Oradan uzaklaştıklarında Musa beraberindeki gence, "Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük" dedi.

فَلَمَّا جَاوَزَا قَالَ لِفَتٰيهُ اٰتِنَا غَدَاءَنَا لَقَدْ لَقِينَا مِنْ سَفَرِنَا هٰذَا نَصَبًا

fe lemmā cāvezā ḳāle li fetāhu ātinā ğadā'enā le ḳad leḳīnā min seferinā hāƶā neSaben

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
2جَاوَزَاcāvezāج و زBir yerden geçmek veya bir yer boyunca ilerlemek, geride bırakmak (bir yeri), bir yerden geçmek, bir yeri geçmek veya çaprazlamak, bir yerin ötesine geçmek, uygun sınırı/limiti/ölçüyü aşmak, aşırı/müsrif/ölçüsüz olmak, kabul edilebilir (doğru veya sağlam veya geçerli veya yasal olarak geçmek), bir yargı veya görüş oluşturmak, vermek, temizlemek, gevşetmek veya hafifletmek, göz yummak.orayı geçip gittiklerinde
3قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(Musa) dedi
4لِفَتٰيهُli fetāhuف ت يGenç, yetişkin, cesur, cömert, erkeksi özellikler, gözüpek, cesur, iyi delikanlı, yiğit, genç yoldaş, genç köle, hizmetçi olmak.uşağına
5اٰتِنَاātināا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekbize getir
6غَدَاءَنَاğadā'enāغ د وSabahın erken vakti, yarın, sabah, sabah namazı ile güneşin doğuşu arasındaki zaman, günün ilk bölümükahvaltımızı
7لَقَدْle ḳadandolsun ki
8لَقِينَاleḳīnāل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.çektik
9مِنْmin
10سَفَرِنَاseferināس ف رSeyahat etmek, yolculuk yapmak, gitmek, ortaya çıkarmak, parlak olmak, aydınlanmak, açığa çıkarmak, süpürmek, kazımakyolculuğumuzdan
11هٰذَاhāƶāşu
12نَصَبًاneSabenن ص بSabitlemek, yükseltmek/kurmak/tesis etmek, düşmanlık/husumetle hareket etmek, bir şeyi yere koymak, yorgun/bitkin, zorluk/sıkıntı/üzüntü çekmek, nasiba - özen göstermek, çalışmak/emek vermek, ısrarlı olmak.yorgunluk

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Oradan geçtikten sonra Mûsâ, genç arkadaşına kuşluk yemeğimizi getir dedi, gerçekten de şu yolculuk, yordu bizi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Oradan geçtikten sonra Mûsâ, genç arkadaşına kuşluk yemeğimizi getir dedi, gerçekten de şu yolculuk, yordu bizi.

Adem Uğur

(Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde Musa genç adamına: Kuşluk yemeğimizi getir bize. Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi, dedi.

Ahmed Hulusi

(Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinden az sonra Musa hizmetlisine: "Öğle yemeğini çıkar bakalım; gerçekten bu yolculuk bizi yordu. . . "

Ahmet Tekin

İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman Mûsâ genç arkadaşına, öğrencisine: 'Kahvaltımızı getir. Gerçekten, biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk.' dedi.

Ahmet Varol

Orayı geçtiklerinde (Musa) genç adamına dedi ki: 'Azığımızı getir. Andolsun, bu yolculuğumuzdan dolayı yorgun düştük.'

Ali Bulaç

(Varmaları gereken yere gelip) geçtiklerinde (Musa) genç yardımcısına dedi ki: "Yemeğimizi getir bize, andolsun, bu yaptığımız yolculuktan gerçekten yorulduk."

Ali Fikri Yavuz

İki deniz kavşağını geçtikleri zaman, Mûsa, genç arkadaşına: “-Kuşluk yemeğimizi getir, gerçekten biz bu yolculuğumuzdan yorgun düştük.” dedi.

Ali Rıza Safa

Geçtikten sonra, genç yardımcısına, şöyle dedi: "Öğle yemeğimizi çıkar. Gerçek şu ki, bu yolculuktan yorulduk!"

Bayraktar Bayraklı

İkisi de orayı geçip gittiklerinde Musa, genç adamına, "Kuşluk yemeğimizi getir. Bu yolculuğumuzdan dolayı iyice yorulduk" dedi.

