Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Musa, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!" dedi.

فَانْطَلَقَا حَتّٰٓى اِذَا لَقِيَا غُلَامًا فَقَتَلَهُ قَالَ اَقَتَلْتَ نَفْسًا زَكِيَّةً بِغَيْرِ نَفْسٍ لَقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا نُكْرًا

fe nTaleḳā Hattā iƶā leḳiyā ğulāmen fe ḳatelehu ḳāle e ḳatelte nefsen zekiyyeten bi ğayri nefsin le ḳad ci'te şey'en nukran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَانْطَلَقَاfe nTaleḳāط ل قBağdan kurtulmak, boşanmak, reddedilmek. talak - boşanma. ta'allaqa (fiil 2) - boşanmak/bırakmak/ayrılmak. mutallaqatun - boşanmış kadın. intalaqa - bir şey yapmaya başlamak, ayrılmak, bir şey yapmaya koyulmak, yoluna gitmek, serbest veya gevşek olmak.yine yürüdüler
2حَتّٰٓىHattānihayet
3اِذَاiƶā
4لَقِيَاleḳiyāل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.rastladılar
5غُلَامًاğulāmenغ ل مŞehvetle heyecanlı, tahrik olmuş, kargaşalı, doğumdan on yedinci yıla kadar olan dönem, gençlik, genç adam, erkek çocuk.bir çocuğa
6فَقَتَلَهُfe ḳatelehuق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmakhemen onu öldürdü
7قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(Musa) dedi ki
8اَقَتَلْتَe ḳatelteق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmakmı katlettin?
9نَفْسًاnefsenن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunanbir canı
10زَكِيَّةًzekiyyetenز ك وArttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak, sadaka, zekattertemiz
11بِغَيْرِbi ğayriغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.karşılığı olmadan
12نَفْسٍnefsinن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunanbir can
13لَقَدْle ḳaddoğrusu
14جِئْتَci'teج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almaksen yaptın
15شَيْـًٔاşey'enش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişbir iş
16نُكْرًاnukranن ك رHoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamakçirkin

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gene yola düştüler, derken bir erkek çocuğa rastladılar, o zât, çocuğu öldürdü. Mûsâ bir cana kıymamışken tuttun, tertemiz birisini öldürdün, andolsun ki pek kötü ve menedilmiş bir şey yaptın sen dedi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gene yola düştüler, derken bir erkek çocuğa rastladılar, o zât, çocuğu öldürdü. Mûsâ bir cana kıymamışken tuttun, tertemiz birisini öldürdün, andolsun ki pek kötü ve menedilmiş bir şey yaptın sen dedi.

Adem Uğur

Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında (Hızır) hemen onu öldürdü. Musa dedi ki: Tertemiz bir canı, bir can karşılığı olmaksızın (kimseyi öldürmediği halde) katlettin ha! Gerçekten sen fena bir şey yaptın!

Ahmed Hulusi

Yollarına devam ettiler. . . Nihayet küçük yaşta bir erkek çocuğa rastgeldiler; (Hızır) onu öldürdü! (Musa) dedi: "Kısas gerekçesi olmaksızın suçsuz birini öldürdün? Gerçekten çok çirkin - yanlış bir şey yaptın!"

Ahmet Tekin

Bunun üzerine birlikte yürüdüler. Nihayet bir delikanlıya rastladıklarında, Hızır hemen onu öldürdü. Mûsâ: 'Bir cana karşılık olmadan, kısas uygulama zarureti bulunmadan, masum bir cana mı kıydın? Doğrusu çok kötü bir şey yaptın.' dedi.

Ahmet Varol

Yeniden yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında hemen onu öldürdü. (Musa): 'Bir can karşılığı olmaksızın suçsuz bir canı öldürdün mü? Doğrusu çok çirkin bir şey yaptın!' dedi.

Ali Bulaç

Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: "Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın."

Ali Fikri Yavuz

Yine gittiler. Nihayet bir oğlana rastgeldikleri vakit, tuttu Hızır bunu öldürüverdi. Mûsâ dedi ki: “- Tertemiz (günah işlememiş) bir kimseyi, bir can karşılığı olmaksızın öldürdün ha!... Doğrusu görülmemiş bir şey yaptın.”

Ali Rıza Safa

Ardından yola koyulduklarında, bir delikanlıyla karşılaştılar; birden onu öldürdü. Dedi ki: "Bir cana karşılık olmaksızın, suçsuz birisini mi öldürdün? Gerçek şu ki, çok kötü bir eylem yaptın!"

