İnkar edenler, peygamberlerine; "Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz" dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: "Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz."

وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِرُسُلِهِمْ لَنُخْرِجَنَّكُمْ مِنْ اَرْضِنَٓا اَوْ لَتَعُودُنَّ فِي مِلَّتِنَا فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ رَبُّهُمْ لَنُهْلِكَنَّ الظَّالِمِينَ

ve ḳāle (e)lleƶīne keferū li rusulihim le nuḣricennekum min erDinā ev le teǔdunne fī milletinā fe evHā ileyhim rabbuhum le nuhlikenne Z-Zālimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(ler)
4لِرُسُلِهِمْli rusulihimر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleelçilerine
5لَنُخْرِجَنَّكُمْle nuḣricennekumخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakya sizi mutlaka çıkarırız
6مِنْmin-dan
7اَرْضِنَٓاerDināا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyurdumuz-
8اَوْevya da
9لَتَعُودُنَّle teǔdunneع و دGeri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri dönmesini sağlamak veya geri getirmek ya da (geçip gitmiş olanı) geri getirmek anlamına gelir.dönersiniz
10فِي
11مِلَّتِنَاmilletināم ل لDikte etmek, bir din, inanç/inanış benimsemek.bizim dinimize
12فَاَوْحٰٓىfe evHāو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.şöyle vahyetti
13اِلَيْهِمْileyhimonlara
14رَبُّهُمْrabbuhumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRableri
15لَنُهْلِكَنَّle nuhlikenneه ل كÖlmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak.mutlaka helak edeceğiz
16الظَّالِمِينَZ-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimleri

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kâfir olanlar, peygamberlerine dediler ki: Ya sizi yurdumuzdan çıkarırız, yahut da bizim dinimize dönersiniz. Rableri, onlara vahyetti: Mutlaka zalimleri helak edeceğiz.

Adem Uğur

Kâfir olanlar peygamberlerine dediler ki: "Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız, ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!" Rableri de onlara: "Zalimleri mutlaka helâk edeceğiz!" diye vahyetti.

Ahmed Hulusi

Hakikat bilgisini inkar edenler (egosuyla yaşayanlar) Rasullerine dedi ki: "(Ya) sizi bölgemizden çıkaracağız yahut bizim inancımıza döneceksiniz". . . Rableri, onlara vahyetti ki: "Zalimleri elbette helak edeceğiz. "

Ahmet Tekin

Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, Rasullerine: 'Elbette sizi, ya yurdumuzdan çıkaracağız, ya da, mutlaka dinimize döneceksiniz, bizim hayat tarzımızı benimseyeceksin' dediler. Rableri de onlara: 'Baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimleri mutlaka helâk edeceğiz' diye vahyetti.

Ahmet Varol

İnkar edenler peygamberlerine: 'Kesinlikle ya sizi toprağımızdan çıkaracağız ya da bizim dinimize döneceksiniz' dediler. Bunun üzerine Rableri onlara şöyle vahyetti: 'Zalimleri mutlaka helak edeceğiz.

Ali Bulaç

İnkar edenler, resullerine dediler ki: "Muhakkak (ya) sizi kendi toprağımızdan süreceğiz veya dinimize geri döneceksiniz." Böylelikle Rableri kendilerine vahyetti ki: "Şüphesiz biz, zulmedenleri helak edeceğiz.

Ali Fikri Yavuz

O (Peygamberleri) inkâr edenler, Peygamberlerine şöyle dediler: “- Çaresi yok, muhakkak sizi, ya yurdumuzdan çıkaracağız, yahut dinimize dönersiniz. Bunun üzerine o Peygamberlere, Rableri şöyle vahy etti: “- O zalimleri muhakkak surette helâk edeceğiz;

Ali Rıza Safa

İnkar edenler, elçilere, şöyle dediler: "Sizi, ya kesinlikle toprağımızdan çıkarırız ya da kesinlikle bizim dinimize dönersiniz!" Bunun üzerine, Efendileri, onlara, şöyle bildirdi: "Haksızlık yapanları, kesinlikle yıkıma uğratacağız!"

