(15-16) Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.

وَاَلْقٰى فِي الْاَرْضِ رَوَاسِيَ اَنْ تَمِيدَ بِكُمْ وَاَنْهَارًا وَسُبُلًا لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ وَعَلَامَاتٍ وَبِالنَّجْمِ هُمْ يَهْتَدُونَ

ve elḳā fī l-erDi ravāsiye en temīde bikum ve enhāran ve subulen leǎllekum tehtedūne / ve ǎlāmātin ve bi n-necmi hum yehtedūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَلْقٰىve elḳāل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.ve attı
2فِي
3الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzüne
4رَوَاسِيَravāsiyeر س وDemir atmak, demirlemek, sabit olmak, sabitlenmek, sağlam durmak, kararlı olmak, yerleşmek, durmak, yanaşmak, limana varmakdağlar
5اَنْendiye
6تَمِيدَtemīdeم ي دSarsılmak, hareket ettirilmek, çalkalanmak, yayılmak, yemek vermek. Hareket halinde veya karışıklık içinde olmak/olmaktı. Çalkalandı/Heyecanlandı: şiddetli hareket veya karışıklık halinde; veya şiddetle çalkalandı. Dönmek/Kıvrılmak. Büküldü ve kasıldı. Titredi, sarsıldı. Karıştırmak, şaşırtmak, hayrete düşürmek. Yandan yana eğilmek. Fayda/lar veya iyilik/ler bahşetmek, vermek.sarsmasın
7بِكُمْbikumsizi
8وَاَنْهَارًاve enhāranن ه رakıtmak, akan su oluşturmak, geri püskürtmek, kınamak, bol miktarda akmak, geri sürmek, gözdağı vermek, azarlamak, gündüz vakti yapmak, gün, gündüz, gün ışığı saatleri (şafaktan alacakaranlığa kadar)ve ırmaklar
9وَسُبُلًاve subulenس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepve yollar
10لَعَلَّكُمْleǎllekumumulur ki
11تَهْتَدُونَtehtedūneه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.doğru yolu bulursunuz
1وَعَلَامَاتٍve ǎlāmātinع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameve (nice) işaretler
2وَبِالنَّجْمِve bi n-necmiن ج مGörünmek/yükselmek/başlamak, başarmak, takip etmek, devam etmekve yıldız(lar)la
3هُمْhumonlar
4يَهْتَدُونَyehtedūneه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.yol bulurlar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sizinle berâber sallanmaması, çalkalanmaması için yeryüzünde muhkem ve metin dağlar yaratmıştır, ırmaklar halketmiştir ve gideceğiniz yeri bulmanız için yollar meydana getirmiştir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sizinle berâber sallanmaması, çalkalanmaması için yeryüzünde muhkem ve metin dağlar yaratmıştır, ırmaklar halketmiştir ve gideceğiniz yeri bulmanız için yollar meydana getirmiştir.

Adem Uğur

Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmakları ve yolları yarattı.

Ahmed Hulusi

Sizi sarsmaması için arzda sabit dağlar (sabit işlevli organlar); yolunuzu bulup hakikate eresiniz diye nehirler (ilim akıtan zevat) ve (meşrebinize uygun) yollar (anlayışlar) oluşturdu.

Ahmet Tekin

Allah yeryüzüne, sizi sarsmaması için ağır baskılı, oturaklı, derin temellere dayalı dağlar, yolunuzu bulmanız için de ırmaklar ve yollar yerleştirdi.

Ahmet Varol

Sizi sarsar diye yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi; ayrıca ırmaklar ve yollar koydu. Olur ki doğru yolu bulursunuz.

Ali Bulaç

Sizi sarsıntıya uğratır diye yerde sarsılmaz dağlar bıraktı, ırmaklar ve yollar da (kıldı). Umulur ki doğru yolu bulursunuz.

Ali Fikri Yavuz

Allah, yeryüzüne sabit dağlar koydu ki, sizi çalkalamasın. Bir de nehirler ve yollar bıraktı, gerek ki doğru gidesiniz.

Ali Rıza Safa

Yeryüzünün sizi sarsmaması için, sarsılmaz dağları, ırmakları ve yolları yerleştirmiştir; belki doğru yola erişirsiniz diye.

