Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabb'inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.

وَكَانَ يَأْمُرُ اَهْلَهُ بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِۖ وَكَانَ عِنْدَ رَبِّهِ مَرْضِيًّا

ve kāne ye'muru ehlehu bi S-Salāti ve z-zekāti ve kāne ǐnde rabbihi merDiyyen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَكَانَve kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve -idi
2يَأْمُرُye'muruا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemreder-
3اَهْلَهُehlehuا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarhalklara
4بِالصَّلٰوةِbi S-Salātiص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranile+Namaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
5وَالزَّكٰوةِۖve z-zekātiز ك وArttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak, sadaka, zekatzekat ile-
6وَكَانَve kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve -idi
7عِنْدَǐndeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.-katında-
8رَبِّهِrabbihiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbleri-
9مَرْضِيًّاmerDiyyenر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.rızalanmışlık/rıza almışlık

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ehline, ayâline namaz kılmalarını, zekât vermelerini emrederdi, Rabbinin katından da rızâsını kazananlardandı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ehline, ayâline namaz kılmalarını, zekât vermelerini emrederdi, Rabbinin katından da rızâsını kazananlardandı.

Adem Uğur

Halkına namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbi nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.

Ahmed Hulusi

Ailesine salatı yaşamayı ve safiyeti emrederdi. Rabbinin indinde mardiye (şuurunda - tecelli-i sıfat) idi.

Ahmet Tekin

Ailesine, akrabalarına, halkına namaz kılmayı öğretiyor, namazı muntazam kılabilecekleri, vicdanı, serveti, sosyal bünyeyi arındıran, berekete vesile olan zekâtı tahsil edebilecekleri, gerekli yerlere harcayabilecekleri bir düzen kuruyor, namazı kılmalarını ve zekâtı vermelerini emrediyor, onlara rehberlik, imamlık ediyordu. Rabbinin katında rızasını kazanma mertebesine ermişti.

Ahmet Varol

Halkına namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin katında da kendinden razı olunmuş biriydi.

Ali Bulaç

Halkına, namazı ve zekatı emrediyordu ve o, Rabbi katında kendisinden razı olunan (bir insan)dı.

Ali Fikri Yavuz

Ümmetine de namaz kılmayı, zekât vermeyi emrederdi ve Rabbi katında rızaya kavuşmuştu.

Ali Rıza Safa

Ailesine, namazı ve zekatı öğütlerdi. Efendisinin katında hoşnutluk kazanmıştı.

Bayraktar Bayraklı

Ailesine/halkına namazı ve zekatı emrederdi. Rabbi katında da hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.

Bekir Sadak

Cevresinde bulunanlara namaz kilmalarini, zekat vermelerini emrederdi. Rabbinin katinda hosnudluga ermisti.

Celal Yıldırım

Ailesine ve yakınlarına namaz ve zekât ile emrederdi ve o, Rabbinin yanında beğenilmiş, hoşnutluğa erişmişti.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Halkına namazı ve zekâtı emrederdi ve rabbinin rızâsına ermişti.

Diyanet İşleri

Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabb'inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.

Diyanet İşleri (eski)

Çevresinde bulunanlara namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrederdi. Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.

Diyanet Vakfi

Halkına namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbi nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ailesine namaz ve zekat emrederdi ve Rabbi katında hoşnutluğa ermişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve hanedanına namaz ve zekat ile emrederdi ve rabbının ındinde merdıyy idi

Erhan Aktaş

Ve o kendisi ile birlikte olanlara salatı ve zekatı buyuruyordu. Ve o Rabb'inin yanında kendisinden hoşnut olunmuşlardandı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve o kendisi ile birlikte olanlara salatı ve zekatı buyuruyordu. Ve o Rabb'inin yanında kendisinden hoşnut olunmuşlardandı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve o kendisi ile birlikte olanlara salatı ve zekatı buyuruyordu. Ve o Rabb'inin yanında kendisinden hoşnut olunmuşlardandı.