Bayraktar Bayraklı

Kafir olanlar peygamberlerine dediler ki: "Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka yolumuza döneceksiniz!"Rabbleri de onlara,"Zalimleri mutlaka helak edeceğiz!" diye vahyetti.

Bekir Sadak

(13-14) Inkar edenler, peygamberlerine: «Ya bizim dinimize donersiniz ya da sizi memleketimizden cikaririz» dediler. Rableri peygamberlere: «Biz, haksizlik edenleri yok edecegiz, onlardan sonra yeryuzune sizi yerlestirecegiz. Bu, makamimdan ve tehdidimden korkanlar icindir.» diye vahyetti.

Celal Yıldırım

İnkâra sapanlar, peygamberlerine, «and olsun, ya sizi yurdumuzdan çıkarırız, ya da bizim dinimize dönersiniz !» diyerek (tehdîdde bulundular). Bu sebeple Rabları onlara ; «Şanıma and olsun ki, zâlimleri elbette yok edeceğiz» diye vahyetti.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(13-14) İnkârcılar peygamberlerine, “Andolsun ya dinimize dönersiniz ya da sizi kesinlikle yurdumuzdan çıkarırız!” dediler. Bunun üzerine rableri onlara, “O zalimleri elbette helâk edeceğiz ve onlardan sonra sizi mutlaka o yurda yerleştireceğiz! Bu lutuf, huzuruma çıkmanın kaygısını taşıyan ve tehdidimden çekinenler içindir” diye vahyetti.

Diyanet İşleri

İnkar edenler, peygamberlerine; "Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz" dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: "Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz."

Diyanet İşleri (eski)

(13-14) İnkar edenler, peygamberlerine: 'Ya bizim dinimize dönersiniz ya da sizi memleketimizden çıkarırız' dediler. Rableri peygamberlere: 'Biz, haksızlık edenleri yok edeceğiz, onlardan sonra yeryüzüne sizi yerleştireceğiz. Bu, makamımdan ve tehdidimden korkanlar içindir.' diye vahyetti.

Diyanet Vakfi

Kâfir olanlar peygamberlerine dediler ki: «Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız, ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!» Rableri de onlara: «Zalimleri mutlaka helâk edeceğiz!» diye vahyetti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İnkâr edenler peygamberlerine dediler ki: «Ya sizi mutlaka yurdumuzdan çıkaracağız, ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!» Rableri de onlara: «Zâlimleri mutlaka helak edeceğiz» diye vahyetti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İnkar edenler de peygamberlerine dediler ki: "Ya mutlaka sizi toprağımızdan çıkaracağız yahut milletimize dönersiniz!" Rableri de onlara şöyle vahyetti: "Kesinlikle zalimleri helak edeceğiz;

Elmalılı Hamdi Yazır

Küfredenler de resullerine dediler ki mutlak ve mutlak sizi toprağımızdan çıkarırız, yahud ki milletimize dönersiniz, rabları da onlara şöyle vahiy verdi ki muhakkak ve muhakkak zalimleri ihlak edeceğiz

Erhan Aktaş

Kafirler, Resullerine: "Sizi mutlaka yurdumuzdan süreceğiz veya kesinlikle bizim milletimize dönmek zorundasınız!" dediler. Bunun üzerine Rabb'leri onlara: "Zalimleri mutlaka yok edeceğiz." diye vahyetti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafirler, resullerine: "Sizi mutlaka yurdumuzdan süreceğiz veya kesinlikle bizim milletimize dönmek zorundasınız!" dediler. Bunun üzerine Rabbleri onlara: "Zalimleri mutlaka yok edeceğiz." diye vahyetti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayan nankörler, rasullerine: "Sizi mutlaka topraklarımızdan süreceğiz veya kesinlikle bizim milletimize dönmek zorundasınız!" dediler. Bunun üzerine Rabb'leri onlara: "Zalimleri mutlaka yok edeceğiz." diye vahyetti.

