Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.

فَمَا زَالَتْ تِلْكَ دَعْوٰيهُمْ حَتّٰى جَعَلْنَاهُمْ حَصِيدًا خَامِدِينَ

fe mā zālet tilke deǎ'vāhum Hattā ceǎlnāhum HaSīden ḣāmidīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَمَاfe mā
2زَالَتْzāletز ا لkesilmedi
3تِلْكَtilkebu
4دَعْوٰيهُمْdeǎ'vāhumد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekmırıldanmaları
5حَتّٰىHattākadar
6جَعَلْنَاهُمْceǎlnāhumج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakbiz onları yapıncaya
7حَصِيدًاHaSīdenح ص دBiçmek veya kesmek, biçmek veya yere sermek, yok etmek/katletmek, insanları öldürmekte en üst gücünü kullanmak, insanları öldürmede olağan sınırları aşmak, insanları yok etmek, sıkıca bükülmüş ve kompakt ve sağlam yapılmış olmak, sağlam ve kompakt olmak, biçilmek için uygun zamana ulaşmak (tohum vermek), sıkıca bükmek veya sağlamlaştırmak, tam/sağlam/sağlıklı/iyi bir şekilde yerleşmek veya kurulmak, karşılıklı yardım için bir araya gelmek veya toplanmak, öfkelenmek veya şiddetle sinirlenmek.biçilmiş (ekin gibi)
8خَامِدِينَḣāmidīneخ م دSönmek, tamamen söndürülmek (ateş); alevlenme veya yanmanın durması, bayılmak veya kendinden geçmek, yatışmak (ateş veya ateşin şiddeti), hareketsiz ve sessiz olmak (Al-Qamoos ve Tajul-Arus), bir iş veya olaya kendini bırakmak ve teslim olmak, sessiz ve ölü olmak, sönmüş küller gibi olmak.sönmüş ateş (gibi)

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onları kesilmiş bir ot, ateşi yanıp bitmiş bir kül yığını haline getirinciye dek sözleri, ancak budur işte.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onları kesilmiş bir ot, ateşi yanıp bitmiş bir kül yığını haline getirinciye dek sözleri, ancak budur işte.

Adem Uğur

Biz kendilerini, kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu feryatları sürüp gider.

Ahmed Hulusi

Onların bu iddiaları sürüp gitti. . . Ta ki biz onları biçilmiş ekin ve sönmüş ateşe döndürene kadar.

Ahmet Tekin

Biz onları biçilmiş bir ekin ve sönen ocaklar haline getirinceye kadar, onların bu itirafları sürüp gider.

Ahmet Varol

Bu haykırmaları biz onları biçilmiş ekin ve sönmüş kül yığını haline getirinceye kadar kesilmedi.

Ali Bulaç

Onların bu yakınmaları, biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar son bulmadı.

Ali Fikri Yavuz

Biz, onları, sönmüş kül yığını olarak biçilmiş bir ekin haline getirinceye kadar, hep sözleri bu feryad olmuştur.

Ali Rıza Safa

Onları, biçilmiş bir ekinlik, sönmüş bir kül yığını durumuna getirinceye dek bu haykırışları bitmedi.

Bayraktar Bayraklı

Biz, kendilerini kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşkülüne çevirinceye kadar, bu feryatları sürüp gider.

Bekir Sadak

Biz onlari bicilmis ot ve bir yigin kul haline getirinceye kadar haykirmalari devam etti.

Celal Yıldırım

Onların biçilmiş ot, sönüp bir yığın kül haline gelinceye kadar hayıflanıp söylenmeleri böyle oldu.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz kendilerini biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu yakınmaları sürüp gider.

Diyanet İşleri

Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.

Diyanet İşleri (eski)

Biz onları biçilmiş ot ve bir yığın kül haline getirinceye kadar haykırmaları devam etti.

