Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunduk.
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَ
ve leḳad menennā ǎlā mūsā ve hārūne
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | وَلَقَدْ | ve leḳad | ve andolsun | |
| 2 | مَنَنَّا | menennā | م ن نBirine fayda veya iyilik sağlamak, cömert veya hayırsever veya karşılıksız olmak, makul olmak (kötü sayılan şeyi yapmayacak kadar makul), min genellikle bazıları veya arasında anlamına gelir, min, içinde veya üzerinde anlamına gelen fi anlamında kullanılabilir. | lutuflarda bulunduk |
| 3 | عَلٰى | ǎlā | — | |
| 4 | مُوسٰى | mūsā | موسى | Musa'ya |
| 5 | وَهٰرُونَ | ve hārūne | وهرون | ve Harun'a |
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve andolsun ki biz, Mûsâ'ya ve Hârûn'a nîmetler verdik.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve andolsun ki biz, Mûsâʼya ve Hârûnʼa nîmetler verdik.
Adem Uğur
Andolsun biz Musa'ya da Harun'a da nimetler verdik.
Ahmed Hulusi
Andolsun ki Musa ve Harun'a da lütufta bulunduk!
Ahmet Tekin
Andolsun, biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da ihsanlarda bulunduk, nimetler verdik.
Ahmet Varol
Andolsun ki, biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunduk.
Ali Bulaç
Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk.
Ali Fikri Yavuz
Gerçekten biz, Mûsa ile Harûn’u da (peygamberlikle) nimetlendirdik.
Ali Rıza Safa
Gerçek şu ki, Musa ve Harun'a da lütufta bulunduk.
Bayraktar Bayraklı
Andolsun, biz Musa ve Harun'a da lütufta bulunduk.
Bekir Sadak
And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmustuk.
Celal Yıldırım
And olsun ki, biz, Musâ İle Harun'a (peygamberliğin) bereketli nîmetini verdik.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Mûsâ ve Hârûn’a da lütuflarda bulunmuştuk.
Diyanet İşleri
Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunduk.
Diyanet İşleri (eski)
And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk.
Diyanet Vakfi
Andolsun biz Musa'ya da Harun'a da nimetler verdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Andolsun ki biz Musa ile Harun'a da nimetler verdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Andolsun ki, Musa ile Harun'u da minnettar ettik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Celalim hakkı için Musa ile Harunu da minnetdar eyledik
Erhan Aktaş
Ant olsun ki Musa ve Harun'a nimetler verdik.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ant olsun ki Musa ve Harun'a nimetler verdik.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ant olsun ki Musa ve Harun'a nimetler verdik.
Fizilal-il Kuran
Andolsun Musa'ya ve Harun'a da lütuflarda bulunduk.
Gültekin Onan
Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk.
Hamdi Döndüren
Andolsun Musa’ya ve Harun’a da lütufta bulunduk.
Hasan Basri Çantay
Andolsun biz Muusaya da, Haruuna da nimetler verdik.
Hasib Asutay
Andolsun Musa'ya ve Harun'a da nimetler verdik.
Hayrat Neşriyat
Celâlim hakkı için, Mûsâ ve Hârûn’a da ihsanda bulunduk!
İbni Kesir
Andolsun ki; Musa ve Harun'a da lutuf da bulunmuştuk.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki biz Musa’ya ve Harun’a da nimetler vermiştik.
Muhammed Esed
Biz, Musaya ve Harun'a da lütufta bulunduk;
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu Biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunmuştuk:
Ömer Nasuhi Bilmen
(114-115) Andolsun ki, Mûsa ve Harun üzerine de ihsanda bulunduk. Ve ikisini de ve kavimlerini de pek büyük bir gamdan kurtardık.
Ömer Öngüt
Andolsun ki Musa ve Harun'a da lütuflarda bulunduk.
Suat Yıldırım
Biz Mûsa ile Harun’a da nübüvvet vererek ihsanda bulunduk.