Bayraktar Bayraklı

Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğuna rastladılar. O kul, hemen onu öldürdü. Musa, "Bir can karşılığı olmadan temiz bir çocuğa kıydın ha? Doğrusu sen, çirkin bir iş yaptın!" dedi.

Bekir Sadak

Yine gittiler; sonunda bir erkek cocuga rastladilar, o hemen onu oldurdu. Musa: «Bir cana karsilik olmaksizin masum bir cana mi kiydin? Dogrusu pek kotu bir sey yaptin» dedi.

Celal Yıldırım

Derken yollarına devam ettiler ; sonunda bir oğlan çocuğuna rastladılar. O kul, o oğlanı öldürdü. Musa: «Bir cana karşılık olmaksızın tertemiz masum bir canı mı öldürdün ? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın !» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yine yola koyuldular. Nihayet bir gence rastladıklarında, o kul hemen onu öldürdü. Mûsâ dedi ki: “Mâsum bir insanı, bir cana karşılık olmaksızın katlettin ha! Gerçekten sen fena bir şey yaptın!”

Diyanet İşleri

Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Musa, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Yine gittiler; sonunda bir erkek çocuğa rastladılar, o hemen onu öldürdü. Musa: 'Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Doğrusu pek kötü bir şey yaptın' dedi.

Diyanet Vakfi

Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında (Hızır) hemen onu öldürdü. Musa dedi ki: Tertemiz bir canı, bir can karşılığı olmaksızın (kimseyi öldürmediği halde) katlettin ha! Gerçekten sen fena bir şey yaptın!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yine gittiler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında Hızır hemen onu öldürdü. Musa: «Kısas olmadan masum bir cana nasıl kıyarsın? Doğrusu sen çok fena bir şey yaptın» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yine gittiler nihayet bir oğlana rastgeldiler; tuttu onu öldürüverdi. Musa: "Bir can karşılığı olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Doğrusu çok kötü birşey yaptın!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yine gittiler, nihayet bir oğlana rast geldiler tuttu onu öldürüverdi, a! dedi: tertemiz bir nefsi bir nefis mukabili olmaksızın öldürdün mü? alimallah çok münker bir şey yaptın

Erhan Aktaş

Tekrar yola koyuldular. Nihayet bir delikanlıya rastladılar. Onu öldürdü. "Bir cana karşılık olmaksızın zekiyye bir canı öldürdün mü? Gerçekten dehşet verici bir şey yaptın!"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Tekrar yola koyuldular. Nihayet bir delikanlıya rastladılar. Onu öldürdü. "Bir cana karşılık olmaksızın zekiyye bir canı öldürdün mü? Gerçekten dehşet verici bir şey yaptın!"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Tekrar yola koyuldular. Nihayet bir delikanlıya rastladılar. Onu öldürdü. "Bir cana karşılık olmaksızın masum bir canı öldürdün mü? Gerçekten dehşet verici bir şey yaptın!"

Fizilal-il Kuran

Yine yola koyuldular. Bir süre sonra bir genç ile karşılaştılar. O kulumuz, delikanlıyı öldürdü. Musa; «Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Gerçekten çok kötü bir iş yaptın» dedi.

Gültekin Onan

Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: "Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen benzeri görülmedik (nükra) bir şey yaptın."

Hamdi Döndüren

Yine yürüdüler. Sonunda bir erkek çocuğa rastladılar. O zat, hemen onu öldürdü. (Musa), “Sen, bir cana karşılık olmaksızın, suçsuz bir insanın canına mı kıydın! Doğrusu sen, çirkin bir iş yaptın!” dedi.

Hasan Basri Çantay

Yine gitdiler. Nihayet bir oğlan çocuğuna rast geldikleri zaman o, hemen bunu öldürdü. (Musa) dedi ki: "Tertemiz (ma'sum) bir canı, (diğer) bir can karşılığı olmaksızın, öldürdün ha! Andolsun ki sen kötü bir şey yapdın"!

Hasib Asutay

Yine yürüdüler. Sonra bir oğlan çocuğa rastladılar. (Hızır) hemen onu öldürdü. (Musa,) 'Bir can karşılığı olmaksızın temiz bir canı mı öldürdün! Gerçekten sen çok kötü bir şey yaptın! ' dedi.

