Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin" dedi.

وَعَلَّمَ اٰدَمَ الْاَسْمَٓاءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلٰٓئِكَةِ فَقَالَ اَنْبِؤُ۫نِي بِاَسْمَٓاءِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ

ve ǎlleme ādeme l-esmā'e kullehā ṧumme ǎraDehum ǎlā l-melāiketi fe ḳāle enbiūnī bi esmā'i hā'ulā'i in kuntum Sādiḳīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَعَلَّمَve ǎllemeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameve öğretti
2اٰدَمَādemeادمAdem'e
3الْاَسْمَٓاءَl-esmā'eس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)isimleri
4كُلَّهَاkullehāك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlibütün
5ثُمَّṧummesonra, ayrıca
6عَرَضَهُمْǎraDehumع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.onları sunup
7عَلَىǎlā-e
8الْمَلٰٓئِكَةِl-melāiketiم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.melekler-
9فَقَالَfe ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi
10اَنْبِؤُ۫نِيenbiūnīن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberbana söyleyin
11بِاَسْمَٓاءِbi esmā'iس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)isimlerini
12هٰٓؤُ۬لَٓاءِhā'ulā'ionların
13اِنْineğer
14كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekviniseniz
15صَادِقِينَSādiḳīneص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.doğru kimseler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Âdem'e bütün adları bildirmişti de meleklere o adlarla anılan şeyleri gösterip hadi demişti, doğrucuysanız bunların adlarını haber verin.

Abdulkadir Gölpınarlı

Âdemʼe bütün adları bildirmişti de meleklere o adlarla anılan şeyleri gösterip hadi demişti, doğrucuysanız bunların adlarını haber verin.

Adem Uğur

Allah Adem'e bütün isimleri, öğretti. Sonra onları önce meleklere arzedip: Eğer siz sözünüzde sadık iseniz, şunların isimlerini bana bildirin, dedi.

Ahmed Hulusi

Sonra Adem'e (Esma'nın programlanışı, Esma bileşiminin açığa çıkışıyla yoktan var edilene) bütün Esma'yı (Esma ül Hüsna'sının anlamlarını açığa çıkarmayı ve kavramayı) talim etti (programladı). Sonra melaikeye: "Eğer dediğinizde ısrarlı iseniz bana (Adem'in) varlığındaki Esma'nın (özelliklerinin) neler olduğunu anlatın" dedi.

Ahmet Tekin

Allah Âdem’e, yaratılışa ve değerlerine uygun, varlıklara verdiği isimleri, isimlendirilen varlıkları, varlıklar hakkındaki bilgileri, varlıklarla bilgilerin irtibatını; harfleri, kelimeleri, lafızları, mânaları, cümleleri, lehçeleri; davranışları, ferdin ve toplumun ihtiyaçlarını, uyum kurallarını, gerek duyacağı bütün bilgileri öğretti. Sonra da onları meleklerin önüne koydu. 'Yeryüzünde Âdem’e ihtiyaç olmadığı iddiasında haklı iseniz, bana bunların isimlerini, varlıklar hakkındaki bilgileri, varlıklarla bilgilerin irtibatını; harfleri, kelimeleri, lafızları, mânaları, cümleleri, lehçeleri; davranışları, ferdin ve toplumun ihtiyaçlarını, uyum kurallarını, tek tek ortaya koyun' buyurdu.

Ahmet Varol

Adem'e bütün adları öğretti. Sonra onları meleklere arzederek: 'Eğer doğru sözlü iseniz şunların adlarını bana bildirin' dedi.

Ali Bulaç

Ve Adem'e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip: "Eğer doğru sözlüyseniz, bunları bana isimleriyle haber verin" dedi.

Ali Fikri Yavuz

Allah, Hz. Âdem Aleyhisselâma bütün isimleri öğretti. Sonra eşyayı meleklere gösterip: “- Eğer (her şeyin iç yüzünü bilen) sâdıklarsanız bunların isimlerini bana haber verin.” buyurdu.

Ali Rıza Safa

Ve Âdem'e, tüm isimleri öğretti. Sonra, onları meleklerin önüne koyarak, şöyle dedi: "Bunları, isimleriyle Bana bildirin; eğer doğruyu söylüyorsanız?"

Bayraktar Bayraklı

Allah, Adem'e bütün isimleri öğretti. Sonra o varlıkları ve nesneleri meleklerin karşısına çıkarıp "Görüşünüzde doğru iseniz, bunların adlarını bana söyleyiniz" dedi.