Bekir Sadak

Oradan uzlaklastiklarinda Musa, yanindaki gence: «Azigimizi cikar, and olsun bu yolculugumuzda yorgun dustuk» dedi.

Celal Yıldırım

Orayı geçtiklerinde Musa, genç arkadaşına, «azığımızı faize getir; and olsun ki, bu yolculuğumuzdan yorgun ve bitkin düştük, demişti.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ genç adama, “Yiyeceğimizi getir. Gerçekten şu yolculuğumuz yüzünden yorgun düştük” dedi.

Diyanet İşleri

Oradan uzaklaştıklarında Musa beraberindeki gence, "Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Oradan uzaklaştıklarında Musa, yanındaki gence: 'Azığımızı çıkar, and olsun bu yolculuğumuzda yorgun düştük' dedi.

Diyanet Vakfi

(Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde Musa genç adamına: Kuşluk yemeğimizi getir bize. Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi, dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman, Musa genç arkadaşına: «Kuşluk yemeğimizi getir. Gerçekten biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bu şekilde geçtikleri zaman genç hizmetçisine: "Getir kuşluk yemeğimizi; gerçekten biz bu yolculuğumuzda yorulduk." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu suretle vakta ki geçtiler fetasına getir, dedi: Kuşluk yemeğimizi, hakikaten biz bu seferimizden yorgunluğa giriftar olduk

Erhan Aktaş

Epey bir mesafe aldıktan sonra, genç arkadaşına, "Yolculuğumuz nedeniyle iyice yorulduk, haydi sabah yemeğimizi getir." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Epey bir mesafe aldıktan sonra, genç arkadaşına, "Yolculuğumuz nedeniyle iyice yorulduk, haydi sabah yemeğimizi getir." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Epey bir mesafe aldıktan sonra, genç arkadaşına, "Yolculuğumuz nedeniyle iyice yorulduk, haydi sabah yemeğimizi getir." dedi.

Fizilal-il Kuran

İki denizin birleştiği yeri geçtiklerinde Musa, genç arkadaşına, «Azığımızı getir bakalım, gerçekten bu yolculuğumuzda çok yorgun düştük» dedi.

Gültekin Onan

(Varmaları gereken yere gelip) Geçtiklerinde (Musa) genç yardımcısına dedi ki: "Yemeğimizi getir bize, andolsun, bu yaptığımız yolculuktan gerçekten yorulduk."

Hamdi Döndüren

(Buluşma yerini) geçtiklerinde, Musa arkadaşına, “Azığımızı getir, çünkü bu yolculuğumuz bizi gerçekten yordu!” dedi.

Hasan Basri Çantay

Vaktaki (oradan geçip gitdiler) Musa gene (adamın) a dedi ki: "Kuşluk yemeğimizi getir. Bu yolculuğumuzdan, andolsun, yorgun düşdük".

Hasib Asutay

(Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde (Musa) genç adamına, 'Kuşluk yemeğimizi bize getir, andolsun ki bu yolculuğumuzdan dolayı yorgunluğa uğradık' dedi.

Hayrat Neşriyat

Sonunda (Mûsâ oradan) uzaklaştıklarında genç (arkadaş)ına: 'Kahvaltımızı bize getir (de yiyelim), gerçekten bu yolculuğumuzda yorgun düştük' dedi.

İbni Kesir

Oradan uzaklaştıkları vakit Musa delikanlısına; azığımızı çıkar, bu yolculuğumuzdan andolsun ki yorgun düştük, dedi.

Mehmet Okuyan

(İki denizin birleştiği yeri) geçip gittiklerinde (Musa beraberindeki) gence “Azığımızı bize getir! Şüphesiz ki bu yolculuğumuz nedeniyle çok yorulduk.” demişti.

Muhammed Esed

Ve biraz uzaklaştıktan sonra (Musa) yardımcısına: "Öğlen azığımızı çıkar" dedi, "doğrusu, bu yolculuk bizi bir hayli yordu!"

Mustafa İslamoğlu

Ve bir miktar uzaklaştıklarında, (Musa) yardımcısına "Azığımızı çıkar" dedi, "doğrusu bu yolculuk bizi hayli yormuştur."

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki geçip gittiler. (Hazreti Mûsa) Genç arkadaşına dedi ki: «Bize kuşluk yemeğimizi getir, biz bu yolculuğumuzda muhakkak ki yorgunluğa uğradık.»

