Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir."

يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَ قُلْ مَا اَنْفَقْتُمْ مِنْ خَيْرٍ فَلِلْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَبِينَ وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِهِ عَلِيمٌ

yeselūneke māƶā yunfiḳūne ḳul mā enfeḳtum min ḣayrin fe li l-vālideyni ve l-eḳrabīne ve l-yetāmā ve l-mesākīni ve bni s-sebīli ve mā tef'ǎlū min ḣayrin fe inne (a)llahe bihi ǎlīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَسْـَٔلُونَكَyeselūnekeس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmeksana soruyorlar
2مَاذَاmāƶāne
3يُنْفِقُونَyunfiḳūneن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.(Allah yolunda) harcayacaklarını
4قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
5مَاşey
6اَنْفَقْتُمْenfeḳtumن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.vereceğiniz
7مِنْmin-dan
8خَيْرٍḣayrinخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.hayır-
9فَلِلْوَالِدَيْنِfe li l-vālideyniو ل دdoğurmak, dünyaya getirmekana-baba içindir
10وَالْاَقْرَبِينَve l-eḳrabīneق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.ve yakınlar
11وَالْيَتَامٰىve l-yetāmāي ت مYetim, babasız olmak, yalnız kalmak, yorgun, dul kalmak, ergenlik-erişkinlik öncesi babasız kalmakve öksüzler
12وَالْمَسَاكِينِve l-mesākīniس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekve yoksullar
13وَابْنِve bniب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileoğlu
14السَّبِيلِs-sebīliس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepve yolda kalmış(lar)
15وَمَاve māve ne
16تَفْعَلُواtef'ǎlūف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyaparsanız
17مِنْmin-dan
18خَيْرٍḣayrinخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.hayır-
19فَاِنَّfe innemuhakkak
20اللّٰهَ(a)llaheAllah
21بِهِbihionunla birlikte
22عَلِيمٌǎlīmunع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilir

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ne gibi nafaka vereceklerini, mallarını nereye sarfedeceklerini soruyorlar sana. De ki: Hayra ait sarf edeceğiniz şey, anaya, babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalanlaradır. Hayra dair ne yaparsanız şüphe yok ki Allah onu bilir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ne gibi nafaka vereceklerini, mallarını nereye sarfedeceklerini soruyorlar sana. De ki: Hayra ait sarf edeceğiniz şey, anaya, babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalanlaradır. Hayra dair ne yaparsanız şüphe yok ki Allah onu bilir.

Adem Uğur

Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Maldan harcadığınız şey, ebeveyn, yakınlar, yetimler, fakirler ve yolcular için olmalıdır. Şüphesiz Allah yapacağınız her hayrı bilir.

Ahmed Hulusi

Sana soruyorlar, neyi, kime Allah (rızası) için karşılıksız bağışlayacaklarını. Hayır olarak bağışlayacağınız şeyler, ana-baba, akraba, yetimler, yoksullar ve evinden uzak düşmüş yolcular içindir. Hayırdan ne yaparsanız, Allah (Esma'sıyla fiillerinizi yaratan olarak) bilir.

Ahmet Tekin

Sana Allah yolunda İslâm uğrunda karşılık beklemeden, gönüllü, nereye, ne kadar harcayacaklarını soruyorlar: 'Karşılık beklemeden, gönüllü yapacağınız hayırlar, anaya-babaya, akrabalara, yetimlere, dullara, çevresi, çaresi olmayan yoksullara, yolda kalan muhtaç yolcularadır. Yapacağınız her türlü iyiliğin, ihsanın izzetin, ikramın hepsini Allah biliyor, mükâfatsız bırakmayacak.' de.

Ahmet Varol

Sana ne sarfedeceklerini soruyorlar. De ki: 'Hayır yolunda sarfedeceğiniz şey anne-babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere ve yolda kalmışadır. Hayır adına her ne işlerseniz şüphesiz Allah onu bilir.'