Diyanet Vakfi

Biz kendilerini, kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu feryatları sürüp gider.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz, onları biçilmiş bir ekin ve bir yığın kül haline getirinceye kadar hep sözleri bu feryad olmuştur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Artık olanca feryatları bu oldu kaldı. Neticede onları öyle yaptık ki, biçildiler, söndüler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık bütün davaları bu oldu kaldı, nihayet onları öyle yapdık ki biçildiler, söndüler

Erhan Aktaş

Biçilmiş ekin gibi pörsüyüp, cansız kalıncaya kadar bu çağrıları son bulmadı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biçilmiş ekin gibi pörsüyüp, cansız kalıncaya kadar bu çağrıları son bulmadı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biçilmiş ekin gibi pörsüyüp, cansız kalıncaya kadar bu çağrıları son bulmadı.

Fizilal-il Kuran

Onlar böyle vahlanıp dururken biz kendilerini biçilmiş ekinler gibi cansız yere seriverdik.

Gültekin Onan

Onların bu yakınmaları, biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar son bulmadı.

Hamdi Döndüren

Bu feryatları sürüp giderken, onları biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirdik.

Hasan Basri Çantay

Nihayet biz onları biçilmiş bir ot, ocakları sönmüş (bir kül yığını) haaline getirinceye kadar daima feryadları bu (söz) olmuşdur.

Hasib Asutay

Biz kendilerini kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu feryatları sürüp gider.

Hayrat Neşriyat

Artık biz onları, biçilmiş (ekin) ve sönmüş (ateşe dönen) kimseler hâline getirinceye kadar, duâları bu (feryâd) olmakta devâm etti.

İbni Kesir

Bu haykırmaları devam edip dururken Biz; onları, biçilmiş bir ot, sönmüş bir ocak haline getirdik.

Mehmet Okuyan

Biz kendilerini yere serilmiş, hasat edilmiş (ekin)e çevirinceye kadar o feryatları sürüp gitmişti.

Muhammed Esed

Ve bu yakınmaları, Biz kendilerini biçilmiş bir tarlaya (ya da) bir kül yığınına çevirinceye kadar sürüp giderdi.

Mustafa İslamoğlu

Ve onların bu yazıklanmaları, Biz kendilerini biçilmiş ekin haline getirip sönmüş köze çevirinceye kadar devam edip gidecek.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık onların bütün çağırmaları, bundan başka olmadı. Tâ ki onları biçilmiş, sönmüş kimseler kıldık.

Ömer Öngüt

Biz onları kuruyup biçilmiş ekin haline, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu haykırmaları sürüp gitti.

Suat Yıldırım

Bu feryatları sürüp gitti. Nihayet onları öyle yaptık ki biçildiler, sönüp kül oldular...

Süleyman Ateş

Bu mırıldanmaları sürüp giderken biz onları, biçilmiş (ekin gibi) yaptık, sönüp gittiler.

Süleymaniye Vakfı

Bu şekildeki feryatları, onları biçilmiş ekin, alevi sönmüş ateş gibi yapmamıza kadar sürmüştü.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları biçilmiş ot gibi, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar yakınmaları kesilmedi.

Şaban Piriş

Bu haykırışları devam edip dururken, biz onları biçilmiş ekine, sönmüş ocağa çevirdik.

Tefhim-ul Kuran

Onların bu yakınmaları, biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar son bulmadı.

Ümit Şimşek

Biz onları kökten biçip ocaklarını söndürünceye kadar böylece feryat edip durdular.

Yaşar Nuri Öztürk

Bu davaları sürüp giderken biz onları kökten biçiverdik, sönüp silindiler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onları yanmış küləşə döndərənəcən fəryad qoparırdılar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onları ot kimi biçənəcən (külə döndərənəcən) elə bu sözləri deyib dururdular (nalə çəkirdilər).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Diesen Ruf wiederholen sie ständig, bis Wir sie dem leblosen, abgeernteten Stroh gleich machten.