Fizilal-il Kuran

Kâfirler, peygamberlerine «Ya dinimize dönersiniz, ya da sizi yurdumuzdan kovarız» dediler. Fakat Rabbleri, onlara vahiy yolu ile bildirdi ki, «Biz zalimleri kesinlikle yokedeceğiz.»

Gültekin Onan

Küfredenler resullerine dediler ki: "Muhakkak (ya) sizi kendi toprağımızdan süreceğiz veya dinimize geri döneceksiniz." Böylelikle rableri kendilerine vahyetti ki: "Şüphesiz biz, zulmedenleri helak edeceğiz."

Hamdi Döndüren

İnkâr edenler elçilerine dediler ki: “Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız, ya da mutlaka bizim dinimize döneceksiniz!” Rableri elçilere şöyle vahyetti: “Andolsun ki Biz zâlimleri yok edeceğiz!”

Hasan Basri Çantay

O küfredenler, peygamberlerine (şöyle) dediler: "Elbette ve elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız, yahud mutlak ve mutlak dinimize döneceksiniz". Bunun üzerine Rableri kendilerine (o peygamberlere): "O zaalimleri muhakkak helak edeceğiz" diye vahyetdi.

Hasib Asutay

İnkâr edenler peygamberlerine, 'Andolsun ya sizi mutlaka yurdumuzdan çıkaracağız ya da bizim dinimize döneceksiniz' dediler. Rableri de onlara: 'Zalimleri mutlaka helâk edeceğiz' diye vahyetti.

Hayrat Neşriyat

Fakat inkâr edenler, peygamberlerine dedi ki: 'Ya sizi mutlaka memleketimizden çıkarırız, ya da kesinlikle dînimize dönersiniz!' Bunun üzerine Rableri onlara (o peygamberlere) şöyle vahyetti: '(Biz) o zâlimleri muhakkak helâk edeceğiz!'

İbni Kesir

Küfredenler peygamberlerine dediler ki: Ya bizim dinimize dönersiniz, ya da sizi memleketimizden çıkarırız. Rabbları da onlara vahyetti ki: Biz,

Mehmet Okuyan

Kâfir olanlar elçilerine şöyle demişlerdi: “Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!” Rableri de “Zalimleri mutlaka helak edeceğiz! Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerleştireceğiz” diye onlara vahyetmişti. İşte bu (durum) makamımdan korkan ve tehdidimden sakınanlar içindir.

Muhammed Esed

Ama hakkı inkar eden toplumlar, elçilerine şöyle dediler: "Ya bizim yolumuza dönersiniz, ya da kesinlikle sizi ülkemizden sürüp çıkarırız!" Bunun üzerine Rableri elçilerine: "Biz bu zalimleri mutlaka tepeleyeceğiz!" diye vahyetti,

Mustafa İslamoğlu

Sonunda inkarda direnenler peygamberlerine (iki seçeneğiniz var) dediler: "Ya sizi yurdumuzdan sürüp çıkarırız, veya bizim inanç sistemimize dönersiniz!" Bunun ardından Rableri kendilerine şöyle vahyetti: "Zalimleri kesinlikle helak edeceğiz;

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve kâfir olanlar, peygamberlerine dediler ki: «Elbette sizi yurdumuzdan çıkarırız, veyahut bizim milletimize dönüverirsiniz.» Artık Rableri de onlara vahyetti ki: «Elbette biz o zalimleri helâk edeceğiz.»

Ömer Öngüt

Kâfirler peygamberlerine: “Elbette ki biz sizi ya memleketimizden çıkarırız ya da mutlaka bizim dinimize dönersiniz. ” dediler. Rableri de onlara: “Biz zâlimleri mutlaka helâk edeceğiz. ” diye vahyetti.

Suat Yıldırım

(13-14) Kâfirler resullerine dediler ki: "Ya sizi yurdumuzdan kovarız, yahut bizim dinimize dönersiniz." Rab’leri de onlara vahyetti ki: "Elbette Biz o zalimleri imha edeceğiz ve onlardan sonra o ülkeye sizi yerleştireceğiz. İşte bu, huzuruma çıkmaktan ve uyardığım azaptan çekinenler içindir."

