Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, "Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.
وَجَاءَتْ سَيَّارَةٌ فَاَرْسَلُوا وَارِدَهُمْ فَاَدْلٰى دَلْوَهُ قَالَ يَابُشْرَىٰ هٰذَا غُلَامٌ وَاَسَرُّوهُ بِضَاعَةً وَاللّٰهُ عَلِيمٌ بِمَا يَعْمَلُونَ
ve cā'et seyyāratun fe erselū veridehum fe edlā delvehu ḳāle yā buşrā hāƶā ğulāmun ve eserrūhu biDāǎten ve(a)llahu ǎlīmun bimā yeǎ'melūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (79 / 79 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken bir yolcu kafilesi geçerken kuyudan su almak için birini yollamışlardı, o da kovasını kuyuya salınca müjde diye bağırmıştı, burada bir genç var ve onu çıkarıp bir ticâret malı gibi gizlemişlerdi; Allah'sa onların yaptıklarını biliyordu.
Abdulkadir Gölpınarlı
Derken bir yolcu kafilesi geçerken kuyudan su almak için birini yollamışlardı, o da kovasını kuyuya salınca müjde diye bağırmıştı, burada bir genç var ve onu çıkarıp bir ticâret malı gibi gizlemişlerdi; Allahʼsa onların yaptıklarını biliyordu.
Adem Uğur
Bir kervan geldi ve sucularını (kuyuya) gönderdiler, o da (gidip) kovasını saldı, (Yusufu görünce) "Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını çok iyi bilir.
Ahmed Hulusi
Bir kafile geldi kuyu başına ve sucuları kovasını saldı kuyuya ve görünce seslendi: "Hey müjde! Burada bir erkek çocuk var". . . Onu satmak için çıkarıp sakladılar. Allah onların yapmakta olduklarını (onların hakikati ve fiillerinin yaratanı olarak) Aliym'dir.
Ahmet Tekin
Bir kervan gelmiş, sakalarını-sucularını, kuyuya su almaya göndermişlerdi. Su kovasını dibe saldığında, Yûsuf’u görünce: 'Hey, müjde! İşte bir erkek çocuk!' dedi. Onu ticaret malı olarak gizleyip korudular. Allah onların ne yapacaklarını biliyordu.
Ahmet Varol
Bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. O da (kuyuya) kovasını sarkıttı. 'Müjde! Bu bir oğlan' dedi. Onu bir ticaret malı gibi sakladılar. Oysa Allah onların yaptıklarını biliyordu.
Ali Bulaç
Bir yolcu kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Hey müjde... Bu bir çocuk." dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) 'ticaret konusu bir mal' olarak sakladılar. Oysa Allah, yapmakta olduklarını bilendi.
Ali Fikri Yavuz
(Mısır’a gitmekte olan) bir yolcu kafilesi gelip sucularını kuyuya gönderdiler. Sucu kovasını sarkıttı, “ay müjde! bu bir erkek çocuk” dedi. Onu satıp ticaret yapmak için gizlediler. Allah ise, ne yapacaklarını biliyordu.
Ali Rıza Safa
Bir kervan geldi; sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıttığında, "Sevinçli bir haber; bir erkek çocuk bu!" dedi. Satmak amacıyla, Onu sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.
Bayraktar Bayraklı
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler, kovasını sarkıttı: "Müjde" dedi, "İşte bir erkek çocuk!" Onu ticaret için sakladılar. Halbuki Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Bekir Sadak
Bir kervan geldi, sucularini gonderdiler; sucu kovasini kuyuya saldi, «Mujde! Iste bir oglan» dedi. Yusuf'u alip onu ticari bir mal olarak sakladilar. Oysa Allah yaptiklarini bilir.
Celal Yıldırım
Ve bir kervan geldi, sucularını gönderdiler, o da kovasını (kuyudaki) suya saldı; «Ey müjde, işte bir oğlan !» dedi. Onu ticarî bir mal olarak sakladılar. Allah, onların ne yaptıklarını bilendir.
Diyanet İşleri
Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, "Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.
Diyanet İşleri (eski)
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler; sucu kovasını kuyuya saldı, 'Müjde! İşte bir oğlan' dedi. Yusuf'u alıp onu ticari bir mal olarak sakladılar. Oysa Allah yaptıklarını bilir.
