Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler.

لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَهُمْ فِيهَا لَا يَسْمَعُونَ

lehum fīhā zefīrun ve hum fīhā lā yesmeǔne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Orada şiddetle inleyerek nefes alacak onlar ve onlar, orada hiçbir şey duymayacaklar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Orada şiddetle inleyerek nefes alacak onlar ve onlar, orada hiçbir şey duymayacaklar.

Adem Uğur

Orada onlara inim inim inlemek düşer. Yine onlar orada (hiçbir iyi haber) duymazlar.

Ahmed Hulusi

Onlar için orada şiddetli - horultulu inleme vardır ve onlar orada (dünyadaki sağırlıklarının devamı olarak) işitmezler!

Ahmet Tekin

Orada onlar inlerler, hiçbir şey de duymazlar, duyma organlarını kullanamazlar, hiçbir şeyden haberleri olmaz.

Ahmet Varol

Onlara orada şiddetli inlemeler vardır ve onlar orada duymazlar.

Ali Bulaç

Orda kendileri için, 'kemikleri çatırdatan inlemeler' vardır. Onlar orda işitmezler de.

Ali Fikri Yavuz

Öyle ki, o putlara tapanların, orada iniltileri vardır, ve onlar orada hiç bir merhamet sesi duymazlar.

Ali Rıza Safa

Onlar için, derin inlemeler vardır. Zaten orada duymazlar.

Bayraktar Bayraklı

Cehennemde onlara inim inim inlemek düşer. Onlar orada hiçbir şey işitmezler.

Bekir Sadak

Orada onlara ah etmek vardir; birsey de isitemezler.

Celal Yıldırım

Onlara, orada ah, vah edip inlemek vardır ve orada bir şey de işitmiyeceklerdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Orada onlara sızlanıp inlemek düşer. Onlar orada başka bir şey işitmezler.

Diyanet İşleri

Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler.

Diyanet İşleri (eski)

Orada onlara ah etmek vardır; birşey de işitemezler.

Diyanet Vakfi

Orada onlara inim inim inlemek düşer. Yine onlar orada (hiçbir iyi haber) duymazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Orada onların bir inlemeleri vardır. Bunlar orada (sağır olup) bir şey de işitemezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onların orada öyle bir iç çekişleri var ki, tapılanlar orada oldukları halde işitmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Öyle ki onların orada bir zefiri var, bunlar da orada iken işitmiyecekler

Erhan Aktaş

Onlar için orada bir inleme vardır ve onlar orada kendi inlemelerinden başka bir şey işitmezler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar için orada bir inleme vardır ve onlar orada kendi inlemelerinden başka bir şey işitmezler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar için orada bir inleme vardır ve onlar orada kendi inlemelerinden başka bir şey işitmezler.

Fizilal-il Kuran

Onlar orada hırıltılı sesler çıkararak inleyeceklerdir ve kulakları hiçbir ses işitemeyecektir.

Gültekin Onan

Orda kendileri için 'kemikleri çatırdatan inlemeler' vardır. Onlar orda işitmezler de.

Hamdi Döndüren

Onlar için artık orada inleme vardır! Ve yine onlar orada (hiçbir iyi haber) işitmezler.

Hasan Basri Çantay

Orada (hakları) inim inim inlemekdir onların (tapılanların). Bunlar orada da (sağır olub bir şey) duymayacaklardır.

Hasib Asutay

Orada kendileri için inim inim bir inleme vardır. Ve onlar orada (hiçbir şey) işitmezler.

Hayrat Neşriyat

Onlar için orada inim inim inlemek vardır. Ve onlar orada (hiçbir şey)işitmezler.

İbni Kesir

Orada inim inim inleyecekler ve bir şey de işitmeyeceklerdir.

Mehmet Okuyan

Orada onlar için inlemek vardır. Onlar orada (iyi haber) duyamayacaklardır.

Muhammed Esed

Orada onların payına ah edip inlemek düşecek; ve orada (başka) bir şey işitmeyecekler.

Mustafa İslamoğlu

orada onların payına inim inim inlemek düşecek; ve onlar orada (iniltiden başka bir ses) duymayacaklar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlar için orada gayet şiddetli bir nefes alma vardır ve onlar orada (hiçbir şey) işitemezler.

Ömer Öngüt

Onların orada bir nefes vermeleri var ki! Bir şey de işitmeyeceklerdir.

Suat Yıldırım

Onlar orada inim inim inleyecekler, kendilerini sevindirecek hiçbir haber de işitmeyeceklerdir.