Almanca — Der Edle Quran

So war dies stets ihr Ausruf, bis Wir sie (wie) abgemäht und ausgelöscht sein ließen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und dieser ihr Ruf hörte nicht eher auf, als bis Wir sie niedermähten und in Asche verwandelten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und es blieb dies ihr Ruf, bis WIR sie wie das Geerntete, regungslos machten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They kept bewailing their misfortune until We reduced them to a useless form like reaped field of corn.

Abdul Haleem

and that cry of theirs did not cease until We made them burnt-offstubble.

Abdullah Yusuf Ali

And that cry of theirs ceased not, till We made them as a field that is mown, as ashes silent and quenched.

Abul A'la Maududi

They did not cease to cry this until We reduced them to stubble, still and silent.

Aisha Bewley

That cry of theirs went on until We made them stubble, silent, stamped out.

Al-Hilali & Khan

And that cry of theirs ceased not, till We made them as a field that is reaped, extinct (dead).

Ali Quli Qarai

That remained their cry until We turned them into a mown field, stilled [like burnt ashes].

Amatul Rahman Omar

Then they continued repeating this cry of theirs, till We made them (like) mown down field (and extinguished their spark of life leaving them like) smouldering ashes.

Arthur John Arberry

So they ceased not to cry, until We made them stubble, silent and still.

Bijan Moeinian

They were repeating the same phrase again and again while I was whipping them out of the face of the earth.

E. Henry Palmer

And that ceased not to be their cry until we made them mown down, - smouldering out!

Edip-Layth

So that remained as their cry until We took them all, and they became still.

George Sale

And this their lamentation ceased not, until we had rendered them like corn which is mowen down, and utterly extinct.

Hamid S. Aziz

Said they, "O woe is us! Verily, we were wrong-doers. "

Mahmoud Ghali

So that their (unjust) plea did not cease until We made them a harvest mown down.

Marmaduke Pickthall

And this their crying ceased not till We made them as reaped corn, extinct.

Mohamed Ahmed - Samira

And this remained their lament till We mowed them down and made them extinct.

Muhammad Asad

And that cry of theirs did not cease until We caused them to become [like] a field mown down, still and silent as ashes.

Mustafa Khattab

They kept repeating their cry until We mowed them down, ˹leaving them˺ lifeless.[1] 

Progressive Muslims

So that remained as their cry until We took them all, and they became still.

Sahih International

And that declaration of theirs did not cease until We made them [as] a harvest [mowed down], extinguished [like a fire].

Sam Gerrans

And that, their call, ceased not until We made them a harvest, extinguished.

Shabbir Ahmed

And that cry of theirs did not cease until We made them as a field mown down, as silent as ashes. (36:28).

Syed Vickar Ahamed

And that cry of theirs did not stop, until We made them like a field to be cut (down) likes ashes silent and put out.

Taqi Usmani

Then, this continued to be their cry till We turned them into stubble, totally extinguished.

The Monotheist Group

So that remained their cry until We took them all, and they became still.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Telle ne cessa dʹêtre leur lamentation jusquʹà ce que Nous les eûmes moissonnés et éteints.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Her feryada wan wisa berdewam bû, heyanî ku me ew kirin mîna giyayê dirûtî û agirê vemirî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar dat bleef hun geroep totdat Wij hen als een stoppelveld maakten, als uitgeblusten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En deze hunne weeklacht hield niet op, dan nadat wij hen, gelijk het afgemaaide en geheel uitgedroogde koren, hadden uitgespreid.

Hollandaca — Siregar

En die weeklacht van hen hield niet op voordat Wij hen als neergemaaid, uitgestorven maakten.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Они продолжали так вопить, пока Мы не превратили их в безжизненное жнивье.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och deras jämmerrop tystnade inte förrän Vi (mejade ned dem och) lämnade dem som de torra, döda stråna (efter) skörden.