Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).

وَوَهَبْنَا لَهُمْ مِنْ رَحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِيًّا

ve vehebnā lehum min raHmetinā ve ceǎlnā lehum lisāne Sidḳin ǎliyyen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَوَهَبْنَاve vehebnāو ه بvermek/bahşetmek/bağışlamak, adamak, hediye/armağan olarak sunmak.ve lutfettik
2لَهُمْlehumonlara
3مِنْmin-den
4رَحْمَتِنَاraHmetināر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.rahmetimiz-
5وَجَعَلْنَاve ceǎlnāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve verdik
6لَهُمْlehumonlar için
7لِسَانَlisāneل س نBir dil/konuşma/lisan, birini dilinden yakalamak, sözlerle ısırmak, bir şeyi sivri uçlu yapmak, akıcı konuşma.dili
8صِدْقٍSidḳinص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.bir doğruluk
9عَلِيًّاǎliyyenع ل وYüksek olmak, yükseltilmiş olmak, yüce olmak, yüceltilmek, yükselmek, üstesinden gelmek, gururlu olmak, üstünde olmak, yukarı çıkmak, yükselmek, rütbe veya onurda yükselmek, kaldırmak, yukarı almak, binmek, üstüne çıkmakyüce

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve onlara rahmetimizden ihsânlar ettik, gerçek şöhretlerini yaydık, adlarını yücelttik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve onlara rahmetimizden ihsânlar ettik, gerçek şöhretlerini yaydık, adlarını yücelttik.

Adem Uğur

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk; kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik.

Ahmed Hulusi

Onlara rahmetimizden hibe ettik ve onlarda Sıddıkiyet (Hakikati yaşayarak tasdik) ilminin yüce anlatım kuvvesini oluşturduk.

Ahmet Tekin

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlara, sadakatle dinimizi tebliğ eden değerli halefler, dillerde güzel bir övgü, haklı ve büyük bir şöhret nasip ettik.

Ahmet Varol

Onlara rahmetimizden lütufta bulunduk ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik. [4]

Ali Bulaç

Onlara rahmetimizden armağan(lar) bağışladık ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.

Ali Fikri Yavuz

Hem bunlara rahmetimizden ihsanlar eyledik (çokca mal ve evlâd verdik). Hepsine de dillerde (bütün dinlerde) güzel ve yüksek bir övgü verdik.

Ali Rıza Safa

Onlara, rahmetimizden de armağan ettik ve Onlar için çok yüce bir doğruluk dili oluşturduk.

Bayraktar Bayraklı

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk, kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik.

Bekir Sadak

Onlara rahmetimizden bagista bulunduk. Onlarin her dilde ustun sekilde anilmalarini sagladik. *

Celal Yıldırım

Onlara rahmetimizden sunduk ve onlar için çok yüce bir doğruluk dili verdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlara da rahmetimizden bağışlarda bulunduk ve onlara hak ettikleri yüksek bir övgü ile anılmayı nasip ettik.

Diyanet İşleri

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).

Diyanet İşleri (eski)

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onların her dilde üstün şekilde anılmalarını sağladık.

Diyanet Vakfi

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk; kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz onlara rahmetimizden lütuflarda bulunduk. Hepsine de dillerde güzel ve yüksek bir övgü verdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz, bunlara rahmetimizden lütuflar, ihsanlar ettik ve hepsine dillerde yüksek bir doğruluk şanı verdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bunlara rahmetimizden ihsanlar eyledik ve hepsine dillerde yüksek bir yad-ı sıdk verdik

Erhan Aktaş

Ve rahmetimizden onlara lütfettik. Onların doğrulukla anılmalarını sağladık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve rahmetimizden onlara lutfettik. Onların doğrulukla anılmalarını sağladık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve rahmetimizden onlara lutfettik. Onların doğrulukla anılmalarını sağladık.

Fizilal-il Kuran

Onlara rahmetimizden pay verdik. Her dilde saygı ile anılmalarını sağladık.

Gültekin Onan

Onlara rahmetimizden armağan(lar) bağışladık ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.

Hamdi Döndüren

Böylece, Biz onlara rahmetimizden bağışta bulunmuş ve onları gerçeğin, yüce bir dili yapmıştık.

Hasan Basri Çantay

Bunlara rahmetimizden (peygamberlik, mal ve evlad) lutfetdik. Onlar için çok yüce sadakat dili de verdik.

Hasib Asutay

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik. (13) (13. Bütün dinlerde onların isimlerini yüceltti.)

Hayrat Neşriyat

Ve onlara rahmetimizden ihsanda bulunduk ve kendilerine (nice dillerde) doğru, yüksek bir lisan (güzel bir medihle anılmayı) nasîb ettik.

İbni Kesir

Bunlara rahmetimizden lutfettik. Onlar için yüce bir doğruluk dili verdik

Mehmet Okuyan

Onlara rahmetimizden lütufta bulunmuş ve kendilerine yüksek bir doğruluk dili vermiştik.

Muhammed Esed

ve o'nları rahmetimizle ödüllendirdik. Ve o'nlara doğru olanı (başkalarına) ulaştırmaları için üstün bir anlatım gücü bahşettik.

Mustafa İslamoğlu

dahası onlara rahmetimizi bahşettik; nihayet onları doğruluğun ve hakikatin yüce dili yaptık.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlara rahmetimizden ihsan ettik ve onlar için dillerde yüksek, doğru bir sena nâsip kıldık.

Ömer Öngüt

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk, onların herkesçe övülüp hayırla yâdedilmelerini sağladık.