Ömer Öngüt

Orayı geçtiklerinde Musa genç arkadaşına: “Azığımızı getir, bu yolculuğumuzda gerçekten yorgun ve bitkin düştük. ” dedi.

Suat Yıldırım

Buluşma yerini farkına varmaksızın geçip gidince Mûsâ yardımcısına:"Getir artık kahvaltımızı!" dedi, "Gerçekten bu seyahatimizde epey yorgun düştük."

Süleyman Ateş

Orayı geçip gittiklerinde (Musa) uşağına: "Kahvaltımızı bize getir (de yiyelim), andolsun ki, bu yolculuğumuzdan (epey) yorgunluk çektik." dedi.

Süleymaniye Vakfı

Orayı / iki denizin birleştiği yeri geçip gittiklerinde Musa beraberindeki gence dedi ki: "Öğle yemeğimizi getir! Bu yolculuğumuzdan dolayı gerçekten yorgun düştük."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Oradan geçtikten sonra Musa genç arkadaşına dedi ki "Getir şu kuşluk yemeğimizi; bu yolculuk bizi iyice yordu."

Şaban Piriş

O yeri geçtikleri zaman genç arkadaşına: -Yiyeceğimizi getir, bu yolculuğumuzda bir hayli yorgun düştük, dedi.

Tefhim-ul Kuran

(Varmaları gereken yere gelip) geçtiklerinde (Musa) genç yardımcısına dedi ki: «Yemeğimizi getir bize, andolsun, bu yaptığımız yolculuktan gerçekten yorulduk.»

Ümit Şimşek

Buluşma yerini geçtiklerinde, Musa genç hizmetkârına 'Yemeğimizi getir,' dedi. 'Bu yolculuğumuz bizi gerçekten yorgun düşürdü.'

Yaşar Nuri Öztürk

Orayı geçtiklerinde Musa, genç arkadaşına dedi ki: "Hadi, getir şu sabah yemeğimizi. Vallahi bu yolculuğumuz yüzünden epey çektik."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dənizlərin qovuşduğu yerdən çıxıb getdikdə Musa öz xidmətçisinə: “Nahar yeməyimizi gətir. Biz bu səfərimizdə lap əldən düşdük”– dedi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar (iki dənizin qovuşduğu yerdən) keçib getdikləri zaman (Musa) gənc dostuna dedi: ″Nahar yeməyimizi gətir. Bu səfərimiz bizi lap əldən saldı!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als sie die Stelle überschritten, sagte Moses zu seinem Jünger: ʺBringe uns das Essen! Wir sind durch diese Reise sehr müde geworden.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Als sie vorbeigegangen waren, sagte er zu seinem Burschen: ʺBringe uns unser Mittagessen. Wir haben ja durch diese unsere Reise (viel) Mühsal erlitten.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und als sie weitergegangen waren, sagte er zu seinem jungen Diener: ʺBring uns unsere Speise. Wir haben wahrlich auf dieser unserer Reise große Anstrengungen auf uns genommen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und nachdem sie von da weiterzogen, sagte er seinem Dienstjungen: ʺBereite uns unser Mittagessen, gewiß, bereits haben wir auf dieser unserer Reise große Mühe gehabt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when they had journeyed beyond that spot, unaware of the incident, Mussa said to his attendant "It is time to eat; bring us our meal, we are exhausted; this journey has drained us of our strength".

Abdul Haleem

They journeyed on, and then Moses said to his servant, ‘Give us our lunch! This journey of ours is very tiring,’

Abdullah Yusuf Ali

When they had passed on (some distance), Moses said to his attendant: "Bring us our early meal; truly we have suffered much fatigue at this (stage of) our journey."

Abul A'la Maududi

When they had journeyed further on, Moses said to his servant: "Bring us our repast. We are surely fatigued by today's journey."

Aisha Bewley

When they had gone a distance further on, he said to his servant, ‘Bring us our morning meal. Truly this journey of ours has made us tired.’

Al-Hilali & Khan

So when they had passed further on (beyond that fixed place), Mûsâ (Moses) said to his boy-servant: "Bring us our morning meal; truly, we have suffered much fatigue in this, our journey."