Bekir Sadak

Ve Adem'e butun isimleri ogretti, sonra esyayi meleklere gosterdi. «Eger sozunuzde samimi iseniz bunlarin isimlerini bana soyleyin» dedi.

Celal Yıldırım

Allah, Âdem'e (gerekli olan) bütün (eşyanın) isimlerini öğretti. Sonra o eşyayı meleklere göstererek, (iddianızda) doğrular iseniz, bunların isimlerini Bana haber verin, buyurdu.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti. Sonra bunları meleklere gösterip “Sözünüzde doğru iseniz şunların isimlerini bana söyleyin” dedi.

Diyanet İşleri

Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Ve Adem'e bütün isimleri öğretti, sonra eşyayı meleklere gösterdi. 'Eğer sözünüzde samimi iseniz bunların isimlerini bana söyleyin' dedi.

Diyanet Vakfi

Allah Âdem'e bütün isimleri, öğretti. Sonra onları önce meleklere arzedip: Eğer siz sözünüzde sadık iseniz, şunların isimlerini bana bildirin, dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: «Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin.» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve Adem'e bütün isimleri öğretti. Sonra o isimlerin delalet ettiği şeyleri meleklere gösterip: "Haydi davanızda doğru iseniz, Bana şunları isimleriyle haber verin!" buyurdu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Ademe bütün esmayı ta'lim eyledi, sonra o alemini melaikeye gösterip "Haydin davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin" buyurdu

Erhan Aktaş

Allah, Adem'e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere sunup: "Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bunların isimlerini bana bildirin." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah, Âdem'e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere sunup: "Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bunların isimlerini bana bildirin." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah, Âdem'e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere sunup: "Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bunların isimlerini bana bildirin." dedi.

Fizilal-il Kuran

Allah, Adem'e bütün isimleri öğretti. Sonra bütün nesneleri meleklere göstererek, «Haydi, eğer davanızda haklı iseniz, bunların isimlerini bana söyleyin» dedi.

Gültekin Onan

Ve Adem'e tüm isimleri öğretti, sonra onları meleklere sunup (aredahüm), "Doğru sözlü / dürüst (sadık) iseniz, şunların isimlerini siz bana bildirin (enbiuniy)" dedi.

Hamdi Döndüren

Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti, sonra o âlemleri meleklere gösterip, “Eğer doğru söylüyorsanız, bana şunları isimleriyle haber verin!” dedi.

Hasan Basri Çantay

Ademe bütün isimleri öğretmişdi. Sonra onları (onların delalet etdikleri alemleri, eşyayi) meleklere gösterib: "Doğrucular iseniz (her şeyin iç yüzünü biliyorsanız) bunları adlarıyle bana haber verin" demişdi.

Hasib Asutay

Ve (Allah) Âdem'e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları (13) meleklere göstererek şöyle dedi: 'Eğer siz sözünüzde doğru iseniz, şunların isimlerini bana bildirin. ' (13. O isimleri taşıyan varlıkları.)

Hayrat Neşriyat

Ve Âdem’e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere arzederek: 'Eğer(iddiânızda) doğru kimseler iseniz, haydi şunların isimlerini bana bildirin!' buyurdu.

İbni Kesir

Allah, Adem'e bütün isimleri öğretmiş, sonra onları meleklere göstererek: Eğer sadıklardan iseniz, bunların adlarını bana söyleyin, buyurmuştur.

Mehmet Okuyan

(Allah) Âdem’e bütün isimleri öğretmiş, sonra onları meleklere yöneltip “Doğruysanız şunların isimlerini bana bildirin.” demişti.

Muhammed Esed

Ve O, Adem'e her şeyin ismini öğretti, sonra onları meleklerin önüne koydu ve "Dedikleriniz doğruysa haydi bu (şeylerin) isimlerini Bana söyleyin bakalım!"dedi.

Mustafa İslamoğlu

Ve Adem'e tüm isimleri öğretti, bunun ardından onları meleklere takdim etti ve dedi ki: "Hadi, eğer sözünüzün arkasında duruyorsanız şunların isimlerini bana bir bir haber verin!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve (Allah Teâlâ) bütün eşyanın isimlerini Âdem'e bildirdi. Sonra bu eşyayı meleklere göstererek, «Bunların isimlerini Bana haber veriniz, eğer siz sâdık iseniz» diye buyurdu.