Suat Yıldırım

Onlara rahmetimizden ihsanlarda bulunduk. Onlara dillerde ve dinlerde yüksek ve güzel bir nam bıraktık.

Süleyman Ateş

Onlara rahmetimizden (mal ve çocuk) lutfettik ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.

Süleymaniye Vakfı

Onlara ikramımızdan (pek çok şey) bahşettik; onları, doğruluklarıyla dillere destan yaptık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onların, doğruluklarıyla ve yücelikleriyle dilden dile aktarılan kişiler olmasını sağladık.

Şaban Piriş

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk ve onlara üstün bir doğruluk dili verdik.

Tefhim-ul Kuran

Onlara rahmetimizden armağan(lar) bağışladık ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.

Ümit Şimşek

Onlara rahmetimizden lütfettik ve arkalarında güzel ve şerefli bir nam bıraktık.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara, rahmetimizden nimetler bağışladık. Ve kendileri için yüksek bir doğruluk dili oluşturduk.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onlara öz mərhəmətimizdən əta etdik və gələcək nəsillər həmişə yada salsın deyə onlara yaxşı ad qismət elədik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Onların üçünü də) öz mərhəmətimizdən (ruzimizdən) ehsan buyurub təʼriflərini dillər əzbəri etdik. (Bütün din sahiblərinin, möʼminlərin yanında onların ehtiramını və mərtəbəsini ucaltdıq).

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir schenkten ihnen (etwas) von Unserer Barmherzigkeit, und Wir verliehen ihnen einen hohen Ruf an Wahrhaftigkeit.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir verliehen ihnen Unsere Barmherzigkeit; und Wir gaben ihnen einen guten Ruf und hohes Ansehen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR haben ihnen von Unserer Gnade geschenkt und ihnen eine wahrhaftige, überragende Anerkennung zukommen lassen!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We extended to them Our mercy and made all grace abound in them and We savoured their speaking tongue with prudence and truth that it was honoured in the wide circle of the all.

Abdul Haleem

We granted Our grace to all of them, and gave them a noble reputation.

Abdullah Yusuf Ali

And We bestowed of Our Mercy on them, and We granted them lofty honour on the tongue of truth.

Abul A'la Maududi

and We bestowed on them Our mercy, and granted them a truly lofty renown.

Aisha Bewley

We endowed them with Our mercy and made them highly honoured.

Al-Hilali & Khan

And We gave them of Our Mercy (a good provision in plenty), and We granted them honour on the tongues (of all the nations, i.e. everybody remembers them with a good praise).[1]

Ali Quli Qarai

And We gave them out of Our mercy, and conferred on them a worthy and lofty repute.

Amatul Rahman Omar

And We bestowed Our blessings upon them, and We granted them a sublime and lasting good name, and made the people remember and mention them.

Arthur John Arberry

and We gave them of Our mercy, and We appointed unto them a tongue of truthfulness, sublime.

Bijan Moeinian

I showered them all with My blessings and granted them an honorable position in history.

E. Henry Palmer

and we granted them of our mercy, and we made the tongue of truth lofty for them.

Edip-Layth

We granted them from Our mercy, and We made for them a tongue of truth to be heard.

George Sale

and We bestowed on them, through our mercy, the gift of prophecy, and children, and wealth; and We caused them to deserve the highest commendations.

Hamid S. Aziz

And when he had parted from them and what they served beside Allah, We granted him Isaac and Jacob, and each of them We made a prophet.

Mahmoud Ghali

And We bestowed upon them of Our mercy, and We made for them a tongue of sincerity, most exalted.

Marmaduke Pickthall

And we gave them of Our mercy, and assigned to them a high and true renown.

Mohamed Ahmed - Samira

And bestowed on them some of Our blessings, and gave them high renown.

Muhammad Asad

and We bestowed upon them [manifold] gifts out of Our grace, and granted them a lofty power to convey the truth [unto others].

Mustafa Khattab

We showered them with Our mercy, and blessed them with honourable mention.[1] 

Progressive Muslims

And We granted them from Our mercy, and We made for them a tongue of truth to be heard.

Sahih International

And We gave them of Our mercy, and we made for them a reputation of high honor.

Sam Gerrans

And We gave to them of Our mercy, and We made for them a tongue of truthfulness exalted.

Shabbir Ahmed

We showered them with Our Grace and We granted them a high and true renown.

Syed Vickar Ahamed

And We blessed them from Our Mercy, and We granted them high honor on the tongue (of truth with praise).

Taqi Usmani

and We bestowed on them (a great deal) of our mercy, and caused them to have a good name at a high level.

The Monotheist Group

And We granted them from Our mercy, and We made for them a tongue of truthfulness to be heard.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Nous leur donnâmes de par Notre miséricorde, et Nous leur accordâmes un langage sublime de vérité.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me ji bo wan ji rehma xwe (qenciya dinya û axretê) bexişand û Me nav û dengê wan bi qencî (di nav xelkê de) bilind kir.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij schonken hun iets van Onze barmhartigheid en Wij verschaften hun een betrouwbare, hoogstaande reputatie.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij gaven hun, door onze genade de profetiën en kinderen en welvaart, en wij deden hen de hoogste aanbeveling verdienen.

Hollandaca — Siregar

En Wij schonken hun van Onze Barmhartigheid en Wij maakten hen geëerd, verheven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Мы даровали им [Ибрахиму, Исхаку, Йакубу и их потомкам] (неисчислимую щедрость) от Нашей милости сделали для них высокое правдивое упоминание (среди людей).

Rusça — Osmanov

Мы даровали им Нашу милость, а также возвышенный язык истины.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Vi gav dem del av Vår nåd och lät (senare släkten) hålla dem högt i ära som sanningens män.