Hayrat Neşriyat

Yine (berâberce) gittiler; nihâyet bir erkek çocuğa rastladıkları zaman, (Hızır)tuttu onu öldürüverdi. (Mûsâ:) 'Bir cana karşılık olmaksızın ma'sum bir cana mı kıydın? Gerçekten çok çirkin bir şey yaptın!' dedi.

İbni Kesir

Yine gittiler, nihayet bir erkek çocuğa rastladılar. O, hemen bunu öldürdü. Cana karşılık olmaksızın masum bir kimseye mi kıydın? Doğrusu, çok kötü bir şey yaptın, dedi.

Mehmet Okuyan

(Yeniden) yola çıkmışlardı. Sonunda bir erkek çocuğa rastladıklarında (melek) onu hemen öldürmüştü. (Musa) şöyle demişti: “Tertemiz (suçsuz) bir canı, bir can karşılığı olmaksızın öldürdün, öyle mi? Şüphesiz ki sen fena bir şey yaptın!”

Muhammed Esed

Böylece yeniden yola koyuldular; sonunda genç bir adama rastladılar: (bilge kişi) onu öldürdü, (Musa bunu görünce:) "Bir başka cana karşılık olmaksızın masum bir cana kıydın, öyle mi?" diye çıkıştı, "Gerçekten, çok korkunç bir iş yaptın sen!"

Mustafa İslamoğlu

Tekrar yola koyuldular; en sonunda bir delikanlıya rastladılar; derken, o (alim kişi) onu öldürüverdi. (Musa) "Ne, sen bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana kıydın, öyle mi?" dedi; "Doğrusu sen çok büyük bir yasağı çiğnedin!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Yine gittiler, nihâyet bir oğlan çocuğuna rastgeldikleri an hemen onu öldürüverdi. Dedi ki: «Bir tertemiz nefsi, bir nefs mukabilinde olmaksızın öldürdün mü? Muhakkak ki, pek kötü bir şey yapmış oldun.»

Ömer Öngüt

Yine yürüyüp gittiler. Nihayet bir erkek çocuğuna rastladılar. (Hızır) hemen onu öldürdü. Musa: “Mâsum bir canı, bir cana karşılık olmaksızın mı öldürdün? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın!” dedi.

Suat Yıldırım

Yine yola koyuldular. Nihayet bir oğlan çocuğuna rastladılar ve (Hızır) onu öldürdü. Mûsâ atılıp: "Ne yaptın?" dedi, "masum ve günahsız bir canı, kısas hükmü ile bir can karşılığında olmaksızın mı öldürdün?Doğrusu görülmemiş derecede fena bir iş yaptın!"

Süleyman Ateş

Yine yürüdüler. Nihayet bir oğlana rastladılar. (O kul) hemen onu öldürdü. (Musa): "Bir can karşılığı olmadan temiz bir cana kıydın ha? Doğrusu sen, çirkin bir iş yaptın!" dedi.

Süleymaniye Vakfı

Sonra yine yola koyuldular. Bir erkek çocuğuyla karşılaştıklarında (o kul) hemen onu öldürdü. Musa dedi ki: "Sen bir cana karşılık olmadan masum bir cana mı kıydın! Sen gerçekten kötü bir şey yaptın!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra yola koyuldular. Nihayet bir oğlan çocuğuyla karşılaştılar; o hemen çocuğu öldürdü. Musa dedi ki "Sen cana karşılık olmadan suçsuz birinin canına kıydın ha? Doğrusu, anlaşılmaz bir durum meydana getirdin."

Şaban Piriş

Yine yola devam ettiler. Sonunda bir gençle karşılaştılar. O, hemen onu öldürdü: -Bir cana karşılık olmaksızın, masum bir cana mı kıydın? Gerçekten çok kötü bir iş yaptın.

Tefhim-ul Kuran

Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: «Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın.»

Ümit Şimşek

Yine yola koyuldular. Bir erkek çocuğa rast geldiklerinde, o zat onu öldürdü. Musa 'Bir cana kıymamış mâsum bir kimseyi mi öldürdün?' dedi. 'Doğrusu çok kötü bir iş yaptın.'

