zikir) olarak, hak ile batılı birbirinden ayıran (furkan)ı verdik.

Hamdi Döndüren

Andolsun Biz, Musa ile Harun’a, hak ile batılı ayırt eden kitabı, korunanlar için bir ışık ve bir öğüt kaynağı olarak verdik.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz Musa ile Haruunu bir zıyaa, takvaa saahibleri için de bir şeref olan fürkaanı verdik.

Hasib Asutay

Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a Furkan'ı (13) ve korunanlar için bir ışık, bir öğüt verdik. (13. Furkan hak ile bâtılı birbirinden ayıran demektir.)

Hayrat Neşriyat

Celâlim hakkı için, Mûsâ ve Hârûn’a (hak ile bâtılı ayıran) Furkan’ı ve takvâ sâhibleri için bir ışık ve bir nasîhat olan (Tevrât)ı verdik.

İbni Kesir

Andolsun ki; Biz Musa ile Harun'a Furkan ışık, takva sahibleri için de bir zikir verdik.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki biz Musa’ya ve Harun’a, muttakîler (duyarlı olanlar) için furkân’ı (doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini), aydınlığı ve (gerçeği) hatırlatan (öğüdü) vermiştik.

Muhammed Esed

Ve gerçek şu ki, Biz Musa ile Harun'a, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimseler için doğruyu eğriden ayırmaya yarayan bir ölçü, ışık saçan bir kaynak ve bir uyarıcı, hatırlatıcı (olarak vahyimizi) bahşettik;

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz, Musa ve Harun'a, hakkı batıldan ayıran, karanlıkları aydınlatan ve sorumluluk bilincine sahip olanlara (yabancılaştıkları özlerini) hatırlatan bir mesaj vermiştik;

Ömer Nasuhi Bilmen

Kasem olsun ki, Biz Mûsa'ya ve Harun'a Furkan ve bir ziya ve muttakîler için bir öğüt vermiştik.

Ömer Öngüt

Andolsun ki biz Musa'ya ve Harun'a takvâ sahipleri için bir ışık ve öğüt olan Furkan'ı verdik.

Suat Yıldırım

Biz, Mûsâ ile Harun’a, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir ışık ve öğüt olan Furkan’ı (hakkı batıldan ayıran kitabı) verdik.

Süleyman Ateş

Andolsun biz, Musa'ya ve Harun'a hak ve batılı ayırdeden ve korunanlar için bir ışık ve öğüt olan Kitabı verdik.

Süleymaniye Vakfı

Musa ile Harun'a, hak ile batılı ayıran; yanlışlardan korunanların önlerini aydınlatan ve akılda tutmaları gereken bilgileri içeren kitabı verdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa ile Harun'a o Furkanı, çekinerek korunanlar için bir ışık ve doğru bilgi kaynağı olsun diye verdik.

Şaban Piriş

Musa ve Harun'a Sakınanlar için aydınlık zikir (öğüt) ve furkanı verdik.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a, takva sahipleri için bir aydınlık ve bir öğüt (zikir) olarak, hak ile batılı birbirinden ayıran (furkan)ı verdik.

Ümit Şimşek

Biz Musa ile Harun'a, takvâ sahipleri için bir ışık ve öğüt olarak, hakkı bâtıldan ayırt eden Tevrat'ı vermiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, biz, Musa'ya ve Harun'a hak ile batılı ayıran, korunanlar için bir ışık ve öğüt olan furkanı verdik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz Furqanı müttəqilərdən ötrü bir nur və öyüd-nəsihət kimi Musa və Haruna vermişdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz Musa və Haruna Furqanı (haqqı batildən ayıran Tövratı doğru yolu göstərən) bir nur və müttəqilərdən ötrü öyüd-nəsihət olaraq vermişdik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben bereits vordem Moses und Aaron die Schrift als Entscheidung, Licht und Ermahnung für die Frommen gegeben,

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir gaben ja Musa und Harun die Unterscheidung(snorm) und eine Erleuchtung und eine Ermahnung für die Gottesfürchtigen,

Almanca — M. A. Rassoul

Und wahrlich, Wir gaben Moses und Aaron die Unterscheidung als Licht und Ermahnung für die Gottesfürchtigen

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits ließen WIR Musa und Harun zuteil werden Al-furqan, Erhellendes und eine Ermahnung für die Muttaqi,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We gave Mussa and Harun the canon imparting the soundness of judgement in the choice of means and ends and in the choice of what is morally good, honest and straight-forward, serving as an illumination and enlightenment besides being a divine light and a constant reminder of Allah to those who entertain the profound reverence dutiful to Him,

Abdul Haleem

We gave Moses and Aaron [the Scripture] that distinguishes right from wrong, a light and a reminder for those who are mindful of God,

Abdullah Yusuf Ali

In the past We granted to Moses and Aaron the criterion (for judgment), and a Light and a Message for those who would do right,-

Abul A'la Maududi

Surely We had granted to Moses and Aaron the Criterion (between right and wrong), and Light and Admonition for the good of the God-fearing,

Aisha Bewley

We gave to Musa and Harun the Discrimination and a Shining Light and a Reminder for those with taqwa:

Al-Hilali & Khan

And indeed We granted to Mûsâ (Moses) and Hârûn (Aaron) the criterion (of right and wrong), and a shining light [i.e. the Taurât (Torah)] and a Reminder for Al-Muttaqûn (the pious - See V.2:2).