Diyanet Vakfi
Bir kervan geldi ve sucularını (kuyuya) gönderdiler, o da (gidip) kovasını saldı, (Yusuf'u görünce) «Müjde! İşte bir oğlan!» dedi. Onu bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını çok iyi bilir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Daha sonra bir kafile gelmiş, sucularını da göndermişlerdi. Vardı, kovasını kuyuya saldı, «Müjde hey, müjde! İşte bir çocuk!» dedi. Ve onu satılık bir mal olarak gizleyip korudular. Allah ise onların ne yapacaklarını biliyordu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Öteden bir kervan gelmiş, sucularını göndermişlerdi; vardı, kovasını saldı ve: "A, müjde, bu bir erkek çocuk!" dedi. Onu tutup bir ticaret malı olarak gizlediler. Allah ise, ne yapacaklarını biliyordu.
Elmalılı Hamdi Yazır
Öteden bir kafile gelmiş, sucularını göndermişlerdi, vardı koğasını saldı, a... müjde bu bir gulam dedi ve tuttular onu ticaret için gizlediler, Allah ise biliyordu ne yapacaklar
Erhan Aktaş
Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, "Müjde! Burada bir çocuk var." dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, "Müjde! Burada bir çocuk var" dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, "Müjde! Burada bir çocuk var" dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu.
Fizilal-il Kuran
Bir kervan geldi, sucularını su almaya gönderdiler. Adam kovasını kuyuya sarkıtınca «Müjde, işte size bir oğlan çocuğu» dedi. Kervandakiler onu satmak üzere sakladılar. Oysa Allah ne yaptıklarını biliyordu.
Gültekin Onan
Bir yolcu kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Hey müjde... Bu bir çocuk." dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) 'ticaret konusu bir mal' olarak sakladılar. Oysa Tanrı, yapmakta olduklarını bilendi.
Hamdi Döndüren
O sırada bir kervan geldi. Su çekmek üzere sucularını gönderdi, sucu kovasını kuyuya saldı. (Yusuf’u görünce de), “Müjde! İşte bir oğlan çocuğu!” dedi. Kervandakiler onu satmak üzere bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah ise onların ne yapacaklarını çok iyi biliyordu.
Hasan Basri Çantay
Bir yolcu kaafilesi gelib sakalarını (kuyu başına) yolladılar, o da kofasını saldı. "A, müjde, dedi, işte bir civan"! Onu bir ticaret malı gibi sakladılar. Allah ise ne yapacaklarını pek a'la bilici idi.
Hasib Asutay
Bir kervan geldi (7) ve sucularını (kuyuya) gönderdiler. O da (gidip) kovasını saldı: 'Müjde! İşte bir oğlan!' dedi. Onu bir ticaret malı (köle) olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. (7. Medyen'den Mısır'a gelen bir kervan idi. Yusuf kuyuda 4 gün kalmış idi.)
Hayrat Neşriyat
Derken (Mısır’a giden) bir kafile gelip sucularını (kuyuya) gönderdiler (o) da kovasını saldı. (Aşağıdaki Yûsuf’u gördü ve:) 'Hey, müjde! Bu bir erkek çocuk!' dedi. Onu bir ticâret malı olarak sakladılar. Hâlbuki Allah, onların ne yapacaklarını hakkıyla bilendir.
İbni Kesir
Bir kervan gelip sucularını gönderdiler. O da kovasını salıp dedi ki: Müjde; işte bir oğlan. Onu bir mal olarak sakladılar. Allah, yaptıklarını bilendir.
Mehmet Okuyan
Bir kervan gelmiş, sucularını (kuyuya) göndermişlerdi; o da kovasını (kuyuya) salmıştı. (Yusuf’u görünce) “Aa, müjde! İşte bir erkek çocuk!” demişti. Onu sermaye (bir ticaret malı) olarak saklamışlardı. Allah onların yaptıklarını bilendir.
Muhammed Esed
Ve bir kervan çıkageldi; (kervancılar) sucularını (su kuyusuna) gönderdiler; onlardan biri kovasını kuyuya salıyordu ki (orada Yusuf'u gördü) ve: "Ne kısmet!" diye bağırdı, "Bir oğlan çocuğu bu!" Ve böylece kervancılar o'nu, satmak niyetiyle yanlarına aldılar. Oysa, Allah yaptıklarını (adım adım izliyor ve) biliyordu.