Ali Bulaç

Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "Hayır olarak infak edeceğiniz şey, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışadır. Hayır olarak her ne yaparsanız, Allah onu şüphesiz bilir."

Ali Fikri Yavuz

Ey Rasûlüm, onlar neyi nafaka olarak vereceklerini sana soruyorlar. De ki: “- Maldan vereceğiniz şey, ana-babanın, akrabanın, yetimlerin, yoksulların, yolcunundur. Hayır olarak daha her ne yaparsanız. Cenâb-ı Allah onu bilir ve mükâfatını verir.

Ali Rıza Safa

Sana, yardımlaşmak amacıyla ne paylaşacaklarını soruyorlar; şunu söyle: "İyilik amacıyla paylaşacağınız, anne-baba, akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir!" İyilik olarak ne yaparsanız, Allah, kesinlikle onu bilir.

Bayraktar Bayraklı

Sana, kimlere infak edeceklerini soruyorlar. De ki: "İyilik umarak yapacağınız harcama,anne babanıza, yakın akrabanıza, yetime, muhtaca ve yolcuya/bitirilemeyen hayır işlerine aittir; her ne iyilik yaparsanız mutlaka Allah onu bilir."

Bekir Sadak

Sana, ne sarfedeceklerini sorarlar, de ki: «Sarfedeceginiz mal, ana baba, yakinlar, yetimler, duskunler, yolcular icindir. Yaptiginiz her iyiligi Allah suphesiz bilir".

Celal Yıldırım

Sana neyi harcayacaklarını soruyorlar, de ki: Hayırdan sarfedeceğiniz, ana baba, en yakınlar, yetimler, düşkünler ve yolda kalmışlar içindir. Hayırdan ne işlerseniz, şüphesiz ki Allah onu bilir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sana ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “Harcayacağınız mal, ana-baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolcular için olmalıdır. Hayır olarak ne yaparsanız muhakkak ki Allah onu bilir.”

Diyanet İşleri

Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir."

Diyanet İşleri (eski)

Sana, ne sarfedeceklerini sorarlar, de ki: 'Sarfedeceğiniz mal, ana baba, yakınlar, yetimler, düşkünler, yolcular içindir. Yaptığınız her iyiliği Allah şüphesiz bilir'.

Diyanet Vakfi

Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Maldan harcadığınız şey, ebeveyn, yakınlar, yetimler, fakirler ve yolcular için olmalıdır. Şüphesiz Allah yapacağınız her hayrı bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey Muhammed! Sana nereye infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayır olarak verdiğiniz nafaka, ana baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız herhalde Allah onu bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sana Allah yolunda mallarını neye harcayacaklarını sorarlar. De ki: "Vereceğiniz nafaka, ana, baba, en yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız Allah onu muhakkak bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sana soruyorlar: neye infak edecekler? de ki: Verdiğiniz nefaka ana baba, en yakınlar, öksüzler, biçareler, yolda kalmışlar içindir, hayrolarak daha her ne yaparsanız herhalde Allah onu bilir.

Erhan Aktaş

Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: "Hayır adına ne harcayabilirseniz; o, anne ve babaya, akrabalara, yetimlere, yoksullara ve yol oğlunadır. Hayır adına her ne yaparsanız kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilir."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: "Hayır adına ne harcayabilirseniz; o, anne ve babaya, akrabalara, yetimlere, yoksullara ve yol oğlunadır. Hayır adına her ne yaparsanız kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilir."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: "Hayır adına ne harcayabilirseniz; o, anne ve babaya, akrabalara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalanlaradır. Hayır adına her ne yaparsanız kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilir.".

Fizilal-il Kuran

Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını sorarlar. De ki; «Vereceğiniz mal (hayır) ana- baba, yakın akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hiç şüphesiz Allah yaptığınız her hayrı bilir.»

Gültekin Onan

Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "Hayır olarak infak edeceğiniz şey, ana-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlaradır.Hayır olarak ne yaparsanız, Tanrı onu kuşkusuz bilir.