Süleyman Ateş

İnkar edenler, elçilerine dediler ki: "Ya sizi mutlaka yurdumuzdan çıkarırız, ya da bizim dinimize dönersiniz!" Rableri de onlara şöyle vahyetti, "zalimleri mutlaka helak edeceğiz!"

Süleymaniye Vakfı

Kafirlik edenler, resullerine şunu söylediler: "Ya bizim dini yaşama biçimimize dönersiniz ya da sizi kesinlikle yurdumuzdan çıkarırız!" Bunun üzerine Allah da elçilerine şöyle vahyetti: "Yanlışa dalan o kimseleri kesinlikle helak edeceğiz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O kafirler elçilerine şunu söylediler: "Ne pahasına olursa olsun ya sizi ülkemizden çıkarırız ya da dinimize dönersiniz; bunun başka yolu yok." Allah da onlara şöyle vahyetti: "Yanlış yapan o kimseleri kesinlikle etkisizleştireceğiz.

Şaban Piriş

Kafir olanlar ise, Peygamberlerine -Ya bizim yolumuza geri dönersiniz ya da sizi ülkemizden çıkarırız, dediler. Rab'leri peygamberlere şöyle vahyetti: -Zalimleri elbette helak edeceğiz,

Tefhim-ul Kuran

Küfre sapanlar, peygamberlerine dediler ki: «Hiç tartışmasız sizi kendi toprağımızdan süreceğiz ya da dinimize geri döneceksiniz.» Böylelikle Rableri kendilerine vahyetti ki: «Hiç şüphesiz biz, zulmedenleri helak edeceğiz,»

Ümit Şimşek

İnkâr edenler ise, peygamberlerine, 'Ya bizim dinimize girersiniz, ya da sizi yurdumuzdan çıkarırız' dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: Biz zalimleri helâk edeceğiz.

Yaşar Nuri Öztürk

Küfre sapanlar kendi resullerine şöyle dediler: "Ya tam bir biçimde bizim milletimize dönersiniz yahut da sizi yurdumuzdan mutlaka çıkarırız." Rableri de onlara şunu vahyetti: "Zalimleri muhakkak helak edeceğiz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kafir olanlar öz elçilərinə dedilər: “Sizi ya öz torpağımızdan qovacağıq, ya da mütləq dinimizə qayıdacaqsınız!” Rəbbi də onlara belə vəhy etdi: “Biz zalımları mütləq məhv edəcək

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Küfr edənlər peyğəmbərlərinə dedilər: ″Ya sizi yurdumuzdan çıxarıb qovacağıq, ya da mütləq dinimizə dönəcəksiniz!″ Rəbbi də onlara (peyğəmbərlərə) belə vəhy etdi: ″Biz o zalımları mütləq məhv edəcəyik!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungläubigen sagten ihren Gesandten: ʺWir verbannen euch aus unserem Land, es sei denn, ihr kehrt endgültig zu unserer Glaubensgemeinschaft zurück. ʺ Alsdann gab Gott ihnen ein: ʺWir werden die Ungerechten vernichten

Almanca — Der Edle Quran

Diejenigen, die ungläubig waren, sagten zu ihren Gesandten: ʺWir werden euch ganz gewiß aus unserem Land vertreiben, oder aber ihr kehrt zu unserem Glaubensbekenntnis zurück!ʺ Da gab ihnen ihr Herr (als Offenbarung) ein: ʺGanz gewiß werden Wir die Ungerechten vernichten.