Mustafa İslamoğlu
Beri yandan, bir kervan geldi ve sucularını suya gönderdi; kovasını kuyuya salmasıyla (gördüğü karşısında) bağırması bir oldu: "A, ne kısmet! Bir oğlan çocuğu bu!" Onu ticari bir mal olarak satmak üzere yanlarında gizlediler; oysa ki Allah ne yapacaklarını çok iyi biliyordu.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve bir yolcu kâfilesi geldi, sucularını gönderdiler, hemen kovasını salıverdi. «Ey, müjde! Bu genç bir köle,» dedi ve O'nu bir sermaye olarak sakladılar. Allah Teâlâ ise onların yapacaklarını tamamen bilicidir.
Ömer Öngüt
Bir kervan geldi, sucularını kuyuya gönderdiler. O da gidip kovasını kuyuya saldı. (Yusuf'u görünce) “Müjde! İşte bir oğlan!” dedi. Onu alıp (ticari) bir mal olarak sakladılar. Halbuki Allah onların ne yaptıklarını çok iyi biliyordu.
Suat Yıldırım
(Gelelim Yusuf’a) Öteden bir kafile gelmiş, sucularını kuyuya göndermişlerdi. Saka vardı, kovasını sarkıttı. "A müjde! müjde! işte bir civan!" dedi. Sucu ile yanındakiler, onu ticaret malı olarak satmak niyetiyle, kafilede olanlara onu bildirmeyip gizlediler. Ama Allah Teâlâ, onların ne yapacaklarını pek iyi biliyordu!
Süleyman Ateş
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler,(o da gidip kuyuya) kovasını sarkıttı: "Müjde, dedi, işte bir oğlan!" Onu ticaret için sakladılar, halbuki Allah, onların ne yaptıklarını biliyordu.
Süleymaniye Vakfı
Bir kafile geldi, sucularını (kuyuya) gönderdiler. O da kovasını kuyuya sarkıttı. "Müjde müjde! Bu bir erkek çocuk!" dedi. Ticari mal olsun diye onu (insanlardan) sakladılar; ama Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler. Kovasını suya sarkıttı. "Ne mutlu bana! İşte bir oğlan çocuğu!" diye haykırdı. Yusuf'un kardeşleri satılık köle olsun diye gerçeği gizlediler. Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Şaban Piriş
Bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kuyuya kovayı saldı. "Müjde, bir çocuk!" dedi. Onu satmak için gizlediler. Allah ise ne yapacaklarını çok iyi biliyordu.
Tefhim-ul Kuran
Bir yolcu kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. «Hey, müjde.. Bu bir çocuk.» dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) «ticaret konusu bir mal» olarak sakladılar. Oysa Allah, yapmakta olduklarını bilendi.
Ümit Şimşek
Derken bir kafile geldi. Sucularını gönderdiler; kovasını daldırdı. 'Müjde, bir erkek çocuk!' dedi. Ve onu satmak üzere sakladılar. Allah ise onların ne yaptığını biliyordu.
Yaşar Nuri Öztürk
Bir yolcu kafilesi gelmişti. Sucularını gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Müjde! Bu bir oğlan!" diye haykırdı. Ticaret maksadıyla onu sakladılar. Allah ne yaptıklarını çok iyi biliyordu.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Quyunun yaxınlığına bir karvan gəldi və suçularını su dalınca göndərdilər. O, su qabını quyuya saldı və: “Şad xəbər! Burada bir oğlan uşağı vardır!”– dedi. Karvan əhli onu satılacaq bir əşya kimi özləri ilə apardılar. Allah isə onların nə etdiklərini bilirdi.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Nəhayət, (Mədyəndən Misirə gedən) bir dəstə müsafir (karvan əhli bu yerə) gəlib suçularını (su dalınca) göndərdilər. (Suçu) qabını suya salan kimi: ″Müjdə! Bu bir oğlandır! – dedi. Onlar (müsafirlər və ya qardaşları Yusifi) satdıq bir şey (ticarət malı) kimi gizlədib saxladılar. Allah onların nələr etdiyini (Yusifin başına nə oyunlar açdığını) biləndir!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Es kamen Reisende daher, die ihren Wasserträger zum Brunnen schickten. Als er seinen Eimer hinunterlielß, rief er: ʺWelch ein Glück! Da ist ein Junge!ʺ Sie versteckten ihn, um ihn als Ware zu verkaufen. Gott wußte genau, was sie taten.
Almanca — Der Edle Quran
Reisende kamen vorbei. Sie sandten ihren Wasserschöpfer, und er ließ seinen Eimer hinunter. Er sagte: ʺO frohe Botschaft! Da ist ein Junge.ʺ Sie verbargen ihn als Ware. Und Allah wußte wohl, was sie taten.