Hamdi Döndüren

Sana nereye infak edeceklerini soruyorlar. De ki: “Hayır olarak harcayacağınız mal, ana- baba, yakınlar, öksüzler, düşkünler ve yolda kalmış kimseler içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız, kuşkusuz Allah onu bilir.

Hasan Basri Çantay

Onlar, hangi şey'i nafaka olarak vereceklerini sana sorarlar. De ki: "Maldan vereceğiniz şey (evleviyyetle) ananın, babanın, akrabanın, yetimlerin, yoksulların, yol oğlunun (müsafirin hakkı) dır. Her ne hayır işlerseniz şübhesiz Allah onu çok iyi bilen (mükafatını veren) dir.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Sana, (Allah yolunda) neyi harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Hayır olarak harcadığınız her şey anne, baba, akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmış kimseler içindir. Hayır olarak her ne yaparsanız şüphesiz ki Allah onu çok iyi bilir.

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) Sana (Allah yolunda) neyi (kime) sarf edeceklerini soruyorlar. De ki: 'Hayır (ve hasenât)dan ne sarf ederseniz, artık (onlar); ana baba, en yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmış(lar) için olmalıdır.' Hayır (ve hasenât)dan ne yaparsanız, artık muhakkak ki Allah, onu hakkıyla bilendir.

İbni Kesir

Sana, ne infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayırdan her ne infak ederseniz, babanın, akrabanın, yetimlerin, yoksulların, yolcuların hakkıdır. Ve her ne hayır işlerseniz, şüphesiz ki Allah, onu bilir.

Mehmet Okuyan

Sana nereye (kime) infak edeceklerini soruyorlar. De ki: “infak edeceğiniz her bir şey, ana baba, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolcular için olmalıdır. Her ne iyilik yaparsanız şüphesiz ki Allah onu bilendir.”

Muhammed Esed

Başkaları için ne harcayacaklarını sana soruyorlar. De ki: İyilik/hayır umarak yapacağınız harcama, (önce) ebeveyninize, yakın akrabanıza, yetime, muhtaca ve yolcuya aittir; her ne iyilik yaparsanız mutlaka Allah onu çok iyi bilir."

Mustafa İslamoğlu

Sana, (kime) neyi infak edeceklerini soruyorlar. Cevap ver: "Hayır olarak yapacağınız harcama öncelikle ebeveyninize, akrabanıza, yetimlere, yoksullara, yoldakileredir. Her ne iyilik yaparsanız yapın, Allah onu mutlaka bilir.

Ömer Nasuhi Bilmen

«Ne infak edelim?» diye senden soruyorlar. De ki: «Maldan ne infak ederseniz anababa ile en yakınlar, yetimler, yoksullar, yolcular içindir. Ve hayırdan her ne yaparsanız şüphe yok ki, Allah Teâlâ onu hakkıyla bilir.»

Ömer Öngüt

Resulüm! Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “Hayırdan harcayacağınız şey, ana-baba, yakınlar, yetimler, düşkünler ve yolcular içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, şüphesiz ki Allah onu bilir. ”

Suat Yıldırım

Sana Allah yolunda kimlere ve ne harcayacaklarını sorarlar. De ki: İnfak edeceğiniz mal anne baba, akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmış gariplere verilmelidir. Hayır olarak daha ne yaparsanız Allah muhakkak onu bilir.

Süleyman Ateş

Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Verdiğiniz hayır (mal), ana-baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmış(lar) içindir. Yaptığınız her hayrı muhakkak Allah bilir.

Süleymaniye Vakfı

Sana hayra neyi harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız; ana-baba, en yakınlar, yetimler, çaresizler ve yolcular için olsun." Hayır olarak ne yaparsanız Allah onu bilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Kime) neyi harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Yapacağınız harcama; ana-baba, en yakınlarınız, yetimler, çaresizler ve yolda kalmışlar için olsun." Hayır için yaptığınız her şeyi bilen Allah'tır.