Bayraktar Bayraklı

- Sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar, ırmaklar ve doğru yolda olasınız diye yollar ve işaretler yerleştirdi. Onlar yıldızlarla da yol bulurlar.

Bekir Sadak

(15-16) Yeryuzunde, sarsilmayasiniz diye, sabit daglar, nehirler ve belki yulonuzu bulursunuz diye yollar ve isaretler meydana getirmistir. Onlar yildizlarla da yollarini bulurlar.

Celal Yıldırım

(15-16) Yeryüzünde, sizi sarsmasın diye dağlar koyup yerleştirdi; ırmaklar meydana getirdi ve şaşırmayasınız diye yollar ve alâmetler koydu ve onlar yıldızlarla da yollarını, yönlerini bulurlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O, sizi sarsmaması için yere sağlam dağlar yerleştirdi, ırmaklar ve yollar açtı ki gideceğiniz yere ulaşabilesiniz.

Diyanet İşleri

(15-16) Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.

Diyanet İşleri (eski)

(15-16) Yeryüzünde, sarsılmayasınız diye, sabit dağlar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve işaretler meydana getirmiştir. Onlar yıldızla da yollarını bulurlar.

Diyanet Vakfi

Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmakları ve yolları yarattı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için de nehirler ve yollar yarattı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de sizi çalkalamasın diye yeryüzüne ağır baskılar bıraktı, doğru gidesiniz diye ırmaklar ve yollar yarattı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem Arzda ağır baskılar bıraktı ki sizi çalkar diye, hem de nehirler ve yollar, gerek ki doğru gidesiniz

Erhan Aktaş

O, sizi sarsar diye yeryüzüne ağır baskı koydu. Yolunuzu bulmanız için nehirler ve yollardan izler bıraktı;

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O, sizi sarsar diye yeryüzüne ağır baskı koydu. Yolunuzu bulmanız için nehirler ve yollardan izler bıraktı;

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O, yeryüzünde sarsılmamanız için dağlar, yolunuzu bulmanız için nehirler ve yollardan izler bıraktı;

Fizilal-il Kuran

Allah, yeryüzünde sarsılmayasınız diye köklü dağlar, yolunuzu şaşırmayasınız diye nehirler ve yollar meydana getirdi.

Gültekin Onan

Sizi sarsıntıya uğratır diye yerde sarsılmaz dağlar bıraktı, ırmaklar ve yollar da (kıldı). Umulur ki doğru yolu bulursunuz.

Hamdi Döndüren

O, sizi sarsmaması için yeryüzünde sabit dağlar yerleştirmiştir. Orada ırmaklar ve dilediğiniz yere şaşırmadan gidebilmeniz için yollar yarattı.

Hasan Basri Çantay

O, sizi sallayıp çalkalar diye, yer yüzüne sabit ve muhkem dağlar, (bundan başka da) ırmaklar, yollar koydu. Taki maksadlarınıza ulaşasınız.

Hasib Asutay

Sizi sarsmaması için yeryüzünde sabit dağlar ve doğru yolu bulasınız diye ırmakları ve yolları yarattı.

Hayrat Neşriyat

Sizi sarsar diye yeryüzünde de (direkler hükmünde) sâbit dağlar, hem maksadlarınıza ulaşasınız diye nehirler ve yollar koydu (yarattı).

İbni Kesir

Yeryüzünde sarsılmayasınız diye sabit dağlar, nehirler ve yollar koymuştur ki onunla, doğru yolu bulasınız.

Mehmet Okuyan

Sizi sarsması konusunda yer içinde ağır baskılar, (ayrıca gideceğiniz yerlere) ulaşmanız için ırmaklar, yollar ve işaretler yerleştirmiştir. Onlar, yıldız(lar)la da yollarını (yönlerini) bulurlar.

Muhammed Esed

Ve sizi sarsmasın diye arza yerinden oynatılmaz dağlar; ve yolunuzu bulasınız diye nehirler, yollar yerleştirdi;

Mustafa İslamoğlu

Bir yanda sizi sarsar diye yeryüzüne yerleştirdiği kalkmaz kımıldamaz dağlar, öte yanda yolunuzu bulabilmeniz için nehirler ve yollar,

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve yerde sabit dağlar vücuda getirdi, sizi sallayıp muzdarip etmesin diye ve nehirler ve yollar da, (vücuda getirdi) tâ ki, doğru yolu bulasınız.