Almanca — M. A. Rassoul

Und jene, die ungläubig waren, sagten zu ihren Gesandten: ʺWahrlich, wir werden euch sicherlich aus unserem Land vertreiben, wenn ihr nicht zu unserer Religion zurückkehrt.ʺ Da gab ihr Herr ihnen ein: ʺWir werden gewiß jene zugrunde gehen lassen, die Frevler sind

Almanca — Muhammad Zaidan

Und diejenigen, die Kufr betrieben haben, sagten zu ihren Gesandten: ʺWir werden euch unweigerlich aus unserem Land vertreiben, oder ihr kehrt doch in unsere Glaubensgemeinschaft zurück.ʺ Dann hat ihr HERR ihnen Wahy zuteil werden lassen: ʺGewiß, WIR werden die Unrecht-Begehenden zugrunde richten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And the infidels insolently and defiantly said to their Messengers: " We will most certainly oust you of your homes and drive you out of our land unless you reverse your course of action and return to our system of faith and worship". But Allah, their Creator, inspired to them confidence and assured them thus: "We will put the wrongful of actions to rout and bring unbearable and irretrievable disaster upon them".

Abdul Haleem

The disbelievers said to their messengers, ‘We shall expel you from our land unless you return to our religion.’ But their Lord inspired the messengers: ‘We shall destroy the evildoers,

Abdullah Yusuf Ali

And the Unbelievers said to their messengers: "Be sure we shall drive you out of our land, or ye shall return to our religion." But their Lord inspired (this Message) to them: "Verily We shall cause the wrong-doers to perish!

Abul A'la Maududi

Then the unbelievers told their Messengers: "You will have to return to the fold of our faith or else we shall banish you from our land." Thereupon their Lord revealed to them: "We will most certainly destroy these wrong-doers,

Aisha Bewley

Those who were kafir said to their Messengers, ‘We will drive you from our land unless you return to our religion. ’ Their Lord revealed to them, ‘We will destroy those who do wrong.

Al-Hilali & Khan

And those who disbelieved, said to their Messengers: "Surely, we shall drive you out of our land, or you shall return to our religion." So their Lord revealed to them: "Truly, We shall destroy the Zâlimûn (polytheists, disbelievers and wrong-doers).

Ali Quli Qarai

But the faithless said to their apostles, ‘Surely we will expel you from our land, or you should revert to our creed. ’ Thereat their Lord revealed to them: ‘We will surely destroy the wrongdoers,

Amatul Rahman Omar

And those who disbelieved, then said to their Messengers (of God), `We will, assuredly, turn you out of our country or you will have to return to our creed. ' Then did their Lord send (His) revelation to them (- the Messengers) saying, `We will invariably destroy these wrong doers.

Arthur John Arberry

The unbelievers said to their Messengers, 'We will assuredly expel you from our land, or you will surely return into our creed. ' Then did their Lord reveal unto them: 'We will surely destroy the evildoers,

Bijan Moeinian

The disbelievers replied: "Enough is enough; if you do not join us, we will kick you our of our state. " The Lord then revealed to them: “It is time to destroy the disbelievers.”

E. Henry Palmer

And those who misbelieved said to their apostles, 'We will drive you forth from our land; or else ye shall return to our faith! ' And their Lord inspired them, 'We will surely destroy the unjust;

Edip-Layth

Those who rejected said to their messengers: "We will drive you out of our land, or you will return to our creed." It was then that their Lord inspired to them: "We will destroy the wicked."

George Sale

And those who believed not, said unto their apostles, we will surely expel you out of our land; or ye shall return unto our religion. And their Lord spake unto them by revelation, saying, We will surely destroy the wicked doers;

Hamid S. Aziz

And those who disbelieved said to their Messengers, "We will drive you forth from our land; or else you shall return to our faith!" Then their Lord inspired them, saying "We will surely destroy the unjust;

Mahmoud Ghali

And the ones who disbelieved said to their Messengers, "Indeed we will definitely drive you out of our land or indeed you will definitely go back to our creed. " Then their Lord revealed to them, "Indeed We will definitely cause the unjust to perish.