Şaban Piriş

Sana sadaka olarak ne vereceklerini soruyorlar, de ki: -Hayırdan infak edeceğiniz şey; anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlaradır. Hayır olarak yaptığınız şeyleri, Allah şüphesiz en iyi bilendir.

Tefhim-ul Kuran

Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: «Hayır olarak infak edeceğiniz şey, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yol oğluna (yolda kalmışa) dır. Hayır olarak her ne yaparsanız, Allah onu kuşkusuz bilir.»

Ümit Şimşek

Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Hayır olarak harcayacağınız şey, anne ve baba, akraba, yetimler, yoksullar ve yolcular içindir. Siz hayır olarak ne yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir.

Yaşar Nuri Öztürk

Sana, neyi infak edip vereceklerini soruyorlar. De ki: "İnfak ettiğiniz mal ve nimet; ana-baba, yakınlar, yetimler, yoksul ve çaresizlerle yolda kalan için olmalıdır. Hayır olarak yaptığınızı Allah en iyi biçimde bilmektedir."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Səndən Allah yolunda nə verəcəklərini soruşurlar. De: “Verəcəyiniz hər bir xeyir valideynlərə, qohum-əqrəbaya, yetimlərə, kasıblara və müsafirlərə aiddir. Siz nə yaxşılıq edirsinizsə, şübhəsiz ki, Allah onu bilir”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Səndən (Allah yolunda) nə verəcəkləri haqqında soruşanlara söylə: ″(Malınızdan) verəcəyiniz şey ata-anaya, (yoxsul) qohumlara, yetimlərə, miskinlərə və (pulu qurtaran) müsafirə (yolçulara) məxsusdur″. Şübhəsiz ki, Allah etdiyiniz xeyirli işi biləndir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Gläubigen fragen dich, was und wem sie spenden sollen. Sprich: ʺIhr sollt vom wohlverdienten Gut den Eltern, den Verwandten, den Waisen, den Armen und den mittellosen Wanderern geben. Was ihr Gutes tut, das weiß Gott genau.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie fragen dich, was sie ausgeben sollen. Sag: Was immer ihr an Gutem ausgebt, soll den Eltern, den nächsten Verwandten, den Waisen, den Armen und dem Sohn des Weges zukommen. Und was immer ihr an Gutem tut, so weiß Allah darüber Bescheid.

Almanca — M. A. Rassoul

Sie befragen dich, was sie spenden sollen. Sprich: ʺWas immer ihr spendet an Gutem, das sei für die Eltern und Verwandten und die Waisen und die Armen und den Sohn des Weges. Und was immer ihr an Gutem tut, wahrlich, Allah weiß es wohl.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie fragen dich, was sie geben sollen. Sag: ʺWas ihr an Gut gebt, dann für die Eltern, für die Nahverwandten, für die Waisen, für die Bedürftigen und für den Reisenden.ʺ Und was ihr an Gutem macht, so ist ALLAH gewiß darüber allwissend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They ask you, O Muhammad, what they should spend and to whose benefit. Say to them: spend in benevolence of whatever you righteously earned and regard the prior claims of family ties naturally owed to parents and kin and out of humanitarian duty owed to orphans and the needy and to those lacking means of transportation and journey on foot. And whatever divine deed you do shall come to Allah’s awareness.

Abdul Haleem

They ask you [Prophet] what they should give. Say, ‘Whatever you give should be for parents, close relatives, orphans, the needy, and travellers. God is well aware of whatever good you do.

Abdullah Yusuf Ali

They ask thee what they should spend (In charity). Say: Whatever ye spend that is good, is for parents and kindred and orphans and those in want and for wayfarers. And whatever ye do that is good, -Allah knoweth it well.

Abul A'la Maududi

People ask you what they should spend. Say: "Whatever wealth you spend let it be for your parents and kinsmen, the orphans, the needy and the wayfarer; Allah is aware of whatever good you do."