Ömer Öngüt

Sizi sarsmaması için yeryüzünde sabit dağlar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar meydana getirdi.

Suat Yıldırım

Hem dünya hareketiyle sizi sarsmasın diye, yeryüzüne sabit dağlar koydu. Amaçlarınıza ermeniz için ırmaklar, geçitler yerleştirdi.

Süleyman Ateş

Sizi sarsar diye arza ağır baskılar attı, ırmaklar ve yollar yaptı ki doğru yolu bulasınız (amaçlarınıza eresiniz).

Süleymaniye Vakfı

(Yerkabuğu) Sizi sarsar diye yere sabit dağlar yerleştirdi. Gideceğiniz yere ulaşmanız için de ırmaklar ve yollar oluşturdu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sizi çok sarsmasın diye yerin içine sabitleyen (oturaklı) dağlar yerleştirdi. Hedeflerinize ulaşabilmeniz için de ırmaklar ve yollar koydu.

Şaban Piriş

(15-16) Yeryüzünde sabit dağlar yarattı size; sarsılırsınız diye. (Gideceğiniz yere) ulaşmanız için de nehirler ve yollar.. ve işaretler.. Yıldız ile de onlar yollarını bulurlar.

Tefhim-ul Kuran

Sizi sarsıntıya uğratır diye yerde sarsılmaz dağlar bıraktı, ırmaklar ve yollar da (kıldı). Umulur ki doğru yolu bulursunuz.

Ümit Şimşek

Allah, sizi sarsmasın diye yere sağlam dağlar dikti, yolunuzu bulun diye nehirler ve yollar yarattı.

Yaşar Nuri Öztürk

Sizi çalkayıp sarsar diye yerküreye ağır dağlar, ırmaklar, yollar koydu. İyiye ve doğruya ulaşmanız umulmaktadır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O, sizi silkələməsin deyə, yer üzündə möhkəm dağlar və düzgün səmt götürəsiniz deyə, çaylar və yollar yaratdı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Allah yer kürəsi möhkəm olsun, titrəməsin, onun hərəkəti hiss olunmasın, beləliklə də) sizi yırğalamasın deyə, yer üzündə möhkəm dayanan dağlar və (istədiyiniz yerə) gedib çata biləsiniz deyə, çaylar və yollar yaratdı;

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er hat feste Berge auf der Erde hochragen lassen, damit sie nicht ins Wanken gerät, und desgleichen Flüsse und Wege geschaffen, damit ihr zum Ziel findet,

Almanca — Der Edle Quran

Und Er hat auf der Erde festgegründete Berge gesetzt, daß sie nicht mit euch wanke, und Flüsse und Wege (geschaffen) - auf daß ihr rechtgeleitet werden möget

Almanca — M. A. Rassoul

Und Er hat feste Berge auf der Erde gegründet, damit sie nicht mit euch wanke, und Flüsse und Wege, damit ihr recht gehen möget

Almanca — Muhammad Zaidan

Und ER setzte auf Erden Felsenberge, damit sie mit euch nicht schwankt, sowie Flüsse und Wege, damit ihr Rechtleitung findet.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And the earth He furnished with firm stays (mountains) placed in a certain setting, fixed as with an anchor to stabilize* it lest it should sway you from side to side or in all directions. And He furnished it with rivers and road-ways to use as a guide in your travels from one place to another,

Abdul Haleem

He has made mountains stand firm on the earth, to prevent it shaking under you, and rivers and paths so that you may find your way,

Abdullah Yusuf Ali

And He has set up on the earth mountains standing firm, lest it should shake with you; and rivers and roads; that ye may guide yourselves;

Abul A'la Maududi

And He has placed firm mountains on the earth lest it should move away from you, and has made rivers and tracks that you may find your way,

Aisha Bewley

He cast firmly embedded mountains on the earth so it would not move under you, and rivers and pathways so that hopefully you would be guided, and landmarks.

Al-Hilali & Khan

And He has affixed into the earth mountains standing firm, lest it should shake with you; and rivers and roads, that you may guide yourselves.

Ali Quli Qarai

He cast in the earth firm mountains lest it should shake with you, and [made] streams and ways, so that you may be guided

Amatul Rahman Omar

And He has placed firm mountains in the earth lest it shall quake and that they may be a source of benefit and provision of food for you, and (has made) rivers (flow on it), and many routes that you may take the right way to reach your goal.