Marmaduke Pickthall

And those who disbelieved said unto their messengers: Verily we will drive you out from our land, unless ye return to our religion. Then their Lord inspired them, (saying): Verily we shall destroy the wrong-doers,

Mohamed Ahmed - Samira

The unbelievers said to their apostles: "We shall drive you out of our land, or else you come back to our fold. " Their Lord then communicated to them: "We shall annihilate these wicked people,

Muhammad Asad

But they who denied the truth spoke [thus] unto their apostles: "We shall most certainly expel you from our land, unless you return forthwith to our ways. Whereupon their Sustainer revealed this to His apostles: "Most certainly shall We destroy these evildoers,

Mustafa Khattab

The disbelievers then threatened their messengers, "We will certainly expel you from our land, unless you return to our faith." So their Lord revealed to them, “We will surely destroy the wrongdoers,

Progressive Muslims

And those who rejected said to their messengers: "We will drive you out of our land, or you will return to our creed. " It was then that their Lord inspired to them: "We will destroy the wicked."

Sahih International

And those who disbelieved said to their messengers, "We will surely drive you out of our land, or you must return to our religion. " So their Lord inspired to them, "We will surely destroy the wrongdoers.

Sam Gerrans

And those who ignored warning said to their messengers: “We will turn you out of our land unless you return to our creed.” Then did their Lord reveal to them: “We will destroy the wrongdoers

Shabbir Ahmed

The rejecters resorted to threatening the Messengers, "We will banish you from our land unless you join our religion. " Then their Lord revealed to them, "Verily, Our Law of Requital will bring low those who try to displace truth with falsehood and insist on running oppressive systems."

Syed Vickar Ahamed

And the disbelievers said to their messengers: "Be sure that we will drive you out of our land, or you will (have to) return to our religion. " But their Lord revealed (this message to) them: "Surely, We will destroy the wrongdoers!

Taqi Usmani

The disbelievers said to their prophets, "We shall certainly expel you from our land unless you come back to our faith." So, their Lord revealed to them, “We shall destroy the transgressors,

The Monotheist Group

Andthose who rejected said to their messengers: "We will expel you from our land, or you will return to our creed." It was then that their Lord inspired to them: "We will destroy the wicked."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ceux qui ont mécru dirent à leurs messagers: ʺNous vous expulserons certainement de notre territoire, à moins que vous ne réintégriez notre religion!ʺ Alors, leur Seigneur leur révéla: ʺAssurément Nous anéantirons les injustes,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku kafir bûne ji pêxemberên xwe re gotin: Bi sond, an em ê we ji welatê xwe derînin an jî hûn ê vegerin ser ola me! Vêca Xwedayê wan ji wan re peyam hinart, (û got): Em ê teqez sitemkaran ji holê rakin!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die ongelovig waren zeiden tot hun gezanten: ʺWij zullen jullie uit ons land verdrijven of jullie zullen tot ons geloof terugkeren.ʺ Toen openbaarde hun Heer aan hen: ʺWij zullen de onrechtplegers vernietigen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij die niet geloofden, zeiden tot hunnen gezanten: wij zullen u zekerlijk uit ons land verdrijven, of gij zult tot onzen godsdienst terugkeeren. En hun Heer sprak tot hen door openbaring, zeggende: Waarlijk, wij zullen de boozen verdelgen.

Hollandaca — Siregar

En degenen die ongelovig waren, zeiden tot hun Boodschappers: ʺWij zullen jullie zeker uit ons land verdrijven, of jullie moeten zeker terugkeren tot ons geloof.ʺ Toen openbaarde hun Heer aan hen: ʺWij zullen de onrechtplegers zeker vernietigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сказали те, которые стали неверными, своим посланникам: «Мы непременно выведем [изгоним] вас из нашей земли, или же вы обратно вернетесь к нашему толку [к вере]». И внушил им [посланникам] их Господь: «Мы непременно погу­бим притеснителей [враждующих неверующих]

Rusça — Osmanov

Неверные говорили посланникам: ʺИли мы изгоним вас с нашей земли, или же вы вернетесь в лоно нашей религииʺ. И Господь внушил посланникам откровение: ʺМы непременно погубим грешников

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men de som förnekade sanningen sade till sändebuden: ʺVi kommer helt säkert att jaga bort er från vårt land, om ni inte återvänder till vår tro!ʺ Deras Herre lät då sändebuden veta genom en uppenbarelse: ʺVi skall förvisso förgöra de orättfärdiga människorna,