Süleyman Ateş
Andolsun Musa'ya ve Harun'a da lutuflarda bulunduk.
Süleymaniye Vakfı
Musa'ya ve Harun'a da iyiliklerde bulunduk.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Musa'ya ve Harun'a da iyiliklerde bulunmuştuk.
Şaban Piriş
Musa ve Harun'a da lütuflarda bulunmuştuk.
Tefhim-ul Kuran
Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk.
Ümit Şimşek
Biz Musa ile Harun'a da lütufta bulunduk.
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun, biz Musa ve Harun'a da lütufta bulunduk.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz Musa ilə Haruna da nemət bəxş etdik.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Biz Musa və Haruna da neʼmət (peyğəmbərlik) bəxş etdik.
Almanca (3)
Almanca — Der Edle Quran
Und Wir erwiesen bereits Musa und Harun eine Wohltat
Almanca — M. A. Rassoul
Und wahrlich, Wir hatten Uns (auch) gegen Moses und Aaron Gnädig erwiesen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und gewiß, bereits erwiesen WIR Musa und Harun Gnade
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And We made Our sufficient grace (which renders the soul capable of performing a supernatural act, Allah willing) and Our efficacious grace (which effects the end for which it is given) abound in Mussa and Harun.
Abdul Haleem
We also bestowed Our favour on Moses and Aaron:
Abdullah Yusuf Ali
Again (of old) We bestowed Our favour on Moses and Aaron,
Abul A'la Maududi
Verily We bestowed Our favours on Moses and Aaron
Aisha Bewley
We showed great kindness to Musa and Harun.
Al-Hilali & Khan
And, indeed We gave Our Grace to Mûsâ (Moses) and Hârûn (Aaron).
Ali Quli Qarai
Certainly We favoured Moses and Aaron,
Amatul Rahman Omar
We did bestow (Our) favours on Moses and Aaron.
Arthur John Arberry
We also favoured Moses and Aaron,
Bijan Moeinian
I also blessed Moses and Aaron.
E. Henry Palmer
And we were gracious unto Moses and Aaron.
Edip-Layth
Indeed, We have given Our grace to Moses and Aaron.
George Sale
We were also gracious unto Moses and Aaron, heretofore:
Hamid S. Aziz
And certainly We conferred a favour on Moses and Aaron.
Mahmoud Ghali
And indeed We were already bounteous to Mûsa (Moses) and Harûn. (Aron)
Marmaduke Pickthall
And We verily gave grace unto Moses and Aaron,
Mohamed Ahmed - Samira
We were indeed gracious to Moses and Aaron,
Muhammad Asad
THUS, INDEED, did We bestow Our favour upon Moses and Aaron;
Mustafa Khattab
And We certainly showed favour to Moses and Aaron,
Progressive Muslims
And indeed, We have given Our grace to Moses and Aaron.
Sahih International
And We did certainly confer favor upon Moses and Aaron.
Sam Gerrans
And We bestowed favour upon Moses and Aaron,
Shabbir Ahmed
Yes indeed, We bestowed excellence upon Moses and Aaron.
Syed Vickar Ahamed
And again, (from the past) We bestowed Our favor on Musa (Moses) and Haroon (Aaron),
Taqi Usmani
Certainly We bestowed favors upon Mūsā and Hārūn,
The Monotheist Group
And indeed, We have given Our grace to Moses and Aaron.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et Nous accordâmes certes à Moïse et Aaron des faveurs,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Sond be, me qenciya xwe li Mûsa û Harûn jî kir.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Wij hebben aan Moesa en Haroen een gunst bewezen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Wij waren ook vroeger genadig omtrent Mozes en Aäron.
Hollandaca — Siregar
En voorzeker, Wij hebben Môesa en Hârôen begenadigd.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И (также) Мы оказали милость Мусе и Харуну (даровав им пророчество).
Rusça — Osmanov
Мы уже давно- облагодетельствовали Мусу и Харуна.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
VI VISADE sannerligen Moses och Aron stor nåd,