Arthur John Arberry

And He cast on the earth firm mountains, lest it shake with you, and rivers and ways; so haply you will be guided;

Bijan Moeinian

He has placed firm standing mountains on the earth to turn with you (everything on earth joins its turning around itself and round the sun as well as moving towards an unknown destiny. ) See also the roads and the rivers that He has created and you use them to find your destination.

E. Henry Palmer

And He has cast firm mountains on the earth lest it move with you; and rivers and roads; haply ye may be guided.

Edip-Layth

He has cast into the earth stabilizers so that it does not sway with you, and rivers, and paths, perhaps you will be guided.

George Sale

And He hath thrown upon the earth mountains firmly rooted, lest it should move with you, and also rivers, and paths, that ye might be directed:

Hamid S. Aziz

And He has cast firm mountains on the earth lest it shake with you; and rivers and roads; per chance (or possibly) you may be guided.

Mahmoud Ghali

And He has cast in the earth anchorages (i. e., mountains) so that it should not reel with you, and rivers and ways that possibly you would be guided,

Marmaduke Pickthall

And He hath cast into the earth firm hills that it quake not with you, and streams and roads that ye may find a way.

Mohamed Ahmed - Samira

He placed stablisers in the earth so that while it revolves you live undisturbed, and rivers and tracks so that you may find your way;

Muhammad Asad

And he has placed firm mountains on earth, lest it sway with you, and rivers and paths, so that you might find your way,

Mustafa Khattab

He has placed into the earth firm mountains, so it does not shake with you, as well as rivers, and pathways so you may find your way.

Progressive Muslims

And He has cast into the Earth stabilizers so that it does not sway with you, and rivers, and paths, perhaps you will be guided.

Sahih International

And He has cast into the earth firmly set mountains, lest it shift with you, and [made] rivers and roads, that you may be guided,

Sam Gerrans

And He cast into the earth firm mountains lest it sway with you; and rivers and ways, that you might be guided;

Shabbir Ahmed

And He has placed firm mountains on earth, lest it sway with you, and rivers and paths, so that you may find your way. (21:31), (31:10). (Mountains are the most vivid evidence of the geological history of the earth. With the earth's interior still being almost a molten fluid, the earth crust cooled off becoming hard and mountains came into being like pegs as the crest shrank (78:7)).

Syed Vickar Ahamed

And He has placed the mountains standing firm on the earth, in case it should roll with you; And rivers and roads; So that you may guide yourselves;

Taqi Usmani

And He placed mountains on the earth, lest it should shake with you, and rivers and tracks, so that you may find the right way,

The Monotheist Group

And He has cast onto the earth stabilizers so that it would not tumble with you, and rivers, and paths, perhaps you will be guided.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Il a implanté des montagnes immobiles dans la terre afin quʹelle ne branle pas en vous emportant avec elle de même que des rivières et des sentiers, pour que vous vous guidiez,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Xwedê di erdê de çiyayên asê û mikûm çikandine da ku we nehejîne û tê de çem û rê danîne, hêvî heye ku hûn bi ser mebestên xwe ve bibin (û hûn xwe şaş nekin).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Hij heeft op de aarde stevige bergen aangebracht dat zij jullie niet aan het wankelen zou brengen en rivieren en wegen -- opdat jullie je misschien de goede richting zullen laten wijzen --

Hollandaca — Salomo Keyzer

En hij heeft op de aarde vastgewortelde bergen geplaatst, dat die zich met u zouden bewegen, en ook rivieren en paden, opdat gij geleidt zoudt worden.

Hollandaca — Siregar

En Hij bracht op de aarde gebergten aan zodat jullie niet met haar beven, en rivieren en wegen. Hopelijk zullen jullie Leiding volgen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И бросил Он на землю устойчивые [горы], чтобы она не колебалась (вместе) с вами, и (сделал Он на ней) реки, и дороги, чтобы вы могли (этими путями) следовать верным путем (к тем местам, куда вы держите путь).

Rusça — Osmanov

Он воздвиг на земле горы [столь] прочными, чтобы они не передвигались вместе с вами, [создал] реки и [провел] дороги, дабы вы могли пойти по прямому пути,