Fizilal-il Kuran

O yakınlarına namaz kılmayı ve zekât vermeyi emrederdi. O Rabbinin hoşnutluğunu kazanmış bir kişi idi.

Gültekin Onan

Ehline, namazı ve zekatı buyuruyordu ve o, rabbi katında kendisinden razı olunan (bir insan)dı.

Hamdi Döndüren

Halkına namazı ve zekâtı emrederdi. O, Rabbi yanında da beğenilmiş bir kimse idi.

Hasan Basri Çantay

Kavmine namaz (kılmayı), zekat (vermeyi) emr ederdi. Rabbi nezdinde rızaya ermişdi o.

Hasib Asutay

Halkına namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.

Hayrat Neşriyat

Ehline (ve ümmetine) namazı ve zekâtı emrederdi; hem Rabbisinin katında rızâya mazhar olmuş bir kimse idi.

İbni Kesir

Kavmine namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrederdi. Rabbının katında hoşnudluğu ermişti.

Mehmet Okuyan

Ayrıca o, ailesine (destekçilerine) salâtı (Allah’a desteği, namazı) ve zekâtı emrederdi. Rabbi katında da hoşnutluk kazanmış biriydi.

Muhammed Esed

Ve halkına salatı ve zekatı emrederdi; ve o da Rabbinin katında hoşnutluk kazanmıştı.

Mustafa İslamoğlu

Ve yakınlarına Allah davasına destek vermeyi ve arınmak için ödenmesi gereken bedeli ödemeyi emrederdi; ve o da Rabbi katında hatırı sayılan biriydi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve hanedanına namaz ile ve zekât ile emrederdi ve Rabbinin indinde rızaya nâil olmuştu.

Ömer Öngüt

Âilesine ve yakınlarına namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin nezdinde beğenilmiş, hoşnutluğa ermişti.

Suat Yıldırım

Halkına namazı ve zekâtı tavsiye ederdi. Rabbinin râzı olduğu biri idi.

Süleyman Ateş

Halkına namaz kılmayı, zekat vermeyi emrederdi. Rabbi yanında beğenilmişti.

Süleymaniye Vakfı

O, ailesine namazı ve zekatı emrederdi. Rabbinin katında kendisinden razı olunan bir kişiydi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ailesine namazı ve zekatı emreder ve Rabbinin katında beğenilirdi.

Şaban Piriş

Ailesine namazı ve zekatı emrederdi. Rabbinin yanında kendisinden hoşnut olunan birisiydi.

Tefhim-ul Kuran

Halkına, namazı ve zekâtı emrediyordu ve o, Rabbi katında kendisinden razı olunan (bir insan) dı.

Ümit Şimşek

Ailesine namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbinin katında da rızaya erişmişti.

Yaşar Nuri Öztürk

Ailesine namazı, zekatı emrederdi. Rabbi katında hoşnutluk kazanmış bir kişiydi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O öz ailəsinə namaz qılmağı, zəkat verməyi əmr edirdi. O, Rəbbinin rizasını qazanmışdı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O öz ümmətinə namaz qılmağı, zəkat verməyi əmr edirdi. O, Rəbbinin rizasını qazanmışdı. (İsmailin əməli Allah dərgahında bəyənilmişdi).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er pflegte seinen Angehörigen zu befehlen, das Gebet zu verrichten und die Zakat-Abgaben zu entrichten, und er erfreute sich des Wohlgefallens seines Herrn.

Almanca — Der Edle Quran

Und er pflegte seinen Angehörigen das Gebet und die Abgabe zu befehlen, und er war seinem Herrn wohlgefällig.

Almanca — M. A. Rassoul

und er pflegte seinen Angehörigen Gebet und Zakah ans Herz zu legen und war seinem Herrn wohlgefällig.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und er pflegte, seiner Familie das rituelle Gebet und die Zakat zu gebieten. Und er war bei seinem HERRN ein Angenommener!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

He always enjoined his family and his people the practice of praying to Allah and the religious duty of Zakat, and he was very near and well pleasing to Allah, his Creator.