Aisha Bewley

They will ask you what they should give away. Say, ‘Any wealth you give away should go to your parents and relatives and to orphans and the very poor and travellers.’ Whatever good you do, Allah knows it.

Al-Hilali & Khan

They ask you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) what they should spend. Say: Whatever you spend of good must be for parents and kindred and orphans and Al-Masâkîn (the poor) and the wayfarer, and whatever you do of good deeds, truly, Allâh knows it well.

Ali Quli Qarai

They ask you as to what they should spend. Say, ‘Whatever wealth you spend, let it be for parents, relatives, orphans, the needy, and the traveller.’ And whatever good that you may do, Allah indeed knows it.

Amatul Rahman Omar

They question you as to what they should spend (to seek the pleasure of Allâh). Say, `Whatever of good and abundant wealth you spend, should be for parents and near of kin, and the orphans and the needy, and the wayfarer. And whatever good you do, surely Allâh knows it fully well.'

Arthur John Arberry

They will question thee concerning what they should expend. Say: 'Whatsoever good you expend is for parents and kinsmen, orphans, the needy, and the traveller; and whatever good you may do, God has knowledge of it.'

Bijan Moeinian

People ask you about the charity. Let them know that God is aware (and pleased of) of People’s charitable contributions. Therefore, be charitable to your parents, near ones, people in need and the travelers in distress.

E. Henry Palmer

They will ask thee what they are to expend in alms: say, 'Whatsoever good ye expend it should be for parents and kinsmen, and the orphan and the poor, and the son of the road; and whatsoever good ye do, verily, of it God knows. '

Edip-Layth

They ask you what they should spend, say, "What you spend out of goodness should go to your family and the relatives and the orphans, and the needy, and the wayfarer. Any good you do, God is fully aware of it."

George Sale

They will ask thee what they shall bestow in alms: Answer, the good which ye bestow, let it be given to parents, and kindred, and orphans, and the poor, and the stranger. Whatsoever good ye do, God knoweth it.

Hamid S. Aziz

They will ask you what they are to expend in alms: say, "Whatsoever good you expend it should be for parents and kinsmen, and the orphan and the poor, and the son of the road (wayfarers); and whatsoever good you do, verily, of it Allah is Aware. "

Mahmoud Ghali

They ask you what (things) they should expend, Say, "Whatever charity you expend is for parents and nearest kin, and orphans, and the indigent, and the wayfarer; and whatever charity you perform, then surely Allah is Ever-Knowing of it. "

Marmaduke Pickthall

They ask thee, (O Muhammad), what they shall spend. Say: that which ye spend for good (must go) to parents and near kindred and orphans and the needy and the wayfarer. And whatsoever good ye do, lo! Allah is Aware of it.

Mohamed Ahmed - Samira

They ask you of what they should give in charity. Tell them: "What you can spare of your wealth as should benefit the parents, the relatives, the orphans, the needy, the wayfarers, for God is not unaware of the good deeds that you do."

Muhammad Asad

THEY WILL ASK thee as to what they should spend on others. Say: "Whatever of your wealth you spend shall [first] be for your parents, and for the near of kin, and the orphans, and the needy, and the wayfarer; and whatever good you do, verily, God has full knowledge thereof."

Mustafa Khattab

They ask you ˹O Prophet in˺ what ˹way˺ they should donate. Say, "Whatever donations you give are for parents, relatives, orphans, the poor, and ˹needy˺ travellers. Whatever good you do is certainly well known to Allah."

Progressive Muslims

They ask you what they should spend, Say: "What you spend out of goodness should go to your family and the relatives and the orphans, and the needy, and the wayfarer. And any good you do, God is fully aware of it."

Sahih International

They ask you, [O Muúammad], what they should spend. Say, "Whatever you spend of good is [to be] for parents and relatives and orphans and the needy and the traveler. And whatever you do of good - indeed, Allah is Knowing of it."

Sam Gerrans

They ask thee what they should spend. Say thou: “Whatever you spend of good for parents and relatives, and the fatherless, and the needy, and the wayfarer,[...]. And whatever you do of good, God knows it.”