Ali Quli Qarai

Certainly We gave Moses and Aaron the Criterion, a light and reminder for the Godwary.

Amatul Rahman Omar

And We gave Moses and Aaron the arguments (telling the right from the wrong) and a light and a Reminder for those who guard against evil;

Arthur John Arberry

We gave Moses and Aaron the Salvation and a Radiance, and a Remembrance for the godfearing

Bijan Moeinian

I am the One Who gave Moses and Aaron the Book of Criterion. It was a beacon and a reminder for the righteous ones:

E. Henry Palmer

We did give to Moses and Aaron the Discrimination, and a light and a reminder to those who fear;

Edip-Layth

We had given Moses and Aaron the Criterion, a shining light, and a reminder for the righteous.

George Sale

We formerly gave unto Moses and Aaron the law, being a distinction between good and evil, and a light and admonition unto the pious;

Hamid S. Aziz

We will place a just balance on the Day of Resurrection, and no soul shall be wronged in anything. Even though it is the weight of a grain of mustard seed, We will bring it; for We are sufficient as a reckoner.

Mahmoud Ghali

And indeed We already brought Mûsa and Harûn (Moses and Aaron, respectively) the Furqan (The all-distinctive Criterion) and an Illumination and a Remembrance for the pious.

Marmaduke Pickthall

And We verily gave Moses and Aaron the Criterion (of right and wrong) and a light and a Reminder for those who keep from evil,

Mohamed Ahmed - Samira

We gave Moses and Aaron the Criterion, and a light and reminder for those who take heed for themselves,

Muhammad Asad

AND, INDEED, We vouchsafed unto Moses and Aaron [Our revelation as] the standard by which to discern the true from the false, and as a [guiding] light and a reminder for the God-conscious

Mustafa Khattab

Indeed, We granted Moses and Aaron the decisive authority—a light and a reminder for the righteous,

Progressive Muslims

And We had given Moses and Aaron the Criterion, a shining light, and reminder for the righteous.

Sahih International

And We had already given Moses and Aaron the criterion and a light and a reminder for the righteous

Sam Gerrans

And We gave Moses and Aaron the Division, and an illumination, and a remembrance for those of prudent fear:

Shabbir Ahmed

And, indeed, We gave Moses and Aaron the Criterion of right and wrong, and a Light and Reminder for those who wished to walk aright.

Syed Vickar Ahamed

And indeed, We gave to Musa (Moses) and Haroon (Aaron) the basis (for judgment), and a Light and a Reminder (the Book, Torah) for those who would do right—

Taqi Usmani

And We gave Mūsā and Hārūn the Criterion, and a light and an advice for the God-fearing,

The Monotheist Group

AndWe had given Moses and Aaron the Criterion, a shining light, and reminder for the righteous.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous avons déjà apporté à Moïse et Aaron le Livre du discernement (la Thora) ainsi quʹune lumière et un rappel pour les gens pieux,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, me Furqan daye Mûsa û Harûn ku ji mutteqiyan re ronahî û şîret e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben toch aan Moesa en Haroen het reddend onderscheidingsmiddel gegeven en een verlichting en een vermaning voor de godvrezenden,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij gaven vroeger aan Mozes en Aäron de wet, zijnde eene onderscheiding tusschen goed en kwaad en tot een licht en een waarschuwing voor de godvruchtigen.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker hebben Wij aan Môesa en Hârôen een Foerqân gegeven, als een verheidering en een Vemaning voor de Moettaqôen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И уже Мы даровали (пророку) Мусе и (его брату пророку) Харуну Различение [Тору, потому что она разделят истину и ложь], и свет [руководство, с которым они находят путь к истине в вопросах убеждения и законоположений], и напоминание [наставление] для остерегающихся (наказания Аллаха),

Rusça — Osmanov

Мы даровали [в откровении] Мусе и Харуну способность различения, свет и назидание для богобоязненных,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

VI GAV Moses och Aron den måttstock med vilken rätt kan mätas och skiljas från orätt, ett ljus (för att lysa upp människornas väg) och en påminnelse för dem som fruktar Gud,