Süleyman Ateş

Onlar için bir inleme ve soluma vardır! Ve onlar orada (azabın dehşeti içinde hiçbir şey) işitmezler.

Süleymaniye Vakfı

Orada nefes verişleri hırıltılıdır. Onlar orada kimseyi dinleyemezler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yapacakları tek şey, cehennemde inim inim inlemektir. Orada kimseyi dinleyemeyeceklerdir.

Şaban Piriş

Orada inim inim inleyecekler ve hiçbir şey işitmeyeceklerdir.

Tefhim-ul Kuran

Orda kendileri için, 'kemikleri çatırdatan inlemeler' vardır. Onlar orda işitmezler de.

Ümit Şimşek

Orada onlar için dehşetli bir inleyiş vardır; başka birşey de işitmezler.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar için orada derin bir iç çekiş var. Ve onlar orada hiçbir şey işitmezler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar orada xırıldayacaq və heç nə eşitməyəcəklər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onları orada inilti (ah-nalə) gözləyir. Onlar orada (heç bir xoş söz) eşitməzlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie werden schreckliche Seufzer ausstoßen, und sie werden dort nichts anderes hören.

Almanca — Der Edle Quran

Sie werden darin seufzen und selbst darin nicht hören.

Almanca — M. A. Rassoul

Darin werden sie stöhnen; doch darin werden sie nicht hören können.

Almanca — Muhammad Zaidan

Darin 2 stöhnen sie, und sie hören darin nicht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

There within, shall they pant, emitting with difficulty a deep breath and drawing with more difficulty a long breath heaving sighs and giving sobs, and the painful emotion compounded of loathing and fear and the feeling excited by fright shall deafen their ears that they cannot hear.

Abdul Haleem

There the disbelievers will be groaning piteously, but the [idols] will hear nothing.

Abdullah Yusuf Ali

There, sobbing will be their lot, nor will they there hear (aught else).

Abul A'la Maududi

There they shall groan with anguish and the din and noise in Hell will not let them hear anything.

Aisha Bewley

There will be sighing for them in it and they will not be able to hear.

Al-Hilali & Khan

Therein they will be breathing out with deep sighs and roaring and therein they will hear not.[1]

Ali Quli Qarai

Their lot therein will be groaning, and they will not hear anything in it.

Amatul Rahman Omar

Groaning shall be their lot therein and they will not hear in it (anything else).

Arthur John Arberry

there shall be sighing for them therein, and naught they shall hear.

Bijan Moeinian

Theirs will be sighs and the roaring of the Fire and they will hear nothing (no news, absolutely abandoned. )

E. Henry Palmer

for them therein is groaning, but they therein shall not be heard.

Edip-Layth

They will be breathing heavily in it, and they will not be heard therein.

George Sale

In that place shall they groan for anguish; and they shall not hear ought therein.

Hamid S. Aziz

Had these been gods, they would not have come hither, but all shall dwell therein.

Mahmoud Ghali

Therein there will be groaning for them, and therein they will not hear (anything).

Marmaduke Pickthall

Therein wailing is their portion, and therein they hear not.

Mohamed Ahmed - Samira

There will only be groaning for them, and they will not hear any thing.

Muhammad Asad

Moaning will be their lot therein, and nothing [else] will they hear therein.

Mustafa Khattab

In it they will groan, and will not be able to hear.

Progressive Muslims

They will be breathing heavily in it, and they will not be heard therein.

Sahih International

For them therein is heavy sighing, and they therein will not hear.

Sam Gerrans

They have therein roaring; and therein they hear not.

Shabbir Ahmed

Sobbing and wailing will be their lot therein; and nothing else will they hear.

Syed Vickar Ahamed

There crying (bitterly) will be their fate, nor will they hear (anything else) there.

Taqi Usmani

For them, there will be screams in it and they will not hear.

The Monotheist Group

They will be breathing heavily in it, and they will not be heard therein.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils y pousseront des gémissements, et nʹy entendront rien.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Di dojehê de, ji bo wan (ji ber dijwariya ezabê wê) nalenaleke pir dijwar heye û ew li wê derê (tu tiştê) nabihîzin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zullen daarin steunen maar er zelf niets horen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Op die plaats zullen zij angstig zuchten, en zij zullen er niets hooren.

Hollandaca — Siregar

Zij zullen het daarin uitgillen en zij horen daarin niets.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Для них [для обитателей Ада] в ней [в Геенне] – стенание [стоны от мучений], и они в ней [в Геенне] не будут слышать.

Rusça — Osmanov

Их удел там - [горестное] стенание, а они там [ничего другого] не слышат.