Shabbir Ahmed

A crucial step toward the establishment of this Unified Order will be the equitable distribution of wealth. People ask you, O Messenger! "What should we spend in the Cause of Allah?" Say, "Although welfare of the entire society would remain the ultimate objective, begin this goodness with your parents, family and relatives, orphans, widows, and those who are left helpless, those whose hard earned income is insufficient to meet their basic needs, those whose businesses have stalled, and those who have lost their jobs, also the needy wayfarer, the homeless son of the street, and the one who has come to your town in a destitute condition." And whatever good you do, Allah is Aware of it.

Syed Vickar Ahamed

They ask you (O Prophet), what they should spend (in charity). Say: "Whatever you spend is good, (it) must be for parents and relatives, and orphans, and those in want, and for the wayfarers. And whatever you do (for them) that is good, Allah knows it well."

Taqi Usmani

They ask you as to what they should spend. Say: "Whatever good you spend should be for parents, kinsmen, orphans, the needy and the wayfarer; and whatever good you do, Allah is all-aware of it."

The Monotheist Group

They ask you what they should spend, say: "What you spend out of goodness should go to your family and the relatives and the orphans, and the needy, and the wayfarer. And any good you do, God is fully aware of it."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils tʹinterrogent: ʺQuʹest-ce quʹon doit dépenser?ʺ Dis: ʺCe que vous dépensez de bien devrait être pour les père et mère, les proches, les orphelins, les pauvres et les voyageurs indigents. Et tout ce que vous faites de bien, vraiment Allah le saitʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji te dipirsin; ka (di rêka Xwedê de) ew ê çi înfaq bikin? Bibêje: “Xêra ku hûn didin; ew ji bo dê û bavan, lêzim û sêwiyan, belengaz û rêwiyan e. Hûn çi xêrê bikin, bêguman Xwedê pê dizane.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij vragen jou wat zij als bijdragen zullen geven. Zeg: ʺLaat het goede dat jullie als bijdragen geven zijn voor de ouders, de verwanten, de wezen, de behoeftigen en voor hem die onderweg is. Het goede dat jullie doen daarover is God wetend.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij zullen u vragen, welke aalmoezen zij moeten geven. Zeg hun: Geeft aan ouders, verwanten, weezen, armen en reizigers. God kent het goede dat gij doet.

Hollandaca — Siregar

Zij vragen jou wat zij als bijdrage moeten geven. Zeg: ʺWat jullie aan goeds geven als bijdrage, is besternd voor de ouders en de verwanten en de wezen en de armen en de reiziger zonder proviand.ʺ En wat jullie aan goeds doen: voorwaar, Allah is daarover Alwetend.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они [сподвижники] спрашивают тебя (о, Пророк): что [какие виды имущества, какое количество и как] им расходовать (чтобы обрести довольство Аллаха)? (Скажи им: «Расходуйте любое благо, которое вам легко, из дозволенного и хорошего имущества».) Скажи: «Что вы расходуете из блага, то – (обоим) родителям, (всем) родственникам, сиротам [у которых умер отец, и они не достигли совершеннолетия], бедным (и тем более, нищим) и путнику (у которого нет средств продолжать путь). И что бы вы ни сделали из добра, – то поистине, Аллах про это знает».

Rusça — Osmanov

Они спрашивают тебя, как им расходовать [свое достояние]. Скажи: ʺНа что бы вы ни тратили [свое] доброе дело, прежде всего должно [позаботиться, дабы] осталось родителям, близким родственникам, сиротам, беднякам, путникам. И какое бы добро вы ни совершили, Аллах ведает об этомʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

DE FRÅGAR dig vad de bör ge åt andra. Säg: ʺDet goda ni vill ge skall ni ge till era föräldrar och närmaste anhöriga och till de faderlösa och de behövande och till vandringsmannen. Gud har kännedom om det goda ni gör.ʺ