Almanca — M. A. Rassoul
Und dann kam eine Karawane, und sie schickte ihren Wasserschöpfer voraus. Er ließ seinen Eimer herab; und er sagte: ʺO Glücksbotschaft! Hier ist ein Jüngling!ʺ Und sie verbargen ihn wie eine Ware, und Allah wußte wohl, was sie taten.
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann kamen Reisende vorbei, sie schickten ihren Mann zum Wasserholen, dann ließ er seinen Wassereimer herunter, er sagte: ʺWas für ein Glück! Dies ist ein Junge.ʺ Dann versteckten sie ihn als Handelsware. Und ALLAH ist allwissend über das, was sie tun.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
There came a caravan of merchants traveling to Egypt with merchandise. They sent on their water purveyor, the harbinger, who found a well; he let his bucket to draw water. But as he hauled up the bucket, he did not find water but a youth clinging to the rope and the bucket instead. There he announced with joy the good news of hauling up a youth, and they hid him in their merchandise, and Allah was fully aware of what they were doing.
Abdul Haleem
Some travellers came by. They sent someone to draw water and he let down his bucket. ‘Good news!’ he exclaimed. ‘Here is a boy!’ They hid him like a piece of merchandise- God was well aware of what they did-
Abdullah Yusuf Ali
Then there came a caravan of travellers: they sent their water-carrier (for water), and he let down his bucket (into the well)... He said: "Ah there! Good news! Here is a (fine) young man!" So they concealed him as a treasure! But Allah knoweth well all that they do!
Abul A'la Maududi
And a caravan came, and they sent their water drawer to draw water. As he let down his bucket in the well he (observed Joseph) and cried out: "This is good news. There is a boy." They concealed him, considering him as part of their merchandise, while Allah was well aware of what they did.
Aisha Bewley
Some travellers came that way and then dispatched their water-drawer who let his bucket down. He said, ‘Good news for me, I’ve found a boy!’ They then hid him away among their goods. Allah knew very well what they were doing.
Al-Hilali & Khan
And there came a caravan of travellers and they sent their water-drawer, and he let down his bucket (into the well). He said: "What good news! Here is a boy." So they hid him as merchandise (a slave). And Allâh was the All-Knower of what they did.
Ali Quli Qarai
And there came a caravan, and they sent their water-drawer, who let down his bucket. ‘Good news!’ he said. ‘This is a young boy!’ So they hid him as [a piece of] merchandise, and Allah knew best what they were doing.
Amatul Rahman Omar
(Now) there came a caravan of travellers and they sent their water-drawer (to fetch water) and he let down his bucket (into the well). And behold! he cried, `Oh, glad tidings, here is a young boy.' So they (- Joseph's brothers) presented him (in this way) as (if) a piece of merchandise, and Allâh was Well-Aware of their doings.
Arthur John Arberry
Then came travellers, and they sent one of them, a water-drawer, who let down his bucket. 'Good news!' he said. 'Here is a young man.' So they hid him as merchandise; but God knew what they were doing.
Bijan Moeinian
Then a caravan passed by the well. When the person in charge of water supply threw his bucket in the well, he screamed joyfully and said: "How lucky! There is a boy here!" Then they took him along as a slave according to the pre-destined will of God.
E. Henry Palmer
And travellers came and sent their water-drawer; and he let down his bucket. Said he, 'O glad tidings! this is a youth.' And they kept him secret, as a chattel; but God knew what they were doing.
Edip-Layth
A traveling caravan came and they sent their water-drawer. When he let down his bucket he said, "Good news, there is a boy!" So they hid him as merchandise. God knows what they do.
George Sale
And certain travellers came, and sent one to draw water for them: And he let down his bucket, and said, good news! This is a youth. And they concealed him, that they might sell him as a piece of merchandize: but God knew that which they did.
Hamid S. Aziz
And they brought his shirt with false blood upon it. Said he, "Nay, but your souls have beguiled you into some deed; but patience is more fitting for me. And Allah alone is He whose aid is to be sought against that which you describe."
Mahmoud Ghali
And (there) came travelers; so they sent their water-drawer; then he let down his bucket. He said, "What good tidings! Here is this youth." And they secretly kept him (i.e., the travelers hid him) as merchandise; and Allah is Ever-Knowing of whatever they do.