Yaşar Nuri Öztürk

Yine yola koyuldular. Bir süre sonra bir oğlana rastgeldiler; tuttu onu öldürdü. Musa dedi: "Tertemiz bir insanı, bir cana karşılık olmaksızın öldürdün ha!? Vallahi çok kötü bir iş yaptın!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yenə yola düzəldilər. Nəhayət, bir oğlan uşağı ilə rastlaşdıqda Xızır onu öldürdü. Musa dedi: “Heç kəsi öldürməyən günahsız bir canamı qəsd etdin? Doğrusu, çox pis bir iş tutdun”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Yenə getdilər, nəhayət, bir oğlan uşağı ilə rastlaşdıqda (Xızır) dərhal onu öldürdü. (Musa) dedi: ″(Heç bir günah iş tutmayan, buna görə də qisasa layiq olmayan) pak (məʼsum) bir canamı qıydın? Doğrudan da, çox pis bir şey etdin (çox pis bir iş gördün)″.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wieder machten sie sich auf den Weg, bis sie einen Jungen trafen, den er tötete. Moses sprach: ʺTötest du wirklich einen unschuldigen Menschen, der keinen Mord begangen hat? Du hast etwas Furchtbares getan!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

So zogen sie weiter, bis sie einen Jüngling trafen, den er erschlug. Er (Moses) sagte: ʺHast du einen unschuldigen Menschen erschlagen, ohne daß (er) einen anderen (erschlagen hätte)? Wahrlich, du hast etwas Verabscheuliches getan!ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann gingen beide weiter. Als die Beiden dann auf einen Jungen trafen, tötete er ihn sofort. Er (Musa) sagte: ʺHast du etwa einen unschuldigen Menschen getötet, (grundlos und) nicht als Vergeltung für einen (anderen) Menschen?! Gewiß, bereits hast du eine ungeheuerliche Tat begangen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Again they made their way onward until they met a youth whom he killed. There and then Mussa exclaimed: "Have you deprived an innocent soul of life when the youth committed no murder, you have indeed committed an act truly abominable".

Abdul Haleem

And so they travelled on. Then, when they met a young boy and the man killed him, Moses said, ‘How could you kill an innocent person? He has not killed anyone! What a terrible thing to do!’

Abdullah Yusuf Ali

Then they proceeded: until, when they met a young man, he slew him. Moses said: "Hast thou slain an innocent person who had slain none? Truly a foul (unheard of) thing hast thou done!"

Abul A'la Maududi

Then the two went forth until they met a lad whom he slew, whereupon Moses exclaimed: "What! Have you slain an innocent person without his having slain anyone? Surely you have done a horrible thing."

Aisha Bewley

So they went on until they met a youngster whom he killed. Musa said, ‘Have you killed a boy who has done no wrong, without it being in retaliation for someone else? This is truly an appalling thing that you have done!’

Al-Hilali & Khan

Then they both proceeded, till they met a boy, and he (Khidr) killed him. Mûsâ (Moses) said: "Have you killed an innocent person who had killed none? Verily, you have committed a thing Nukr (a great Munkar - prohibited, evil, dreadful thing)!"

Ali Quli Qarai

So they went on. When they encountered a boy, he slew him. He said, ‘Did you slay an innocent soul, without [his having slain] anyone? You have certainly done a dire thing!’

Amatul Rahman Omar

Then they both set out again till when they met a boy, he (- the great man) slew him. (At this Moses) said, `Why have you slain an innocent person without (his having slain) any one. Most certainly, it is a strangely wondrous act you have committed.'

Arthur John Arberry

So they departed; until, when they met a lad, he slew him. He said, 'What, hast thou slain a soul innocent, and that not to retaliate for a soul slain? Thou hast indeed done a horrible thing.'

Bijan Moeinian

Then they continued their journey until they met a young man. Suddenly, the wise man killed him! Moses said: "Why did you kill an innocent man who had not done no harm to anyone? What a horrible thing to do."

E. Henry Palmer

So they set out until they met a boy, and he killed him. And he (Moses) said, 'Hast thou killed a pure person without (his killing) a person? thou hast produced an unheard-of thing.'

Edip-Layth

So they ventured forth until they came upon a youth, and he killed him. He said, "Have you killed an innocent person without justice? You have truly come with something awful!"

George Sale

Wherefore they left the ship and proceeded, until they met with a youth; and he slew him. Moses said, hast thou slain an innocent person, without his having killed another? Now hast thou committed an unjust action.

Hamid S. Aziz

Moses said (pleaded), "Rebuke me not for forgetting, and be not hard on me. "

Mahmoud Ghali

So they (both) went off until, when they (both) met a youth, then he killed him. He said, "Have you killed a most cleansed self without (his having killed another) self? Indeed you have already come with a (highly) maleficent thing."