Ömer Öngüt

Ve Allah Âdem'e bütün isimleri öğretti. Sonra da o eşyayı meleklere göstererek: “Eğer sâdıklardan iseniz, bunların isimlerini bana söyleyin!” dedi.

Suat Yıldırım

Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti. Müteakiben önce onları meleklere göstererek: "İddianızda tutarlı iseniz haydi Bana şunları isimleriyle bir bildirin bakalım!" dedi.

Süleyman Ateş

Adem'e isimlerin tümünü öğretti, sonra onları meleklere sunup: "Haydi, doğru iseniz onların isimlerini bana söyleyin," dedi.

Süleymaniye Vakfı

Adem'e bütün varlıkların isimlerini /özelliklerini öğretti, sonra onları meleklere gösterdi: "(Muhalif varlık konusunda) Doğru sözlü kimselerseniz bana şunların isimlerini /özelliklerini anlatın!" dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Âdem'e her varlığın ismini (neye yaradığını) öğretti, sonra onları meleklere gösterdi: "İddianızda haklıysanız bana şunların isimlerini söyleyin!" dedi.

Şaban Piriş

Allah, Adem'e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere göstererek:-Eğer sözünüzde samimi iseniz bunların isimlerini bana söyleyin, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Ve Adem'e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip: «Eğer doğru sözlüler iseniz, bunları bana isimleriyle haber verin» dedi.

Ümit Şimşek

Ve Âdem'e bütün isimleri öğretti, sonra da onları meleklere gösterip, 'Sözünüzde doğru iseniz, haydi, bunların isimlerini Bana söyleyin' buyurdu.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve Adem'e isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere göstererek şöyle buyurdu: "Hadi, haber verin bana şunların isimlerini, eğer doğru sözlüler iseniz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allah Adəmə bütün şeylərin adlarını öyrətdi. Sonra onları mələklərə göstərib dedi: “Doğru danışanlarsınızsa, bunların adlarını Mənə deyin!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Allah Adəmi yaratdıqdan sonra) Adəmə bütün şeylərin adlarını (ismlərini) öyrətdi. Sonra onları (həmin şeyləri) mələklərə göstərərək: ″(İddianızda) doğrusunuzsa, bunların adlarını Mənə bildirin!″- dedi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gott lehrte Adam die Namen aller Dinge. Den Engeln führte Gott die Dinge vor und sprach: ʺNennt mir die Namen dieser Dinge, wenn ihr die Wahrheit sagt!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und Er lehrte Adam die Namen alle. Hierauf legte Er sie den Engeln vor und sagte: ʺTeilt Mir deren Namen mit, wenn ihr wahrhaftig seid!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und Er brachte Adam alle Namen bei, dann brachte Er diese vor die Engel und sagte: ʺNennt mir die Namen dieser Dinge, wenn ihr wahrhaftig seid!ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und ER lehrte Adam alle Namen, dann führte ER sie (die Dinge) den Engeln vor und sagte: ʺTeiltMir deren Namen mit, solltet ihr wahrhaftig sein.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then, He created Adam; Foreknowing that he would be destined to inhabit the earth, Allah imparted to him knowledge of all the names denoting members of all classes of beings and objects, the animate and the inanimate, the material and the immaterial. He then presented them to the angels, saying: "Give Me the designations of all that I imparted to Adam if you are declaring the truth."

Abdul Haleem

He taught Adam all the names [of things], then He showed them to the angels and said, ‘Tell me the names of these if you truly [think you can].’

Abdullah Yusuf Ali

And He taught Adam the names of all things; then He placed them before the angels, and said: "Tell me the names of these if ye are right."

Abul A'la Maududi

Then Allah taught Adam the names of all things and presented them to the angels and said: "If you are right (that the appointment of a vicegerent will cause mischief) then tell Me the names of these things."

Aisha Bewley

He taught Adam the names of all things. Then He arrayed them before the angels and said, ‘Tell me the names of these if you are telling the truth.’

Al-Hilali & Khan

And He taught Adam all the names (of everything)[1], then He showed them to the angels and said, "Tell Me the names of these if you are truthful."