Abdul Haleem

He commanded his household to pray and give alms, and his Lord was well pleased with him.

Abdullah Yusuf Ali

He used to enjoin on his people Prayer and Charity, and he was most acceptable in the sight of his Lord.

Abul A'la Maududi

He enjoined his household to observe Prayer and to give Zakah (purifying alms); and his Lord was well pleased with him.

Aisha Bewley

He used to command his people to do salat and give zakat and he was pleasing to his Lord.

Al-Hilali & Khan

And he used to enjoin on his family and his people As-Salât (the prayers) and the Zakât and his Lord was pleased with him.

Ali Quli Qarai

He used to bid his family to [maintain] the prayer and to [pay] the zakāt, and was pleasing to his Lord.

Amatul Rahman Omar

He enjoined his people to observe prayer and present alms. He was well pleasing to his Lord.

Arthur John Arberry

He bade his people to pray and to give the alms, and he was pleasing to his Lord.

Bijan Moeinian

He would invite his folks to worship Me on regular basis and encourage them to be charitable. God is satisfied with him.

E. Henry Palmer

and he used to bid his people prayers and almsgiving, and was acceptable in the sight of his Lord.

Edip-Layth

He used to instruct his family with the contact prayer and towards betterment, and his Lord was pleased with him.

George Sale

And he commanded his family to observe prayer, and to give alms; and he was acceptable unto his Lord.

Hamid S. Aziz

And mention Ishmael in the Book; verily, he was true to his promise, and was a messenger and a prophet.

Mahmoud Ghali

And he used to command his family to (keep up) the prayer and (to give) Zakat; (The poordues) and he was most satisfied in the Providence of his Lord.

Marmaduke Pickthall

He enjoined upon his people worship and almsgiving, and was acceptable in the sight of his Lord.

Mohamed Ahmed - Samira

He enjoined on his household worship and zakat, and he was obedient to his Lord.

Muhammad Asad

who used to enjoin upon his people prayer and charity, and found favour in his Sustainer's sight.

Mustafa Khattab

He used to urge his people to pray and give alms-tax. And his Lord was well pleased with him.

Progressive Muslims

And he used to instruct his family with the contact-method and towards betterment, and his Lord was pleased with him.

Sahih International

And he used to enjoin on his people prayer and zakah and was to his Lord pleasing.

Sam Gerrans

He enjoined upon his people the duty and the purity, and was pleasing in the sight of his Lord.

Shabbir Ahmed

He enjoined upon his people the establishment of the Divine System and of the Just Economic Order. He was highly acceptable in the Sight of his Lord.

Syed Vickar Ahamed

And he used to bring together his people with prayer and charity, and he was welcome in the Sight of his Lord.

Taqi Usmani

He used to enjoin Salāh and Zakāh upon his family, and was favourite to his Lord.

The Monotheist Group

And he used to instruct his family to the contact prayer and purification, and his Lord was pleased with him.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et il commandait à sa famille la prière et la Zakât; et il était agréé auprès de son Seigneur.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Îsmaîl şîreta nimêj û zekatê li xelkê xwe dikir û ew li cem Xwedayê xwe mirovekî jêqayîl bû.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En hij legde zijn mensen de salaat en de zakaat op en hij had bij zijn Heer welgevallen gevonden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En hij beval zijn gezin, het gebed in acht te nemen en aalmoezen te geven, en hij was zijnen Heer aangenaam.

Hollandaca — Siregar

En hij placht zijn familie de shalât en de zakât te bevelen en hij vond welbehagen bij zijn Heer.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Он [пророк Исмаил] приказывал своей семье (совершать) молитву и (выплачивать) (обязательную) милостыню и был он перед Господом своим угодным [Аллах был доволен им].

Rusça — Osmanov

Он обязал своих родных [совершать] молитву, [раздавать] искупительную милостыню, и его Господь был им доволен.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Han förmanade sitt folk att förrätta bönen och att ta sig an de fattiga. Och Gud var nöjd med honom.