Marmaduke Pickthall

So they twain journeyed on till, when they met a lad, he slew him. (Moses) said: What! Hast thou slain an innocent soul who hath slain no man? Verily thou hast done a horrid thing.

Mohamed Ahmed - Samira

The two went on till they came to a boy, whom he killed. Moses exclaimed: "You have killed an innocent soul who had taken no life. You have done a most abominable thing!"

Muhammad Asad

And so the two went on, till, when they met a young man, [the sage] slew him -(whereupon Moses] exclaimed: "Hast thou slain an innocent human being without [his having taken] another man's life? Indeed, thou hast done a terrible thing!"

Mustafa Khattab

So they proceeded until they came across a boy, and the man killed him. Moses protested, "Have you killed an innocent soul, who killed no one? You have certainly done a horrible thing."

Progressive Muslims

So they ventured forth until they came upon a youth, and he killed him. He said: "Have you killed an innocent person without justice You have truly come with something awful!"

Sahih International

So they set out, until when they met a boy, al-Khidh r killed him. [Moses] said, "Have you killed a pure soul for other than [having killed] a soul? You have certainly done a deplorable thing."

Sam Gerrans

So they went forth. When they had met a lad, he killed him. He said: “Hast thou killed a pure soul for other than a soul? Thou hast done a terrible thing.”

Shabbir Ahmed

So they went on till, when they met a lad, he slew him. Moses said, "What! Have you slain an innocent person who had slain none? Verily, you have done a horrible thing."

Syed Vickar Ahamed

Then they proceeded further: Until, when they met a boy, he (Khidr) killed him. Musa (Moses) said: "Have you killed an innocent person who has killed no one? Truly a wicked thing have you done!"

Taqi Usmani

So, they moved ahead until when they met a boy, he killed him (the boy). He (Mūsā) said, "Did you kill an innocent soul while he did not kill anyone? You have committed a heinous act indeed."

The Monotheist Group

So they ventured forth until they came upon a youth, and he killed him. He said: "Have you killed an innocent person without justice? You have done something awful!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis ils partirent tous deux; et quand ils eurent rencontré un enfant, (lʹhomme) le tua. Alors (Moïse) lui dit: ʺAs-tu tué un être innocent, qui nʹa tué personne? Tu as commis certes, une chose affreuse!ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dîsa herdu bi rê ve çûn. Paşê, dema rastî zarokekî hatin, evdê salih di cih de ew (zarok) kuşt. Mûsa jê re got: Bêyî ku wî canek kuştibe Te çima canekî pak kuşt, birastî te tiştekî nerind kir!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zo gingen zij verder totdat zij een jonge man tegenkwamen. Die doodde hij toen. Hij zei: ʺHoe kon jij een onschuldig mens doden en niet eens uit vergelding voor het leven van iemand anders? Daar heb je echt iets verwerpelijks begaan.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij verlieten dus het schip en gingen voort, tot zij een jongeling ontmoeten; en hij doodde hem. Mozes zeide: Hebt gij een onschuldigen persoon gedood, zonder dat deze een ander heeft gedood? Gij hebt eene onrechtvaardige daad bedreven.

Hollandaca — Siregar

Zo gingen zij verder totdat zij een jongeling ontmoetten en hij hem doodde. Hij (Môesa) zei: ʺDoodde jij een onschuldige ziel zonder recht? Voorzeker, jij hebt iets vreemds gedaan!ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И отправились (Муса и Хадир) (дальше) в путь, и когда они встретили (одного) мальчика (который играл с другими мальчиками) и тот [Хадир] убил его (оторвав голову). (Муса) сказал: «Неужели ты убил чистую душу не за душу [не как возмездие за смерть]? Ведь ты сделал нечто (очень) порицаемое!»

Rusça — Osmanov

Они [опять] двинулись в путь [и шли], пока не встретили мальчика. [Наш раб] убил его, и [Муса] спросил: ʺНеужели ты убил невинного человека, а не в возмездие за [убиенную] душу? Ты поступил предосудительноʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de vandrade vidare till dess de mötte en ung man och (den vise) dödade honom, (varpå Moses) utropade: ʺHar du berövat en oskyldig människa livet, som inte gjort orätt mot någon annan? Du har sannerligen begått en oerhörd handling!ʺ