Marmaduke Pickthall
And there came a caravan, and they sent their waterdrawer. He let down his pail (into the pit). He said: Good luck! Here is a youth. And they hid him as a treasure, and Allah was Aware of what they did.
Mohamed Ahmed - Samira
A caravan happened to pass, and sent the water-carrier to bring water from the well. He let down his bucket (and pulled Joseph up with it). "What luck," said the man; "here is a boy;" and they hid him as an item of merchandise; but what they did was known to God.
Muhammad Asad
AND THERE CAME a caravan; and they sent forth their drawer of water, and he let down his bucket into the well - [and when he saw Joseph] he exclaimed: "Oh, what a lucky find, this boy!" And they hid him with a view to selling him: but God had full knowledge of all that they were doing.
Mustafa Khattab
And there came some travellers, and they sent their water-boy who let down his bucket into the well. He cried out, "Oh, what a great find! Here is a boy!" And they took him secretly ˹to be sold˺ as merchandise, but Allah is All-Knowing of what they did.
Progressive Muslims
And a traveling caravan came and they sent their man to draw water, but when he drew he said: "Good news, there is a boy!" So they hid him as merchandise. And God is aware of what they do.
Sahih International
And there came a company of travelers; then they sent their water drawer, and he let down his bucket. He said, "Good news! Here is a boy." And they concealed him, [taking him] as merchandise; and Allah was knowing of what they did.
Sam Gerrans
And there came a caravan; and they sent their water-drawer, and he let down his pail. He said: “O glad tidings: here is a lad!” And they hid him as merchandise; and God knows what they did.
Shabbir Ahmed
And, there came a caravan, and they sent their water drawer. He let down his rope and pail into the well. He called in excitement, "Oh, what a lucky find! It is a teenage boy!" People of the caravan took him along as treasure. And Allah was Aware of what they did.
Syed Vickar Ahamed
And there came a group of travelers: They sent their water-bearer (for water), and he let down his bucket (in the well). .. He (the bearer) said: "Oh there! Good news! Here is a (handsome) boy!" So they kept him hidden like a treasure! But Allah knew well all that they did!
Taqi Usmani
And some wayfarers came (near the pit in which Yūsuf was thrown), and sent their water-drawer (to bring water for them). So, he let down his bucket. He said, "What a good news! Here is a boy." And they kept him hidden as merchandise, while Allah was aware of what they were doing.
The Monotheist Group
Anda traveling caravan came and they sent their man to draw water, but when he drew he said: "Good news, there is a boy!" So they hid him as merchandise. And God is aware of what they did.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Karwanek hat, vêca wan avkêşê xwe şand ser bîrê, wî jî dewla xwe berda bîrê (gava dewla xwe kişand û Yûsuf di dewlê de dît) Got: Wey li vê mizgîniyê, va ye lawikek! Wan Yûsuf wek pertalekî bazirganiyê veşart (da ku bi koletî bifiroşin). Hal ev e ku Xwedê bi ya ku wan dikir baş dizane.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En er kwam een reisgezelschap, en zij stuurden hun waterhaler, en hij liet zijn emmer neer. Hij zei: ʺGoed nieuws! Hier is een jongen.ʺ En zij verborgen hem als koopwaar. Maar God wist wat zij deden.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En zekere reizigers kwamen en zonden een man om water voor hen te halen; en hij liet zijnʹ emmer neder en zeide: goed nieuws! dat is een jongeling. En zij verborgen hem, omdat zij hem als een stuk koopwaar willen verkoopen; maar God wist wat zij deden.
Hollandaca — Siregar
En er kwam een groep reizigers, en zijstuurden hun waterdrager, en hij liet zijn waterzak neer. Hij zei: ʺO goed nieuws! Dit is een jongen.ʺ En Zij verborgen hem als koopwaar. En Allah is Alwetend over wat zij doen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И пришли (к колодцу) путники [караван, который шел в Египет] и послали они своего водоноса (за водой); тот опустил ведро свое (в колодец, а, вытащив его, обнаружил Йусуфа). (Он обрадовался) и сказал: «О (какая) радость, это – мальчик». И спрятали они его (среди своих вещей) как товар, а Аллах знал, что они делают.
Rusça — Osmanov
Меж тем [к колодцу] прибыл караван, и [караванщики] послали водоноса [по воду]. Он опустил свое ведро и [, увидев Йусуфа,] воскликнул: ʺРадостная весть! Это же мальчик!ʺ [Караванщики] спрятали Йусуфа, чтобы продать. Но ведь Аллах ведал о том, что они делают.