Ali Quli Qarai

So when they had passed on, he said to his lad, ‘Bring us our meal. We have certainly encountered much fatigue on this journey of ours.’

Amatul Rahman Omar

And when they had gone further he said to his (sincere) young (comrade), `Bring us our breakfast; indeed the journey of today has been very tiring for us. '

Arthur John Arberry

When they had passed over, he said to his page, 'Bring us our breakfast; indeed, we have encountered weariness from this our journey. '

Bijan Moeinian

When they passed the appointed point, Moses said to his company: "Let us take a lunch break as this trip has exhausted us. "

E. Henry Palmer

And when they had passed by, he said to his servant, 'Bring us our dinners, for we have met with toil from this journey of ours. '

Edip-Layth

When they had passed further on, he said to his youth: "Bring us our lunch; we have found much fatigue in this journey of ours."

George Sale

And when they had passed beyond that place, Moses said unto his servant, bring us our dinner; for now are we fatigued with this our journey.

Hamid S. Aziz

But when they reached the confluence of the two they forgot their Fish, and it took its way in the sea with a free course.

Mahmoud Ghali

Then, as soon as they passed over, he said to his page, "Bring us our dinner; (Or: early meal, breakfast) indeed we have already encountered fatigue from this, our journey. "

Marmaduke Pickthall

And when they had gone further, he said unto his servant: Bring us our breakfast. Verily we have found fatigue in this our journey.

Mohamed Ahmed - Samira

When they had gone past (the confluence), Moses said to his servant: "Give me my breakfast. I am exhausted from this journey."

Muhammad Asad

And after the two had walked some distance, [Moses] said to his servant: "Bring us our mid-day meal; we have indeed suffered hardship on this [day of] our journey!"

Mustafa Khattab

When they had passed further, he said to his assistant, "Bring us our meal! We have certainly been exhausted by today’s journey."

Progressive Muslims

And when they had passed further on, he said to his youth: "Bring us our lunch; we have found much fatigue in this journey of ours. "

Sahih International

So when they had passed beyond it, [Moses] said to his boy, "Bring us our morning meal. We have certainly suffered in this, our journey, [much] fatigue."

Sam Gerrans

And when they had passed on, he said to his servant: “Bring thou us our meal; we have met from this our journey with fatigue.”

Shabbir Ahmed

And after the two had walked some distance, Moses said to his young friend, "Bring us our lunch, the journey has been tiring. "

Syed Vickar Ahamed

When they had traveled (some more), he (Musa, Moses) said to his attendant: "Bring us our early meal; Truly, we have suffered much fatigue at this (time in) our journey. "

Taqi Usmani

When they went further, he said to his young man, "Bring us our morning meal; we have, indeed, had much fatigue from this journey of ours."

The Monotheist Group

And when they passed further on, he said to his youth: "Bring us our lunch; we have found much fatigue in this journey of ours."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis, lorsque tous deux eurent dépassé (cet endroit,) il dit à son valet: ʺApporte-nous notre déjeuner: nous avons rencontré de la fatigue dans notre présent voyageʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Çi dema herdu (ji wî cihê hevdîtinê) derbas bûn û çûn, Mûsa ji şagirtê xwe re got: Taştiya me ji me re bîne. Bi rastî vê rêwîtiya me em gelekî westandin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen zij verder gegaan waren zei hij tot zijn knecht: ʺBreng ons ons middagmaal, want door deze reis van ons hebben wij vermoeienis te verduren gehad.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen zij die plaats waren voorbij gegaan, zeide Mozes tot zijn dienaar: Breng ons middagmaal; want wij zijn vermoeid van deze onze reis.

Hollandaca — Siregar

En toen zij voortgingen zei hij (Môesa) tot zijn gezel: ʺBreng ons ons eten (de vis). Voorzeker, wij zijn door deze reis van ons moe geworden.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Когда же они [Муса и Йуша’] прошли (некое расстояние), он [пророк Муса] сказал своему слуге: «Принеси нам наш обед, ведь мы встретили на этом нашем пути усталость».

Rusça — Osmanov

Когда они прошли [некоторое расстояние], Муса сказал слуге: ʺНеси наш обед, ведь мы устали [и проголодались] в путиʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och sedan de hade gått ännu ett stycke sade (Moses) till sin tjänare: ʺSätt nu fram vårt middagsmål; det har varit en ansträngande färd!ʺ