وَهٰرُونَ kelimesinin geçtiği ayetler

Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden وهرون formunun kendisi aranıyor.

İlgili Ayetler (8)

Nisa 4:163وَهٰرُونَve hārūneve Harun'a

اِنَّٓا اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ كَمَا اَوْحَيْنَٓا اِلٰى نُوحٍ وَالنَّبِيِّنَ مِنْ بَعْدِهِ وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰهِيمَ وَاِسْمٰعِيلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَعِيسٰى وَاَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهٰرُونَ وَسُلَيْمٰنَ وَاٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ زَبُورًا

innā evHaynā ileyke ke mā evHaynā ilā nūHin ve n-nebiyyīne min beǎ'dihi ve evHaynā ilā ibrāhīme ve ismāǐyle ve isHāḳa ve yeǎ'ḳūbe ve l-esbāTi ve ǐysā ve eyyūbe ve yūnuse ve hārūne ve suleymāne ve āteynā dāvūde zebūran

Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyüb'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyetmiştik. Davud'a da Zebur vermiştik.

En'am 6:84وَهٰرُونَve hārūneve Harun'a

وَوَهَبْنَا لَهُ اِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ كُلًّا هَدَيْنَا وَنُوحًا هَدَيْنَا مِنْ قَبْلُ وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِ دَاوُ۫دَ وَسُلَيْمٰنَ وَاَيُّوبَ وَيُوسُفَ وَمُوسٰى وَهٰرُونَ وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ

ve vehebnā lehu isHāḳa ve yeǎ'ḳūbe kullen hedeynā ve nūHen hedeynā min ḳablu ve min ƶurriyyetihi dāvūde ve suleymāne ve eyyūbe ve yūsufe ve mūsā ve hārūne ve ke ƶālike neczī l-muHsinīne

Biz ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce Nuh'u da hidayete erdirmiştik. Zürriyetinden Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u da. İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.

A'raf 7:122وَهٰرُونَve hārūneve Harun'un

رَبِّ مُوسٰى وَهٰرُونَ

rabbi mūsā ve hārūne

"Musa ve Harun'un Rabbine."

Yunus 10:75وَهٰرُونَve hārūneve Harun'u

ثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ مُوسٰى وَهٰرُونَ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِهِ بِاٰيَاتِنَا فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا مُجْرِمِينَ

ṧumme beǎṧnā min beǎ'dihim mūsā ve hārūne ilā fir'ǎvne ve meleihi bi āyātinā fe stekberū ve kānū ḳavmen mucrimīne

Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Musa ve Harun'u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular.

Enbiya 21:48وَهٰرُونَve hārūneve Harun'a

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسٰى وَهٰرُونَ الْفُرْقَانَ وَضِيَاءً وَذِكْرًا لِلْمُتَّقِينَ

ve leḳad āteynā mūsā ve hārūne l-furḳāne ve Diyā'en ve ƶikran li l-mutteḳīne

Andolsun, biz Musa ile Harun'a, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkan'ı (Tevrat'ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.

Şuara 26:48وَهٰرُونَve hārūneve Harun'un

رَبِّ مُوسٰى وَهٰرُونَ

rabbi mūsā ve hārūne

"Musa'nın ve Harun'un Rabbi'ne."

Saffat 37:114وَهٰرُونَve hārūneve Harun'a

وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَ

ve leḳad menennā ǎlā mūsā ve hārūne

Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunduk.

Saffat 37:120وَهٰرُونَve hārūneve Harun'a

سَلَامٌ عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَ

selāmun ǎlā mūsā ve hārūne

Musa'ya ve Harun'a selam olsun.