Ali Quli Qarai

And He taught Adam the Names, all of them; then presented them to the angels and said, ‘Tell me the names of these, if you are truthful. ’

Amatul Rahman Omar

And He taught Adam the names, all of them, then He presented (the objects of) these names to the angels and said, `Tell Me the names of these (things) if what you say is right. '

Arthur John Arberry

And He taught Adam the names, all of them; then He presented them unto the angels and said, 'Now tell Me the names of these, if you speak truly. '

Bijan Moeinian

[Once God created Adam, in order to answer the Angles’ question,] He taught Adam every possible subject and then asked questions about those subjects from the angles [making his points that in spite of the man’s shortcoming, he is given a higher level of learning capacity than the angles (who do not shed blood or make mischief) do not possess]

E. Henry Palmer

And He taught Adam the names, all of them; then He propounded them to the angels and said, 'Declare to me the names of these, if ye are truthful. '

Edip-Layth

He taught Adam the description of all things, and then He displayed them to the controllers and said, "Inform Me the descriptions of these things if you are truthful."

George Sale

and He taught Adam the names of all things, and then proposed them to the angels, and said, declare unto Me the names of these things if ye say truth.

Hamid S. Aziz

And He taught Adam the Names (qualities), all of them; then He propounded them to the angels and said, "Declare to Me the names of these, if you are truthful. "

Mahmoud Ghali

And He taught Adam all the names; Thereafter He set them before the Angels; so He said, "Inform me of the names of these, in case you are sincere. "

Marmaduke Pickthall

And He taught Adam all the names, then showed them to the angels, saying: Inform Me of the names of these, if ye are truthful.

Mohamed Ahmed - Samira

Then He gave Adam knowledge of the nature and reality of all things and everything, and set them before the angels and said: "Tell Me the names of these if you are truthful. "

Muhammad Asad

And He imparted unto Adam the names of all things; then He brought them within the ken of the angels and said: "Declare unto Me the names of these [things], if what you say is true. "

Mustafa Khattab

He taught Adam the names of all things, then He presented them to the angels and said, "Tell Me the names of these, if what you say is true?"[1]

Progressive Muslims

And He taught Adam the description of all things, then He displayed them to the Angels and said: "Inform Me the descriptions of these things if you are truthful. "

Sahih International

And He taught Adam the names - all of them. Then He showed them to the angels and said, "Inform Me of the names of these, if you are truthful."

Sam Gerrans

And He taught Adam the names, all of them; then He presented them to the angels and said: “Inform Me of the names of these, if you be truthful.”

Shabbir Ahmed

Then Allah endowed mankind with the capacity to attain knowledge (that the angels would never have). Then He showed the angels certain things and said to them, "Tell me if you have the capacity to learn about things in the Universe, in case what you say is true." (That this new creation is but vain).

Syed Vickar Ahamed

And He taught Adam the names of all things: Then He placed them before the angels and said: "Tell Me the names of these (things) if you are right. "

Taqi Usmani

And He taught ’Ādam the names, all of them; then presented them before the angels, and said, "Tell me their names, if you are right."

The Monotheist Group

And He taught Adam the names of all things, then He displayed them to the angels and said: "Inform Me of the names of these if you are truthful."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Il apprit à Adam tous les noms (de toutes choses), puis Il les présenta aux Anges et dit: ʺInformez-Moi des noms de ceux-là, si vous êtes véridiques!ʺ (dans votre prétention que vous êtes plus méritants quʹAdam).

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Xwedê navê tevekî tiştan bi Adem da hînkirin. Paşê ew tişt nîşanî melayîketan dan û ji wan re got: “ Eger bera hûn rast dibêjin; de navên van tiştan ji min re bibêjin.”

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Hij onderwees Adam alle namen. Toen legde Hij hen aan de engelen voor en zei: ʺDeelt mij de namen van dezen maar mee, als jullie gelijk hebben.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

God leerde daarop aan Adam de namen van alle dingen, en vertoonde die daarop aan de engelen, zeggende: ʺNoem mij de namen dezer dingen indien gij oprecht zijt.ʺ

Hollandaca — Siregar

En Hij onderwees Adam de namen van alle dingen en vervolgens toonde Hij deze aan de Engelen en zei: ʺNoem Mij de namen van deze (dingen), als jullie waarachtig zijn.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (чтобы показать превосходство Адама над ангелами) Он [Аллах] научил Адама всем именам [названиям всех вещей], а потом предложил их [вещи] ангелам и сказал: «Сообщите Мне имена [названия] этих (вещей), если вы правдивы».

Rusça — Osmanov

И Аллах научил Адама всем именам, затем вопросил о них ангелов и велел им: ʺРазъясните мне [суть] этих имен, если вы искренниʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Han gav Adam kunskap om alla tings namn; sedan visade Han dem för änglarna och sade: ʺNämn deras namn för Mig, om det är så som ni har sagt.ʺ